Akrepli bir muhabbet [18 Temmuz 2000 Salı]

Akrepli bir muhabbet Geçenlerde, benim gibi “akrep” olan yeğenlerimden biri bir parça kağıt çıkardı cebinden. “Bunu, Bursa’daki bir kız arkadaşım yazdı, dedi. İlk defa, bana sallamaymış gibi gelmeyen bir burç özelliği okudum…” Aldım, masamın üzerine koydum ve haliyle unuttum; iki saat öncesine kadar. Şimdi de iki saattir düşünüyorum. Derler ya; “Nasıl oluyor da oluyor?..” {*} […]

9 mins read

Her kelime bir tuğla… [17 Temmuz 2000 Pazartesi]

Her kelime bir tuğla… İnsanların birkısmı için kendileri mühimdir… İnsanların birkısmı için çocukları mühimdir… İnsanların birkısmı için gelecekleri mühimdir… İnsanların birkısmı için bir şeylerin mühim olması mühimdir. ….. Lütfen, çocuklarınızın yanında konuştuğunuz her kelimeye dikkat edin. {*} {*} {*} Dedelerimiz ve akranları devlet-polis aleyhinde kesinlikle konuşmazdı, bir şeylerden korkardı… Babalarımızın akranları genellikle bilmeden ve düşünmeden, […]

4 mins read

Güzel ördek yavruları [15 Temmuz 2000 Cumartesi]

‘Çirkin ördek yavruları’nın aslında çok güzel hikayeleri vardır, değil mi?.. Aslında bütün ördek yavruları güzeldir… Ve aslında bütün “çirkin ördek yavruları” da habire anlatılan bu güzel “Çirkin ördek yavrusu”nu dinler, ama bu hikayenin aslında ne anlattığını, KİMİ anlattığını akıl edemez!.. {*} {*} {*} Şu hayatın en ilginç tuhaflıklarından birini benim ailemde de, senin ailende de; […]

5 mins read

Annem çok kızar(!) [14 Temmuz 2000 Cuma]

Annem çok kızar(!) Neslihan’ı gördüğüm gün uyarmıştım aslında… Demiştim ki; “Bak, bu senin son şansın… Hiç vakit geçirmeden, sen uza istersen!.. Hani, bizimkilere bulaştıktan sonra çok geç olmasın…” ….. Aynı yemekte de çıkışmıştım bizimkilere: “Nesi var?.. Gayet güzel, hoş bir kız işte… Hiç de söylediğiniz gibi çingeneye falan da benzemiyor hani!..” Birileri yarım saat kadar […]

5 mins read

Değerli kızmalarım [13 Temmuz 2000 Perşembe]

“Bir zamanlar sen beni kızdırıyordun!..” ….. Hatırlanan doğru mu? Evet… “Kızdırıldığını” söyleyen, demek ki ciddi ciddi kızmaktaymış bir zamanlar!.. {*} {*} {*} “Bir zamanlar sen beni kızdırıyordun!..” Aslında bu lafı kimin kime dediği; senin mi bana, benim mi sana sarfettiğim hiç önemli değil. ….. Ama gizli kalmış, bilinmeyen… Veya aşikâre, meydanda olan bir gerçek var […]

4 mins read

Yeni romana malzeme! [12 Temmuz 2000 Çarşamba]

Yeni romana malzeme! Birkaç ilginç not daha size. (İki gündür taktık ya hırsızlara, okuyucularımızdan Özer Demirci’nin yüzünden!..) ….. Yayınlanalı bir seneden fazla oldu (16.6.1999) aslında, ama olsun… Bizim gazeteden bir haber size: ….. “ABD’de The Washington Post gazetesinin haberine göre, British Columbia eyaletinde hafta sonunda meydana gelen bir hadisede Kanadalı Stephen Reid, Victoria şehrindeki bir […]

3 mins read

Affedilmek dileğiyle!.. [11 Temmuz 2000 Salı]

Hey Allah’ım… Dün dedik ya; “Asıl hırsızlık hikayelerini yarına bırakıyorum. Üstelik birinin çalanı da benim” diye. Şimdi dişini sıkıp merak edenler var… “Muammer acaba ne çaldı?..” O zaman biraz daha bekleyin!.. Hırsızlardan başladık bir kere de, malum; hırsızın da zekîsi var, zekî olmayanı var. Aşağıdaki hikayeyi okuduğunuzda “analar ne hırsızlar doğuruyormuş” göreceksiniz!.. {*} Sizlerin de […]

