Boş olmayan kutu [07 Kasım 2000 Salı]
Boş olmayan kutu (Bu hikâyeciği daha önce de yayınlamış olabilirim… Ama hem aradan uzun zaman geçtiği, hem de sabah sabah HEPİMİZE İYİ GELECEĞİNİ düşündüğüm için sizlere yeniden aktarıyorum…) Babası, pahalı bir hediyelik kaplama kâğıdını ziyan ettiği için kızını azarlamıştı. Çünkü minik kız, altın yaldızlı koskocaman tabakayı; ufak bir kutuyu eğri büğrü sarmak için kullanmıştı… Ama […]
Sisin arkasındaki sesler (…yahut, “esmergüzeli” ahşap iskele!) [06 Kasım 2000 Pazartesi]
Sisin arkasındaki sesler (…yahut, “essmergüzeli” ahşap iskele!) Biliyorum ki, işte bu sisin arkasında uzaklar… Bu sisin ardında özlediğim herşey… Ve sen; Sen bu sisin arkasındasın… {*} {*} {*} Sis basardı bir zamanlar uzakları… ….. Sesler kesilirdi; Yüklükten çekilmiş bir serin çarşaf gibi serilen sisin, renk ve şekil namına ne varsa üstünü kapatmasının ardından… Duyulanlar da […]
Soluğunda yaşamak çiçek kokusu gibi [03 Kasım 2000 Cuma]
Soluğunda yaşamak çiçek kokusu gibi Beni… Öperken… Koklayışını… Şimdi nasıl özlüyorum; Bilemezsin!.. {*} {*} {*} Tamm kulağımın dibinde aldığın nefesin “içinde” oluşumu… Ve işte o derin nefesle içine doluşumu… Şu an nasıl da hissediyorum!.. {*} {*} {*} İçime… Şimdi içime uçan balonlar savruldu yine! … Şimdi yine içimin göklerine başını sürüyor bu balonlar; mırıldayan pisiler […]
Seni seviyorum küçük kız [02 Kasım 2000 Perşembe]
Seni seviyorum küçük kız İnsanlar bazı duyguları ve bazı doğruları hikâye yoluyla anlatmaktan ve dinlemekten hoşlanır… Bu yüzden dilden dile dolaşan sayısız örneği mevcuttur bunların. Çok hoş hikâyeler gelir bana da; yazanı belli olmayan. Ülkesi bile belli değildir çoğunun… Ama yüklü olduğu duygular besbellidir. İşte bu duygu yüküdür zaten, bu hikayeciklerin; YAKIT YÜKLÜ, GIDA YÜKLÜ […]
Nice İstanbullar gördüm… [01 Kasım 2000 Çarşamba]
Kurşun nasıl vurur bilmem; Nasıl yapışır cana, nasıl yakar bedeni?.. ….. Kurşun nasıl vurur bilmem; Ama bilirim bakışların canıma nasıl yapıştığını… Bilirim kelimelerin beni nasıl yaktığını. Ve bilirim; “Bil beni… Bul beni” diyenlerin, yoluma nasıl baktığını… {*} {*} {*} Bilinmek ve bulunmak istiyor herkes… İşte bu yüzden galiba biraz daha “BİLME ve BULMA” gayreti içine […]
Bayrak, ölüm ve çok şey!.. [31 Ekim 2000 Salı]
(Bugün beni “çekilmez” bulmayın sakın… Anlamaya çalışın!..) Bayrak, benim için “ÇOK ŞEY” demektir… Hem de sadece “törenlerde” değil! ….. Bayrak öyle bir sevgidir ki benim için; kızımın adı bile “bayrak” kelimesinin bir başka söylenişidir… {*} {*} {*} Ne güzel gelenek, görenek, adet ve alışkanlıklarımız vardır bizim, değil mi?.. Hemen hemen HER YENİ VE GÜZELİN ÖNÜNDE […]
Maymunlar [30 Ekim 2000 Pazartesi]
Maymunlar Şirketinde MAYMUN BESLEYEN tanıdığınız var mı? ….. Ya da içinde MAYMUN BULUNAN özel şirketlere girip çıktınız mı?.. İşinizi yaptırmak için yolunuz düştü mü hiç böyle bir MAYMUNLU işletmeye veya daireye… Hıı?.. {*} {*} {*} “Dur… Lafı çevirme şimdi yumruk çevirir gibi… Yine kimi gıcık etmeye çalışıyorsun sabah sabah?..” ….. Şsstt!.. Sakin olun… Hiçbir insanla […]
