2011
2011 Yılı Yazıları
İstanbul’un simgesi… [03 Nisan 2011 Pazar]
(Bazı detayları hatırlatmak gerektir…) Kaplan, kartal, fil, ayı; çoğu şehrin simgeleri var. Bunlar birer amblem hâlinde çeşitli hatıraları yaşatırlar… İstanbul’umuzu da hatırlarız; tarihî ada üzerindeki güneşi, Kızkulesi, Ayasofya, Sultanahmet, uçuşan martılarıyla filan… Ama İstanbul “İstanbul” olurken öyle bir hayvan cinsine minnetimiz var ki; maalesef onu neredeyse tamamen unutmuşuz! Fethin başrol oyuncularından biri olan […]
Alınman sana zarar… [01 Nisan 2011 Cuma]
İnanılmaz bir “aralık” fark ettim hayatın duvarında ve oradan bakınca şunu gördüm: Zaman zaman düştüğüm kuyulardan birinin kapağı, meğer “benim” elimde! Ve yine fark ettim ki; bu yüzden kaç hayat zehir oluyor, nice ömürlerin büyük kısmı boşa geçiyor, çoğu hastalık ve depresyonlar belki de işte tam bu noktadan başlıyor… Alınganlıktan bahsediyorum bugün. Evet, alınabilecek binlerce […]
Kertenkele güzeli [31 Mart 2011 Perşembe]
Hastanenin bu yanı İncirköy, diğer yanı Paşabahçe. Yani pazara, iskeleye, tüpçüye, gazete almaya hatta telefon etmeye bile hep önünden geçip duruyoruz. Bahçe duvarının taşlarını ise sarmaşıklar kapatmış. Öyle ki, duvar sarmaşıktanmış gibi görülüyor. İlkokul yıllarım. Yani ilginç şeylerin çoğu göz hizamda oluyor. Yoldan geçenleri izleyen kertenkeleleri de fark edebiliyorum misal olarak… {*}{*}{*} Sarmaşık ipleri ve […]
“Mevlana’yı öpeceğim!..” [27 Mart 2011 Pazar]
24 Mart 2011 Perşembe, Armutlu Hazret-i Mevlana’nın dergâhı önünde bir feryat: -Heeey, açın kapıyııı, diye ortalık çınlıyor!.. Talebeler şaşkınlık içinde, bağıran kişinin yanına koşuyorlar. -Bana yol açın, Mevlana hazretlerini öpeceğim, diyor adam… Diyor da sarhoş… Belki de düşe kalka gelmiş oraya kadar ve üstelik şarap fıçısına batmış gibi kokuyor… -Hadi git başımızdan, diyorlar. […]
Fitiller ve çocuklar… [25 Mart 2011 Cuma]
Soyadı “Sakat” olan bir arkadaşım vardı. Aynı atölyede birlikte çizimler yapardık. “Böyle soy isim mi olur” demiştim kendi kendime. Ama Aysel adıyla gurur duyuyordu. Hatta, nişanlıydı ve henüz soyadı değişmeden kalıcı bir eserde imza bırakmak istiyordu. Çünkü… Çünkü “Sakat” ismi ona dedesinden kalmıştı ve dedesi de bu memleketi savunurken sakat kalmıştı!.. {*}{*}{*} Savaşa gönderdiği kocası, […]
Şişeye ceza! [24 Mart 2011 Perşembe]
Bu köşede genellikle edebî metinler yazıyoruz ama edebiyat “yaşayan insanlar” içindir. Bir insan ölmüşse artık onun için edebiyat filan kalmamıştır; edebiyatı, isterse arkada kalanlar yapar! Libya’da havadan bomba yağdırılıyor bu günlerde, bir insanın daha canlılığı bitsin diye. İsabet ettiği takdirde hayat da bitecek, edebiyat da bitecek! Peki bomba şart mı; yani hayatları söndürmek için üzerinden […]
Japonya ve sudaki halkalar! [20 Mart 2011 Pazar]
Yıllarca karikatür yapmış, geçimimi çizerek sağlamıştım. Karikatürcünün amacı; insanlarla alay etmek, olayları hafife almak, kişi ve kurumları küçük düşürmek demek değildir. Meslek, bu hedefle de kullanılabilir belki ama asıl gaye, uzun cümleleri bir kelimeye toplayabilmek, birbiri ardına gelen hadiseleri tek kare içinde gösterebilmektir… {*}{*}{*} Japon bayrağını hatırlıyor musunuz? Sadece bir daire… Bütün mesaj işte bu […]
