Gerçekten de bir gönül adamı olan Enver Ören’i, 1970’li yıllarda Gökhan Evliyaoğlu’nun, daha sonra "Türkiye" adını alacak Hakikat Gazetesi’ni satın aldığı günlerde tanıdım. Tanışıklığımızın mimarı rahmetli Mehmet Emin Alpkan’dı.…
Sen, baktığında “beni” rengârenk ve pırıl pırıl görüyorsun… Ben bakıyorum, “seni” rengârenk ve pırıl pırıl görüyorum… Aramızdaysa şimşekler çakıyor!..  {*} Hayranın olduğum halde; “Hayranınım” diyorsun bana!.. Benden de, senden de…
Ey uzun bir yolun sonu, Ey mutluğun tapusu, Yüreğimin serinliği, Gözlerimin derinliği, Kaderimin çizgisi… Karınca kadar küçük canım benim, Gel sen al ey! Ey hangi dağın çiçeği, Ey sensizliğin sonu,…
İlgili yazı : Sizi sevmek [25 Kasım 2011 Cuma] Orijinal resim
Belki kimse fark etmedi. Farkına varansa söyleyip geçti… Lâkin, bir yazarın işi tarihe kayıt düşürmekse; biz de tarihe kaydedelim aşağıdaki satırları: Bir tırnağın uzayıp, ucundan kesile kesile tamamen yenilenmesi için…

Affedilmek dileğiyle!.. [11 Temmuz 2000 Salı]

Hey Allah’ım… Dün dedik ya; “Asıl hırsızlık hikayelerini yarına bırakıyorum. Üstelik birinin çalanı da benim” diye. Şimdi dişini sıkıp merak edenler var… “Muammer acaba ne çaldı?..” O zaman biraz daha bekleyin!.. Hırsızlardan başladık bir kere de, malum; hırsızın da zekîsi var, zekî olmayanı var. Aşağıdaki hikayeyi okuduğunuzda “analar ne hırsızlar doğuruyormuş” göreceksiniz!.. {*} Sizlerin de […]

6 mins read

Hırsızlığa dair… [10 Temmuz 2000 Pazartesi]

Bana sorarsanız aşağıda okuyacaklarınıza hiiç inanmayın. Çünkü bu köşe bugün 5 ila 5.4 şiddeti arasında “palavra” sallayacak!.. İsteyen okusuun, isteyen okumasın; isteyen inansıın, istemeyen kanmasın… Ama, yine de hadi, buyrun bakalım: {*} {*} {*} Gazi’de okuyan bir arkadaşın sınavları varmış. Akşam da bi’kaç arkadaşı bizimkine ders çalışmaya gelecekmiş. Çocuk bankamatiğini kaptırdığından cebinde beş kuruş parası […]

6 mins read

Hanımlarla ilgili, diyelim de okunsun! [08 Temmuz 2000 Cumartesi]

Hanımlarla ilgili, diyelim de okunsun! Biraz sonra okuyacağınıza benzer yazıların ardından her kafadan bir ses çıkar!.. Böyle yazıları yazanlar da her kafadan çıkması muhtemel bu seslere göre bazı cevaplar hazırlamışlardır elbette kafalarında!.. ‘Ne bu ya, başka işin yok muydu da böyle bir yazıyla uğraştın?..’ ….. “Tamam da abicim, bunları ben yazmadım ki… Baksana Sokrates, Cervantes, […]

3 mins read

Gözyaşının kimyası(!) [13 Ocak 2006 Cuma]

Kafama takılır bazı çengeller, bir adım bile atamaz olurum… Öğrenecek kimse bulamazsam, en azından soracak birini ararım. Soracak birini de bulamazsam, öylece, boşluğa konuşurum; “Dün harıl harıl çalışan bu adamın kanında ne değişti de, bugün burda böyle hareketsiz yatıyor?.. Ne olmuş, ne değişmiş, ne eksilmiş, ne çoğalmış kanında?..” Cevap; yok!.. Kanın “kimyası” değişiyor demek ki […]

2 mins read

Sevgi üstüne [12 Ocak 2006 Perşembe]

İkisi de gıdadır… Fakat, bal peteğine turşu basılmaz!.. Maddeleri aynı bile olsa; Elmas kutusuna kömür konulmaz! {*} Sevmek için yaratılmış insanın kalbi. Sevmek için, ama; bir kişiyi sevmek için yaratılmış. Anlamak lazım!.. {*} Sevmek vaar, sevmek var!.. Leğene oturmuş cıbıl oğlanlar ellerini çırpıp etrafa su sıçrattıkça, yüzdüklerini sanır ya… İşte, sanki, onlara benzeyen bazıları da; […]

2 mins read

Saksıda kurban kesilmez, demedik mi! :) [08 Ocak 2006 Pazar]

