2000
İn arabadan(!) [01 Aralık 2000 Cuma]
İn arabadan(!) (Size bugün, belki daha önce duymuş olduğunuz, çok anlatılan, ama pek çok kişiye de her zaman örnek olabilecek bir hikaye anlatmak istiyorum.) {*} {*} {*} İşsiz bir genç, iyi bir fırsat ele geçirebilmek için Amerika’nın ünlü işadamı Ford’un bürosuna gidiyor… Kavga dövüş, sekreterinden ancak 8 ay sonrasına randevu alabilip, belirlenen saatte de aynı […]
“Yemin kavanozu” [30 Kasım 2000 Perşembe]
“Yemin kavanozu” Bir süredir görüşmüyorduk, aradım… Ne güzel, insanın; “Bir süredir görüşmediğinin farkına varabildiği” dostlarının olması… Değil mi?.. (“Değil” deseniz bile sizi duyamam zaten!..) {*} {*} {*} Bazen ordan burdan konuşmak, gülüşmek hoş olur ya hani; ilginç duyguları, enteresan olayları filan aktarmak biribirine… Hah, anladınız işte; kaynatıyoruz yani!.. O heyecanla konuşuyor, ben de “hıı, mıı” […]
Yetim çocuklar [29 Kasım 2000 Çarşamba]
Yetim çocuklar Okuduğum herhangi bir hâdise, hikâye veya kıssada geçen isimler hakkında daha geniş bilgi verebilecek bir kaynak varsa eğer yakınımda, oradan da bakmaya çalışıyorum. İyi de oluyor… Kitaplar olmazsa bilmediklerimizi nasıl öğreneceğiz ki?.. {*} {*} {*} Ortaokullarda okunmakta olan bir ders kitabında; Hazret-i Ömer radıyallahü anh ile ilgili çok hoş bir okuma parçasına rastladım. […]
Yanlış zarf (!) [28 Kasım 2000 Salı]
Yanlış zarf (!) İsmini hatırlamıyorum. Zaten bilsem de yayınlamazdım… Ama çok ilginç bir örnek olduğundan… Ayrıca en azından beş senedir benimle irtibatını kesmiş; belki artık köşemizi bile okumuyor olduğundan bu kısacık hatırayı (sadece örnek vermek maksadıyla) yayınlamakta mahzur görmüyorum… {*} {*} {*} Nasıl hassastı mektuplarında, nasıl; Sanırsınız ki bir kelebek yürüyordu kâğıdın üzerinde!.. Yazısı muntazamdı; […]
Hazine odaları… [27 Kasım 2000 Pazartesi]
(…Sanki rüyadaymışım…) ….. Büyük bir saraydaymışız. Ama hakikaten büyük bir sarayda… Ve uzun zamandır beklemişiz bu günün gelmesini. ….. Bir kısmımızın ömrü yetmemiş bu günü görmeye; bir kısmımız ise maalesef beklemekten vazgeçmiş!.. Biz kalanlar olarak, bekleyenler olarak, özleyenler olarak girmişiz bu muhteşem sarayın kapısından kol kola… Henüz daha girişte saygıyla ve sevgiyle karşılanmışız, yol göstericiler […]
Öğretenlerin günü [24 Kasım 2000 Cuma]
Öğretenlerin günü Bir kısmı Hakka yürümüşler… Bir kısmını toprağa saklamışlar… Bir kısmı da yitmiiiş gitmiş zaten herbirimizin zihninden!.. {*} {*} {*} Ama bir zamanlar akmış olan nehirlerin getirmiş olduğu alüvyon gibi bir tabaka bırakmışlar toprağın üstünde!.. Nehirler kurumuş belki… Belki toprağın altına gizlenmiş bazı bedenler; Ama bu nasıl kurumak ve nasıl gizlenmek ki; arkalarında “bizler” […]
Gül gibi tebessüm [23 Kasım 2000 Perşembe]
Gül gibi tebessüm Bilgisayarımda bir problem olduğu için bazı programları değiştirip daha gelişmiş olanlarını koyduk… Koyduk ama, malum; her değişiklik, insanın alışkanlıklarının beline bir kazma indiriyor!.. Kolay mı öyle her yeniliğe saniyesinde adapte olabilmek?.. “Kolay molay” deyip de ordan “cak cuk” etmeyin şimdi, çünkü ben tanımadığın bir programa birkaç saatte adapte olmaktan bahsediyorum!.. Midemde kramplarla […]
