Stop Köşesi
Işığa basmak [27 Mayıs 2004 Perşembe]
Pazar günü, hava hem sıcak hem de rüzgârlıydı… Kestane ağaçlarının en yüksek dalları ve en derin yapraklarının ardındaki güneş yüzümüze fışkırıyordu… Bazı insanlar küçük topluluklar halinde çimenlere yayılmışlardı. Orda biri daha vardı. İri kemikli ama omuzları çöküktü. Ayaklarını biraz kıvırarak uzatmıştı. Kendi grubunun iki metre kadar ilerisinde, ve sırtı da onlara dönüktü. Hiç kıpırdamıyordu… Hiç […]
Öcüler [26 Mayıs 2004 Çarşamba]
Çoğumuzun farklı öcüleri var ve kendi öcülerimizden ödümüz kopuyor… {*} Yeri belli olsun diye durmadan (hatta yerken, uyurken bile) ses çıkaran yavru kümes hayvanlarının öcüsü yalnız kalmaktır. Büyürler. Bu defa da gölgelerdir onlar için öcü… Üzerlerinden geçen hareket halindeki her gölge akıllarını çıkarır ve hemen alarm verirler biribirlerine… Tavşanlar içinse öcü, sestir. Tık olsa kulakları […]
Fanus [23 Mayıs 2004 Pazar]
Birkaç kişiyle birlikte sohbet ediyordu dedem evin önünde… Saçağı tutan direğe çakılmış çivide bir ceket asılıydı. Koca kafalı tekir kedi bacağını kaldırmış karnını kaşıyordu. Oturuş şeklimi değiştirince cebimdeki misketlerden biri sanki kemiğime kadar battı… Dedem, beline sardığı kuşağının içindeki saatini kösteğinden tutup çekti. Anladım ki; akşam namazına ne kadar vakit kaldığına bakıyordu… -Hasaan, diye bağırdı […]
Sır [21 Mayıs 2004 Cuma]
Bulunmamışlar, bilinmemişler, söylenmemişler değildi ki bunlar… İtirafın eğer şaka değil de, gerçekten hiç bakmamış idiysen bu açıdan şimdiye kadar; Demek ki "görünen şeyi" görme zamanın gelmiş, ve görmüşsün… ….. Yani; Mikroskop olduğu için var değil hücreler… Onlar zaten vardı. Ama insan bir gün mikroskoba dayayınca gözünü, seviniyor… ….. Ne mi demeye çalışıyorum?.. El şaklat, uyanayım!.. […]
Liste [20 Mayıs 2004 Perşembe]
Bir liste yap bana. Benim için,,, senin listeni… {*} Bir liste hazırla. Yaz alt alta; yaptıklarını düşünerek, bugüne kadar… De ki: “Sen olmasaydın, şunu yapmazdım!…” {*} Ben olmasaydım yapmayacağın şeylerin listesini sırala alt alta veya eğer ben olmasaydım hayatında, bu şekilde yapmayacağın şeyleri sırala… Ben olduğum için yaptıklarını/yapmadıklarını görmüş ol. Önce kendin için yap bunu, […]
Çakı [19 Mayıs 2004 Çarşamba]
Çok bıçak gördünüz. Ama, kaç bıçağa “baktınız” şimdiye kadar?.. ………. Şehirden dönen babası yanına çağırdı oğlunu. “Al dedi. Sana lâzım olur bu…” Kabzası sarımsı, kemiktendi. Katlayınca ağzı gizlenen çakı, tehlikesiz olarak cebe de konabilecekti. Sanki ayakları yerden kesildi ve sanki koca bir ordunun bütün silahları önüne yığıldı çocuğun!.. Elinde tarttı, çeliğin dönüş hareketini ve keskinliğini […]
İki böcek [16 Mayıs 2004 Pazar]
İkisi de böcekti… Ama, kendisi karanlıklar içindeyken bile; ateş böceğinin yüzüne bakan arkadaşlarının yüzleri aydınlanıyor, içleri açılıyor, mutlu oluyorlar ve işler kolaylıkla halloluyordu… Diğer böceğin ise kim gelse yanına, onun ‘ters’ini görüyordu… Çünkü onun burnu hep pisliğin içindeydi, ve geride bırakılmış dışkıları kemirip durmakla meşguldü… Yüzünden fayda göremeyenler, tersinden fayda göremeyeceğine göre; Çekip gidiyorlardı… O […]
