2011
2011 Yılı Yazıları
Verebilmek kolay mı? [12 Ağustos 2011 Cuma]
Çok sarsıldığım hikâyelerden biridir: Ağır hasta bir çocuğun tek şansı; aynı hastalığı atlatmış olan kardeşinden kan almasıdır. Çünkü onun vücudu bu mikropları yenen bir bağışıklık kazanmıştır… Tedaviyi üstlenen doktor küçük kardeşle konuşuyor. -Ablan çok hasta, diyor. Çünkü vücuduna tehlikeli mikroplar girmiş. Fakat bir şansı var, o da sensin! Senin kanın, onu iyileştirebilir. Tabii ki buna, […]
Bir tabak koy sofrana… [07 Ağustos 2011 Pazar]
İftara geleceğim. Yetişemezsem; ilk gelene yedir benim yemeğimi, benim yerime. Sevabını paylaşalım… Bir tabak koy sofrana; İftara geleceğim… {*}{*}{*} Tabağıma bakışlarını koy ve bir çift zeytin. Yeter bana… Tebessümlerini ser önce, üstüne bir tabak koy benim için. Bardağıma sesini doldur… Sesini içip nefesimi bırakayım yerine… İftar sofralarında duygu olmalı. Ve sevgi… Üstüne bir damla su, […]
Çok şükür… [05 Ağustos 2011 Cuma]
Pencerem açık. Sokağı dinliyorum. Sevinçli sesler geliyor kulağıma. Yoldan geçen herkes “HAYIRLI RAMAZANLAR” diyor biri birine. Çok şükür… Daha ilk gecesinden bir başka mânâ âlemine bürünüyor her nasılsa kâinat. Bir şeyler bir şeylerin üzerine kol kanat geriyor sanki. Ve sanki rikkat yüklü bir kalbe dönüşüp, usuul usul atmaya başlıyor dünya; Çok şükür… {*}{*}{*} Karnımı nasıl […]
İn’ikas [31 Temmuz 2011 Pazar]
Aşkı anlatan kitapların en başında gelenlerden biri Müjdeci Mektuplar’dır. İmam-ı Rabbanî hazretleri var, ki onun ismi yanında çok büyük sözü çok küçük kalır. Silsile-i Âliyye denilen ve Hazret-i Ebû Bekir efendimizden başlayan büyük âlimler sırasının en büyüklerinden biridir. Her bin yılda büyük bir Peygamber gelirdi. Son peygamber olan âlemlerin Efendisi Muhammed aleyhisselamdan sonraki bininci yılda […]
Derde sahip aramak! [29 Temmuz 2011 Cuma]
Masada renk renk şekerlemeler, her boyda bisküvi, gofret çeşitleri. Antep fıstığı, kavrulmuş fındık, leblebi kâseleriyle patates ve mısır cipsleri, kola, gazoz şişeleri… Yine aynı masanın üzerinde çorba, pilav, sebzeli ve etli yemek, mevsim salata, ayran ve komposto… Kendi haline bıraktığınızda, kaç çocuk önce çorba kâsesine tarhana doldurur; sonra tabağına sebze yemeği ile salata alır; ardından […]
Vahşî feryat! [24 Temmuz 2011 Pazar]
"Çağrı” çekilirken filmin yönetmeni, kaldığı otelin elektrik teknisyenine “Hazret-i Hamza’yı şehit eden Vahşi rolünü” oynamasını teklif ediyor. -Fakat iyice öğrettiğimiz halde rolü yapamıyordu, diye anlatıyor Mustafa Akkad… Çünkü savaşan askerleri oynayanlar hadiseye kendilerini öyle kaptırmışlar ki; “Hamza’yı öldürecek” diye, bu adamın aralarından geçmesine izin vermiyorlardı! Sonunda onları ikna ettim ama bu sahneyi tam 5 kere […]
Alperenlik mesleği [22 Temmuz 2011 Cuma]
Oto kuaföründen internet cafeye kadar, günümüz mesleklerinin sahibi olan arkadaşlar! Biliyor musunuz Hoca Ahmet Yesevi hazretlerini? Yani Hazret-i Pir-i Türkistan’ı, yani Hazret-i Sultan’ı, yani Kul Hâce Ahmed’i… Ahmed bin Muhammed Yesevî rahmetullahi teala aleyh; Batı Türkistan’da, şimdiki Kazakistan’da bulunan Yesi’lidir. Yüsuf-i Hemedânî’nin üçüncü halifesi olan Hâce Atâ-i Yesevî, vefatından (1194) önce talebelerine; “Abdülhâlık-ı Goncdüvani’ye tabi […]
