Seyir Defteri – Darende, Senai Demirci’yle
Neye niyeeet, neye kısmet… Protokole cami gezdirildiği sırada; dışarıda, Darende Hamid-i Veli camii önündeki havuzun kenarında karşılaştık Senai Demirci ile… "Gel seni bir kucaklayayım" dedikten sonraki ilk lafı; -Senin bir yazını aldım, dedi… İsmi "İp" olan yazını, siteme de koydum… -Olsun, herkes alıyor zaten. İstediğini yapabilirsin, ama onlar seri yazılardı, benzerleri de vardı, dedim… {*}{*}{*} Sonra da […]
Seyir Defteri – Erciyes ve yol arkadaşlarım
Ankara'dan bindim Malatya otobüsüne. Cam kenarında oturuyordum. Yanıma kısa saçlı bir genç adam binmiş, yorgun gözlerini kapatır kapatmaz uyumuştu. Bir kaç defa omzuma düştü başı. Küçük yastıklardan birini iki koltuk arasına sıkıştırdım ve "hadi uyu bakalım", dedim… {*}{*}{*} Yolun yarısından sonra ahbap olduk Abdurrahman ile… Ben önce Kuzuluk'tan İstanbul'a, sonra da Malatya'dan Darende'ye ters istikametlere gitmemek için […]
Bulut
Ha, başımda dolaşan bir bulut… Ha sen!.. Sen, beyaz bulut; Gözyaşımdan başka, nesin ki?.. Hanife Çınar Darak'ın, Eskişehir Mavi Radyo'daki "Maviye Yolculuk" programında; Muammer Erkul'un "BULUT" isimli yazısını okuduğu ses kaydı… {mp3}radyo_hanife_cinar_3{/mp3}
18 Haziran 2008 (Okuyucu-yazar kucaklaşması) Türkiye Gazetesi
http://www.turkiyegazetesi.com/haberdetay.aspx?haberid=379309 Okuyucu-yazar KUCAKLAŞMASI 18 Haziran 2008 Çarşamba > Harun Yerebakan İSTANBUL Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından Eminönü Belediyesi’nin ev sahipliğinde 16-22 Haziran tarihleri arasında Sultanahmet Parkı’nda gerçekleştirilen “Babıali Şenlikleri” tüm hızıyla devam ediyor. Şenlik kapsamında yazarlar ve programcılar, okurlarıyla, izleyici ve dinleyicileriyle buluşarak sohbet etme imkanı buluyor. Bu çerçevede dün Türkiye Gazetesi Standı’ndaki okuyucu-yazar buluşmasında […]
Darende [29 Haziran 2008 Pazar]
Masallar hep uzaklarda geçer; develerin tellal, pirelerin berber olduğu diyarlarda, olmazların olduğu zamanlarda… Bazı bölgeler de vardır ki, bizlere masallardan bile uzak gelir. Fakat masallara “kahramanlar” lazımdır! Senden midir, değil midir o ayrı konu, ama bunlar gönüllü, çalışkan, sebatkâr, fedakâr insanlardır… Bu açıdan baktığınızda, işte size bir masal; Darende… {*}{*}{*} Boş bir çorba tası içindeki […]
Bu şiirler kimindir? [27 Haziran 2008 Cuma]
Bir avuçsun, ve kıpır kıpır minicik yaprakların… Bir avuçsun… Hani okşadığımda seni, bir avuç koku bırakan, iki elimde… Hani sonra, onunla yüzümü yıkadığım!.. {*}{*}{*} Bir avuçsun, ve kıpır kıpır minicik yaprakların… Gıdıklıyor gibisin dağ çileğinden kızarmış dudaklarımı; serinliğini emerken içinden!.. Ve esintide savrulan; açık yeşil, ipek bir şal gibisin içimde… Özleyensin belki, ama; sen özlenen […]
Bülent Arınç, Hırvat maçı, Darende… [26 Haziran 2008 Perşembe]
Ben de herkes gibi, bu yazıyı yazdığım güne (düne) kadar daha enteresan bir maç izlememiştim. Gruplar ikinci maçlarını yaparken söylediğim iki söz vardı: “Hırvatlardan çekiniyorum” ve “finale kalırsak İspanyolları yeneriz!” Hangi takımların finale kalacağını bilemiyorum elbette, ama yarı finalistlerden birini belirlemiş olan Hırvatistan maçımız başlarken yemekten kaçmamızın sebebi buydu. {*}{*}{*} Yedincisi düzenlenen “Somuncu Baba ve […]