Hayatın güzel yanları [27 Ekim 2000 Cuma]
Ne istersiniz bugün?.. Yani nasıl bir yazı beklersiniz benden?.. Gözünüzü kapatın ve düşünün… “Canınıza” sorun yani, ne istediğini… Ve gözünüzü açıp bi bakın; hoop!.. Arzuladığınız “yemek” en lezzetli ve en hoş kokular saçar biçimiyle tabağınızda… ….. Olur mu olur… İşte, şekilde görüldüğü gibi; ayynen, “bol kepçe lokantası!..” Var mı başka bizim gibi, bilmiyorum. Gazete […]
Sevinme saati [26 Ekim 2000 Perşembe]
Sevinme saati Siz haliyle bu yazıyı bir gün sonra okuyacaksınız, ama aslında şu an kandil sabahı… Yani, SEVİNME SAATİ!.. Öyle, değil mi?.. Hadi gelin, bir saat SEVİNELİM sizinle. Ya da ben sorayım, siz kendi kendinize cevaplar verin… ….. Dünyada şu an (dün gece) yaşamakta olan insan sayısını biliyor musunuz, kaç milyar?.. Peki yeryüzünde bulunan […]
Dost listesi [25 Ekim 2000 Çarşamba]
Dost listesi Sevgili Ömer, bizim adımızı da “dost listesi”ne ilave ettiğinden beri harika e-mailler gönderiyor posta kutuma… Son gelenlerden biri de bugünlere çok uygundu… Sizlerle paylaşmamı istersiniz değil mi?.. ….. Seyyid Fehim hazretleri her sene Van’a gelişinde bir müddet kalırdı. Âşıkları toplanır, feyz alırlardı. Genellikle, kendisini çok seven mahkeme başkâtibi Ahmed Beyin evinde misâfir olurdu. […]
Doğru trene binmek [24 Ekim 2000 Salı]
Doğru trene binmek Bir hayatın var önünde… Bir de içinde hayalin… ….. Hedefin, içinde taşıdığın hayaline ulaşmak ise… Ama gerçekten istiyorsan buna ulaşmayı, bil ki; HAYATIN HAYALİNE GİDEN YOL!.. {*} “Hayatın, hedeflerinin yolu olsun!..” cümlesini yazmadan evvel en az beş yıl düşünmüş olmamın sebebi, inanın ki aptal olmam değil… Ama tavsiyem şudur: Sen de kendini, […]
Şu anda biri BENİMLE gurur duyuyor [23 Ekim 2000 Pazartesi]
Yukardaki, yani başlıktaki cümlenin “SENİN AĞZINDAN” yazıldığını farkedebiliyor musun?.. ….. “Şu an biri benimle gurur duyuyor” cümlesini KENDİ DÜŞÜNCE SESİN varsay… “Şu anda birisi seninle gurur duyuyor” dediğimde, sen de; “Şu an birisi BENİMLE gurur duyuyor” diyebil… ….. Hadi; De artık!.. Diyelim, DİYEBİLELİM bunları. ….. Güzel cümleleri sahiplenmek bizim de hakkımız değil mi?.. Ve bu […]
Hadi, rahat ol [20 Ekim 2000 Cuma]
Hadi, rahat ol Benim için yazarken en büyük rahatlık nedir, bilmek ister misiniz?.. O günkü yazıyı kimlerin okuyacağını DÜŞÜNMEMEK… ….. Keşke bu sırrımı vermeseydim, diye geçirdim şu anda aklımdan… Çünkü (belki de uzun zamandan beri ilk defa) bu yazının da kimbilir kimler tarafından okunacağı geldi aklıma. {*} {*} {*} İşte böyle düşündüğünde tedirgin oluyor insan, […]
Çünkü sen umuda kokuyordun… [19 Ekim 2000 Perşembe]
