Yıllar önce, ağır bir ameliyat geçirmişti Eren Aydoğdu, sitemizden hatırlarsınız… Zaman geçti ve şükürler olsun her şey normale döndü. Ve Eren, şimdi damat oldu. Biz de onun düğünündeydik. Düzce’de, 30…
                  Kitap zamana ışıktır, zaman kitaba aşıktır! Bu sıralar, özellikle de Ramazanı şerîf girdi gireli kitaplardan biraz fazla mı bahsettik, ne dersiniz?.. Hı?.. BRRAVOO!.. Tebrik ederim sizi, hepinizi… İnanın, bunu…
Duvardan bir ses geldi. Bir zengin öldü. Bir köşk ile iki oğlu kaldı. Köşkü taksimde anlaşamadılar. Duvardan bir ses geldi: "Benim için birbirinize düşman olmayınız. Ben bir padişah idim. Çok…
Nazilli'den Kadir Çetin (ki sizler onu "MERHABA" şiirini başlatmasıyla tanırsınız) diyor ki; -Artık yazmadan duramıyorum… Aşağıdaki satırlarımı bu defa Yorumlara veya Ziyaretçi Defteri'ne de yazmadım. Mail olarak gönderiyorum. Siz ne yaparsanız…

Sen tutmazsan [03 Şubat 2006 Cuma]

Büyük veya küçük, süslü ya da cilasız bir desti var elinde… Ve yolların üstünde sıraaa sıra çeşmeler… Her desti, bu çeşmelerden dolacak… İyi de; ..hangisinden dolacak… Ve, kim tutacak onları bir kurnanın önüne?.. ….. Çocuklardan bahsediyorum, çocuklardan! {*} Her kova, bir kuyuya salınacak… Belki çatlaktır kova, beki yamuktur, belki küçüktür, belki ipi kısadır ve belki, […]

2 mins read

Aşkın mekânı [02 Şubat 2006 Perşembe]

(A. D.’a…) Aşk… Akla sığmaz; Kalbe sığar! {*} Herkesin yürüdüğü kalabalık yollar değil; İnce ve gösterişsiz patikalar kavuşturur çoğu zaman cânı, cânâna… {*} Sevgili… Kalabalık meydanlarda haykırılmasını değil; Kimsesiz karanlıklarda… Ve yapayalnızlıklarda fısıldanmasını ister çoğu zaman, adının… {*} Aşkın ne demek olduğunu; Herkes bilmez… Âşıklar bilir! {*} Ve aya benzeyen sevgiliye; ..parsel parsel Ay’ı vermeye […]

1 min read

Parça-buçuk yazılar [13 Ekim 2000 Cuma]

Parça-buçuk yazılar Aslında benim yazdıklarım; Senin, bu kağıdın üstünde gördüklerin… Harfler ve kelimeler olarak çözdüklerin… Heceleyerek yahut bir solukta okudukların değil. ….. Benim yazdıklarım; Benim yazdıklarımı okurken senin HİSSETTİKLERİNDİR aslında… {*}  Bugünün insanları olarak ne kadar zavallı ne kadar yalnızız; ne kadar değerlerinden kopartılmış ve ne kadar zayıflatılmışız… Bir tatlı söze muhtacız hepimiz ve “ordular […]

4 mins read

Kimsesizliğime düştün [12 Ekim 2000 Perşembe]

Kimsesizliğime düştün Yeşildi dünyam, Maviydi… Bir de kahverengiydi. ….. Beni bir ürkek ceylanlar tanırdı, bir de çingene serçeler… {*} {*} {*} Yalnız kuşların sesi gelirken kulağıma bir de kavak yapraklarının… Sen; Durgunluğuma düştün… Ve büyüdün içimde büyüdüün, büyüdün; Sudaki halkalar gibi. {*} {*} {*} Yeşildi dünyam, Maviydi… Bir de kahverengiydi; sen, bana düştüğünde!.. {*} {*} […]

5 mins read

Soğuk gibi [29 Ocak 2006 Pazar]

(Üşüyorum… Bana kendini hatırlat! Ya da ben, bir zamanlar sana yazmış olduğum mektubu okuyayım; koynumdan çıkararak…) ……. Soğuk; ..oğlak gibi diridir… El değmemiş, dil değmemiş filizlerle beslenen bir beyaz oğlak gibi, dipdiri!.. {*} Soğuk; ısrar üstüne, tutku üstüne, vazgeçmeyiştir ve soğuk; önünde durulmayıştır!.. Soğuk; teni deleer, cana değer ve candaki canana erer… {*} Ben?.. İçine […]