Küçücük şeyler [22 Kasım 2000 Çarşamba]
Küçücük şeyler GÜLÜŞ VE GÖZYAŞI Bugünün insanları ne kadar zavallı, ne kadar yalnız, ne kadar değerlerinden kopartılmış ve ne kadar zayıflatılmış… Bir tatlı söze muhtaç hepsi ve bir tebessümle peşine ordular takabilirsin!.. ….. Ya Rabbi; sırtlanların dudağına gülüş ve timsahların gözlerine yaş koyma!.. {*} {*} {*} ŞÜPHE Biri, eğer seni aramaktan korkuyorsa, (kendinle ilgili) birşeylerden […]
Yavuz olmayı seçmek [21 Kasım 2000 Salı]
Yavuz olmayı seçmek (Burada geçen “Yavuz”, Selim han olduğu halde, ayrıca bu yazımızda da bir “simge”dir…) Unutulmaması gereken bir husus var ki, Yavuz “Yavuz” olmaya KENDİSİNİ seçmiş… Kendini “Yavuz” olmaya adamış… Ve Yavuz olmak için bir ömür harcamıştır… ….. Anlatabiliyorum değil mi?.. {*} {*} {*} Zannetmesin ki kimse; o devirde sadece bir tek kişi yaşıyordu […]
En kolay pişen yemek(!) [20 Kasım 2000 Pazartesi]
En kolay pişen yemek(!) İnşaallah hepinizin bir Dilaver’i… Yani onun kadar sıcak, sevmeyi ve atacağı adımın nereye gideceğini bilen, üstelik neşe dolu, hoşsohbet bir dostu olur… … Aslında Dilaver ile toplam kaç kere görüştüğümüzü itiraf etsem, gülersiniz bana ki; bu nasıl dostluk diye… Bir de; misafiri olduğumuz bir radyo programının ortasında stüdyoya dalıp fıkra anlatmasıyla […]
Zarurî dedemiz(!) [17 Kasım 2000 Cuma]
Zarurî dedemiz(!) Zarurî’yi bize, (dolayısıyla sizlere) Şanlıurfalı okuyucumuz Aynur Alptekin tanıtmıştı. Aynur hanım zaten, pek çok şiirini bu köşede okuduğunuz bir kalem ehli olduğundan, Mehmed Emin Eğilmez gibi gizli kalmış bir cevheri bulduğu an üzerindeki tozu alelacele silmeye ve onu gün ışığına çıkarmaya gayret etmesi kendisinden beklenmeyecek bir davranış olmazdı… Öyle değil mi?.. ….. […]
Nostalji… [16 Kasım 2000 Perşembe]
Nostalji… Herkesin, en az benim kadar hoşlandığından eminim… Ama “benim” ne anladığımı sorarsanız nostaljiden; ….. Henüz birkaç bardak daha içesim var iken, çayın aniden bitivermesi… Ve ardından, içime heyecan üfleyen o muhteşem kokusunu… Parmaklarımın arasında sıcacık kıpırdamasını… Dumanının, bir sarmaşık gibi büküle dolana nefes alacağım havaya dahil olmasını… Sonra, mahcup bir susuş ve susayışla sanki […]
Kasım kasım kasılmalar [15 Kasım 2000 Çarşamba]
Kasım kasım kasılmalar Son günlerde nasıl da kasım kasım kasılmadaydım, kendi içimdeki er meydanlarında… Hiç de aklıma gelmiyordu, kasım kasım kasılanların hâli… …… Halbuki, nerede olursan ol, kim olursan ol; bir hata, bir inat, bir yanlış karar, sahibini düşürüveriyordu boyluboyunca toprağa!.. {*} {*} {*} Son günlerde nasıl da kasım kasım kasılmadaydım kendi içimdeki er meydanlarında; […]
Örnek hangisi olsun?.. [14 Kasım 2000 Salı]
