4 Nisan 2008 (Şehrin kayıkçısı Bursa’da) sanatalemi.net

    http://www.sanatalemi.net/Sayfala.asp?nereye=yazioku&ID=17986     Şehrin Kayıkçısı Bursa’da… Tuba Karabey 29 Mart Cumartesi ve 30 Mart Pazar günü Bursalı Okurlarıyla buluşan Yazarımız Muammer Erkul, bir diğer yazarımız olan Saliha Malhun'un misafiriydi. Şehrin günler öncesinden afişlerle duyurusu yapılarak, hazırlanılan Yazar-Okur buluşması çok güzel diyalogların yaşanmasına vesile oldu. Çekirge Çetin’in çizeri; Bul Beni(1997), Ilıkpembe (2003), Sen İstanbul Olsaydın […]

3 mins read

Simge’nin düğünü

{dugun} Simge gelin oluyor… Simge'miz 12 Nisan'da evleniyor. Düğün bilgileri şöyle: SİMGE & ÖZBAY Tarih: 12 Nisan 2008 Cumartesi Saat: 19.00 – 23.00 Aileler: Fatma-Mustafa Gençay (Simge'nin ailesi), Fadile-Mehmet Hüseyinoğlu (Özbay'ın ailesi) Adres: Şölen 2 Düğün Sarayı Cumhuriyet mahallesi, İnönü caddesi No:67, Tepeüstü Küçükçekmece-İstanbul  Biz de Sevgi Ailesi olarak sevgili SİMGE ile ÖZBAY'ı tebrik ediyor, […]

1 min read

Albeni [05 Ekim 2006 Perşembe]

İkisi de aynı ev; metrekareleri aynı, oda sayıları aynı, planları aynı… Her ikisi de aynı ev; suları akıyor, giderleri bağlı… Elektrik ve doğal gazı var her ikisinin de… Üstelik ikisinin bulundukları katlar bile aynı… Fakat biri diğerinden misliyle pahalı!.. {*} Cazibeye “albeni” de deniyor. Zıttı “alma beni” mi?.. Fiyat, işte burada fark ediyor! Yenilmeye şartlanmış […]

3 mins read

Gözlük nerde? [01 Ekim 2006 Pazar]

Neler hatırlattı şimdi bana bu kitap. Sanki kendi içime daldırıp çıkardı. Ne çok hatıra birikiyor aslında insanın içinde… Ve hayat bunlarla daha bir tatlı oluyor, değil mi? {*} Büyük bir fabrika önünde, kalabalık bir insan topluluğunun resmini almaya çalışan, omuzu çantalı fotoğrafçıyla az kalsın toslaşıyorduk!.. O bana baktı, ben ona baktım… Sonra da hayretler içinde […]

3 mins read

Adını bilmeden sevdim [29 Eylül 2006 Cuma]

Ben, seni; adını bilmeden sevdim. Ve, “var”lığınla gülüşünü… Ben seni, yaşını bilmeden, gözünü-kaşını bilmeden sevdim. Ve, “yar”lığa süzülüşünü. {*} Ben seni, sesini duymadan sevdim… Ve duymadan nefesini. Ben seni adını bilmeden sevdim… Ama; sevdim!.. {*} Üşüyüşünü sevdim… Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü; “Gel, ısıt” deyişini!.. Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde, bilerek gelmeyeceğimi… Akşam […]

2 mins read

Pratik bilgiler [28 Eylül 2006 Perşembe]

Teknoloji dev adımlarla ilerlese de, insanlar “yanılmayan” ilkel metotlardan ayrılamıyor… Uzun zamanların tecrübeleriyle gelen bazı pratik bilgiler veriyorum bugün, ilginizi çekeceğinden emin olarak… Hava nasıl olacak?.. Bu hemen hepimizi, hemen her vakit ilgilendiren bir konu… Buyurun, havanın nasıl olacağını kendiniz anlayın: {*} * Rüzgarsız ve oturmuş bir havanın habercisi, baca dumanlarının düz çıkmasıdır. * Bacadan […]

3 mins read

Hayatı ayakta karşıla! [24 Eylül 2006 Pazar]

