Stop Köşesi
Saksıda kurban kesilir mi? [26 Kasım 2009 Perşembe]
Kesilir, fakat o kadar büyük saksı, ya da şu kadar küçük bir kurbanlık bulabilirsen! Saksıda kurban kesmek caizdir ama yine de saksıda kurban ke-sil-mez… Saksıda kesemezsen banyoda kesebilirsin aslında; ama ayakları kayarsa, boynuzları batarsa bana surat asmak yok! Hele ki elinden kurtulup salona kaçarsa, ve hele ki “aynadaki koç” ile toslaşmaya kalkarsa, ve ah […]
Dersim dersin oldu mu?.. [22 Kasım 2009 Pazar]
“Dersim” dersin. Oldu mu? Dersim, “dersin” oldu mu? ….. Atgözlüğündeki iğne deliğinden, yolun kenarındaki manzarayı seyretmek!.. Böyle bir cümle okumuş muydunuz hiç, böyle bir ifade işitmiş miydiniz? Yooo!.. Haklısınız, ben de duymamıştım. Şimdi uydurdum, güne özel… {*}{*}{*} Atgözlüğü; arabayı çeken veya üzerine binilmiş hayvanlar yolda giderken, sağında solunda olanlardan haberi olmasın diye, her iki gözlerinin […]
Aşı!.. (Türk’ün ölümle toslaşma hakkı) [20 Kasım 2009 Cuma]
Bu millet, elindeki her şeyini dostlarıyla paylaşmayı bildiği gibi; zorla alınmak istenen her şeyini de geri almayı bildi! Şimdi de sanki bir enteresan “kurtuluş savaşı” daha veriliyor. Kime karşı? Virüsü, aşıyı ve aşı satıcıyı birlikte üreten bir dev sektöre karşı!.. {*}{*}{*} “Zor anlamakla” itham edilebilecek kadar iyi niyetli, hoşgörülüdür bu millet. Fakat ayağa kalktığı […]
Anne ve sıkıntısı [19 Kasım 2009 Perşembe]
Aşağıda anlatılanları zaten bildiğinizi kabul ediyorum. Fakat birinin işitmediğinden eminim. İşte onun için tekrarlıyorum. Yeni öğrenecek başkaları da varsa, onlar kârımız olur ve belki mübareğin şefaati hepimize yakın olur… {*}{*}{*} Anne duası almamız bize her zaman telkin edilmiştir. Bayezîd-i Bistâmî hazretleri ise anne duasıyla yüksek derecelere erişen evliyadandır. Bir kış günü annesi ondan su istedi. […]
Kıyametin yeni tarihi: “2012” [15 Kasım 2009 Pazar]
Hani “Korku Satmak” konusundan bahsetmiştik ya bir ara… İnsanları korkutup, her istediğini satanlar; dünyanın dizginlerini ellerine geçirmiş halde… Hele Amerika’da… O kadar korkuyor ki Amerikan halkı; bütün küresel korkuların senaryoları Amerika kıtası üzerine monte ediliyor. Uzaylılar hep Amerika’yı basıyor, Sovyetler hep Amerika’yı hedef alıyor, Amerika Birleşik Devletleri’nin şehirleri donuyor, Amerika’ya göktaşı düşüyor… Ahırlarında beslenip sağılan […]
Münakaşa yok! [13 Kasım 2009 Cuma]
Dostlarımız var; sayısı bin tane de olsa, yine az gelen… Düşmanlarımız var; tek kişi bile olsa, sayısı fazla gelen… Her birimizin arzusudur; daha çok dostumuzun, sevenimizin olması. Çünkü bu bir güvendir, ümittir, sahiplenme, aidiyet duygusudur… Dostların ve dost olmayanların belirginleşmesi; insanın yerini, pozisyonunu belirler ve ona; rahat, huzurlu olabileceği… Veya ayağını sağlam basması gereken yerleri […]
Salgın geçti artık, lütfen korkmayın! [12 Kasım 2009 Perşembe]
Çoğunuzunki gibi bizim eve de uğradı grip. İlk gelişi değildi bu, son gelişi de olmayacak. Her zamanki kadar “sıcak” kanlıydı. Hatırı için bol meyve çıkardık, bitki çayları hazırladık, yastığı yorganı ise bir süre kaldırmadık… Gelişini pek fark edemedik ama, o iki gün oturdu salonun başköşesinde. Sonra “misafirlik üç gün, ben yarın gidiyorum” dedi. Zaten ya […]
