Gürbüz Azak ve öfkesi! Uğur Canbolat19 Mayıs 2013 Pazar 22:57             “Sizi biri arıyor, dostlar… Arayan, benim; hep arayacak olan da…”             Bu…
Bazen çöker aşağı, ve yaklaşır yüzü toprağa… Fakat, bilir bulut uçacağını!.. {*} Bulut bilir sonunda uçacağını; Okun delemeyeceğini kendisini, ve bilir bıçağın kesemeyeceğini… ….. Oktur yanılan, ve bıçaktır… Ok, deldiğini…
Bugün benim doğum günüm…
Sülaleden, hararetli biri gelmişti dedemin yanına. Sanki yeni bir şeyler öğrenmiş de onları va’zediyor gibiydi… Yanlarına yaklaşıp konuştuklarını dinlemeye başladım. “Çok kimselerden duydum, diyordu o adam… Diyorlar ki; Kur’an, aklı…
Karanlıkta mumlar, toprakta kökler gibiydiler. Arkalarında musibet, önlerinde meçhul vardı. Eshab-ı kiramı örnek alıp kapkara dünyanın dört yanına yürüdüler… Aydınlığı tanıyorlardı ve aydınlığı taşıyorlardı. Birer meş’ale gibiydiler. Ateşi almışlardı ve…

Sevmenin korku dolu sorusu [20 Ocak 2006 Cuma]

Sana… Heyecandan, kalbini durduruverecek kelimeler yazabilirdim… Korkmasam! {*} Bu korku; elinde titreyen kâğıdını, az sonra masasına koyacağı… Ama aslında aşığı olduğu öğretmenine, bir tek pembe cümle bile kuramayan öğrencinin korkusuna benziyor!.. {*} Asıl imtihan; aşık olunan öğretmenin kendisi midir, yoksa onun sınav sorusu diyerek önümüze koyduğu mu?.. Bilinmez! {*} Aynı anda, karşındakine, hem bu aşkı […]

2 mins read

Yorumsuz [19 Ocak 2006 Perşembe]

Memleketin bir köşesinde, kendi dertleriyle kıvranmakta olan insanların karşısına bir gün ordu halinde çıkıveriyor gazeteciler; teypleriyle, fotoğraf makineleriyle, kameralarıyla… Büyümüş gözleriyle incelerken onları çocuklar, kadınlar ise başörtülerinin uçlarını çekmeye çalışıyorlar yüzlerine… Ve, zavallı adamlar; babalar, abiler, amcalar, dedeler “löngürt” diye sorulan aykırı soruların önünde terleyip duruyorlar… Kendine “gazeteci” denenlerin gözleri; avını düşürdüğü çaresizlikten zevk alan […]

3 mins read

Varsın ya [15 Ocak 2006 Pazar]

Varsın ya… Bunu bilmek ne güzel. Sevgine, sevdiğine, seviyor olduğuna güvenebilmek çok güzel… {*} “Yoksun” sanmak ne kötü!.. Hani bazen ille de, ille de sesini duymak isterim… Belki hoşlanırsın, belki de sıkılırsın bundan, ama elimde değil; işte onlar, öyle zannedişlerimi, yani “sanki yoksun” sanışlarımı susturmak içindir… Yani… Senin; “benim uydurduğum bir masal” olma ihtimalini ortadan […]

1 min read

Köprü

 Köprü kurmak zaman kazanmaktır, hayat kazanmaktır, insan kazanmaktır; yani kazanmaktır… Yazan kimseler, üzerinden insanlar geçen köprülerdir; gelecek zamanlara doğru… Hanife Çınar Darak'ın, Eskişehir Mavi Radyo'daki "Maviye Yolculuk" programında; Muammer Erkul'un "KÖPRÜ" isimli yazısını okuduğu ve "Aşk-ı Mevlana" kitabından bahsettiği ses kaydı… {mp3}radyo_hanife_cinar{/mp3}

1 min read

Sizin çocukluğunuz ne güzeldi [01 Ağustos 2000 Salı]

Sizin çocukluğunuz ne güzeldi Ya, doğru doğru dosdoğru be abicim… Açık, seçik, net ve berrak bir şekilde besbelli: Bizim çocukluğumuz ne güzeldi işteee!.. {*} Biz, hele yanımıza bir de arkadaş bulduk mu, onbeş dakika içinde, koca mahallede yedisinden yetmişyedisine kim varsa, hiçbirisini atlamadan, tamamının ismini bir kağıda hafızadan yazabiliyorduk… Sıkıyorsa bunu yapabilsin şimdi bir çocuk!.. […]

5 mins read

Yedinci sene [31 Temmuz 2000 Pazartesi]