(Bazen hatırlamakta fayda var!) ….. ‘Şu an dışarı çıkın. Yola yüzükoyun yatın ve ne gördüğünüzü bana anlatın’ desem ne yapardınız? Buna mecbur değil kimse, ama; yola çıkıp yüzükoyun yatamayanlar da en azından hayalen yapsın bu işi. Evet, ne gördünüz? {*} Görülecek şeyler besbelli: Tozlar… Ayakkabılardan dökülmüş kuru çamur kalıpları… Çakıl taşları… Üzerine basılmış çeşit çeşit […]

1 min read

Akla ziyan [22 Eylül 2006 Cuma]

(On saat var yüreğini duymadım…) Ben, bir acı olurum; Gönlüne kiracı olsam… Düşsem içine; Sancı olurum! Düşsem, hayalsem, hatta vehimsem gecelerine, inan; Sükûnetine talancı olurum! {*} Jilet yuttuğum, zıpkın yediğim gün siyanürlü tabağından; Kendi avıma av olmak… Râmına tav olmak… Ve çılgın rüzgârına kapılmak delibaş bir çıtalı uçurtma gibi… Ve koptu-kopacak iplerle yüreğimden asılmak, yüreğindeki […]

1 min read

Şehriyârân [21 Eylül 2006 Perşembe]

Bu kelimeyi ilk defa okuyorsunuz. Bu kelime ilk defa yayınlanıyor çünkü… Bu kelime, çok sevilenler “sevgililer şehri” anlamındadır ve bu kelimenin bir isim olarak basılı olduğu kapakları taşıyan kitapların içinde yazılı binden ziyade evliyanın hayatları ve hatıraları hatırına ilham olmuş, bu harfler ilk defa bir araya gelmiştir… {*}  Şehriyârân… Sevgililer şehri… Okuduğunuz, bir kitap ismidir… […]

3 mins read

Başkasının çocuğuna saldırmayın [15 Eylül 2006 Cuma]

Birbirinin uzağındaki iki yol gibi, iki “tembih”, geldi, aynı noktada birleşti… Biri; bizlere aktarıla gelen gelenek, terbiye, saygı biçimi. Diğeri; bugüne kadar karşıma çıkan en profesyonel düşünce sisteminin süzerek, imbikten geçirerek sunduğu metot… Neydi bu?.. {*} “-Peki” de!.. -… “Peki” desen bile, gel de deli kanına anlat bunun mantığını!.. Büyüklerine, amirlerine hatta arkadaşlarına bile önce […]

2 mins read

Yuvalar boş kalmamalı [14 Eylül 2006 Perşembe]

Daha az önce; epey zamandır uğraştığım havuzun başından gelirken ceviz ağacındaki yuva geldi aklıma… Tam altındaydım ve demin birkaç karga uçmuş ve yuvanın sahibi olan iki “guguşçuk” kuşunun kendilerine has “uçma seslerini” duymuştum. Geçen hafta cevizi silkerken çıkmıştım bu derme çatma yuvanın yanına. İki tane yumurta vardı içinde. Aklıma, şu yuvanın çalı-çırpısını elden geçirmek ve […]

2 mins read

Koşmak istemiyorum [10 Eylül 2006 Pazar]

Hepimiz, ama hepimiz ipi göğüslemek istiyoruz… Ama hiçbirimiz koşmak istemiyoruz! Değil mi? {*} Peki neden hepimiz kürsülerde alkışlanmak istediğimiz halde, hiçbirimiz pistlerde ter dökmek istemiyoruz?.. Cevap: Çünkü birazcık “tonton”uz ya, o yüzden de “tembel”iz!.. {*} Ben bazen ne kadar “gıcık” olabildiğimin farkındayım… Ama sizden önce kendimi tırmalıyorum! İnanın, yarınki gazetede çok güzel bir yazı okumak […]

2 mins read

Onu hak etmek [08 Eylül 2006 Cuma]

Bu sabah iyi görünüyordun; gözlerinin derininde ışıklar parıldıyordu. Sevindim, çünkü o ışığı; “o ışığı bekleyenlere” götürecektin… Yolun açık olsun. {*} Hava bugün biraz kapalı mı ne… Ne fark eder?.. Çünkü farkı olanlar; hava kapalı, şansı kapalı, “insanlar” kapalıyken de… Özellikle de herkesin durmayı seçtiği zamanlarda “bir adım daha” atmayı tercih edenler… Değil mi?.. {*} Bir […]