Borcunuzu ödeyin! [17 Temmuz 2011 Pazar]
Bu memlekette para kazanan her zenginin şu vatana borcu var. Hele “milletimi, dinimi seviyorum” diyorsa… Bunu her yerde anlatmaya çalışıyorum, sizler de dile getirin. Borçlu olanlardan hakkınızı talep edin, alacağınızı hatırlatın. Bu “borç” tercihindir. Geçmişe ve geleceğe bakış açındır… Keşke milletimiz “zengin edeceği kimseleri seçebilme” kabiliyetine sahip olsaydı! Keşke şu çiğnenen topraklar; “borcunu ödemeyi akıl […]
Piyanisti vurmayın! [15 Temmuz 2011 Cuma]
Bugün bir cehalet hikâyesi anlatmamı ister misiniz? İster gülün, ister üzülün. İsteyen de kendine pay çıkarsın. 19. yüzyıl. Amerika’nın Colorado eyaleti… Madencilerin gittiği bir dans salonundaki tabelada aynen şunlar yazıyor: “Piyanisti vurmayın lütfen. O elinden geleni yapıyor.” {*}{*}{*} Akşamları aynı salonda toplanmış bir cahil sürüsü… Çoğu çakırkeyif, bir kısmı iyice kafayı bulmuş… Bazısı, eteklerini savurarak […]
Zayıflamanın tek yolu [10 Temmuz 2011 Pazar]
Zayıflamak için ne yapmam gerekiyor, dediniz mi hiç? Yoğurt yiyeceksin gülüm, yoğurt. Baksana Zaro Ağa yüzelliyedi yaşına gelmiş yoğurt yiye yiye… Göbek eritmek için ne kadar yoğurt yemen gerekir bilmem, sen çörekotu yağını dene… Kulağını aç, iyi dinle; bütün bunların yerine bol bol domates yiyerek zayıflayabilirsin… Günde 40 gram fındık yemek her şeyin çözümü… Altın […]
Filler ve insanlar [08 Temmuz 2011 Cuma]
Atlardan papağanlara kadar çeşitli hayvanların bulunduğu bir sirkte yangın çıktığı zaman ilk yanan hayvan hangisiymiş, biliyor musunuz? Filler… Birazdan, fillerin ne kadar çok ve neden “insanlara benzediğini” de öğreneceksiniz! {*}{*}{*} Bu hayvanların terbiye edildiği bir yere gittiğimizde görüyoruz ki; küçücük filler, kalın ve kocaman zincirlerle ayaklarından bağlı. Peki ya büyük filler? Onların ayaklarında ise incecik […]
“Yok”lama!.. [03 Temmuz 2011 Pazar]
Motoru çalışmayan arabanın; silecekleri çalışsa ne olur, kaportası cilalansa ne olur, dikiz aynasında çam kokulu karton olsa ne olur, tamponunda “atam sağ olsun, babam sağ olsun” yazsa ne oluur, yazmasa ne olur? Türkiye’mizin “motorunu” çalıştırmama gayreti, işte buna benziyor! Fakat şu var: Millet iradesinin tecelli yeri olan yüce makama kastedenlerin sıktığı kurşun, ancak kendi beyinlerini […]
Türk kilimi [01 Temmuz 2011 Cuma]
Türk kilimi aslında Türk ikliminin meyvesidir ve yine Türk iklimi; “kendi kilimini” dokumaktadır! {*}{*}{*} El dokuması denilince akla ilk Türk kilimleri gelmektedir. Türkler kilimi her yerde kullanabilmekte ve dokuyabilmektedir. Renkleri kolay kolay solmaz bu şaheserin. Çünkü onda “kök boyası” kullanılmaktadır. Türk kilimi, halının ince tipidir. Halıdan çok daha hızlı ve ucuza üretilen yün kilimler Anadolu’muzda […]
Onlar sevgiye muhtaç! [26 Haziran 2011 Pazar]