Yedinci sene Parmaklarınız yanınızdaysa sayın bakayım, Temmuz 94’ten beri ne kadar zaman geçmiş?.. Hah!.. İşte o kadar zamandan beri gazetemizin bu köşesinde beraberiz… Tam altı yıl bitti, yedinci seneye başlıyoruz hep beraber. {*} {*} {*} Yedinci sene. Yedinci yaş… İnsan yedinci yılında öğrenciliğe adım atar değil mi?.. Biz de inşaallah öğrenmeye başlarız artık… Hayat öğrencilik […]

3 mins read

İyi insanlar, iyi atlara bindiler gittiler [28 Temmuz 2000 Cuma]

İyi insanlar, iyi atlara bindiler gittiler Hani, ellerinden çıktığı âna kadar sıradan taş-toprak sananlar vardır altın madenlerini… Hani birilerinin suya kandığı yerde susuzluktan kavrulan kısmetsizler vardır. Hani üstelik bir de gülebilenler vardır ağlanacak hallerine; Bir de bunu işte böyle yazabilenler vardır!.. {*} {*} {*} Yok, yok, yok… Yok! Diyecek bir kelime yok, yazacak tek satır […]

2 mins read

İlginç duygular [27 Temmuz 2000 Perşembe]

İlginç duygular ‘Güneş çıldırdı… Sıcaklar yeniden geliyor… Yanıp kavrulacağız… Öğle saatlerinde sokağa çıkmayın…’ ….. Oldum olası tedirgin olurum, böyle “felaketin geleceğini” söyleyen haberlerden… {*} {*} {*} Düşünüyorum kahvaltıda; şimdiki çocukların talihsiziği galiba bu!.. Bir şeyler, başka bir şeyleri sürüklüyor ardından… Gene düşünüyorum; bizim çocukluğumuz ne kadar güzeldi. Mevsimlerin öyle bir gelişi ve gidişi vardı ki […]

5 mins read

Son hizmet [26 Temmuz 2000 Çarşamba]

Son hizmet Cenk Koray bugün (dün) ardında gerçekten büyük bir hizmet bırakarak toprağa çekiliyor… İki vasiyeti vardı. Birincisi; “Öldüğüm gün köşem boş çıksın.” Bunu ben de yıllardır düşünürüm ve gönlüm hep öyle ister. Yani; “Yazılacak bunca konu var, ama ben artık sizlere yazamıyorum!..” der gibi. Bomboş, bembeyaz… “Bu köşe yazarının size yazacağı-vereceği bir şey kalmadı […]

3 mins read

Bu nasıl benzerlik [25 Temmuz 2000 Salı]

Bu nasıl benzerlik Şimdi size bazı satırlar yazacağım ve ardından oradaki boşlukları beraber dolduracağız. ….. “Ünlü sanatçı …. bu sabahın erken saatlerinde geçirdiği kalp krizi sonucu (56) yaşında vefat etti. Aniden rahatsızlanan ….. hastaneye götürüldüğünde zaten bütün hayati fonksiyolarını kaybetmişti. Ünlü sanatçının, İstanbul’un Kadıköy ilçesindeki evinde akşam gayet iyi olduğu bildirildi. Kardiyoloji uzmanı Dr. ….. […]

8 mins read

Adını duymadığın ölüler [24 Temmuz 2000 Pazartesi]

Adını duymadığın ölüler Adını hiç duymadığın bütün ölüler; kendi günlük şahsî problemlerini gözlerine dayayanlardı!.. {*} {*} {*} Bu yazı bitti aslında, bu kadardı. Yazacağım da vermek istediğim mesajım da buydu yani… ….. Adını hiç duymamış olduğun bütün ölüler; kendi günlük ve şahsî problemlerini yine kendi gözlerine dayayan… Onlarınkinden daha önemli ve daha acil sıkıntı yokmuş […]

4 mins read

Mahkum iki mavi pencere [21 Temmuz 2000 Cuma]

Bir, iki, üç, dört duvar; bir tavan ve bir de taban… Altı pres altında eziliyor gibiyim! ….. Her yanım taş; her yanım renksizlik, her yanım sessizlik ve her yanım nefessizlik!.. {*} {*} {*} Ölüp ölmediğimi anlamak için nabzımı kollayan duvar, alnından bir sıkıntı damlası düşürüyor göğsüme; Zehirli bir akrep gibi… ….. Kavruluyorum; Kıvranıyorum… {*} {*} […]

3 mins read

Kırlangıcım uçtu [20 Temmuz 2000 Perşembe]

Daha bir hafta bile olmamıştı bize geleli… Adını “Pırpır” koymuştuk onu bulduğumuz gün. Tenis kortlarından birinin hemen kenarındaki çimlerin üzerinde duruyordu… Hatta yanından geçtikten sonra farketmiştik onu. Yanına çöktük, hiç kıpırdamadı. Sadece gözleri oynuyordu… Sitedeki bütün binalar on veya yirmi katlı. Bütün yuvalar da son kat pencerelerinin üzerinde, yani saçakların altında… Bu kırlangıç yavrusu şimdi […]

