Kendini yontmak! [11 Mart 2012 Pazar]

Kocaman bir mermer blok gibi durur hayatı, her birimizin önünde. Bizler, kendi hayatlarımızın heykeltıraşlarıyız! {*}{*}{*} Ben, beni yontuyorum kayalardan; sen ise seni… Biz, bir “biz” çıkaracağız kayalıklardan! Her birimiz, birbirimizin tesirinde bile olsak; hiçbirimiz bir diğerimizin esiri değiliz! Hepimiz; kendimizin eseriyiz! Yolunu kesenler, yoluna şekil veremez… Boynunu vursalar, ruhun öldürülemez! {*}{*}{*} Sen, kendinin heykeltıraşı olduğunu […]

1 min read

Sabahlar ve… [09 Mart 2012 Cuma]

Hele ki sabah; bir dünya güzelinin duvağı gibi açıyorsa yüzünü, ışıldıyorsa, gülümsüyorsa… Hele ki durgun deniz; boylu boyunca serilmiş ve güneşe karşı gerinen karşı yakayı, aynasında yansıtıyorsa… Hele ki o gün, içini tüketen ağrılar, yüreğinde cam kesiği sızılar yoksa… Kavacık’tan Küçüksu’ya doğru bırakırım kendimi. Henüz güneş solumda kalan tepenin ardında, belki kırağılar erimemiş ve belki […]

2 mins read

Kayıp ada! [04 Mart 2012 Pazar]

İnsanlar inanmak üzere yaratılmışlardır. Gittikleri yönde, inandıkları makamı temsil eden kişi olsun isterler. Ve bu hal bir çekim alanı oluşturarak onları bir arada tutar. Doğal olarak her inanışın tepesinde bir makam bulunur. Bu kişi, kendisini manevî önder bilen büyük kalabalıkları temsil eder. Şu anda var olan Krallar, Kraliçeler; tarihten bu yana gelen mıknatıslanmanın örnekleridir, hatta […]

2 mins read

Meleklerin “parmak izi!” [02 Mart 2012 Cuma]

Ben bu yazıyı yazarken kar yağıyor… Bembeyaz, ardı arkası kesilmez ve hiçbiri birbirine benzemez, sayısız kar tanesi; önce beliriyorlar, sonra savruluyorlar, ardından yere düşüp birikiyorlar. {*}{*}{*} Bu yazıyı yazarken, kar yağıyor… Kar yağması meleklerin işi elbette, ama biz meleklerin ellerini görmüyoruz, fakat işte ben her bir kar tanesinde onların “parmak izleri”ni görüyorum! Hiçbiri birbirine benzemeyen […]

1 min read

Ölmek ve aşk nasıl şey? [26 Şubat 2012 Pazar]

  Aşk; Koca bir sahra topunun ağır güllesiydi, kucağımda taşıdığım… ?.. {*}{*}{*} Kucağımda taşıyorken aşkı, ağır güllesi gibi koca bir sahra topunun; yıkıldım sırtüstü… Kocca gülle de, bir gözyaşı damlası gibi vurdu göğsüme!.. Üzerine kor düşmüş pamuk yığını gibi, delindim!.. Ve, mendile doldurulmuş kezzap gibi aktı içim; Yerlere serildim!.. {*}{*}{*} Kızgın bıçaklar ile dilinmeye başlandı […]

1 min read

Dilinden tutuşmak(!) [24 Şubat 2012 Cuma]

Sıyrıldım derinlerinden yalanların; yılanların derilerinden sıyrıldığı gibi!.. ….. Geride kaldı her şey, dün gibi!.. Ama gün gibi, aşikârdı; seni sevdiğim!.. Eyy, sevdiğim… {*}{*}{*} Ve, boyanmak ister gibi kanından, kınından çekilmişim; sana doğru!.. Ama; “Kendimle” savaşım!.. ….. Kendim ile savaşım… Benim, beennn; yenen de, yenilen de… Yerde yatan da paramparça ve başımda dikilen de!.. Benim, bennn; […]

2 mins read

Akvaryum [19 Şubat 2012 Pazar]

Geçen gün çarşıda dolaşırken ve hiç aklımda yokken, bir akvaryum satın aldım. Şu, dedim. Kaç para? Söylediğiniz fiyata filtre ve lamba dâhil mi? Kaç paket kum gider? Başka ne almam, neyi nasıl yapmam lazım? {*}{*}{*} Akşam evde, akvaryum silindi. Kumları, taşları kondu. Fakat içine dökülen su acayip bulandı. O zaman bir hortum bulunup, bulanan su […]

