Stop Köşesi
İmtihan [18 Aralık 1999 Cumartesi]
İmtihan Dördü de aynı evdeydi. Sabah uyandıklarında iş işten geçmişti ve bunun anlamı da; matematik finalinin kaçmış olduğuydu… Biraz da ikna kabiliyetlerine güveniyorlardı hani. Nasılsa matematikçi sakin bir adamdı… O gün okula bile uğramadılar! {*}{*}{*} Yarın… Dördü bir ağızdan konuşuyordu, çünkü panik halindeydiler. Sebebi; hocanın, mazeretlerini kabul etmiyor olmasıydı. Fakat onlar, sabah erkenden evden çıktıklarını, […]
Biz güçlü olmalıyız [17 Aralık 1999 Cuma]
Biz güçlü olmalıyız Avrupalılar her şeyi bilir; çünkü biz her şeyi onlardan sormaya ve dediklerini de yapmaya alıştırmışızdır kendimizi ve onları!.. Şimdi de yırtınıp duruyorlar yine; “insan hakları” diye. Doğrudur… “İnsan hakları”nı savundukları doğrudur. Ama onlardan beklenen; “insanların haklarını” savunmalarıdır… Bahsedilen “insan”; Öcalan!.. “İnsanlar” ise; hayatını kaybeden veya sakat kalan onbinlerce asker, polis, korucu, öğretmen, […]
Yeniden… “Şimdi” başlamak [16 Aralık 1999 Perşembe]
Yeniden… “Şimdi” başlamak Kaç yaşınızdasınız, bilmiyorum… Beş buçuk yıldır her gün görüşüp konuştuğunuz bir arkadaşınız var mı, onu da bilmiyorum. Ama “kendisine hiç kızmadığınız, hiç kırılmadığınız” bir arkadaşınız… Yalnız, şunu unutmamanızı tavsiye ederim ki size; insanız ve “insanlarla” arkadaşlık etmek durumundayız! Öyle değil mi?.. {*}{*}{*} Yani insansak ve de insanların “hata yapabilen” varlıklar olduğunu kabul […]
Muhtarın Kızı [15 Aralık 1999 Çarşamba]
Muhtarın Kızı – Şu rüzgar ne güzel kokuyor, “Muhtarın Kızı”nın bulunduğu yönden geldiği için… – Doğru… Bir de şu, “Muhtarın Kızı”nın fistanına benzeyebilmek için açmış olan çiçeklere baksana. – Sen dün gece yıldızları gördün mü? Hepsi aynen “Muhtarın Kızı”nın gözleri gibi parlıyordu… – Diyorum ki; acaba “Muhtarın Kızı” olmasaydı güneş doğar mıydı, rüzgar eser […]
Şeyh Edebâlî’den Osman Gazi’ye… [14 Aralık 1999 Salı]
Şeyh Edebâlî’den Osman Gazi’ye… Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana… Suçlamak bize; katlanmak sana… Acizlik, yanılgı bize; hoş görmek sana… Geçimsizlikler, çatışmalar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana… Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… {*}{*}{*} Ey Oğul! Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana… Üşengeçlik bize; uyarmak, […]
Posta Kutusu [13 Aralık 1999 Pazartesi]
Posta Kutusu Merhaba Muammer Abi… Yalnız olmadığımı söylediğin için teşekkürler. Bunu zaten biliyordum. Sen ve gazetenizi okuyan herkes yanımda. Ya da ben öyle hissediyorum. Ve ben de onların yanındayım. Bunu bilsinler. Sana benim eski bir arkadaşımın bana göndermiş olduğu bir şiiri gönderiyorum. Onu seninle ve diğer arkadaşlarımla paylaşmak istedim. Seni seviyorum, Çünkü, her sabah kalktığımda […]
Goethe [11 Aralık 1999 Cumartesi]
Goethe Malum ki; 1749-1832 yılları arasında yaşamış olan Johann von Wolfgang Goethe, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük ediplerinden biri. Goethe, Kur’ân-ı Kerim’in tercümesini okuduktan sonra şunları söylemişti: “Şayet İslamiyet bu ise, hepimiz Müslümanız.” {*}{*}{*} Akrepler ve bal Acem Şahı Uzun Hasan, Fatih Sultan Mehmed’e hediye göndermişti. Kutu açıldığında görüldü ki, içinde yılan, çıyan ve akrepler […]
