Geleceğini biliyordum [22 Ekim 1999 Cuma]
Geleceğini biliyordum Merhaba Muammer Abi, Kusura bakmayın, yazdığınız yazılarla bizi kendinize o kadar yaklaştırdınız ki size abi diye hitap etmeyi seçtim. Aşağıdaki hikaye 1. Dünya Savaşı’ndan kalma gerçek bir anekdottur. Beğeneceğinizi umuyorum. Sağlıcakla kalın. Celal Ünver {*} Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını […]
Osmanlı tavanları [21 Ekim 1999 Perşembe]
Osmanlı tavanları Ya bir yaz mevsimiydi, bir ilkbahardı ya da, Osmanlı konağında misafirdik molada, Yatıyordum cevizden eski bir karyolada. Dünümü hatırlattı, tunçtan o zarif şamdan, Osmanlı kokuyordu bu lacivert akşamdan. Alınmış motifleri gülüşünden bebeğin, Her desen haykırıyor; “Zaferiyim emeğin.” Tavana kondurulmuş kanadı kelebeğin. Günlerce çalışılmış her motif, her oymaya, Yeter mi tek bir gece bu […]
Mektup [20 Ekim 1999 Çarşamba]
Mektup Anlatmak ve yazmak istediğim o kadar çok şey var ki, fakat bunları yazmaya cesaretim yok gibi… Halbuki ne kadar dertliyim, dertlerime ortak olacak bir dosta ne çok ihtiyacım var. Sizin çok geniş bir yüreğiniz olduğunu ta içimde hissediyorum. İnsanları sevdiğinizi ve onları sevginizle yaşatmak istediğinizi de biliyorum. Aslında ben kendimi mutsuzluğa mahkum ediyorum. Kendime […]
Dünden… [19 Ekim 1999 Salı]
Dünden… Sizi bilmiyorum, ama ben Osmanlı hakkında hiç de iyi şeyler öğrenerek başlamadım okula… Henüz ilkokulun birinci ve ikinci yıllarında pestilimiz çıkana kadar güzel yazı defterlerimize Osmanlı Tarihi kaydettirilmişti. Ama ne Osmanlı!.. Cahil, gerici, ilim düşmanı, zalim, korkak, hain… Daha akla gelebilen ne kadar olumsuzluk varsa o zamanın çocukları olan bizlerin saf mermer plakalara […]
Son sakin veya artık çok geç… [18 Ekim 1999 Pazartesi]
Son sakin veya artık çok geç… Sevmek Ölmekle Başlar, bu ülkenin en çok satılan kitaplarından biri… Arkadaşım Murat Başaran’ın bu kitaplarından bahsetmek bana ayrıca keyif veriyor her zaman. Bugün, Sevmek Ölmekle Başlar, birinci kitap ve Sevmek Ölmekle Başlar, ikinci kitap yeni baskı, yeni kapaklar ve daha da önemlisi “yeni yazılarla” önümde duruyor. Zafer Yayınları’ndan temin […]
Temeliyos yaşıyor… [16 Ekim 1999 Cumartesi]
Temeliyos yaşıyor… Bugün Cumartesi… Hadi, kesin sesinizi de biraz su koyverelim! Nasılsa yarın bu sinemada “Bulmaca” isimli film gösterilecek! Pazartesi’ye kadar da zaten unutursunuz şimdi okuyacaklarınızı… {*} Ee, e… Yaslansanıza koltuğa. Şöyle bir rahatlayın. Ve, boşuna aramayın; bulamazsınız… Çünkü bu köşenin kumanda aleti yok. Yani zap mıdır, zip midir yapamazsınız!.. Ama, yine de depremden sonra […]
Her şey elimizde [15 Ekim 1999 Cuma]
Her şey elimizde Kim, bilmiyorum… Ama birileri gene televizyonda bir şeyler söyleyip milletin kafasını karıştırmış… Beni bulup, sesini ileten her kişinin, aslında meydanda olmayan çok kişi demek olduğuna inanıyorum. Ve bu düşünceyle, bir kafadaki karışıklığı çözdüğünü duyduğum yazılı cevabımı “meydanda olmayanlara da” açıyorum. İnandıklarım da elbette bunlardır… {*} Fay hattı tam altından geçmese de, İstanbul […]