Boncuk [20 Haziran 2008 Cuma]
(Kuzuluk) Adını sordum garsona “Boncuk”muş… Bembeyaz. Normal boyda ama bacakları kısa, dolu bir TIR’ı getiriyor insanın hatırına! Kuyruğu kesik, yarım karışlık bir sap gibi! Sanırım ikisini bitirmiş ama üçüncü yaşına girmemiş. Öyle bir “beyefendi” duruşu var, sormayın… Yüksek çınarların altındaki çimenler tertemiz. Su inanılmaz güzel, yiyecekler lezzetli. Derenin karşısına, köprülerin üstüne, ve geniş alanın her […]
Havadaki oksijen [19 Haziran 2008 Perşembe]
En son ne zaman düşündünüz havada oksijen olup olmadığını?.. ….. Kim düşünür, kim zamanını harcar, kim iddia eder havada oksijen olduğunun; hem de tekrar ve tekrar ve tekrar, tekrar… “Havada oksijen var ki şöyle yapınca böyle oluyor! Beni iyi dinleyin; havada oksijen olmasaydı şöyle olunca böyle olmazdı! Akıllı insan şöyle düşününce ve buradan bakınca anlar […]
Meşgul [15 Haziran 2008 Pazar]
(Uyumak da güzel uyanmak da; Yazmak da güzel, yazılmak da!) ………. Uyuyorsundur diye usulca yazıyorum… Ağustosun dördü bugün, ikibinaltı. Ben seni, bugün de yine çok seviyorum… {*}{*}{*} İçime kelebekler atardın eskiden; gıdıklanır gülerdim. Sabah göreceğim her köşeyi pembeye boyardın; sevinir gülerdim. Şeker kavanozum, derdin bana; şımarıp gülerdim… Gülerdim ben; ..hep gülerdim eskiden! {*}{*}{*} Bi’tane uçan […]
Ağaç dalları, dede kolları [12 Haziran 2008 Perşembe]
Çocuklara sorsanız; büyüyünce ne olacaklarını… Bir kısmı, biraz düşünür ve şunu der: Dede olacağım… {*}{*}{*} Çünkü, diye izah ederler sonra… Çünkü dedelerin ceplerinde o kadar çok şeker vardır ki; kendilerinden artanlar çocuklara bile yeter! ….. Siz, çocukken ne olmak isterdiniz? {*}{*}{*} Fakat çocuklar iki şeyi bilmez… Birincisi şudur: Her dede şeker yiyemez… İkincisi ve en […]
Damla ve ışık [08 Haziran 2008 Pazar]
Kırmızı bir mum düşünüyorum, senin gibi… Senin gibi kırmızı bir mumu, senin gibi düşünüyorum yani… Yani, düşünmemi istediğin gibi. {*}{*}{*} Kırmızı bir mum düşün, diyorsun ya ışıl ışıl yanan… Kırmızı bir mum düşün; pembe damlalar halinde eriyip yok olurken, yerine aydınlığı bırakan… Düşünüyorum; Sen gibi! {*}{*}{*} Şimdi sen de düşün kırmızı bir mumun ılıkpembe damlalar […]
Benim okuyucum kimdir? [06 Haziran 2008 Cuma]
(Sekiz sene önce şöyle demişiz. Acaba bugün değişen bir şeyler olmuş mu?..) Benim okuyucum; görünen organlarının haricinde, kendi mevcudiyetini bir kalp ve bir yürekle süslemiş kişidir en başta… Benim okuyucum “dünleri sadece bir tecrübe” bilip, bugün “yarınlarımız için” yürüyen kişidir. {*}{*}{*} Benim okuyucum kendisini de beni de “ben” bilmeyip, hepimizi birden “BİZ” bilen kişidir… Ama […]
İnanç ısıya benziyor [05 Haziran 2008 Perşembe]