Süleymaniye Camii’ndeki devekuşu yumurtaları [10 Aralık 1999 Cuma]
Süleymaniye Camii’ndeki devekuşu yumurtaları Mübarek Ramazan, insan farklı ve hoş yazılar okumak istiyor değil mi? Peki, bugün sizi yormayacak birkaç satır geliyor İbrahim Refik’in “Tarih Şuuruna Doğru” isimli kitabından. (Ayrıca üç ciltlik bu derleme-araştırma kitaplarını tavsiye de ederim. Gökkuşağı: 0212 653 89 16) {*} Osmanlı mimarisinin en zarif örneklerinin sergilendiği büyük selâtin (sultanlar) camilerinde örümceğe […]
Bin yıllık oruç [09 Aralık 1999 Perşembe]
Bin yıllık oruç Son bin yılın son “Ramazan”ının ilk günü… Orucunuz mübarek olsun. {*}{*}{*} Bayramla kucaklaşacak olanlarımız; sanki bin yılı oruçlu geçirmiş olmanın “müjdesiyle” kucaklaşsın inşallah. {*}{*}{*} Biz, geri dönüşü asla olmayan bir kaydırakta çığlıklar atarak kayarken; ağzımız gibi, “gözlerimizi de” açmalıyız, değil mi?.. Yanından hızla geçtiğimiz “bir şeylerin” farkında olabilmemiz için!.. {*}{*}{*} Hiçbir kaydırak […]
Toprağa saplanmış kuru odunlar (!) [08 Aralık 1999 Çarşamba]
Toprağa saplanmış kuru odunlar (!) Almanya’daki fabrikalarda çalışan bütün Türk işçileri bile Adolf Hitler’in konuştuklarını anlayabiliyor… Amerika’daki okullarda Washington’ın kaleme aldıkları okutuluyor. Japonlar’ın ellerinde eski imparatorlarının yazdıkları var. Bizler, her sabah okuduğumuz “İstiklal Marşı”mızı anlamaktan aciziz! {*}{*}{*} Mustafa Kemal öleli altmış yıl oldu henüz. Elli yıl, bir milletin hayatında nedir ki?.. Bir ülke, “sıradan manevraları” […]
Çirkin Postacı [07 Aralık 1999 Salı]
Çirkin Postacı Bazen hakikaten saçmalıyoruz, değil mi?.. İhtiyacımız olanı alıp almadığımızdan çok; bunu kimden aldığımız, hatta buna kimlerin aracı olduğu bile daha önemli olabiliyor. Hakikaten bu çok mühim mi sizce?.. Yani öğretmeninizin kısa boylu olması; öğrenmenize, doktorunuzun şişman olması; tedavi olmanıza… Ne bileyim, manavınızın esmer olması; beslenmenize mani oluyor mu?.. {*}{*}{*} Biliyor musunuz, yadırgamıyorum bunu […]
Bir turna kadar bağlıysak birbirimize [06 Aralık 1999 Pazartesi]
Bir turna kadar bağlıysak birbirimize Ve siz aklıma geldiğinizde; Üzülmemeye çalıştım, orda olanlar hissetmesinler diye… Orda olanları gördükçe, düşündüm; Ne kadar kalabalık olduğumuzu. Ve her göz bana hatırlatıyordu; Ne kadar çok “yapılacak işimiz” olduğunu. {*}{*}{*} Beraber olmadığımızda da “yaşıyoruz” elbette… Ama, “dağların” arasında! Dağlar… Vallahi delinebilir; Delinebileceğini düşündüğümüzde omuz omuza… {*}{*}{*} Bir turna kadar bağlıysak […]
Gölgelenme çocuk [04 Aralık 1999 Cumartesi]
Gölgelenme çocuk Bugün size hakikaten güzel bir yazı okutacağım Ve bu yazıyı yazan arkadaşa da bilmem kaç yıl boyunca okulda öğretmenlerinin, bu yaşa kadar okuduğu kitapların, üstelik beş altı yıldır da maalesef benim öğretemediğimi, siz bu yazıyı okuduğunuz kadarcık zamanda “şıppadanak” öğreteceğim!.. Herkesin her şeyi bilme mecburiyeti yok… Ama bazı kişilerin bazı şeyleri bilme mahkumiyeti […]
Sevmenin kuytusunda sensiz yaşamak [03 Aralık 1999 Cuma]