İstanbul hanımefendisi?.. [14 Ekim 1999 Perşembe]
İstanbul hanımefendisi?.. Bulutlar, İstanbul’un “yedi diş”inden tarıyor saçlarını. Bu “ağarmış” bulutlardan süzülüyor yorgun damlalar. {*} Ve İstanbul hanımefendileri… Titreyen ellerinde yedi dişi kalmış fildişi taraklar. Bu fildişi tarakların, kalan son yedi dişinde saçlarının gümüş telleri! İstanbul; tükendi tükenecek. Fildişi tarağın dişleri gibi… gümüş rengi saçlar gibi… İstanbul; tükendi-tükenecek… İstanbul hanımefendileri gibi! {*} Onlar gözyaşıydı sanki; […]
Asıl hazine [13 Ekim 1999 Çarşamba]
Asıl hazine Osman Gazi ayda bir defa yemek pişirtip fakirlere yedirir, muhtaçları giydirir, kimsesizlere sadaka verirdi… Orhan Gazi ise imaretler yaptı ki; fakirler gelip her gün karınlarını doyursunlar diye. Onun oğlu Gazi Hüdavendigar da imaretler yaptı. Her Cuma sadakalar verirdi. Onun oğlu Bayezid Han da imaretler yaptı ve o da Cumaları sadaka verirdi. {*} Ariflerden […]
ABD’nin beyninde Türk fırtınası: Altın Harfler [12 Ekim 1999 Salı]
ABD’nin beyninde Türk fırtınası: Altın Harfler Boston için “ABD’nin beyni” deniliyormuş, Kenan Akın ağabeyimizin yazısından öğrendim. Şehir, birçok üniversiteye evsahipliği yapıyor ve ülkenin bürokrat, diplomat ve hukukçu ihtiyacı buradan sağlanıyormuş. {*}{*}{*} İçlerinde öğretim üyeleri, diplomat ve işadamlarının bulunduğu kalbur üstü bine yakın ABD’li geçen Perşembe Sakıp Sabancı’yı ayakta alkışlıyor. Ve Harward Üniversitesi Sakıp Ağa’mıza şükran […]
Millî maç kaç kaç bitti? [11 Ekim 1999 Pazartesi]
Millî maç kaç kaç bitti? Gece vakti bir kahvehaneye girmeyeli yıllar geçmiş… Kapının önünde Mehmet ile buluştuğumuzda saat sekizbuçuğu geçiyordu. Milli maçı Cine-5 veriyormuş ve o da hemen şu yandaki kahvehanede varmış… Üzerimizde eşofmanlar (hatta bende yedi cücelerinkine benzeyen yeşil bir başlık) var. Tebdil-i kıyafet eylemişiz… Rahatça maçımızı izleyeceğiz. Kahvenin kapısında bile insanlar var. Görüyorum […]
Testileri kırmayın [09 Ekim 1999 Cumartesi]
Testileri kırmayın Bu milletin insanı zanneder ki; bir gazetenin muhabiri, bir televizyonun elinde mikrofon tutanı veya haber müdürleri her şeyi, ama her şeyi kendilerinden iyi bilir… Bu milletin insanı zanneder ki; her yayın kuruluşunda insanî, vicdanî ve ahlâkî manada, işleyen bir kontrol mekanizması var… Bu milletin insanı zanneder ki; devlet ve devletin bakanlıkları uçan kuştan […]
Hayata devam sayfası… [08 Ekim 1999 Cuma]
Hayata devam sayfası… Umut; hakikaten aç ve açık insanların gıdası. Dün, saniye saniye size anlatmaya, nakletmeye çalıştığım "canlı arama" çalışmasını bazı TV ve gazeteler verdi… Devam sayfalarında! Fakat çoğumuzun idrak edemediği şu ki; Devam sayfalarına sıkışan bu habercik, orda ay ışığı varken içinde ışık yakmaya lüzum olmayan çadırlarda yatan, "koyun sürüleri" gibi beraber yaşayan insanlar […]
Saniyesi saniyesine bir kurtarma çalışması [07 Ekim 1999 Perşembe]