6 mins read

Hırsızlığa dair… [10 Temmuz 2000 Pazartesi]

Bana sorarsanız aşağıda okuyacaklarınıza hiiç inanmayın. Çünkü bu köşe bugün 5 ila 5.4 şiddeti arasında “palavra” sallayacak!.. İsteyen okusuun, isteyen okumasın; isteyen inansıın, istemeyen kanmasın… Ama, yine de hadi, buyrun bakalım: {*} {*} {*} Gazi’de okuyan bir arkadaşın sınavları varmış. Akşam da bi’kaç arkadaşı bizimkine ders çalışmaya gelecekmiş. Çocuk bankamatiğini kaptırdığından cebinde beş kuruş parası […]

6 mins read

Hanımlarla ilgili, diyelim de okunsun! [08 Temmuz 2000 Cumartesi]

Hanımlarla ilgili, diyelim de okunsun! Biraz sonra okuyacağınıza benzer yazıların ardından her kafadan bir ses çıkar!.. Böyle yazıları yazanlar da her kafadan çıkması muhtemel bu seslere göre bazı cevaplar hazırlamışlardır elbette kafalarında!.. ‘Ne bu ya, başka işin yok muydu da böyle bir yazıyla uğraştın?..’ ….. “Tamam da abicim, bunları ben yazmadım ki… Baksana Sokrates, Cervantes, […]

3 mins read

Gözyaşının kimyası(!) [13 Ocak 2006 Cuma]

Kafama takılır bazı çengeller, bir adım bile atamaz olurum… Öğrenecek kimse bulamazsam, en azından soracak birini ararım. Soracak birini de bulamazsam, öylece, boşluğa konuşurum; “Dün harıl harıl çalışan bu adamın kanında ne değişti de, bugün burda böyle hareketsiz yatıyor?.. Ne olmuş, ne değişmiş, ne eksilmiş, ne çoğalmış kanında?..” Cevap; yok!.. Kanın “kimyası” değişiyor demek ki […]

2 mins read

Sevgi üstüne [12 Ocak 2006 Perşembe]

İkisi de gıdadır… Fakat, bal peteğine turşu basılmaz!.. Maddeleri aynı bile olsa; Elmas kutusuna kömür konulmaz! {*} Sevmek için yaratılmış insanın kalbi. Sevmek için, ama; bir kişiyi sevmek için yaratılmış. Anlamak lazım!.. {*} Sevmek vaar, sevmek var!.. Leğene oturmuş cıbıl oğlanlar ellerini çırpıp etrafa su sıçrattıkça, yüzdüklerini sanır ya… İşte, sanki, onlara benzeyen bazıları da; […]

2 mins read

Saksıda kurban kesilmez, demedik mi! :) [08 Ocak 2006 Pazar]

Tekrar tekrar söyledik ya; sözümü tutmuş adamcağız. Kurbanını saksıda kesmeye çalışmamış. Peki ne yapmış? Banyoda kesmeye çalışmış! Haydaaa!.. Kimse görmesin diye gecenin köründe getirmiş zavallı hayvanı apartmana. Saat 03 sularında karanlık merdivenlerde yankılanan hicranlı bir ses: “-Bbbeee eee ee!..” Eyvah! Şimdi bunun ağzını bağlasa, olmaz. Gün doğmadan kesse, o hiç olmaz… “-Bbee eee ee!..” E […]

3 mins read

Saksıda kurban kesilmez! [06 Ocak 2006 Cuma]

İstenildiği kadar düzenlemeler yapılsın, bu iş öyle herkesin harcı değil… Özellikle de şehirlerde yaşayan dostların her sene kafasını kurcalar bu soru. Halbuki biz, her sene söyler söyler dururuz… Kurban işini ne yapacağız?.. Hakikaten yahu, şu kurban işini ne yapacağız? Nerden alacağız? Nasıl ve neye göre pazarlık yapacağız?.. {*}  Aldık diyelim, hangi vasıta ile nereye getireceğiz? […]

2 mins read

Boşlukları görmek [05 Ocak 2006 Perşembe]

Her çerçeve bir resim bekliyor! Kaç resim var elinde, çerçevesiyle buluşmayı bekleyen? {*}  Petekler doluyor… Arılar çiçekten çiçeğe dolaşmakta… Kaç petekte kokun var?.. {*}  Her kalpte bazı isimler yazılı olacak… Kaç kalbin duvarlarındasın? {*}  Görmek için, bakmak lazım; Süzülenlere de, savrulanlara da! Bu gök, gök olduğundan beri; göğsüne asılan kaç uçurtmanın, sendin tutan ipini? {*}  […]