Örnek hangisi olsun?.. Niye (sadece-daha ziyade) başarı hikâyeleri anlatmaya, pozitif örnekler vermeye çalışıyoruz ki burda; bu hayatın içinde acı çekmişlerin, ezilmişlerin, sayısız olumsuzlukla karşılaşıp bir türlü başarıyı yakalayamamış olanların sayısı çook daha fazla olduğu halde… Ne dersiniz?.. {*} {*} {*} On kişinin dokuzu henüz çabalıyor; Kendilerini doğru sonuca ulaştırma yolundaki “doğru olmayan denemelerini” henüz tüketememişler… […]
Bebiş molası!.. [13 Kasım 2000 Pazartesi]
(Enteresan bir yazışma…) M.den F.ye: Annenin nesi var ki?.. Geçmiş olsun, kendini korusun… Ve bize dua etsin; hem “anne”mizken, hem de hastayken… Malum ki her iki türlü de DUASI KABUL OLANLAR SINIFINDA bulunuyor, inşaallah… ………. Bundan sonraki kısım SANA: Bak, bu sabah 09.00 yeni bir program daha izledim. Prof. Dr. C. Babuna diyor ki; “Eğer […]
İki parça yazı [10 Kasım 2000 Cuma]
İki parça yazı Sen, bir yandasındır da; Diğer yanda hep diğer insanlar vardır… ….. Sen, kim olduğunu… Nerede olduğunu düşünürsün elbette, ama ilginç olan şudur ki; diğer insanlar da “senin” kim olduğunu ve nerede olduğunu düşünür… Hah işte!.. Sen, işte aslında “bu”sundur!.. ….. Busundur; çünkü birileri hiçbir zaman seni sana sormazlar. Sen, her zaman seni […]
Yüzyılın adamı… Veya, beynimize cerrah mı gerek? [09 Kasım 2000 Perşembe]
Her işi “beceririm” bilirsiniz ya; şimdi de mutfağı becermekle yani karıştırmakla meşgulüm… Yemek yapıyorum da, ne yemeği ve nasıl yaptığımı söylemeyeyim; niyetli miyetli olan… Ya da “o yemeği bir daha HİÇ YEMEMEK İÇİN adını benden duymayı bekleyen” falan vardır aranızda!.. ….. Kaloriferler yandığı, ben de üç ocağı birden yakmış olduğum için mutfak biraz sıcak… Dolayısıyla […]
Çocuklaar! Misket oynayın… [08 Kasım 2000 Çarşamba]
Çocuklaar! Misket oynayın… Yeşil alandaki yol lambalarından birinin altında toplanmış hepsi… Üçü kız, altısı oğlan çocuğu. Zaten seslerini duyup çıkıyorum cama ve dirseklerimi koyup pencereye, tepelerinden onları seyretmeye başlıyorum… Kızlardan biri arkasındaki diğer gruba doğru dönüp; “Saatiniz var mıı?..” Diye soruyor, henüz vaktin erken olduğunun söylendiğini duymak isteyen “acıklı” bir sesle… {*} {*} {*} Erkekler, […]
Boş olmayan kutu [07 Kasım 2000 Salı]
Boş olmayan kutu (Bu hikâyeciği daha önce de yayınlamış olabilirim… Ama hem aradan uzun zaman geçtiği, hem de sabah sabah HEPİMİZE İYİ GELECEĞİNİ düşündüğüm için sizlere yeniden aktarıyorum…) Babası, pahalı bir hediyelik kaplama kâğıdını ziyan ettiği için kızını azarlamıştı. Çünkü minik kız, altın yaldızlı koskocaman tabakayı; ufak bir kutuyu eğri büğrü sarmak için kullanmıştı… Ama […]
Sisin arkasındaki sesler (…yahut, “esmergüzeli” ahşap iskele!) [06 Kasım 2000 Pazartesi]
Sisin arkasındaki sesler (…yahut, “essmergüzeli” ahşap iskele!) Biliyorum ki, işte bu sisin arkasında uzaklar… Bu sisin ardında özlediğim herşey… Ve sen; Sen bu sisin arkasındasın… {*} {*} {*} Sis basardı bir zamanlar uzakları… ….. Sesler kesilirdi; Yüklükten çekilmiş bir serin çarşaf gibi serilen sisin, renk ve şekil namına ne varsa üstünü kapatmasının ardından… Duyulanlar da […]