Bahar geliyor farkında mısınız?.. [18 Mart 2011 Cuma]
Halbuki her baharın her günü, her birimize yetecek sayıda gülücük veriyor her çiçek… Baharlar geliyor, farkında mısınız?.. Ve, baharlar; gi-di-yor da!.. {*}{*}{*} Son bahar dökülürken şaldır şuldur yeryüzüne; yüzüne bakan güzel yüzlerine baktın mı hiç çiçeklerin?.. Ve kaç çiçeği usulca alıp sapından, zamanın saçına taktın?.. ….. Kim soracak sana senden başka, veya benden başka; en […]
Çiçek yağmuru [17 Mart 2011 Perşembe]
Hatırla; Tanıştığımız ilk bahar, ne güzeldi… Hatırlamıyorum; ilk bahar mıydı, yoksa son bahar mıydı o bahar… Ama hatırlıyorum; bir bahardı… Çünkü çiçek tarlası gibiydi içim, ve çiçek açmıştı yüzün ve saçlarında da çiçekler vardı… Çiçek yağıyordu ya başımıza… Onun için diyorum; bahardı… {*}{*}{*} Hatırlıyorsun, değil mi; Martılar bile pembeydi o gün, nasıl olduğunu anlamasam da […]
Kulağım yüreğinde… [13 Mart 2011 Pazar]
Küçükçekmece Belediyesi kendi Kültür ve Sanat merkezlerinde; toplumun gelişmesi yolunda sitemli ve ciddi çalışmalar yapıyor. Psikolog Neylan Özdemir’in Cennet KSM’deki söyleşisi bunlardan biriydi ve bu uzman hanım, çocuk ve gençlerle etkili iletişim tavsiyelerinde “Kulağınızı çocuğunuzun yüreğine koyun” diyor ve şöyle devam ediyordu: {*}{*}{*} Aile olarak çocuklarımızla sıkıntı yaşıyorsak, onlara iğne batırmadan önce çuvaldızı kendimize batıralım… […]
Şiir ve şair üstüne [11 Mart 2011 Cuma]
Ovanın düzünde çayır otlayan koyunla, kayanın başında filiz kemiren keçinin bile biribiriyle kafiyeli meleştiği şu mümbit memleketimiz; sanki bir şair tarlası!.. Öyle mi hakikaten; Yoksa “sanki” bir şair tarlası, mı?.. {*}{*}{*} Kur’a kutularından çıkacak paralarla bir gecede zengin olmayı uman sabırsızlardan… Çet Türkçesiyle yazan ve kaldırım lisanıyla konuşanlardan şair çıkacağını vehmedenlerin aklına şaşarım! Ha kelime […]
Gökkuşağım [10 Mart 2011 Perşembe]
Gökkuşağım… Neden zamansız yağmurların arkasında mekanın? Ve neden hep tutamayacağım kadar yakın, tutacağım kadar uzaksın?.. Neden hep nefes nefeseyim?.. {*}{*}{*} Gökkuşağım… Her renginden taç yapıyorum saçlarıma. Ve her rengin yepyeni renklere dönüşüyor başımda… Dönüyor başım. {*}{*}{*} Gökkuşağım… İsimler veriyorum ışıltılarına… Biliyorum, gözlerin işte böyle parlıyor. Biliyorum, gözlerin işte böyle rengarenk kokuyor!.. {*}{*}{*} Gökkuşağım… Öyle yakın […]
Gemilere yön verin [06 Mart 2011 Pazar]
Hayret!.. Kooskoca bir geminin rotasını, küçücük dümenler değiştiriyor. Suda bıraktıkları izleri seyrettiniz mi hiç? Geniş bir açı çizerek; döndüklerini belli etmeden dönüyor gemiler… İstediğimiz limana doğru! “İstediğimiz liman” hangisi?.. Dümenler olmasa, güzergâh nasıl belirlenir, takip edilir?.. Ve dümenler… O küçücük dümenler olmasa; dalgaların, rüzgârların ve akıntıların sürekli olarak çizgisinden ittiği gemiler nasıl rotada kalabilir? Gemilere […]
Eski güller!.. [04 Mart 2011 Cuma]