Dili ağır kitaplar [08 Kasım 2009 Pazar]
Önce şu soruya cevap vermek lazım: İlim mi benim seviyeme inmeli, ben mi ilme doğru tırmanmaya çalışayım? Şu dünya kurulalı beri; aynı seviyedekilerin hepsine birden “ot” diyorlar! Sarmaşıklar ise tırmanmaya çalışıyor, serviler yukarı doğru süzülüyor, bütün ağaçlar hep boy atmaya, genişlemeye çalışıyor. Gökyüzünde, her büyümek isteyen için yeterince yer var… Şu inceliği kavramak lazım: Büyümeyi […]
Seni gidi domuzun gribi! :) [06 Kasım 2009 Cuma]
Kaşımın üstünde gözüm; aşı’nın üstünde çözüm var! İyi de, peki nedir çözüm? Herkes domuz gribinden korunmanın en tesirli yolunu bulmaya çalışıyor bu günlerde. Kokusu mokusu kimsenin umurunda değil; millet, gerdanlık niyetine boynuna sarımsak dizileri asmaya başladı… Her evin her odasında birer baş kuru soğan oturuyor; masaların ortasında, sehpaların üzerinde. Grip virüsünü absorbe etsin diye. “İyi […]
Gel de öpme! :) (05 Kasım 2009 Perşembe)
Nüfus kağıdı eskimiş yetkililer akıl veriyor: “Sakın öpüşmeyin!..” Fakat ekranların karşısından itirazlar yükseliyor: “Emrin olur baba, başka ne yapmayalım?..” Hani izliyorduk eskiden: "Askere bi’şey olmaz" diyorlardı kameraya bakarak! Sen şimdi "ben Türk’üm” veya “filan şehirliyim" diyerek AIDS’e efelenen adamları gripten mi korkutacaksın? Pehh!.. Sakın öpme, diye tembih edilen adam: “Ben onun virüsünü bile yirim” diye […]
Hurma mesafesi [01 Kasım 2009 Pazar]
Murâda… Sesimi duyamıyor musun? Kalbimi dinle! {*}{*}{*} Duyamıyorsan beni; ya çook uzaklardayım senden… Veya çok yakınında, ama çok… Üçüncü ihtimalse bir akan deryanın iki yakasındaki ayaklar gibi kalmamızdı. O oldu: Bağlandık; kavuşamadık! Kavuşanlar ise bizimle kavuştu… Öyle bir ödüldü ki bu; sanki cezaya benziyordu mahşeri beklemek! {*}{*}{*} En zoru; aynı köprünün iki ayağı gibi […]
Domuzlar ve garipler -3- [30 Ekim 2009 Cuma]
İşte o ilaçları, koruyucu aşıları üreten, pazarlayan birileri var… Suya atılan dalgalar gibi, facia haberlerinin dünya yüzeyinde yayılmasını sağlayanlar var. Bu büyük güç karşısında hiçbir sağlık bakanı, hiçbir iktidar duramaz… Çünkü en olmadık yerde hastalığı hortlatırlar, bu güç ellerinde var! (Parantez içinde not edeyim: Hastalık çıktıktan sonra bugüne kadar ölen [6 senede dünya toplamı] 245 […]
Domuzlar ve garipler -2- [29 Ekim 2009 Perşembe]
Deli dana hastalığına yakalananımız olup olmadığı ise açıklanmadı, zaten bunu kimse beklemiyordu… Ardından kuş gribi patladı. Hem de öyle bir patlayışla sarsıldık ki; güvercinleri var diye camilerin önünden geçmez, kuşlar tünemiştir diye ağaçların altında oturmaz olduk! Martılara düşman, kümes hayvanlarına katil gözüyle bakmaya başladık… Ekranlarda, sümükleri akan, gagası yere değen birkaç hasta tavuk görüntüsü dönüp […]
Domuzlar ve garipler [25 Ekim 2009 Pazar]