2 mins read

Hayalime bak ve beni böyle hatırla!.. [17 Şubat 2012 Cuma]

Beni seviyor musun veya başka bir sevdiğin oldu mu, ya da özleyip değer verdiğin kimseler var mı? Elbette var… Ve şimdi düşün ki; uzakta olan sevdiğine (hani eskilerin dediği gibi) “sûretini” gönderiyorsun ve hatta arkasına da “hayâlime bak da beni böyle hatırla” yazıyorsun!.. (Buradaki köklü duyguları, ince ikazları, derin romantizmi, yakıcı hasreti görebiliyor musunuz?) {*}{*}{*} […]

2 mins read

Balıkların sahibi… [12 Şubat 2012 Pazar]

Aşağıdaki satırlardan, belki benim gibi siz de pay çıkarırsınız. Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerini bilirsiniz, değil mi; hani evliyanın büyüklerindendir. İsmiyle anılacağı şehre küçüklüğünde geliyor ve 91 yıllık hayatını orada tamamlıyor. Asrının kutbu, yani yaşadığı dönemin en yükseği; talebelerinden binlerce velî zat yetiştiriyor. Kerametleri, nasihatleri, hikmetli sözleri ve ihlaslı amelleriyle meşhur oluyor. {*}{*}{*} Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri, gittiği […]

2 mins read

İki minik yavru köpek [10 Şubat 2012 Cuma]

Tepeden kuşbakışı gördüğüm bir alan var. Basket sahasının kenarında kalan bu çimenliğe kışın hiç kimse uğramıyor. Fakat son iki haftadır; çalılıklarda doğmuş iki yavru köpek, annelerinin peşinden sitenin bahçesine girmeyi öğrendi. Biri kırçıllı beyaz, diğeri kahverengi bulaşmış siyah. Her ikisi de, su dolu beşlik pet şişe gibi yuvarlak ve çook tatlı… Bu sene anladım ki […]

2 mins read

Küçük kuşlar, büyük heykeller [05 Şubat 2012 Pazar]

Kuşlara tıpa takamıyorsan, mağrur heykeller yapmayacaksın. Heykelleri dikmeye devam edeceksen, bari sesini çıkarmayacaksın! {*}{*}{*} En büyük dağın zirvesine en büyük heykelini diktirdi Nemrut. Ameleler arkasını döndüğünde, bir kuş gelip tepesine yaptı!.. Firavun heykelinin ayaklarına insanlar, kafasınaysa kuşlar üşüşmüştü. İnsanlar tapınıyor, kuşlar ıkınıyordu! Bir heykel ne kadar yukarıya kaldırılırsa; insanlarının yüzüne o kadar uzak oluyor ve […]

2 mins read

Köprüden geçerken [03 Şubat 2012 Cuma]

Ara sokak ve caddelerden toplanan bütün vasıtalar köprü yolunda birikiyor, sonra da sıralar hâlinde karşıya ilerliyorlardı. Bu geçişin birkaç olmazsa olmazı vardı: Ne yaptığını bilmek, ne yapıldığını anlayacak akıl ve yaşta bulunmak, sürücü kursuna gidip belge almak ve yetecek kadar yakıt doldurmak gibi… Fakat en önemli olan; herkesin birbirine yardım için can attığı bu yola […]

2 mins read

Fetih filmini beklerken [29 Ocak 2012 Pazar]

Cüce elbisesine tıkılmaya çalışılan pehlivan… Bonsai saksısına sokulmaya uğraşılan ulu çınar… Işık yılı hesaplarını amele şeridiyle ölçmeye çalışmak dangalaklığı… Yahut, âlem-i İslâm’ın bayraktarı Osmanlıya; apış aralarından bakma oranında kursağı doldurulan sinemacılar! Suç ise kiiim bilir kimin! Peki, ekrandaki Muhteşem Yüzyıl’ı eleştiren zenginler ne zaman elini taşın altına koymayı akıl edecek! Ömür boyu beklediğimiz fetih filmi […]

2 mins read

Antalya [27 Ocak 2012 Cuma]