Sevmenin kuytusunda sensiz yaşamak Sevda; Sanki bir coğrafî harita gibi önümde!.. Hiç denilmemiş sözler misali, Hiç değilmemiş “köz”leriyle! Tepeleriyle, dereleriyle; çölleriyle, ormanlarıyla; körfezleriyle, yarımadalarıyla… Ve “ada”larıyla! {*}{*}{*} Yalnızım… Yar; sızım! {*}{*}{*} Bunun adı; Sevmenin kuytularında sessiz yaşamak. Veya; Sevmenin kuytularında sensiz yaşamak! {*}{*}{*} Gün karardı… Gün karardı bir daha. Yıldızlar beklendi… Yıldız beklendi bin daha! […]
Tembel (!) [02 Aralık 1999 Perşembe]
Tembel (!) -Hadi, dedi. İnat etme şimdiye kadar gelecektin… -Olmaz… O gitsin! -Yahu niye böyle yapıyorsun ki şimdi?.. Çocuk ne zamandan beri mutfakta uğraşıp duruyor. -Öyleyse sen git! -Bak arkadaşım, görüyorsun ki dersim var. Boş boş oturacağına git işte bakkala. -Siz gitmezseniz ben de gitmem!.. {*}{*}{*} Gitmedi de… İş biraz da tatlı bir inatlaşmaya dönmüştü. […]
Konu çocuk ise… [01 Aralık 1999 Çarşamba]
Konu çocuk ise… Zig Ziglar, “Ebeveynler için bazı ipuçları” diyerek, (aslında değişik yerlerde fıkra olarak da anlatılan) bir hadiseyi anlatıyor: Bayan Johnson, küçük Billy’nin odasına girdiğinde onun parmağını sarmakta olduğunu görmüş. “Ne oldu?” diye sormuş. “Ona çekiçle vurdum.” “Ama ben senin ağladığını duymadım.” “Senin evde olmadığını düşünmüştüm!” A.H. Berzen Bu minik afacan hayatı yakından öğrenmiş. […]
AKUT ve umut [30 Kasım 1999 Salı]
AKUT ve umut Dişlerimiz ve tırnaklarımız “yarın için” bilenmişti çoktan, o gece yatağa girdiğimizde… O geceyi önceki gece, sonraki günü de önceki gün gibi geçireceğimizi umuyorduk; Olmadı. {*}{*}{*} Hayatımızın ve ilişkilerimizin ortasına bir pislik yığını gibi doldurduğumuz bütün öfkeler, kinler, entrikalar, yalan dolanlar, düzenbazlık, sahtekarlık ve yalanlarla doymak bilmez hırslar ansızın yakamıza yapıştı ve sarsmaya […]
Yarınlar büyük düşünenlere sevdalı [29 Kasım 1999 Pazartesi]
Yarınlar büyük düşünenlere sevdalı Şimdi ayağa kalkmanın… Ve Brillant Millenium Home Collection isimli özel katalog için Baydemirler A.Ş.’yi alkışlamanın vaktidir. {*}{*}{*} Brillan Millenium Home Collection’ın çıkacağını duymuştum… Ama şimdi perdelerin; Çam kokulu lacivert bir gecede hasrete seslenişine dokunuyorum… Şimdi perdelerin; Dalgalarla oynaşan bir yalı penceresinde yeni bitmiş sıcacık şiirini içiyorum… Perdelerin; Yeryüzünün, sanki hızlı çarpan […]
Bebeğin kulakları [27 Kasım 1999 Cumartesi]
Bebeğin kulakları -Bebeğimi görebilir miyim? dedi halsiz bir sesle. Kucağına yumuşak bir bohça verildi yeni annenin. Bu mutlu kadın, bebeğinin minik yüzünü görmek için heyecanla kundağı açtı ve… Şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Manzarayı seyreden doktor arkasını döndü ve camdan bakmaya basladı. Bebeğin kulakları yoktu… {*}{*}{*} Muayenelerde, bebeğin duyma kabiliyetinde eksiklik olmadığı, sadece görünüşü bozan bir […]
Gökkuşağım [26 Kasım 1999 Cuma]
Gökkuşağım Gökkuşağım… Neden zamansız yağmurların arkasında mekanın? Ve neden hep tutamayacağım kadar yakın, tutacağım kadar uzaksın?.. Neden hep nefes nefeseyim?.. {*}{*}{*} Gökkuşağım… Her renginden taç yapıyorum saçlarıma. Ve her rengin yepyeni renklere dönüşüyor başımda… Dönüyor başım. {*}{*}{*} Gökkuşağım… İsimler veriyorum ışıltılarına… Biliyorum, gözlerin işte böyle parlıyor. Biliyorum, gözlerin işte böyle rengarenk kokuyor!.. {*}{*}{*} Gökkuşağım… Öyle […]