HIV virüsü vakalarına önce Maymun Gribi, sonra AIDS dediler. Hastalığın haber ve yankıları öyle bir tsunami dalgası halinde vurdu ki memleketimize; insanlar tir tir titremeye, rezil halde AIDS’ten ölürüm korkusuyla intihar etmeye başladı. Hatta bazı yayın organları özel dergiler basarak; kıyametin en büyük alametlerinden “dabbetül arz”ın işte bu olduğunu, ilan ettiler! Ünlü bir sapık, erkek, […]
İsimsiz (!) [23 Ekim 2009 Cuma]
Azerbaycan herkesle dost olsa bile Türkiye ile bozuşsa ne kazanabilir! Ermenilerin hali ortada: Herkes dostlarıydı ama makam arabalarındaki stepne öküz arabasından çıkma! Cam kıran çocuklar vardır, laf anlamaz! Azeriler can kırmaya başladı!.. Yeryüzünde Türkiye’ye çatık kaşla bakan iki ülke kaldı: İlki İsrail, diğeri Azerbaycan… Buraya bir koca “ünlem” koymalı! Kimden alırlar ki bu akılları? Oldu […]
Korku satmak [22 Ekim 2009 Perşembe]
Tarihin her diliminde en paralı/kârlı iş hep korku satmak oldu! Korkutabilmeyi becerenler istediklerini aldı, korkanlarsa birilerinin oyuncağı oldu… Çarpıcı örneklerden biri Moğol Cengiz’dir. Ticaret kervanlarındaki casuslarıyla sattığı korkunun ücreti; Çin Denizinden Akdeniz’e hudutsuz topraklardı. Bütün Harzem’deki gözelerden gözyaşı kaynar hâlâ ve Bağdat’tan geçen nehirler kan ve mürekkep rengine döner! {*}{*}{*} Soğuk savaş dönemi. Bu defa […]
Nargüzeli [18 Ekim 2009 Pazar]
Birtanemdin… Gelirdin… Bakardım çoğalmışsın; sanki senin içinden bir tane daha sen çıkmış. Sonra bir tane daha ve sonra bin tane daha… Ve bakardım ki şu yanımda sen ve bu yanımda sen ve her yanımda sen… Sanki dünya, sadece senlerle ve ben ile dolmuş; ..nar güzelim! {*}{*}{*} Otururdun karşıma… Mavi bir ışık gibi uzanırdı bana bakışların. […]
Cihad -2- [16 Ekim 2009 Cuma]
Cihad etmek; elbette çete kurmak, terör yapmak, insan öldürmek değildir… Cihad; küfr ile iman arasına dikilmiş duvarı aşmak için “onu savunanlarla” yapılır. Kılıçla savunuluyorsa kılıçla, kalemle savunuluyorsa kalemle, kelamla savunuluyorsa kelamla! {*}{*}{*} İslam nurunun küfr karanlığına sirayet etmesine mani olan bütün duvarları yıkılanlar, yeni duvarlar örmeye başladılar. Nereye? “Biz ile inancımız” arasına! İşte o zaman […]
Cihad [15 Ekim 2009 Perşembe]
Bazıları “İslam adına” diye başlayan her lafın peşinden koşuyor ki, vah! “Uçak kaçırıp gökdelene çakalım!”, “Aykırı yazanları patlatalım!”, “Her yerde eylem yapalım!" İslam adına cihat ettiğini söyleyenler; İslam dininin “nasıl cihat edileceğini” bildirmediğini mi sanıyorlar? Hâlbuki devlet emri olmadan tetiği çekilen silahın namlusundan “terör” fırlar! Ve terör, pazar ortasındaki bir zehirli yılan gibi kargaşa çıkarır […]
Zavallı hamalcıklar! [11 Ekim 2009 Pazar]
Körpecik kasları ezildikçe gururlanıyoruz çocuklarımızla. Ve (ömür boyu sıkıntı sebebidir) omurga yapıları bozuldukça, kemikleri yamuk şekillendikçe; her biri her gün eve biraz daha yorgun döndükçe! Yıllardır soruyorum: Bu zulmü başka kim reva görür yavrularına? Köylüler sıpalara bile yük vurmaz ki ezilmesinler; eşek yavruları analarının yanında sırtları boş yürürler! Çocuklara hiç iş yaptırmayın, demiyorum; “Kendi ağırlıklarının […]