Çünkü sen umuda kokuyordun… Belki de sen hiç farketmedin; Katrana kesmiş gecelerin kayıp zamanlarında, yolunu şaşırmış bir minik yıldızı arar gibi gözlerinde ışık aradığımı… ….. Ve hiç farketmedin belki; Umuda koktuğunu!.. {*} {*} {*} Yoo, bilmen gerekmiyordu aslında… Belki güzelliği de işte buydu geçen zamanın!.. ….. Belki bilseydin veya ben söyleseydim; bozulacaktı bişeyler… Eğer bilinseydi; […]
Zannedişlerin pişmanlık rengi! [18 Ekim 2000 Çarşamba]
Zannedişlerin pişmanlık rengi! İşte tam karşınızda duran “bu” ben, daha “dün”e kadar; insanları “GÖRÜNENLERİYLE” değerlendiren biriydi… “Hiii, onun gözlerine bak, keşke ben de onun kadar YAKIŞIKLI olabilseydim!.. Hiii, ne kadar GÜZEL bir hatun, keşke ilgisini çekebilseydim!..” ….. Galiba biraz büyüdüm de; güzelliğin, yakışıklılığın ve hünerin ne olduğunu idrak ettim… ….. Bu cümle “şimdilik” sizi pek […]
Leyla’nın saç teli [10 Şubat 2006 Cuma]
Mecnun için; Boynundan, Leyla’nın kapısına bağlanmaktan daha güzel ne olabilir? {*} Hele onun arabasına koşulmuş beygirlerden biri olmak… Ve hatta lüzum ettikçe sırtında kamçı hissetmek, ne heyecandır… {*} Mecnun, korkmasa; Belki de araba yürürken dururdu, kamçılanmak için… Vuruldukça oturur, vuruldukça yatardı… Hatta ölürdü, aşk içinde; Leyla’nın kamçısı altında! {*} Leyla, zalim değildi; zulmetmiyordu… Leyla, bir […]
Zor hedef [17 Ekim 2000 Salı]
Yazılacak bunca çok konu varken, gerçekten en zor hedef ne biliyor musunuz? En iyi zamanlanmış, en isabetli konuyu seçmek… Hedef bu… “Zor hedef” bu. ….. Hıı, şimdi sen döndürüp dolaştırıp, lafı televizyona ve “Zor Hedef” isimli diziye getiriyorsun… E, noolmuş yani!?.. {*} {*} {*} Memoli Memoli’nin birkaç bölümünü ucundan kenarından izlediğimde kesinlikle karar vermiştim bu […]
Sevgili için [09 Şubat 2006 Perşembe]
Hazret-i Muhammed, Müslümanların sevgilisidir; Allahü teala onu kendisi için de en sevgili olarak yaratmıştır… Dünyada yaşayan bütün Müslümanlar Sevgili Peygamberimizi çok severler; bizler, daha çok ve daha duru severiz… Her önceki kuşak daha çok severdi ve nihayet Eshab-ı Kiram ise en çok sevmişti… Ekvatordan kutuplara gider gibi, zaman da Asrısaadetten kıyamete doğru gider, sıcaklı ve […]
Deniz fenerim [16 Ekim 2000 Pazartesi]
Deniz fenerim Orda… Çok uzakta… Karanlığın ötesinde veya sislerin ardında; Bir deniz feneri vardı ve hâlâ var… {*} {*} {*} Deniz feneri yıllardan beridir “sadece kendi varlığından” haberdardı, düşünebiliyor musun?.. Deniz feneri hiçbir zaman; sislerin arasında kalmış bir gemi için ne anlama geldiğini bilmezdi… ….. Çok uzakta… Karanlığın ötesinde veya sislerin ardında bir deniz feneri […]
:-) ve :-( [05 Şubat 2006 Pazar]
Sene başıydı. Öğretmenlerinin değiştirildiğini öğrenen çocuklar üzgündü. Oğlanların kaşları çatıktı. Kızlar ise dudaklarını kıvırmış, burunlarını çeke çeke ağlaşıyorlardı… Hepsinin derdi aynıydı: Öğretmenlerini geri istiyor, gürültü yapıyorlardı… Okul müdürü; “yeni tayin edilenin disiplinli ama çok iyi bir öğretmen” olduğunu söyledi. Ama öğrenciler bu sözleri duymadılar bile. Bir taraftan kendi ana babalarına sızlanmaya devam ederken, diğer yandan […]