“Hayret!.. İnanamıyorum bazen. On yıl, yirmi yıl önceki sevgiler bile bambaşkaydı. Şimdiki sevgilere güvenemiyorum ben…” diyordu. Haklı mıydı, bilmiyorum. Sizce haklı mı?.. {*}{*}{*} Bildiğim şu: Bu sözü duyduğumdan bu yana yirmi yıldan fazla zaman geçti!.. Geçenlerde hemen hemen aynı bir konuşmaya şahit oldum da… O da aynı düşüncedeydi; onbeş-yirmi yıl önceki sevgiler başkaymış!.. {*}{*}{*} Ferhat’lar, […]
Çiçekler siyaha boyanmaz… [03 Mart 2011 Perşembe]
Hiç düşündünüz mü, acaba ilk papatya hangi tarihte zuhûr etmiş yeryüzünde?.. ….. Ve hiç düşündünüz mü; o zamandan beri acaba kaç kurak yaz boyunca, bir damla gözyaşına bile hasret büyüyüp, çiçek açıp, bir de tohum bıraktı papatyalar… …sonraki senelere!.. {*}{*}{*} Hiç düşündünüz mü; acaba ilk çiğdem, ilk menekşe hangi tarihlerde belirmiş?.. Ve, hiç düşündünüz mü, […]
Asma yaprağı!.. [27 Şubat 2011 Pazar]
Dolmakta içim; Pirinç taneleriyle, bireer birer… {*}{*}{*} Rendelenmiş dahi olsa zeytinyağına soğan’dır soğan; hani şöyle deriin bir geniz sızısı… Hani şöyle, gizliden gizliye!.. Dolmakta içim!.. {*}{*}{*} İçimde çamfıstıkları, kuşüzümleri… Dereotu, maydanoz ve taze naneler… Belki biraz şeker… Yeterince tuz, su ve karabiber!.. ….. Dolmakta içiim, dolmakta… Neyle karışık, neye bulanmış, ve neyle beraber olursa olsun […]
Şarjına bak! [25 Şubat 2011 Cuma]
(Sanırım bazen, insanlar; kendilerini basite alıyorlar… Halbuki bir insan, en fazla bir insan kadar basittir; yine en fazla bir insan kadar değerli…) Gördüm; duvarda asılı bir fener, çantanın içinde bir telefon ve kapının ardında bir araba vardı… Hangisi çalışır bilmem… Hiçbirinin, bilmiyorum; işe yarayıp yaramadıklarını!.. {*}{*}{*} Sağında bir insan var, solunda bir insan… Ardında bir […]
Yemek ve lezzet [24 Şubat 2011 Perşembe]
Baştaki masanın ortasında M. Said Arvas Hoca Efendi oturuyor. Sağında Mustafa Necati Özfatura ile Resul İzmirli… Solunda ise Yavuz Bülent Bakiler ve Genel Yayın Yönetmenimiz Nuh Albayrak. Karşımızda uzayan masada, Nuh Beyin yanından itibaren; Nuri Elibol, Hasan Sarıçiçek, Cafer Söztutan, Adnan Yaldız, Behçet Fakihoğlu, Lütfi Köksal, Sami Özey, Ediz Hun, Dr. Hilmi Özkırış, İsmail Yağcı, […]
Ninni!.. [20 Şubat 2011 Pazar]
-1 Sevgimi, yüreğine yatırmışım; Uyusun da, büyüsün diye!.. {*}{*}{*} Boncuk taksam omzuna; nazar değmesin diye, “boncuklum” olmaz mısın?.. Sırma koysam saçına; tel tel örülsün diye, “sırmalım” olmaz mısın?.. ….. “Sevdalım” olmaz mısın; ayağımdan fırlayıp, seni ufku bilerek gönlüne saplansa yol?.. Ve kalbinin ritmini bir ninni belleyerek, mışıııl mışıl uyusa; bir gün büyümek için… Bir gün […]
Can kuşu kime uçar [18 Şubat 2011 Cuma]
Gözleri gözlerimdeydi, yüreği çırpıntılıydı… Sanki kalbimin içinden sıcacık bir şey uzanıp ona yapışmıştı. Yüzünün ortasından öptüm. Sanki üşümüş gibi, avuçlarımın içinde içinin titrediğini hissettim. Yukarı kaldırdığım ellerimi açtım. Göğsünün ortasından gelir gibi derin ve uğultulu kanat sesiyle başımın üzerinde birkaç kere dönüp; ğuu ğuu, diyerek havaya yükseldi… Biraz sonra dirseğimi kaldırdım, gelip koluma bastı. Yüzümde […]