1 min read

Hey gidi günler -2- [11 Ekim 2000 Çarşamba]

(Biraz zorlanarak şarabın mantarını içeri ittikten sonra şişeyi az evvel içinden çıktığı (gazete kağıdından yapılma) kese kağıdının üzerine koyuyorum… Ama aynı anda bunun; trendeki kusmuklarımın üzerine serdiğimle aynı gazete olduğunu görüyorum… ….. O zaman iki adam geliyor yine gözlerimin önüne. Biri; “Ayıp ayıp… Bari şu gazeteden utan!..” Derken, diğeri diyor ki: “Kandilin mübarek olsun oğlum… […]

5 mins read

Hey gidi günler… [10 Ekim 2000 Salı]

Geçen gün, bir e-mail aldım; “Hey gidi günler” diye bir başlıkla gelmişti bana… Bu, bende daha önceden var olan çok uzun başka bir mektubu hatırlattı… Bunun başlığı yoktu ama, galiba ona da “Hey gidi günler” başlığı çok yakışırdı… Önce geçen gün geleni aynen, ve ardından da bende bekleyen hatırayı oldukça kısaltarak yayınlıyorum… {*} {*} {*} […]

5 mins read

Üç ihtiyar misafir [09 Ekim 2000 Pazartesi]

Üç ihtiyar misafir Bu sabah size muhteşem bir hediyem var… Bana geçen gün Washington’dan geldi. Benden de sizlere gidecek. Sizler ise bu güzel ülkenin her ilinde, her köyündesiniz… Dünyanın her kıtasında ve pek çok şehrindesiniz… Yani bu “anonim” güzellik, bizim de “üflememizle” sevgiye muhtaç bu yeryüzünde birkaç tur daha atacak galiba fazladan… Evet, atacak… Ve […]

5 mins read

Yazmak ve okutmak(!) [06 Ekim 2000 Cuma]

Yazmak ve okutmak(!) (Artık biliyorsunuz, değil mi; o benim “öğretmen”im…) Elif Sabah, SADECE YAZMAYI biliyor!..Yazdıklarını getiriyor, ve: “Oku!..” Diyor. ….. Cesaretin varsa onun YAZMIŞ olduklarını okuma!.. {*}  Diyorum ki; “Önce sen okusan da ben DOĞRUSUNU öğrenmiş olsam…” “Ben okumayı bilmiyorum kiii, diye uzatıyor… Sadece yazmayı biliyorum!..” Hadi bakalım! O sadece yazmayı bildiği için, yazdıklarını DİĞER […]

6 mins read

Rüya (!) [05 Ekim 2000 Perşembe]

Rüya (!) Düşlerimin bile uyuduğu kucağın ne kadar uzak! ….. Dizlerin ne kadar uzak; Hani başımı koyduğum, sen bir yandan saçlarımı karıştırasın diye… Bana masallar anlatırken. {*} {*} {*} Senin kucağında okşanırken; Hani sana boynunu kaşıtırken, hani sana türküler mırıldanırken, kısıp gözlerini, hafiiif hafif kuyruğunu sallayan kedini… Şimdi nasıl kıskanmayayım?.. {*} {*} {*} Ve şimdi […]

3 mins read

Ardımda kalan [04 Ekim 2000 Çarşamba]

Ardımda kalan Hani bütün sesler ayyuka çıkar bazen; Hani hepsi birden, Hani hepsi en yüksek perdeden, Ve hani hepsi kendini paralarcasına… ….. Kulak zarlarım paralanıyordu sanki! {*} Kulak zarlarını paralarcasına çığlıklaşan azabın bir adım sonrası, sessizlik… Bütün seslerin duyulmaz oluşu… Veya sessizliğin gürültüsü! ….. İçim parçalanıyordu sanki! Ardından, güneş de iniyordu şehrin tepesine, kor halinde […]

5 mins read

Küsmek öyle kolay mı? [03 Ekim 2000 Salı]

Yazışıyoruz Bilal’le; …..“Ne oldu senin net işleri?..” Diye sormuş, ben de ona; “Ben sana küsüm, demişim… Sen buralara gel de, bana görünmeden git…” ….. Bu sabah bilgisayarımı açtığımda önüme düşen cevaba bakar mısınız şimdi: ….. “Küs??? Küsmek öyle kolay değil. Bir insanın küsmek için mazeret bulması kolay değil ki… Hele bir Muammer Abi’nin hiç kolay […]

5 mins read

Enstrümansız şarkı!.. [02 Ekim 2000 Pazartesi]