3 mins read

Bugün “Anneler Günü”!.. [07 Eylül 2006 Perşembe]

Geç mi kaldım ne? Yoksa erken mi yazdım!.. Olsun, zaten son anneler gününde, konuyla ilgili yazı yazamamıştım… Hatırlıyor musunuz o günü, neler yapmıştınız? Annenizi nasıl hatırlamıştınız? İşte, canımı bu acıtıyor: Hatırlamak!.. {*} Anne-evlat ilişkisinin; yılda bir kez hatır sormak veya görüp “değişiklikleri” göstermek boyutunda kaldığı batı anlayışında “anneler günü” ne eşsiz bir nîmet… “Anne, bak […]

4 mins read

Su/suzluk [03 Eylül 2006 Pazar]

Öyle bir su akıyordu ki şehre giden ana borulardan; şeker gibi… İki su bir ekmeğin yerini tutar, derler ya… Bir içen zaten bir daha içiyordu ve diyordu ki her içen; bu su, bir ömre bedel!.. ….. Tam bir su bolluğu vardı memlekette; “su medeniyeti” dediklerinden. Kanallar, fıskiyeler, çeşmeler, şadırvanlar, hamamlar… İçini temizleyen, dışını; dışını pak […]

4 mins read

Sultan Melik (2) [01 Eylül 2006 Cuma]

Fırat yarıp geçmiş araziyi. Soldaki 50 m’lik duvarın tepesine kaleyi, ardına Kemah’ı kurmuşlar. Boğazın sağında kalan kayalığın önünde ise Selçuklu tarzı kümbetler var. Melik Menküçek’in diğer ismi Ahmet. 1071’den sonra Anadolu’yu fethe gönderilen Selçuklu komutanlarından… Merkezi Kemah olan beyliğini kurup 47 yıl sonra düşmanla bir cihatta nehre düşüyor. Bulunduğu yere türbe yapılıyor. Şehitler ölmez, bedenleri […]

4 mins read

Sultan Melik [31 Ağustos 2006 Perşembe]

Kemahlı veya Kemah’ta medfun pek çok yatır vardır: Horasan erenlerinden Kuruçay’ın Kirzi köyünde Seyyid Kirzi Baba… Yakub Halife… İskender Baba… Melik Gazi’nin kardeşi olduğu rivayet edilen Kelem Yakub… Yörenin meçhul velilerinden Ali Baba ve Hıdır Abdal… Midilli Baba, Nail Efendi bugün de sevilip ziyaret edilen mübarek zatlardandır… “Ziyaret eyledik Sultan Meliği Mevlam kabul etsin cümle […]

4 mins read

Kemah [24 Ağustos 2006 Perşembe]

Herkesin tanıdığı çok Kemahlı var, fakat Kemah’ın tanıdığı Kemahlı sayısı çok azdır… Farkında mısınız bilmem; şu an, epey insanın yüreğinin “cızz” etmesi gerekiyordu! {*} Peri bacaları da denen kayalar… Botlarla gezilip su sporları yapılabilecek nehirler… Her mevsim karlı dağlar… Serin mağaralar ve kaynak suları… Tarihin her devrine ait kalıntılar, kaleler, uçurumlar… Tuzlalar… Evliya kabirleri, mumyalar, […]

4 mins read

Kül yüklü kâğıt gemiler [20 Ağustos 2006 Pazar]

Bir gün, bütüüün yazdıklarım senin olacak. Fakat o zaman… ..ben olmayacağım! ….. Olmadığım zaman, elinde kalan her sayfa kâğıdım… Gerçek değerini anlayacak; ..senin yanında! {*} Kâğıttan gemi yapmayı unutmadın değil mi?.. {*} Kâğıt gemiler getirdi bana, seni hep… Ve ben; bir kâğıt gemiye binip gitmiştim, seni görmeye: Ufukta kara belirmişti; ufkum mu kararacak, bilememiştim! Sonra […]

2 mins read