Birazcık “Beyaz”lık! [20 Eylül 2000 Çarşamba]
Birazcık “Beyaz”lık! Bana sorsa eğer Beyaz; “Şu esprilerin hangisini yapayım?” diye, söyleyeceğim ve burda da satır atlamadan yayınlayacağım sizlere. Ardından da diyeceğim ki: Oooohh!.. İşte bu benim “ohh” deyişimi, daha doğrusu diyecek oluşumu duyuyor ki adam, mikrofonu kaptı mı; nokta nokta nokta!… Yani benim burda size aktaramayacağım ne kadar laf gelirse aklına, ediyor… ….. Ama […]
Yalnızlıklar çocuklara iyi şeyler öğretmiyor… [19 Eylül 2000 Salı]
Yalnızlıklar çocuklara iyi şeyler öğretmiyor… Yapayalnızlıklar çocuklarımıza doğruları öğretmiyor… Çünkü; “Annen doğruyu söylüyor… Baban harika bir insan…” diyecek insanlara hem sizin, hem evladınızın, hem de “aile bütünlüğünüzün” şiddetle ihtiyacı var… {*} {*} {*} Verilen sadece paraysa; hiçbir harcamaya yetmiyor (!) ….. Biliyorum para çok kuvvetli bir mıknatıs, yapışkan… Arkadaşları, eşleri, evlatları, kardeşleri, akrabaları, müşterileri, komşuları… […]
Ivanov’un sevinci [18 Eylül 2000 Pazartesi]
Ivanov’un sevinci Cumartesi günü yüreğimiz ağzımızda seyrettiğimiz 2000 Sydney Olimpiyatlarındaki halter müsabakaları keşke DERS olarak okullara konsa (!) Bu gibi örnekler ne kadar çoğalırsa “başarıyı söke kopara almayı” hedefleyenler o kadar artacak, emin olun… {*} {*} {*} Halil Mutlu gibi 56 kiloda ağırlık çekecek olan bütün sporcular biliyorlardı ki; BU OLİMPİYATLARDA DA PAYLAŞILABİLECEK SADECE İKİ […]
Târife “tarih” gerek (!) [15 Eylül 2000 Cuma]
Târife “tarih” gerek (!) (Tarih olmadan, tarifler olmuyor. Anlatılanlar yavan kalıyor; yani yağsız, tuzsuz, lezzetsiz… Koca bir ağacın tepesinde sanki dün peydah olmuş asalak ot edasıyla; köksüzlüğe, dipsizliğe, topraksızlığa, mazisizliğe… Yani tarifsiz bir tarihsizlik talihsizliğine duçar olanların zavallılığına düşmekten nasıl koruyabilirsin gelecek nesilleri?.. Aşılayarak… Minik dozlar halinde; “Aç güzelim ağzını… Üstüne ilaç damlattım ama, bu […]
Masumane sorular!.. [14 Eylül 2000 Perşembe]
Masumane sorular!.. Kıllık yapmanın bir nevi “ihtiyaç” olduğunu biliyor muydunuz? Ben, açıkçası bilmiyordum, uzuun uzun düşündükten sonra buldum bunu, farkettim, keşfettim… ….. Babaa, dedi… Sen niye bu kadar kıllısın?.. Eskiden çok mu kıl yiyodun?.. ….. Ben olsam boşu boşuna gülmezdim bu cümleye… Oldum… Ve gülmedim de zaten. Oldum değil, zaten varmışım!.. Bak gene okudum, gene […]
Aldığımızı veriyor olmak [13 Eylül 2000 Çarşamba]
09 Mart 2000 Perş. Merhaba Muammer abi… Ben; …’den O. Ö. Size bir kaç defa yazı yolamıştım… Siz de 2 tanesini yayımladınız… Ben sizden bir fikir almak için bu e-mail’i yolluyorum. Fikrim şöyle… Bir kitap hazırlamak istiyorum…(Lütfen cevap yazarken olumsuz şeyler yazmayın) Kitabımın konusu sevgi üzerine olacak inşallah… Bu kitapta; ünlü düşünürlerin, özlü sözlerini açıklamayı […]
Tam da şuramızdaki tıpırtılarla okul yolunda olmak… [12 Eylül 2000 Salı]
