(ÇağlarNetwork 2. Kariyer ve Ödül günü için… 23 Ekim C.tesi sabahı 10.45’te İhlas Koleji’nde buluşuyoruz.) Zamanın birinde denir ki insanlara: “Şu an geçtiğimiz yerdeki kayalardan taşıyabileceğiniz kadarını alın!..” Bir tavsiyede bulunulmuştur kendilerine. Fakat gecediiir, karanlıktııır, herkes yolcudur, yorgundur… Hiç duymamış gibi yapamazlar: Bazısı birkaç çakıl taşını avuçlar ama az sonraDevamı

Herhangi bir başarının üstesinden gelmiş herhangi birini gördüğünüz zaman, bilmeniz gereken şey şudur ki; o işi başaramamış milyonlarca kişi var!.. Rahat olun yani diğer rahat olanlar gibi, umursamazlar, yarınlarla hiiiç derdi olmayanlar gibi! Yani aynen de kardan adamlar gibi eriyip gideceksiniz günün birinde! Şimdi, kulağını getir de sana bir küpeDevamı

Ulaşamayanların, “sormayanlar” olduğunu sanırız genellikle. Yolunu şaşıranların çoğu, acaba neden “herkese soran” insanlar?.. Sormamak kibirden, ama şaşırtmak şeytandan… Vazgeçmek ise nefsinden; hadi var bakalım!.. Bilmediğin bir noktadasın. Sorduğun an fark ediyorsun ki, meğer herkes bu konunun uzmanı! Her kafadan da farklı sesler çıkıyor: “Filanca yere mi? Sen orayı bulamazsın! ODevamı

Acaba bugüne kadar kaç defa duydunuz; “ah o geçmiş bayramlar” başlığını kim bilir! Eski bayramlar geçmişte kaldığı için mi öyle hasretle anılır, yoksa dinleyenler tarafından bilinmediği için mi? Bunu bilmiyorum ama şunu biliyorum ki; yeni yetmelere anlatılan bayramlar dallandırılıyor, güllendiriliyor… Ve hatta dünkü çocuklar bile, kendilerini dinleyen miniklere kendi geçmişDevamı

Bu, ne kadar zor iş! Sen bir olta, hep kenarda bekliyorsun. Diğerleri, denizler dolusu balık: Burunlarını değdirip, senden kaçıyorlar! İçinde, bir çelik iğne; daima acılardasın… Olurla olmaz arasında, ümitle ümitsizlik arasındasın. Hâlbuki vermek isteyen; kendini sağan memedir! Hayat boyu ve tükenene kadar… Ya diğerleri? Mideme gaz yaparsa, diyerek bedenlerinin gıdasını,Devamı

Çağlar Network Türkiye’mizin gerçeği olarak 15 Martta başladı ve hızla “dünyanın bir gerçeği” olma yoluna girdi. Sıfırdan başlamış bir network yani iş ağının iki ayda on bin kayıt sınırına dayanması, yeryüzünde görülmüş hadise değildir!Devamı

Mahallenizin nüfusu kaç kişi? Şehrinizde ne kadar insan var? Şu anda ülkemizde ve dünyada yaşayanların sayısı nedir? Şimdi, bir de bu soruların yüz sene önce sorulmuş veya yüz yıl sonra da sorulacağını düşünün, bakalım ne göreceksiniz!Devamı

Dibe vurduğunu söyleyen biiir sürü insanlar aslında yalan söylüyor! Çünkü süklüm püklüm dolaşıp, sağa sola derdini dinletmeye çalışmak çoğunda alışkanlık hâline gelmiş… Anne şefkatine sığınıp nazlanmayı özleyenler, beyhude kucaklar arıyor! Durmakta zorlandığımız suyun seviyesini, üstelik çoğu zaman kendimiz yükseltmekteyiz; ..kendi gözyaşlarımızla: “Ben tam da suyun üstünde kulaç atacaktım, işte neDevamı

Yaşadıkça tüketmek zorundayız ve bu ürünleri bir yerlerden alıyoruz. Ürün kalitesi elbette çok önemlidir. Satış metodunu firma belirler… Klasik yöntemde kârı; pazarlık, kira, maaşlar, reklâm vs eritir. Krizler ise batmak için sebeptir. Diğer yol ise; en kaliteli ürünü üretenlerle anlaşıp, bilinen masrafları ortadan kaldırıp, kârı sisteme üye olan müşteriler arasındaDevamı

Tortum şelalemiz var, dünyada üçüncüdür… Düden var, Manavgat var ki kartpostal güzelleridir. Hele mevsimi geldiğinde öyle bir çağlar ki bunlar; bakan imrenir, gören fotoğraflarını çekip sevdiklerine de gösterir… Şirketlerimiz kurulur, büyürler. Bazılarının daha kurulduklarında bile ne kadar büyük olduklarının farkına hemen varılmayabilir. Otuz gün önce (15 Mart 2010) işe başlayanDevamı