Saniyesi saniyesine bir kurtarma çalışması İzmit’te, 50 gün sonra yaşanan olağandışı olay… Gündüz İstanbul Cennet mahallesinden Fahriye Abla ile konuşmuştuk… Onun insanlara yardım konusundaki fedakârlığını bilen bilir. Depremden sonra da, oğulları ve İhsan Amca ona; yalnız başına eve çıkma konusunda “yasak” koyunca düşmüş yollara… “Birkaç gün sonra bir baktım ki yıkıntıların önündeyim” diyor. Ardından, oradakilerle […]
İlginç bir kıssa [06 Ekim 1999 Çarşamba]
İlginç bir kıssa Aslan ile kurt arkadaş olmuşlar… Açlıktan kıvrandıkları bir gün, ovada otlayan bir at görmüşler. Tepenin üstünde atı seyreden aslan, kurda dönüp sıra ile sormuş: – Gözlerim kızardı mı? – Evet, demiş kurt. – Kuyruğum dikildi mi? – Evet… – Tüylerim diken diken oldu mu?.. Kurt, yine; “Evet” deyince aslan yıldırım gibi ata […]
Babam kim olmalıydı [05 Ekim 1999 Salı]
Babam kim olmalıydı Acaba benim babam kim olmalıydı?.. Falan zengin var ya, acaba onun oğlu olmak nasıl bir duygu olurdu?.. Ya, o fazla göze batar; hem tanınmış olmasın, hem de gizli bir milyarder olsundu babam! Peki, ya şu tam da benim gibi düşünen yazarın evladı olsaydım… O evin atmosferini solusaydım, üfff!.. Veya ailecek tanıdığımız…bey ile […]
Deprem Dede! [04 Ekim 1999 Pazartesi]
Deprem Dede! Gâvuroğlu gâvur, sırf gıcıklığından, depremin gelişini “görmeyi seçti” ve felakete hazır bekledi. Şimdi açıklama yapıyor: “Depremde hayatını kaybedenlerin sayısı, üzülerek söylüyoruz ki 15’i buldu… Bu sayının bu kadar yükselmesine beşinci kattan atlayan bir hanım ve kalp krizi geçiren bir genç kız sebep olmuştur. Diğer 13 ölüm vakası da deprem anındaki telaşta meydana gelen […]
Ben, “kıskanan” olayım!.. [02 Ekim 1999 Cumartesi]
Ben, “kıskanan” olayım!.. Uyuduysan; Bebekler gibi masum, melekler gibi günahsız… Kıyamam uyandırmaya seni ve davet edemem günahlara!.. {*} Ama bir öpücük gibi de ulaşmalı bu satırlar sana… En azından yastığına konmalı kırmızı bir gül gibi. {*} Ve ben, ardından dualar etmeliyim mektubumun; Uyuduysan, uyanmayasın diye? {*} Bilirim, derdin; “Uyusaydım da ne farkeder?.. Cana can katıyor, […]
Baltanın sapı [01 Ekim 1999 Cuma]
Baltanın sapı Malaya, Singapur nerde, bilen var mı? Endonezya, Hindistan İstanbul’a ne kadar uzakta?.. Peki harita üzerinde Bornu, Cibuti, Zengibar, Mozambik’in yerini bir defada gösterebilen var mı? {*} Dünyada kaç ülke var sahi?.. Ya, Osmanlı’da kaç şehir? {*} Osmanlı, hükmettiği topraklardaki yönetiminin kötülüğünden, sömürü anlayışından, zulmünden değil; Adı konmamış, sayısı belirlenmemiş ve erkek adamların oluşturduğu […]
Bir gece daha [30 Eylül 1999 Perşembe]
Bir gece daha “Sizi bu saatte uyandırmak istemezdim, dedi kayınpederine… Altıbuçuk sularında deprem oldu da burda… Şiddetli değildi aslında. Ama biliyorsunuz ki o tedirgin oluyor. Şu anda beni duymuyor, cep telefonundan arıyorum…” “Tamam yavrum, dedi adam. Hemen arıyorum…” {*} Ardından telefon çaldı. Damat, kimin aradığından habersizmiş gibi üçüncü çalışında kaldırdığı telefonda kısa konuşup, ahizeyi karısına […]