Tam da şuramızdaki tıpırtılarla okul yolunda olmak… Bugün pek çoğumuz okullardaydık… İçimizde, tam da şuramızda minicik tıpırtılarla… ….. Bugün pek çoğumuz okul yollarındaydık; Kimimiz minicik adımlarımızla, yanında olduğumuz büyüğümüzün adımlarını yakalamaya çalışarak… Kimimiz de minicik bir elin yumuşaklığını, kendi avucumuzun içinde hissetmeye çalışarak… ….. Bugün pek çoğumuz okul önlüklerini, okul formalarını giymiştik sırtımıza… Temiz ve […]
Kimse öğüt istemez ki [11 Eylül 2000 Pazartesi]
Kimse öğüt istemez ki Hemen hemen hiç kimse “nasihat” dinlemekten hoşlanmaz… Ama bir de dünyayı çepeçevre sarmış öğütler var ki, bunlardan, herhalde yeryüzünün hemen her noktasında yaşayan insanların da (az veya çok) alacak birşeyleri olmalı… Bunca yol katettiklerine göre… Bu kadar lafın ardından ne gelir?.. NASİHAT!.. ….. Tuzağa düşmediniz canııım… Bana da bunları Washington’daki arkadaşım, […]
Canımcım’a! [08 Eylül 2000 Cuma]
Canımcım’a! Canımcımerhaba! Aslında bir merhaba demek bile zor geliyor bana! Kendimi nedense güçsüz hissediyorum. Bazen de mutlu olmak korkutuyor! Yine ağlayacağımı bilerekten gülmeyi istemiyorum. Sakın sanma ki ortada bir problem var! Hayır yok. Sadece kendimi iyi bulmuyorum. Dedim ki bir kaç kelime yazayım da kendime geleyim.. Canımcığımla paylaşayım.. İyi yapmamış mıyım yani? {*} {*} {*} […]
Çünkü bugün çok sevinçliyim… [07 Eylül 2000 Perşembe]
Çünkü bugün çok sevinçliyim… Çünkü bugün çok sevinçliyim… Çünkü bugün, uzuun… Hatta bazılarınız doğmadan önce başlamış olan bir kopukluğun ardından… İki öğretmenimin birden seslerini duymuşum… Bilirsiniz, sizden gizleyemem… Yakında anlatırım sizlere de Lale ve Şahin Köktürk hocalarımla buluşmamın hikayesini… Ama bu sabah, bahsettiğim telefon konuşmasının hemen ardından iki “e-mail” düştü önüme… Ve baktım ki; okuduklarım […]
Gördüm seni (!) [06 Eylül 2000 Çarşamba]
Gördüm seni (!) Medyatik olmak; hayatın sırrı mı?.. Başarının anahtarı mı?.. Hatta mutluluğun menbaı mı?.. ….. Çoook tartışılır, değil mi? {*} {*} {*} Lakin… Bunun… Şeksiz ve şüphesiz… Ayynen böyle olduğunun “ısrarla ve inatla” pompalanmaya başlanmasının ardından… Hadi ardından değil de, “bu münasebetle” diyeyim… Bir “hikaye” anlatacağım size… Kimse alınmasın, olur mu?.. {*} {*} {*} […]
“Aşk” mı buyurdunuz?.. [05 Eylül 2000 Salı]
“Aşk” mı buyurdunuz?.. “Aşk” mı buyurdunuz?.. Aşk ise buyurduğunuz, hangisinden buyurdunuz; Dile kolay olanından mıı, bele kolay olanından mıı… Yoksa “el”e kolay olanından mı? ….. Der ya meşhur laf; “Eldeki yara; duvardaki delik!..” ….. Aşk… Nasıl anlaşılır… Nasıl anlatılır?.. Ve aşık nasıl anlatır kendini?.. ….. “Aşık kendini nasıl anlatır” mı? Tamam da, aşık niye anlatsın […]
Alnındaki levhada; “Hayallerim” yazan iskele… [04 Eylül 2000 Pazartesi]
Alnındaki levhada; “Hayallerim” yazan iskele… (BÖLÜM İKİ) ….. Ben, “Köprü vapuru”nun kaptanını seviyordum… Çünkü o, sabahın erken saatinde, mahallemizin iskelesine yaklaşırken uzuun bir düdük çalıyor… Bununla, henüz uyanmamış olanları uyandırıyor, insanları vakitten haberdar ediyor, vapura yetişecek olanları hızlanmaları konusunda uyarıyor ve herkese bugünün hareketliliğinin de başladığını söylüyordu. ….. Bütün bunlarla birlikte, bu düdüğün bende derinlemesine […]
Asskeeeeer!.. Şafak kaç? [01 Eylül 2000 Cuma]