Birkaç cümleyi söylemek, birkaç kişiyi dinlemek için bazen yollara düşüyor insan. Yollar ise, misina gibi; kimi ince kimi kalın, kimi dümdüz kimi dolaşık ve kiminin ucunda hüsran, kimisinde balıklar var… Aslında her balığın zorluğu, cüssesi, lezzeti biraz da kendi avcısının eseri… Soru şu: Balık mı avcıya esir, yoksa balıkçı mı balığa! Yani, yenecek bir balığın […]

2 mins read

Sirayet!.. [22 Ocak 2012 Pazar]

-Nereden geliyorsun, diye sesini yükseltti karısı. -Arkadaşlarla oturduk, dedi adam. -Yani saatlerce sarhoşlarla oturdun, sigara içtin! Doktor; “bu zıkkım senin için öldürücü zehirdir, bir nefes bile içmeyeceksin” demedi mi? -İçmedim, diye diklendi adam… -İçmedin mi; peki neden böyle kokuyorsun? Bir dal bile sigara yakmadım diyorsun ama saatlerce duman içinde oturuyorsun. Donuna kadar işleyen bu zehrin, […]

2 mins read

Hadi aç avuçlarını! [20 Ocak 2012 Cuma]

Kendini bir masal âleminde kabul et… Bilinmez zamanlardan bugüne uçan sahipsiz kâğıtlardan mı okunacak masallar?.. Hadi aç avuçlarını; Melekler konacak!.. {*}{*}{*} Yoksa bilmiyor muydun; Her yağmur ve kar tanesini, birer meleğin indirdiğini gökten… Ve öyle çok olduklarını ki bu meleklerin, ne kadar yağarsa yağsın yağmur veya kar; sıra hiçbirine gelemez tekrar… {*}{*}{*} “Rahmet”se gökten inen… […]

1 min read

Adın köprüdür! [15 Ocak 2012 Pazar]

Saman çöplerine tırmanmış karıncaların, yağmur dereciklerinden geçmeye çalışmasını gördünüz mü hiç? İşte biz, o karıncalara benzedik! Rıhtıma bağlanmış ahşap teknelerden bazısı bir çeşit lokantadır. Ara sıra oraya gider karnımızı doyururuz. Ayak bastığınız kıç güvertenin en görünür yerine, balık pişirmek için kocaman bir mangal konmuştur. Alt katta oturacak yerler vardır, ama asıl salon üst kattadır. Sıra […]

2 mins read

Çöl, eşek ve yem [13 Ocak 2012 Cuma]

Yola çıkarken bütün hazırlığı yapılmıştı eşeğin. Sırtındaki küfelere; yol boyu içse bitiremeyeceği kadar, dolu su kapları ve kalanına da gayet besleyici yem ve küspe katılmış kuru samanlar doldurulmuştu. Tek yapması gereken yürüyebildiği kadar yol almak ve ihtiyaç hissettikçe durup karnını doyurmak, suyunu içmekti. Fakat eşek, sırtında ne taşıdığını unutmuş gibiydi! Aklına estiği kadar yürüyor, bir […]

2 mins read

Misali hürriyet [08 Ocak 2012 Pazar]

Kör, sağır, topal… Çolak, kambur, şişman… Derisi buruşmuş, saçları yolunmuş, dişleri dökülmüş ve ihtiyar haliyle fakir kalmış bir …hâne artığı kadının; ne kötürüm haline, ne de leşine, köpekler bile bakmaz. Peki ya, bir Sultanın dünyalar güzeli kızı? Herkes onun peşindedir! Misal-i Hürriyetimiz budur… {*}{*}{*} İnsanoğlu; hür olanı, esiri yapma hevesindedir… Esir olmak ise; gürül gürül […]

2 mins read

Büyük ikramiye [06 Ocak 2012 Cuma]

Yılbaşı yaklaşırken, hele çekilişin yapıldığı gece ve sabahı, çoğu kimsenin zihin meşguliyeti şudur: “Büyük ikramiye acaba kime çıkacak?” Bunun meraklıları ise, eminim; “ikramiye” nedir, bilmeyenler! {*}{*}{*} Kaç bilet basılır, satın alınır bilgim yok. Umurumda da değil… Bildiğim şu ki; büyük ikramiye bir, iki veya dört bilet arasında pay edilir. Az miktarda diğer ikramiyeler ve amortiler […]

1 min read