Tekrar tekrar söyledik ya; sözümü tutmuş adamcağız. Kurbanını saksıda kesmeye çalışmamış. Peki ne yapmış? Banyoda kesmeye çalışmış! Haydaaa!.. Kimse görmesin diye gecenin köründe getirmiş zavallı hayvanı apartmana. Saat 03 sularında karanlık merdivenlerde yankılanan hicranlı bir ses: “-Bbbeee eee ee!..” Eyvah! Şimdi bunun ağzını bağlasa, olmaz. Gün doğmadan kesse, o hiç olmaz… “-Bbee eee ee!..” E […]

3 mins read

Saksıda kurban kesilmez! [06 Ocak 2006 Cuma]

İstenildiği kadar düzenlemeler yapılsın, bu iş öyle herkesin harcı değil… Özellikle de şehirlerde yaşayan dostların her sene kafasını kurcalar bu soru. Halbuki biz, her sene söyler söyler dururuz… Kurban işini ne yapacağız?.. Hakikaten yahu, şu kurban işini ne yapacağız? Nerden alacağız? Nasıl ve neye göre pazarlık yapacağız?.. {*}  Aldık diyelim, hangi vasıta ile nereye getireceğiz? […]

2 mins read

Boşlukları görmek [05 Ocak 2006 Perşembe]

Her çerçeve bir resim bekliyor! Kaç resim var elinde, çerçevesiyle buluşmayı bekleyen? {*}  Petekler doluyor… Arılar çiçekten çiçeğe dolaşmakta… Kaç petekte kokun var?.. {*}  Her kalpte bazı isimler yazılı olacak… Kaç kalbin duvarlarındasın? {*}  Görmek için, bakmak lazım; Süzülenlere de, savrulanlara da! Bu gök, gök olduğundan beri; göğsüne asılan kaç uçurtmanın, sendin tutan ipini? {*}  […]

2 mins read

Düzeltme [30 Aralık 2007 Pazar]

Eskiden “tekzip” derlerdi. Bugün “düzeltme” deniyor. Belki de gelecekte kısaca “düzelt” diyecekler… Şimdi size bir “düzelt” yazısı okutacağım! Geçtiğimiz Kasımda oturmuş televizyon seyrediyorum. Programı sunan sayın beyefendinin o güne kadar pek çok kitabını okumuş, satın almış, aldırtmışım ve rastladıkça da izliyorum. O gün üzerinde Orta Asya mahalli kıyafetleri var ve ulaşması gerçekten çok zor olan […]

3 mins read

Kıymetli organlar [09 Mart 2008 Pazar]

Parmaklar çalışır, gözler bakar, kirpikler kırpışır, dil oynar, dudaklar hareket eder… İnsanların çoğu, “gördüğüne” göre hüküm verir; çalışanlar ve çalışmalar hakkında! Adımların atıldığını, dilin oynadığını, parmakların tuttuğunu görüp işi anlar… {*}{*}{*} Organlar bir vücudun içinde nasıl çok ve çeşitliyse; cemiyet içinde de insanlar öylesine çok, çeşitlidir: Bazıları kulaklar gibi; bazısı eller, kollar, bacaklar ve parmaklar […]

2 mins read

Seyyah-ı fakir Muammer Çelebi Balı mı kesir, balık mı esir? Balıkesir [28 Aralık 2007 Cuma]

(Türkiye Çocuk Dergisi’nin Aralık 2007 sayısındaki “Seyyah-ı fakir Muammer Çelebi” sayfalarından.) Şehrin işgalden kurtuluşu ise 1922 yılındadır. Yokluk yıllarıdır. Hatıra olarak, uzun ve beyaz bir mermer sütunlu çeşme yapılmıştır. Bugün de kullanılmaktadır. Üzerinde ise “Balıkesir, Kurtuluş Çeşmesi, 6 Eylül” yazmaktadır… Tarihi saat kulesi ve çeşmeleri olan şehrin en bilinen yerlerinden biri elbette istasyon binasıdır. Duvarında […]

3 mins read

Seyyah-ı fakir Muammer Çelebi Balı mı kesir, balık mı esir? Balıkesir [27 Aralık 2007 Perşembe]

(Türkiye Çocuk Dergisi’nin Aralık 2007 sayısındaki “Seyyah-ı fakir Muammer Çelebi” sayfalarından.) Balıkesir’in benim için farklı bir özelliği vardır ki; “ayrılık” ile burada tanıştım. Özlemekti, beklemekti, sabretmekti bir zamanlar benim için Balıkesir… O gün, sabahın erken saatinde iş yerine gelip, masamın üzerinde ve çekmecelerimde ne varsa hepsini bir koliye doldurup üstüne adımı yazmıştım… İşe gelmeye başlayan […]

4 mins read

Kitaplar [23 Aralık 2007 Pazar]