Asskeeeeer!.. Şafak kaç? Bir şafak daha sökecek az sonra. Ve ben; “Hoşgeldin!” diyeceğim güne, senin adına. Sevgiyle… {*} {*} {*} Bir şafak daha sökecek az sonra… Bir şafak daha sökecek… Bir şafak daha… Bir şafak, bir şafak daha… Ben, bütün şafakları bekler gibi; yahut siyah bir yün çilesini sarar gibi tutacağım ucundan karanlıkların, büyütmeye çalışacağım […]
Sanat ve sanat ve sanat (!..) [31 Ağustos 2000 Perşembe]
Sanat ve sanat ve sanat (!..) Biraz düşünmek gerek ….. Banu hanım, kendisi için yapılan üçüncü şarkıyı ezberleyebilmiş, şimdi söylemeye hazırlanıyormuş… Bir şarkıyı bir defada söylemeye elbette nefesi yetmez, ama; montajlarla yamayacaklar gene nefes alışlarını ardarda… Ve klip mlip diye havuzbaşı görüntülerini dayayacaklar gene milletin önüne, besbelli… Şarkının adı mı?.. Duymayan benden duymuş olmasın. ….. […]
Hayal, “gerçek”tir… [30 Ağustos 2000 Çarşamba]
Küçük sahanın içinde altı yedi kişiler. İyice göremiyorum ama, tamamına yakını kız ve yaşları da 12 ile 15 arasında olmalı. Sarı penye giyenin “rakibi” değişti şimdi. Tenis kortunda, tenis raketi ve tenis topuyla sanki “voleybol” oynuyorlar!.. Her defasında, sarkmış filenin üzerinden bacaklarını aşırtmaya çalışan bir tanesi de onların top toplayıcısı… Beş altı kişilik seyirci grubundan […]
Kırmızılı, lacivertli, sarılı, yeşilli; kalpli, … ve pofuduk ayılı pantolon [29 Ağustos 2000 Salı]
Kırmızılı, lacivertli, sarılı, yeşilli; kalpli, harfli, çiçekli ve pofuduk ayılı pantolon -Ppsst!.. – Ne? – Şu nasıl sence? – Vvaaah hharika bu… – Sss… Sussana! – Ben de istiyorum… – Yavaş konuşsana biraz sen… – Bana da almazsan bağırırım! – Alayım mı, ne dersin, yakışır mı?.. – Al, al ama bana da al, noolur… – […]
Beni seviyon mu?.. [28 Ağustos 2000 Pazartesi]
Beni seviyon mu?.. -Hiiiii!.. Gerçek mi bu? Be, beni, beni seviyor musun?.. Şeyy, yani beni seviyorsun değil mi?.. Beni mi seviyorsun, inanamıyorum; beni seviyor musun?.. – … {*} {*} {*} – Huuu!.. Ne deyyoon? Beni mi seviyon?.. Essah mıı?.. – Heee… {*} {*} {*} Aşağıdaki satırların yakında, internet vasıtasıyla girmediği ev ve işyeri kalmayacak. Biz […]
İstanbul avuçlarımdan akmadan [25 Ağustos 2000 Cuma]
İstanbul avuçlarımdan akmadan Hani İstanbul’u ben gezdirecektim sana?.. ….. “Orası Sultanahmet, şurası Yerebatan… Gel bak, burası da Caferağa Medresesi, diyecektim. Hemen aşağısıysa Gülhâne…” {*} {*} {*} Hani İstanbul’u ben gezdirecektim… Hani, beyaz tenli martılar ve mavi gözlü kızlar kadar güzel Kızkulesi’ni gösterecektim sana?.. Ve sonra… Ve sonra Boğaz’a götürecektim seni, doğduğum yeri gösterecektim… Beyaz bir […]
Bir mektup, bir hatıra, bir şiir [24 Ağustos 2000 Perşembe]
Bir mektup, bir hatıra, bir şiir “Şiir İşçisi”, çok hoşuma giden bir ifade… İçinde, şiirle ilgili bilinmesi, bulunması, ulaşılması, aşılması, yakalanması, araştırılması; duyulması, dinlenmesi, hissedilmesi gereken ne varsa hatırlatıyor sanki… ….. Evet, ortaya çıkan eserin bir “şiir” kısmı var, bir de “işçilik” kısmı… Yani şiir, hem Allah vergisi kabiliyet arıyor, hem de yorulmalarla tanışmamış çabaları… […]