Çağlar Network Türkiye’mizin gerçeği olarak 15 Martta başladı ve hızla “dünyanın bir gerçeği” olma yoluna girdi. Sıfırdan başlamış bir iş ağının iki ayda on bin sınırına dayanması görülmüş hadise değildir! (Dün yaptığım son kayıt 8447 idi.) Bütün şehirlerimize hatta kasabalarımıza kadar yayılan market zincirlerine zaten alışmıştı insanlar. Çağlar Network iseDevamı

Mahallenizin nüfusu kaç kişi? Şehrinizde ne kadar insan var? Şu anda ülkemizde ve dünyada yaşayanların sayısı nedir? Şimdi, bir de bu soruların yüz sene önce sorulmuş veya yüz yıl sonra da sorulacağını düşünün, bakalım ne göreceksiniz! İki yüz sene önce yaşayanlar olduğu gibi, üç asır sonra da birileri hayatta olacak.Devamı

Yaşadıkça tüketmek zorundayız ve bu ürünleri bir yerlerden alıyoruz. Ürün kalitesi elbette çok önemlidir. Satış metodunu firma belirler… Klasik yöntemde kârı; pazarlık, kira, maaşlar, reklâm vs eritir. Krizler ise batmak için sebeptir. Diğer yol ise; en kaliteli ürünü üretenlerle anlaşıp, bilinen masrafları ortadan kaldırıp, kârı sisteme üye olan müşteriler arasındaDevamı

  Tortum şelalemiz var, dünyada üçüncüdür… Düden var, Manavgat var ki kartpostal güzelleridir. Hele mevsimi geldiğinde öyle bir çağlar ki bunlar; bakan imrenir, gören fotoğraflarını çekip sevdiklerine de gösterir… Şirketlerimiz kurulur, büyürler. Bazılarının daha kurulduklarında bile ne kadar büyük olduklarının farkına hemen varılmayabilir. Bir ay önce işe başlayan Çağlar NetworkDevamı

Bu adam ne düşünüyor böyle, yıllardır?.. Havuzun başında. Eğilmiş. Bir eli çenesinde… Dünya giysilerini çıkarıp düşüncelerini giymiş gibi! Ayağı altında su şırıltıları… Hastane bahçesindeki “düşünen adam”ın en bariz özelliği; düşüncelerinin sanki görünerek bütün bedenini kapatıyor olması… Hem çıplak hem de edebe mugayir algılanmayan (belki de tek) eserdir bu heykel. DüşünceyiDevamı

  🙂 Günaydııın… …nıııdyanüG (: Bir pazar sabahı, gülümseyen bir yazı ile başlayın istedim güne… Aslında bunu, yani yukarıdaki “günaydın’ı ve yansımasını, aksisedasını” birkaç gün önce twitter’a koymuştum ki onlar zaten bizim sitede yayınlanıyor… Yani bizim sitenin “Şu Anda“ kısmı, aslında twitter… Sonraki mesaj ise sanki onun devamı gibiydi. ŞöyleDevamı

Bulutların üzerindeki bir uçağın kapılarından itiliveriyor, atılıveriyor insanlar… Fakat hiçbiri bulutlara tutunamıyor! Şimdi bir süre uçacaksın; korku veya sevinç içinde, ama bolca tedirginlik… Ne boşluğa atılmak ne de boşlukta kalabilmek elimizde olmasa da; havada özgürüz… Uçuyoruz… Düşüyoruz… Yere doğru hızla yaklaşıyoruz… Mutlaka bitecek olan, havadaki bu yolculuğumuzun hareketler bütününe “ben”Devamı

    Cebindeki delik (İstediğiniz kadar kişiyle yapabileceğiniz bir anket sorusu vereyim size…) Deyin ki insanlara “Ozon tabakasındaki delik mi senin için daha önemli, yoksa kendi evinin tavanındaki delik mi?..” ….. Cevabı ben de biliyorum, sizler de biliyorsunuz… Değil mi?.. Hah işte!.. “Cebinizdeki delik”, işte bu yara bandı ile tıkansınDevamı

Yarama şiir bastım… Tütün yoktu, tuz yoktu cââân; Yarama şiir bastım!.. Surda yâre yâreydi güllelerin izleri; bendeyse pâre pâre, dudaklarının!.. Surlardaki yaralar dolar, kapanır ve örülürken ben; her bûsenin deliğinden burçlara asılırdım!.. Yârelerimdi yârin göründüğü mazgallar; Her delikten cansuyum canânıma bakardım! İlaç yoktu, tütün yok ve tuz dahi yoktu cân;Devamı

Günün birinde (aynen sizin de verebileceğiniz gibi) karar veriyorum. Diyorum ki; “Ben yazı yazacağım!..” ….. Diyorum ki yeniden; “Yazacağım yazıların konularıysa şunlar, şunlar, şunlar olacak!..” Yazacağım yazılar; futbolda yapılmış ve yapılmakta olan şikeler olacak… Her gün bir tane yazı çıkarabilir miyim bu konularda?.. Evet. Elbette… Ben yazı yazacağım ve seçtiğimDevamı