Karbonat ile elde edilen güzellik ve temizlik tüyoları… Saçınızdaki kalın sprey tabakasını ve jöle artıklarını tamamen çıkarıp saçına derin bir nefes aldırmak için orta boy şampuanın içine bir…
  %10 Müşteri Temsilcisi   Şubat 2011, İstanbul, Org. Kurucusu   Üst sırası: Gönül Şen
ENVER ABİ’Yİ UYKUSUNDAN EDEN HABER Enver Abi ile ilgili yazılarımdan sonra inanılmaz bir telefon ve mesaj yağmuruna tutuldum. Sevenleri gerçekten çok üzülmüş. Ağlayarak dua ettiler. Türkiye’den ve dışarıdan çok sayıda…
Bütün gece üç kelimeyle uğraştım… Bende çok sık olur bu. Bir konu, aniden, bütünüyle beliriverir zihnimde… Derim ki; “A’hahh!.. Bu yazı, bugüne kadar yazdığım en iyi şey olacak!..” Ama kalkıp…
Bütün gözler aynı yöne bakıyor. Fakat görünen manzara; göz sayısı kadar! Dünyanın bir görüneni var, bir de görünmeyeni. Hangisi daha çok; gördüğün mü, görmediğin mi?.. Denizler, üzeri kıpırtılı dümdüz bir…

Kral kim? [29 Eylül 1999 Çarşamba]

Kral kim? Fransa Kralı 4. Henri, bir gün ormanda atla dolaşıyordu. Gezintisi sırasında bir köylüye rastladı. Köylü, bugüne kadar hiç görmediği bu yabancıya sordu: -Kralın bugün buralarda gezinti yaptığını duydum. Ona rastladınız mı? -Evet. Ben şimdi onun yanına gidiyorum. İstersen seni de götüreyim. -İyi ama, ben kralı tanımıyorum. Etrafı kalabalıktır. Kendisine karşı bir saygısızlığım olmasın… […]

6 mins read

Müfreze [28 Eylül 1999 Salı]

Müfreze Masamın üzerinde gazetemizin yayınlamış olduğu ve sayfalarını kopartmadığım bir takvim bulunur. Elimin altındaki bir kitap gibi sık sık karıştırırım onu. Enteresan hatıralar, lüzumlu bilgiler ve tarihler mevcuttur bu takvimde. İşte bunlardan biri. Yaklaşık beş sene önce de gazetemizde Faruk Demir imzasıyla yayınlanmış, aktarıyorum: {*} Birgün şoförüm Ünver bana bir askerlik hatırasını anlattı. Şöyleydi: “Askerde […]

6 mins read

Kolay gele… [27 Eylül 1999 Pazartesi]

Kolay gele… Yirminci asır bitti; En gelişmiş bilimsel cihazlar ve laboratuvar imkanlarını ellerinde bulunduranlar bir tek hücre bile yapamadan!.. Yirminci asır bitti; Bir hücre yapamayanlar, bütün hücrelerin şuursuz toprak, su ve havadan ibaret olan tabiatta kendiliğinden olmayacağını anlayamadan. {*} Acaba bu durumda “topraktan daha bilgisiz, sudan daha akılsız ve havadan daha şuursuz olduğunu” nasıl izah […]

6 mins read

Eski güller!.. [25 Eylül 1999 Cumartesi]

Eski güller!.. “Hayret!.. İnanamıyorum bazen. On yıl, yirmi yıl önceki sevgiler bile bambaşkaydı. Şimdiki sevgilere güvenemiyorum ben…” diyordu. Haklı mıydı, bilmiyorum. Sizce haklı mı?.. {*}{*}{*} Bildiğim şu: Bu sözü duyduğumdan bu yana yirmi yıldan fazla zaman geçti!.. Geçenlerde hemen hemen aynı bir konuşmaya şahit oldum da… O da aynı düşüncedeydi; onbeş-yirmi yıl önceki sevgiler başkaymış!.. […]

6 mins read

Yuvalar boş kalmamalı [24 Eylül 1999 Cuma]

Yuvalar boş kalmamalı Daha az önce; epey zamandır uğraştığım havuzun başından gelirken ceviz ağacındaki yuva geldi aklıma… Tam altındaydım ve demin birkaç karga uçmuş ve yuvanın sahibi olan iki “guguşçuk” kuşunun kendilerine has “uçma seslerini” duymuştum. Geçen hafta cevizi silkerken çıkmıştım bu derme çatma yuvanın yanına. İki tane yumurta vardı içinde. Aklıma, şu yuvanın çalı-çırpısını […]

6 mins read

İnekler ve köprüler [08 Nisan 2010 Perşembe]