6 mins read

Sevdalar böyle mi yaşanmalıydı? [19 Temmuz 2000 Çarşamba]

Sevdalar böyle mi yaşanmalıydı? Sevdalar böyle mi yaşanmalıydı? {*} {*} {*} Öksürmeli miydi vapur dumanlarından, şarkılardan çıkmış martılar?.. Sevdalar böyle mi yaşanmalıydı?.. {*} {*} {*} Köşe başındaki esmer kadın şaşkın; bir çiçek alamayacak kadar” vakitsizliklere! Kırda salınan gelincikler şaşkın… Ve hatta kiraz çiçekleri de şaşkın. Sevdalar böyle mi yaşanmalıydı?.. {*} {*} {*} Çiçeği koparılmayan… Yare […]

2 mins read

Akrepli bir muhabbet [18 Temmuz 2000 Salı]

Akrepli bir muhabbet Geçenlerde, benim gibi “akrep” olan yeğenlerimden biri bir parça kağıt çıkardı cebinden. “Bunu, Bursa’daki bir kız arkadaşım yazdı, dedi. İlk defa, bana sallamaymış gibi gelmeyen bir burç özelliği okudum…” Aldım, masamın üzerine koydum ve haliyle unuttum; iki saat öncesine kadar. Şimdi de iki saattir düşünüyorum. Derler ya; “Nasıl oluyor da oluyor?..” {*} […]

9 mins read

Her kelime bir tuğla… [17 Temmuz 2000 Pazartesi]

Her kelime bir tuğla… İnsanların birkısmı için kendileri mühimdir… İnsanların birkısmı için çocukları mühimdir… İnsanların birkısmı için gelecekleri mühimdir… İnsanların birkısmı için bir şeylerin mühim olması mühimdir. ….. Lütfen, çocuklarınızın yanında konuştuğunuz her kelimeye dikkat edin. {*} {*} {*} Dedelerimiz ve akranları devlet-polis aleyhinde kesinlikle konuşmazdı, bir şeylerden korkardı… Babalarımızın akranları genellikle bilmeden ve düşünmeden, […]

4 mins read

Güzel ördek yavruları [15 Temmuz 2000 Cumartesi]

‘Çirkin ördek yavruları’nın aslında çok güzel hikayeleri vardır, değil mi?.. Aslında bütün ördek yavruları güzeldir… Ve aslında bütün “çirkin ördek yavruları” da habire anlatılan bu güzel “Çirkin ördek yavrusu”nu dinler, ama bu hikayenin aslında ne anlattığını, KİMİ anlattığını akıl edemez!.. {*} {*} {*} Şu hayatın en ilginç tuhaflıklarından birini benim ailemde de, senin ailende de; […]

5 mins read

Annem çok kızar(!) [14 Temmuz 2000 Cuma]

Annem çok kızar(!) Neslihan’ı gördüğüm gün uyarmıştım aslında… Demiştim ki; “Bak, bu senin son şansın… Hiç vakit geçirmeden, sen uza istersen!.. Hani, bizimkilere bulaştıktan sonra çok geç olmasın…” ….. Aynı yemekte de çıkışmıştım bizimkilere: “Nesi var?.. Gayet güzel, hoş bir kız işte… Hiç de söylediğiniz gibi çingeneye falan da benzemiyor hani!..” Birileri yarım saat kadar […]

5 mins read

Değerli kızmalarım [13 Temmuz 2000 Perşembe]

“Bir zamanlar sen beni kızdırıyordun!..” ….. Hatırlanan doğru mu? Evet… “Kızdırıldığını” söyleyen, demek ki ciddi ciddi kızmaktaymış bir zamanlar!.. {*} {*} {*} “Bir zamanlar sen beni kızdırıyordun!..” Aslında bu lafı kimin kime dediği; senin mi bana, benim mi sana sarfettiğim hiç önemli değil. ….. Ama gizli kalmış, bilinmeyen… Veya aşikâre, meydanda olan bir gerçek var […]

4 mins read

Yeni romana malzeme! [12 Temmuz 2000 Çarşamba]

Yeni romana malzeme! Birkaç ilginç not daha size. (İki gündür taktık ya hırsızlara, okuyucularımızdan Özer Demirci’nin yüzünden!..) ….. Yayınlanalı bir seneden fazla oldu (16.6.1999) aslında, ama olsun… Bizim gazeteden bir haber size: ….. “ABD’de The Washington Post gazetesinin haberine göre, British Columbia eyaletinde hafta sonunda meydana gelen bir hadisede Kanadalı Stephen Reid, Victoria şehrindeki bir […]

3 mins read