Enstrümansız şarkı!.. Bir arkadaşımın arabasında, başka bir arkadaşımın ağzından… Mikrofonsuz, enstrümansız, çıplak sesle bir “şarkı” dinledim geçenlerde… O tek dinlemeyle çoğunu ezberleyip, günlerce söylediğim bir şarkı… ….. Helal sana Akif… Bu duygularını yayınlamalıyım ki bütün dostlarımızla paylaşmış olalım: {*} {*} {*} Kelebekler yağmurda uçamaz Bir düş gördüm kelebekmişim, / Üç günmüş ömrüm ölecekmişim, / Dostlar […]

6 mins read

Aydede, yıldızlar ve gülümsemek [29 Eylül 2000 Cuma]

Aydede, yıldızlar ve gülümsemek Olsun… Sevinirim! Pijamalarımı giydiğim zaman, aydedeyi görmeye çalışmam… Ve eğer görebilirsem; “onu bir kere daha görebildiğim için” sevinmem ile, kaç yaşımda olmamın ne alakası var?.. {*} {*} {*} Olsun… Üzülürüm!.. Artık “kayan yıldızların gerçekten birer yıldız olmadığını” öğrensem bile… {*} {*} {*} Üzülürüm; çünkü gökyüzünde gördüğüm herbir yıldız “BİRİ”dir benim için. […]

4 mins read

Hayattaki en kolay iş [28 Eylül 2000 Perşembe]

Hayattaki en kolay iş On seneden fazla zamandır sesini duyup da ardından dua etmediğim ambulâns olmadı… “Şifa ver Ya Rabbi…” ….. Dua… Belki de hayattaki en kolay iş!.. {*} {*} {*} 88 senesinin 22 Nisan’ı… Annem ambulânsın içinde, biz onu belki kurtarırız ümidindeyiz… Yanında ablamla ikimiz varız. Babam önde oturuyor… Bazen zaman ne kadar yavaş […]

5 mins read

Hani bir ân gelir… [27 Eylül 2000 Çarşamba]

Hani bir ân gelir… Hani bir ân gelir… Ve söylenmez sözler söylenir olur! ….. Hani bir ân gelir… Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada! ….. Hani bir ân gelir… Bir ân gelir… Hani bir göz bir göze gelir. {*} Hani, öyle bir ân gelir ki; En “gelinmez” yollarla en “varılmaz” yolların, senle […]

4 mins read

Padişahın işi ne? [26 Eylül 2000 Salı]

(Muhteşem bir hikâye… Başka ne denir ki bu cümlenin ardından…) ….. {*} Sultan Murad Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar: – Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var? – Akşam garip bir rüya gördüm. – […]

7 mins read

Seni hiç unutmayacağız(!) [25 Eylül 2000 Pazartesi]

Seni hiç unutmayacağız(!) Bir zamanlar, pek çok kişi için; “Seni hiç unutmayacağız!..” diyenlerin ardından; “Seni hiç unutmayacağız” diyenler öldükçe, Arkalarından; “Seni hiç unutmayacağız” diye sesleniyoruz… Bizim ardımızdan, Acaba ne kadar zaman sonra, kendi arkalarından; “Seni hiç unutmayacağız” denilecek kişilerin, Bizim için; “Seni hiç unutmayacağız” Diyeceklerini düşünerek!.. {*} {*} {*} Beni hiç unutmayacak mısınız?.. Ciddi misiniz?.. […]

5 mins read

Aşçının göbek çevresi veya mutfağın “mahrem”leri! (2) [22 Eylül 2000 Cuma]

(Dünden devam) Abartmakta üstümüze yok dedim ya, görüyorsunuz işte… Çizgi filmler ile öğle haberlerinin arasında, canının istediği dakikada, yerli veya yabancı canının istediği kanalı aç; karşında, diğer kanaldakini aratmayacak bir şişman… Sanki aşçının göbek çevresi ne kadar genişse yaptığı yemek o kadar lezzetli olacak!.. ….. HATTA BUNLARDAN BİRİ O KADAR ŞİŞMAN Kİ, ADAMIN YARISI DİĞER […]

6 mins read

Aşçının göbek çevresi veya mutfağın “mahrem”leri! [21 Eylül 2000 Perşembe]

Erkekler, bu hususiyetleri devam ettiği müddetçe iki şeyden vazgeçemezler… Bu iki şeyden de ilk sırayı her zaman YEMEK alır. Yani, Türk’ün karnı doymalıdır önce!.. ….. Akıllı kadınla akıllı olmayan kadın… Akıllı adamla akıllı olmayan adam arasında farkı da galiba yine bu iki şey açığa çıkartır!.. Hah!.. Bu giriş kısmı şimdi birazcık dursun bakalım şurda… {*} […]

5 mins read