Sızı(!) [14 Mayıs 2004 Cuma]
Ne zaman suyu hortumdan bilsem yanıldım, ve ne zaman radyonun konuştuğunu sansan yanılacaksın!.. Her şey, her zaman değişiyor; ben de, sen de, o da. Farkında mısın?.. Farkında ol! Şartlar değişiyor, düşünceler ve alışkanlıklar değişiyor… Kafan karıştığında, yolların mı karıştığını sanıyorsun?.. {*} Kendini farklı bir açıya getir şimdi, gözünü başka bir dürbüne daya, değişik bir katın […]
Eşeği kovabilmek [13 Mayıs 2004 Perşembe]
Yâre doğru yürüyenler, kavuşmayı umuyor… {*} Size bir sır vereceğim; Ama,,, herkes anlamayacak!.. {*} İne duman tutmak misali; tilki varsa çıkacak… Ambara kedi salmak örneği; fare varsa kaçacak… Her olduğunuz aşı; hastalıktan değildi, farkındasınız!.. Lakin, bütün okul açıyordu kolunu; biribirlerine cesaret vererek… Neden aşı olduklarını izah ediyorlardı. Bu ince-çelimsiz-zayıf mikrobun kendi vücutlarında ne işe yarayacağını […]
Çocuklar uçar… [09 Mayıs 2004 Pazar]
Gününüz güllü olsun!.. ………. Çocuklar uçar, biliyor musunuz?.. Çocuklar uçar, birer uçurtma gibi… Çocuklar uçar; annelerinin elindeki iplere bağlı olarak… Çocuklar uçar; annelerinin, kendilerini göklere saldığı yerden!.. {*} Şehrinizde yaşayan ahalinin… Bütün ülke insanlarının… Ve hatta dünyada bugüne kadar yaşamış ve yaşayacak olan her insanın aynı meydanda toplandığını idrak edebilmek için zorlayın zihninizi… Şimdi onlara […]
Uçurtma hastanesi [07 Mayıs 2004 Cuma]
En az 5 metre uzunluğundaydı yazı. Sarı zemin üstüne kırmızı ve siyah harflerle yazılmıştı. Dört köşesindeki iplerden direk ve ağaçlar arasına gerildiği için en uzaklardan bile görülebiliyordu. Hava çok güzel, rüzgâr esiyordu… İnsanlar çimenlerin üzerine oturmuştu, insanlar gezinmekteydi, insanlar ellerini gözlerine siper edip; ikindiye yaslanan güneşin üstünden, zor seçilen uçurtmaları biribirine göstermekteydi… -Anne, şşt anne! […]
İhsânı taşıyanlar [06 Mayıs 2004 Perşembe]
Nerdesin?.. Hangi ülkedesin? Nasıl yaşıyorsun? Neye inanıyorsun? {*} İçinde bulunduğu yeri ve şartları bir "şans" olarak gören… Ve haline şükretmeyi akıl edebilenler için bu yazı… Düşünmemiz gereken ne var biliyor musunuz?.. Minnet… {*} Şükredilmeyen ihsan… Minnet duyulmayan nimet; Emilmeyen süte, alınmayan postaya benzer… Geri gider! {*} Soru neydi, hatırlayın: Nerde, hangi ülkede, nasıl yaşıyorsun ve […]
Sevilmek adımı [05 Mayıs 2004 Çarşamba]
Siz de şaşırmaz mıydınız "kendini seven olmadığını" söyleyen birini duysaydınız?.. "Bana bakar mısın; gencim, güzelim, elim iş, çenem laf yapıyor. Ama sevmek ve sevilmek istiyorum ben; yok, yok, yook!.." Veya: "Olgun ve tecrübeli ve yakışıklıyım. Hayatım da bir düzene girmek üzere, ama sevilmek istiyorum artık!.." {*} Bazılarıysa, kendilerini sevmedikleri için karşılarındakileri suçlamakta… Komediye bakar mısınız; […]
Filan usta [02 Mayıs 2004 Pazar]