2 mins read

Düzeltme [30 Aralık 2007 Pazar]

Eskiden “tekzip” derlerdi. Bugün “düzeltme” deniyor. Belki de gelecekte kısaca “düzelt” diyecekler… Şimdi size bir “düzelt” yazısı okutacağım! Geçtiğimiz Kasımda oturmuş televizyon seyrediyorum. Programı sunan sayın beyefendinin o güne kadar pek çok kitabını okumuş, satın almış, aldırtmışım ve rastladıkça da izliyorum. O gün üzerinde Orta Asya mahalli kıyafetleri var ve ulaşması gerçekten çok zor olan […]

3 mins read

Kıymetli organlar [09 Mart 2008 Pazar]

Parmaklar çalışır, gözler bakar, kirpikler kırpışır, dil oynar, dudaklar hareket eder… İnsanların çoğu, “gördüğüne” göre hüküm verir; çalışanlar ve çalışmalar hakkında! Adımların atıldığını, dilin oynadığını, parmakların tuttuğunu görüp işi anlar… {*}{*}{*} Organlar bir vücudun içinde nasıl çok ve çeşitliyse; cemiyet içinde de insanlar öylesine çok, çeşitlidir: Bazıları kulaklar gibi; bazısı eller, kollar, bacaklar ve parmaklar […]

2 mins read

Seyyah-ı fakir Muammer Çelebi Balı mı kesir, balık mı esir? Balıkesir [28 Aralık 2007 Cuma]

(Türkiye Çocuk Dergisi’nin Aralık 2007 sayısındaki “Seyyah-ı fakir Muammer Çelebi” sayfalarından.) Şehrin işgalden kurtuluşu ise 1922 yılındadır. Yokluk yıllarıdır. Hatıra olarak, uzun ve beyaz bir mermer sütunlu çeşme yapılmıştır. Bugün de kullanılmaktadır. Üzerinde ise “Balıkesir, Kurtuluş Çeşmesi, 6 Eylül” yazmaktadır… Tarihi saat kulesi ve çeşmeleri olan şehrin en bilinen yerlerinden biri elbette istasyon binasıdır. Duvarında […]

3 mins read

Seyyah-ı fakir Muammer Çelebi Balı mı kesir, balık mı esir? Balıkesir [27 Aralık 2007 Perşembe]

(Türkiye Çocuk Dergisi’nin Aralık 2007 sayısındaki “Seyyah-ı fakir Muammer Çelebi” sayfalarından.) Balıkesir’in benim için farklı bir özelliği vardır ki; “ayrılık” ile burada tanıştım. Özlemekti, beklemekti, sabretmekti bir zamanlar benim için Balıkesir… O gün, sabahın erken saatinde iş yerine gelip, masamın üzerinde ve çekmecelerimde ne varsa hepsini bir koliye doldurup üstüne adımı yazmıştım… İşe gelmeye başlayan […]

4 mins read

Kitaplar [23 Aralık 2007 Pazar]

Medeniyetimizin Sessiz Tanıkları: Şahane bir kitap!.. Benim gibi, mezarlıklar içinde ve özellikle Eyüp Sultan Kabristanında dolaşırken kendinden geçenler için hazırlanmış… Araştırmalar, şiirler, makaleler, hatıralar, ve bol bol mezar taşı resimleri… Mezar taşlarımız birer gerçek sanat eseridir. Bu kitap, geçmişten geleceğe yazılmış bu mermerden mektupları okumamızda bize yol gösteriyor. Konu ile ilgilenenler için http://www.mezartaslari.com adresi faydalı […]

3 mins read

Kurban eti diğerlerine benzemez [21 Aralık 2007 Cuma]

Üçüncü sınıftayım… O sene çok borca girmiş, bir apartman dairesi almış ve apar topar taşınmışız. Bina ve mahalle komşularıyla henüz tanışıp kaynaşmamış olduğumuzdan, kimseler bizim, biz de bilmiyoruz kimin kim olduğunu… ….. Hemen ardından kurban bayramı geliyor, ama annem için için ağlamakta… “Kurban etinin bir başka koktuğunu” o zaman duyuyorum… Annem sessiz sessiz ağlamakta; çünkü […]

2 mins read