İnanmak da inanmamak da çok büyük birer güçtür… İki üç örnek vereyim; Dağların tepesinde kaskatı kesilmiş buz kütlelerini kim indirebilir ki ovaya?.. Ya da, çığı kim durdurabilir?.. {*}{*}{*} İnanmamak; olumsuz kalmak, şüphe etmek, teklifi reddetmek, olmayacağını düşünmek, mümkün görmemek, harekete yeltenmemek, kıpırdamayı istememek, uyumsuzluk, tembellik, katılık, sertlik, soğukluk… İnanmak; başarmak demek. {*}{*}{*} Başarmış, ama inanmamış […]
Bir kutu stat çimi :) [01 Haziran 2008 Pazar]
Yıllardır şunu merak ederim: Şampiyon olan kulüp bayraktan mama önlüğüne, formadan çoraba, kravattan yastığa kadar her şey satar da; STADININ ÇİMLERİNİ neden taraftarına satmaz?.. Neden kimsenin aklına gelmez bu proje; ..ki şampiyonluk kupasını kaldıran futbolcuların, sezon boyunca terleriyle suladığı bu çimler, takımlarına büyük paralar kazandırabilir… {*}{*}{*} İşlem ise gayet kolaydır: Şampiyonluk “geliyorum” derken, yarım milyon […]
Kimsin?.. [30 Mayıs 2008 Cuma]
(1) Kimsin?.. Hadi, seç kendini!.. Şu an, şu kadar insan var; kaçı ne yapıyor?.. Sen, ne yapanlardansın? Sen, kimsin?.. ….. Bunca insanın kaçı kitap okudu bugün, kitap okuyor?.. Peki kitap okuyanların kaçı “kitap” okudu, “kitap” okuyor?.. {*}{*}{*} (2) Yollar arasındaki fark; Ne kadar çok!.. (3) Çoğunuz gibi benim de ilk hatırladığım; “evet-hayır” yarışması. Biri üst […]
En olumlu sigara yazısı [29 Mayıs 2008 Perşembe]
Herkes sigara yasaklarından bahsediyor ya bugünlerde. İşte bir sigara hikâyesi, hem de gerçek: 2000 Nisan ayının son haftasıydı. Kahvaltım bitmişti ama masada kalkmamıştım. Çay içmeye devam ediyordum sigarayla birlikte. Ve gazetemizin cumartesi ilavesini okuyordum. Sigara hakkında bir sayfa çıktı önüme. O sabah üçüncü sigaramı yeni yakmıştım. Bu yazı farklıydı, ilgimi çekti. “Sigarayı bırakmazsan ciğerlerin katran […]
Ceylan pınarı!.. [25 Mayıs 2008 Pazar]
Ben… Bir zamanlar… Seni görürdüm gözlerimde… Ben… Bir zamanlar, severdim aynaları… Su içen bir ceylan gibi yüzüme sokulup, bakardım kendi gözlerime… Sen, benim gözlerimden; bana bakardın!.. {*}{*}{*} Ben, bir zamanlar seni görürdüm gözlerimde… Bir “aaahh” desem, buharlanırdı yüzü göllerin!.. ….. Şimdi is sarıyor kırılmış aynaları, her âhımda; tütüyor içim… Tütüyor içim!.. {*}{*}{*} Ben… Ben bir […]
Eğitim kıyımı -2- [23 Mayıs 2008 Cuma]
Ders notlarımız, yerlerde sürünüyordu… Önceki senelerde parmakla gösterilen zekî talebeler, çok akıllı olduğu söylenen bizler, sonunda teslim olduk: Birkaç senede aptallığı, anlamazlığı, işe yaramazlığı kabul ettik! Yoldan çıkıp okullarından atılanlarımız oldu, bir kısmımız dersleri geçemeyip sınıfta kaldık, çoğumuz okul yönüne bakıp istikbal göremedikçe mücadeleden vazgeçtik… Sınıf geçenlerse hani “ayıp olmasın” gibi üst basamağa itilenlerdi, fakat […]
Eğitim kıyımı -1- [22 Mayıs 2008 Perşembe]
O sene, okullar açılırken her şey değişiverdi: Kitaplar değişti, derslerin isimleri değişti, hesaplamalar ve formüller değişti, derslerin üslûbu hatta kelimelerle birlikte öğrencilerin lisanı bile değişmeye başladı… Ben de o zavallılar arasındaydım! Bütün kitaplarımızın üzerine (ne demekse) Milli Tarih, Milli Coğrafya, Modern Fen, Modern Matematik gibi “millî” veya “modern” kelimeleri eklendi. Önce hepimiz iyi olacak sandık… […]