Medeniyetimizin Sessiz Tanıkları: Şahane bir kitap!.. Benim gibi, mezarlıklar içinde ve özellikle Eyüp Sultan Kabristanında dolaşırken kendinden geçenler için hazırlanmış… Araştırmalar, şiirler, makaleler, hatıralar, ve bol bol mezar taşı resimleri… Mezar taşlarımız birer gerçek sanat eseridir. Bu kitap, geçmişten geleceğe yazılmış bu mermerden mektupları okumamızda bize yol gösteriyor. Konu ile ilgilenenler için http://www.mezartaslari.com adresi faydalı […]

3 mins read

Kurban eti diğerlerine benzemez [21 Aralık 2007 Cuma]

Üçüncü sınıftayım… O sene çok borca girmiş, bir apartman dairesi almış ve apar topar taşınmışız. Bina ve mahalle komşularıyla henüz tanışıp kaynaşmamış olduğumuzdan, kimseler bizim, biz de bilmiyoruz kimin kim olduğunu… ….. Hemen ardından kurban bayramı geliyor, ama annem için için ağlamakta… “Kurban etinin bir başka koktuğunu” o zaman duyuyorum… Annem sessiz sessiz ağlamakta; çünkü […]

2 mins read

Hoş geldin bayram [20 Aralık 2007 Perşembe]

Hoş geldin bayram. Serin bir gece daha düne gömerken kendini; Beni, dudağımdan öpüşü gibi kahvemin… Ve içimi ısıtışı gibi… Hoş geldin. {*} Hoş geldin bayram. “El kuzusu” bir koç bıçağa terk ederken kendini… Ve terk edişlerin, “kavuşmalar” olduğunu hatırlatarak; İçimi yakışı gibi… Hoş geldin. {*} Hoş geldin bayram. “Sükûneti susturmaya” paralarken kendini… Kurulu saatlerin, korkmuş […]

1 min read

Saksıda kurban kesilmez, demedik mi! :) [16 Aralık 2007 Pazar]

Tekrar tekrar söyledik ya; sözümü tutmuş adamcağız. Kurbanını saksıda kesmeye çalışmamış. Peki ne yapmış? Banyoda kesmeye çalışmış! Haydaaa!.. Kimse görmesin diye gecenin köründe getirmiş zavallı hayvanı apartmana. Saat 03 sularında karanlık merdivenlerde yankılanan hicranlı bir ses: “-Bbbeee eee ee!..” Eyvah! Şimdi bunun ağzını bağlasa, olmaz. Gün doğmadan kesse, o hiç olmaz… “-Bbee eee ee!..” E […]

4 mins read

Saksıda kurban kesilmez! [14 Aralık 2007 Cuma]

(İstenildiği kadar düzenlemeler yapılsın, bu iş öyle herkesin harcı değil… Özellikle de şehirlerde yaşayan dostların her sene kafasını kurcalar bu soru. Halbuki biz, her sene söyler söyler dururuz…) ….. Kurban işini ne yapacağız?.. Hakikaten yahu; şu kurban işini ne yapacağız? Nerden alacağız? Nasıl ve neye göre pazarlık yapacağız?.. {*} Aldık diyelim, hangi vasıta ile nereye […]

2 mins read

Aşk-ı Mevlâna [13 Aralık 2007 Perşembe]

Bayramlar bereketiyle gelir, müjdeleriyle gelir, sevinçleriyle gelir. Bu bayram da öyle olur inşallah… Çeşitli sebeplerden dolayı, tam bir yıl bekledi. Demek ki vakti şimdiymiş… Üç müjde kitaptan ilki olan “Aşk-ı Mevlâna” bu bayram arefesinde çıkıp geldi işte… Farklı ve çok hoş bir kapak ile geldi… Akış Yayınları’ndan geldi. İlk önce benden duyun istedim… {*} Kapağının […]

3 mins read

Minderin diğer kenarı [09 Aralık 2007 Pazar]

İçinde odun kömür değil de, sanki başka bi’şeyler yanardı o zamanlar sobaların, değil mi?.. Hani sanki sobalar; konuşurdu bizimle, söyleşirdi… Ninniler anlatır, masallar dinletir, bilmediğimiz sırları fısıldarlardı kulaklarımıza… Değil mi?.. {*} Aynı minderin bir kenarında gözleri kısılmış kedimiz mırıldanırdı, diğer kenarında biz… -Yanacak bir gün bu kedi, derdi annem… Yakacak kendini, baksanıza sobaya dayana dayana […]

2 mins read

400 yıl sonraya mektup [07 Aralık 2007 Cuma]

Artık mektup yazan kalmadı. Bilgisayar klavyeleriyle yazmaktan; aramızda, eli kalem tutmayı unutanlar var… Evet ama, öyle mektuplar da var ki, yazılmış; ancak bu kadar olur!.. Aynen şöyle: Soru gelirken bir aslan gibi, cevabı da onun içine konmuş! Yani her kim karşısına çıkmaya cesaret etmiş ise bu aslanın, cevabını bulmuş dişlerinin arasında… Ve hem kendini, hem […]

3 mins read