  Neredeyse sütten yeni kesilmişlerdi. Her sabah, daha güneş doğmadan evlerinden alındılar, annelerinden koparıldılar, yollara düştüler: “Koşmayı öğrenmeniz lazım, dediler… Öyle koşacaksınız ki; önünüzde kim varsa geçeceksiniz ve ardınızdakilere yakalanmayacaksınız!” Sevilip okşanma hatta annelerini emme yaşındaki binlerce buzağı, uykusuz göz kapaklarını açmak için zorlayarak bu tuhaf sözleri anlamaya çalıştılar! Aslında anlamadılar da, ama herkesin yaptığı […]

2 mins read

Valizi hazır tutmak [23 Eylül 1999 Perşembe]

Valizi hazır tutmak Sermayesi okuyucusunu korkutmak, tedirgin etmek olan biri olsaydım 16 Ağustos’tan bu yana yazdıklarımla sizi korku tünellerinde tutabilirdim… Ama zaten cümbürcemaat “korku filmleri” seyreder olduk. Hem de Marmara Bölgesi, Anadolu, hatta bütün dünya insanları olarak. Korkutmak, insanlara ne kazandırır ki? Yahut “söylentiler” sallamak!.. {*} Bugün (yani size göre dün) son iki ayın (Ağustos-Eylül) […]

6 mins read

İnsanlarla beraber… [22 Eylül 1999 Çarşamba]

İnsanlarla beraber… İnsanlara saygım var… Ve insanları seviyorum. İnanıyorum; insanlarla beraber olmalıyım. Çünkü insanlarla beraber olmazsam, bendeki yanlışları göremem… İnsanlar birbirleriyle beraber olmazlarsa kendi yanlışlarını düzeltemezler. {*} İnsanlara saygım var… Ve insanları takdir ediyorum. İnanıyorum; insanlarla beraber olmalıyım. Çünkü insanlar biribirlerinin zımparası! İnsanlar; çevrelerindeki insanlar olmasa rendelenemezler, yontulamazlar ve zımparalanamazlar. {*} İnsanlara saygım var… Ve […]

5 mins read

Alamanya muhabbetleri! [21 Eylül 1999 Salı]

Alamanya muhabbetleri! Bir yıldır görmemişim… Gecenin yarısı sesini duyar da durur muyum?.. Otobana çıktığım gibi onbeş dakikada sesinin geldiği yerdeydim. Çoğunuzun gündemindedir ya bu aylarda “Alamancı” muhabbetleri. Alın bir tane de benden: {*} Sarı bir Alman hatunu, apartmanın önündeki konteynere çöpünü dökecek… Ama bakıyor ki dolmuş. Üzerine çıkıyor, bastırmak için… İşte o an “gaytan bıyıklı” […]

4 mins read

Hicrî senebaşı ve kanaat [20 Eylül 1999 Pazartesi]

Hicrî senebaşı ve kanaat Bugün 20 Eylül…Hicret’in 1378’inci yılınınve Hicrî-Şemsî yani “Hicret ile başlayan “güneş takviminin” ilk günü. Bu takvim de aynen Mîladî sene gibi olduğundan; Hicrî sene de 365 günde bir, her 20 Eylül’de değişiyor. {*}{*}{*} Hicret; Sevgili Peygamberimizin artık yaşanılacak gibi olmayan Mekke’den, Hz. Ebû Bekir ile birlikte yola çıkıp, şehrin 5.5 km. […]

5 mins read

İnsanın hiçbir şey düşünemediği an… [18 Eylül 1999 Cumartesi]

İnsanın hiçbir şey düşünemediği an… Odamda değildim… Alt katta, salondaki yemek masasının üzerine dağılmıştım… Telefonum açıktı, zaman zaman mesajlar alıyordum ve biraz dalgın, hiç acelem yokmuş gibi “mesajlar” diye bir başlık yapmaya çalışıyordum, elle oynayarak… Misafirler gecenin onikisinde gitmişlerdi. Bir ara üst kata çıktım, terasa açılan pencereyi ardına kadar açıp başımı ve omuzlarımı dışarı uzattım. […]

8 mins read

Besle beni [17 Eylül 1999 Cuma]

Besle beni Bir koyunun var. Bahçende dolaşıyor… Ama sen onun bahçendeki otlardan yemesine mani oluyorsun. Anlamıyor… Sana boş boş bakıyor ve birazdan tekrar önündeki otları yemeyi deniyor. Sen yine kızıyorsun. Onun, bahçendeki otlardan yemesine yine mani oluyorsun. {*}{*}{*} Bir koyunun var… Ve onun ota ihtiyacı var. O koyun seninse ve kendi bahçendeki otlardan yemesine izin […]