2011 yılındayız. Suriye sınırından gelenler var çünkü arkalarında zulüm var. Kan döken, kadın kaçıran, çocuk vuran, ihtiyar ezen zalimler var! Onlar kendilerini koruyamadıkları için göç kararı almış kimseler… Sene 622. Mekkeli Müslümanlar hicret ediyorlar. Çünkü arkalarında zulüm var. Kan döken, canlara kast eden, hürriyet hakkı vermeyen zalimler var! Onlar Sevgili Peygamberimizin izniyle, her şeylerini arkada […]
Selanik’i geri almak [24 Haziran 2011 Cuma]
Kan ve gözyaşıyla ıslandığı için ağırlaşmış olan bir koca bayrak kuruyor, kurudukça hafifliyor, hafifledikçe dalgalanıyor, dalgalandıkça kurumaya devam ediyor ve kurudukça daha da büyük bir coşkuyla dalgalanıyor!.. Peki, bu bayrağın huzur dolu gölgesini hatırlayan üç kıtadaki topraklar? Mümkün olsa kendilerini kaydıracaklar, biraz daha bize yakınlaşmak için! Yüz yıldır, ödenen; “vebal”di… Bu mübarek sancağa, her nerede […]
Yelkendeki rüzgâr [19 Haziran 2011 Pazar]
-BİR- Beliren problemlerin, kokmasın diye içine bastırıldığı tuz göllerinde kayıkçı olmakla; yerkürenin bütün fırtınalarına göğüs germek pahasına engin denizlere açılmayı göze alan kaptan olmak bambaşka şeyler! Güçlükler; cesuru korkaktan, adamı çocuktan ayırıyor. Kahramanlar; büyük mücadelelerde belli oluyor. Vaatlerinin değil, “ne yaptığının” tarihi yazılıyor ve senden “bunu ne için yaptığının” hesabı soruluyor… Şartlar; kahramanları daha da […]
Ölü adamın sandığı [17 Haziran 2011 Cuma]
İskoçyalı yazar Stevenson’un yazdığı Define Adası, “define” yani kolay zenginlik peşinde olan herkesin ilgisini çeker. Roman 1881-1882 arasında yazılıp tefrika edildikten sonra kitap olarak yayınlanmıştır. İngiltere’nin batı sahilindeki bir hanı işleten ailenin çocuğu Jim’in ağzından anlatılır macera: Bir gün yaşlı kaptan Billy Bones kocaman sandığıyla bu hana gelir… Bugünlerde “sandık” deyince, siz seçimi hatırlayacaksınız ama […]
Sınırların dışı nasıl? [12 Haziran 2011 Pazar]
Pek düşünmüyoruz fakat hadi bugün sınırlarımızın dışına, komşularımıza bakalım… {*}{*}{*} Tarih boyunca gerçek bir devlet olamamış BULGARİSTAN sanki kendini ispat için zulmü seçer. Türkleri büyük şehirlerden uzaklaştırıp fakir bırakmak, camileri yıkmak veya şeklini değiştirip bina olarak kullanmayı politika bilir! Osmanlı zamanında aldığı derin nefes, Sovyetler zamanında zorla çıkartılmış, şimdi de AB’ye yaslanmış bir çaresizdir! Bir […]
Fındık kabuğundakilere [10 Haziran 2011 Cuma]
Aklının fındık kabuğuna binip okyanuslar aşacağını sanan dangalak! Hayreddin Paşa iken denizlerin hâkimi ona tabi olacaksın. Sana ne, tufan zamanı binilmiş olan Hazret-i Nuh’un gemisinden! Kaptan-ı Derya; ister kol gücüyle sürer gemilerini, isterse rüzgârla doldurur yelkenlerini. Sana ne, Nuh’un gemisinin buharla yürümüş olmasından!.. {*}{*}{*} Âdeme, adam olmak yaraşır… Adam olmayan âdem; adem olup yokluğa karışır! […]
Açlık, köpek, cömertlik… [05 Haziran 2011 Pazar]
Çok lezzetli ama besin değeri düşük minik galetalar satıyorlardı markette, bir torba aldım. Araba sürerken atıştırmak için yolcu koltuğuna koydum. Bir saat sonra, Çavuşbaşı yolunda… Devrilmiş bir bidondan dağılmış çöplerin arasında koca bir kangal, yüzü de beyaza yakın. İşte buna hiç dayanamıyorum: Bir Kangal köpeğine, hele erkekse çöp karıştırmak asla yakışmıyor. Ama hayvan kendi çöp […]