Ha "Falan bey" idi hikayemizin kahramanın adı, ha "Feşman hanım" ne fark eder… Varsayalım ki "Filan usta" idi… Çocukları al ve git, dedi hanımına Filan usta. Ben kardeşinin nişanına gelemeyeceğim. Çok işim var… İçini çekti kadıncağız. Sesini çıkarmadan çocuklarını hazırlamaya başladı. {*} -Abi, dedi kardeşi… Hepimiz, yani bütün evlatları babamın bahçesinde toplanıyoruz. Biraz eğlenmek, ama […]
Elma düşürmek [30 Nisan 2004 Cuma]
Ve bir an… Çocuk yüzlü bir elma ile elma yanaklı bir çocuk görür biri birini… Bu bir an; Karar, verilmiştir artık!.. {*} Kalın bir gövdenin iç içe geçmiş dalları arasında ve yüksek bir yerlerdedir elma… Ordadır, ama kendini bırakmak istemektedir çocuğun ellerine. Al yanaklı çocuk ise zıplar, dokunamaz; sıçrar, tutunamaz. Gövdesi kalındır ağacın eğilmez, bükülmez. […]
Seni beklerken [29 Nisan 2004 Perşembe]
Dönen kuşlar indi çoktan göçtükleri yuvalarına… Karıncalar deliklerini ve arılar peteklerini başladı doldurmaya. Mevsim, yaslandı yani bana doğru, hissediyorum. Anladım ki; artık, geliyorsun… {*} Seni beklerken; portakal çiçeklerini ipe dizip bir taç daha yaptım… İlk eriğin tadına baktım; ekşi olsa da, yüzüm hep tatlıydı… Seni özlemenin bile beni üzmesine izin vermedim, seni beklerken… {*} Geliyorsun… […]
Gök yakut [28 Nisan 2004 Çarşamba]
Sonunda aşk, incecik bir kök salıverir içime; Sıcacııık, acır içim!… İnci dişli tilkiler dişler artık; içine hapsolduğun her hücremi… {*} Mavi bir göğün altında, mavi bir gölün kenarında, mavi safirden bir yüzük taşı gibi dokununca elime… Sen; Gözlerime baktığı an tüm saçları sarıya kesmiş, ayçiçeği… {*} Rüzgâr, bir abla şefkatiyle elini tutar salkım söğütlerinin… Okşar […]
Aşk Mektebi ve Uçurtmalar… [25 Nisan 2004 Pazar]
Bugün, "AŞK MEKTEBİ" sizlerle buluşuyor… İlk imza gününü düzenliyoruz… {*} Kitabın çıktığını öğrendiğim 23 Nisan sabahı bir telefon daha aldım. Kitabın çıktığı haberiyle ikisi üst üste geldi… Dediler ki: "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri çerçevesinde… İstanbul, Küçükçekmece Belediyesi ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün iş birliği ile… İstanbul Uçurtmacılar Derneği’nin büyük bir organizasyonu […]
Doğru parça [23 Nisan 2004 Cuma]
Sanıyorum ki, bazıları aldanıyor… Uzun yıllardan beri bu köşede her gün iyi şeyler okumaya alıştıkları için, aklıma hiç kötü fikirler gelmediğini sanıp, yanılıyor… Halbuki öyle değil!.. Benim de aklıma (hem de tam da sizinkiler kadar) iyilikler ve kötülükler geliyor. Ama öğrendim artık, seçip ayırıyorum; size bugün ne vereyim, karşımdakilere ne sunayım, bakanlara ne göstereyim, soranlara […]
Kötü söz söylememe günü [22 Nisan 2004 Perşembe]
Biliyorsunuz belki, ama ben yine de hatırlatayım. Bugün; "Kötü Söz Söylememe Günü" {*} Bugüne özel, bütün yapmamız gereken ise şu: Bugün, ağzımızdan çıkacak olan sözlere dikkat etmek… Dilimizi tutarak onun kötü laflar etmesine mani olmak… Eğer bunu başaramamışsak… Yani, ağzımızdan kötü söz çıkmamış olmasını sağlayamamış bile olsak, gün içinde ağzımızdan tam çıkmak üzere olan en […]