6 mins read

Ne oldu? [16 Eylül 1999 Perşembe]

Ne oldu? – Olur da gönlüne düşerim diye beklemekten daha güzeli var: Gönlümde olduğunu bildirmek… {*} – Kimsenin gözleri ve yüreği böyle gülmez… Dünyaları verseler değişmem bu mutluluğu! İnan anlamıyorum; kalp atışlarımın hızlanmasını, içimdeki horonları, halayları… {*} – Büyümeli hayallerim… Kocamansa hayaller değer uzaklara, dokunur sevgiye ve selam götürür, getirir… Ne haldesin? Gülümsemelerde misin?.. {*} […]

4 mins read

Marmara o gün kirlendi [15 Eylül 1999 Çarşamba]

Marmara o gün kirlendi Ben Adnan Menderes’li yıllara yetişemedim. Hatta asıldığında dünyada bile yoktum… Ama ben de sizler gibi hep duydum adını ve hep okudum. “Adnan Menderes..” {*} Yıllar içinde düşünüp durdum; Bu adam ve arkadaşlarının “bir şeyler” yaptıkları kesindi. Onlar ya asılacak kadar fenaydılar… Veya asılacak kadar iyi!.. Yani, öyle de böyle de asılacaklardı! […]

5 mins read

Gemilere yön verin [14 Eylül 1999 Salı]

Gemilere yön verin Hayret!.. Kooskoca bir geminin rotasını, küçücük dümenler değiştiriyor. Suda bıraktıkları izleri seyrettiniz mi hiç? Geniş bir açı çizerek; döndüklerini belli etmeden dönüyor gemiler… …İstediğimiz limana doğru! {*} “İstediğimiz liman” hangisi?.. Dümenler olmasa, güzergah nasıl belirlenir, takip edilir?.. Ve dümenler… O küçücük dümenler olmasa; dalgaların, rüzgarların ve akıntıların sürekli olarak çizgisinden ittiği gemiler […]

5 mins read

Kumbara [13 Eylül 1999 Pazartesi]

Kumbara Bir deliği var kumbaranın; dolabilmesi için. Doldurmak bizim elimizde… Ya boş kalırsa? Boş kumbaralarda “ağırlık” olmaz… Ve her sarsıntıda, kendilerinden büyük gürültü çıkarırlar! Kumbaralar boş kalmamalı. {*} Farkında mısınız; İnsanların birer kumbara olduğunun?.. İnsanlar kumbara! {*} Bir deliği var kumbaranın; dolabilmesi için. Ama onu ne ile dolduracağımızı seçmek bizim elimizde… Gazoz kapakları attığımız kumbaralardan […]

5 mins read

Korkular küçülmez [11 Eylül 1999 Cumartesi]

Korkular küçülmez Korkular; yollarımızdaki ejderhalar gibi… Korkular büyüyor gözümüzde biz çöktükçe, sindikçe ve çekildikçe… Korkular devleşiyor; biz korktuğumuzu düşündükçe!.. {*} Korkularımız ömrümüzün sonuna kadar var. Korkular, sonsuza kadar var… Korkuları yok etmek imkânsız… Ama korkular durduracak mı seni?.. Döndürecek mi yolundan?.. Vazgeçen birini mi seyredeceksin aynalarda? {*} Boşuna uğraşıyorsun; Korkular hep aynı boyda, aynı cüssede… […]

4 mins read

Bir yıl ne kısa! [10 Eylül 1999 Cuma]

Bir yıl ne kısa! Şu yazacaklarımı hiçbir zaman aklım almadı… Hadi, biraz da sizin kafanızı karıştırayım, tamam mı? {*}{*}{*} Her insan uyur. Peki günlük uyku ortalaması ne kadardır? On-onbir saat uyuyan var elbette ama, normali sekiz-dokuz saat, öyle değil mi? {*}{*}{*} Peki istirahat saatleriniz ne kadar? Bunu sadece bacağınızı uzatıp beş saat televizyon seyretmek olarak […]

4 mins read

Sükûnet [09 Eylül 1999 Perşembe]

Sükûnet Lütfen bu yazıya konsantre ol…Lütfen bu yazıyı yavaşça oku. Bütün ağırlıkları at üzerinden; kendine, suyu üzerinde kayabileceğin bir kuğu gölü bul… {*}{*}{*} Sakin ol; Ve bu yazıyı yavaaaş yavaş oku. {*}{*}{*} Kelimelerin sesi yok. Mânâları var. Bütün seslerden uzaklaşıp, mânâları dinle. İmajları bul. {*}{*}{*} Biliyorsun değil mi gözlerinin ne kadar güzel olduğunu?.. Şimdi bir […]

4 mins read