Stop Köşesi
Kalbim nerde sanıyorsun? [15 Aralık 2000 Cuma]
Kalbim nerde sanıyorsun? Üzerinden henüz buharları tütmekte olan bir yazı-şiir okuyacaksınız az sonra, bir müjde gibi!.. Kime mi “müjde” gibi? Özellikle de, Murat Başaran’ın “Kalbim Nerde Sanıyorsun” isimli yeni kitabının çıktığından haberi olmayanlara… Hadi bakalım! ….. Evet… Yeni bir şiir okuyacaksınız birazdan ve de ardından yeni bir kitap okuyacaksınız!.. Nerden mi bulacaksınız Murat’ın “Kalbim Nerde […]
Erzurum fıkraları [14 Aralık 2000 Perşembe]
Erzurum fıkraları Varsa aranızda Erzurum’lu, kıpırdamasın!.. Bugün “DADAŞ”larla “dalaş”alım biraz!.. ….. Dadaşlar esasında SİZİ arıyormuş ama YOLUNUZU bilmiyorlarmış… Kimbilir kime sormuşlar da, işte o “KİM”, kimbilir “KİM”e göndermiş onları!.. Sonunda Serpil’e varmışlar soluk soluğa!.. Serpil ise Mehmet’e getirmiş onları… Serpil mi kim?.. SANA NE!.. Niye “Mehmet kim” diye sormuyorsun da “SERPİL KİM” diye meraklanıyorsun, haa?.. […]
Hastane notları [13 Aralık 2000 Çarşamba]
Hastane notları (Epey zaman geçmiş üzerinden bu notları yazalı… Ama bazı “kayıt”lar atılamıyor… Çünkü hükmü hiç değişmeyen şeyler var!.. Değil mi? İşte!.. Geçen senenin bugünlerinde yazılmış olan satırlar bugün için de geçerli… Ve gelecek zamanlar içinde de hep geçerli kalacak!..) {*} {*} {*} Tam onbeş dakikadır… (Şu an) henüz, ağlamasını bile öğrenememiş yeni doğmuş bir […]
Küçücük şeyler -iki- [12 Aralık 2000 Salı]
Küçücük şeyler -iki- Meçhul amel Bedellerin tamamı… Bütün bedeller yani, dünyada ödeniyor… ….. Ama dünyadaki bedellerden, “dünya için olan bedeller” o kadar ağır ve pahalı ki; Bazen, sadece birkaç günlük tatil veya tur için, iki üç ay bütün gücünle ve kan ter içinde çalışmak, didinmek gerekiyor… ….. Öyle değil mi?… ….. Ama bir de, perdenin […]
Kâinatın Efendisi [11 Aralık 2000 Pazartesi]
Kâinatın Efendisi Simdi, kendi üslubumla bazı kıyaslar yapmaya başlasam… O kadar çok lüzumsuz kişiye ait lüzumsuz bilgiye sahip olduğumu(zu) farkeder ve farkettiririm ki; önce benim kendi yüzüm kızarır!.. Kimin neresi kaç santim?.. Kimin babası ne işle uğraşıyor?.. Kimin çocuklarının isimleri ne?.. Kim kiminle ne yapıyor?.. Kimin kaçıncı kocasının kaç para serveti var?.. ….. Daha sayayım […]
Bir fotoğraf karesi dolusu otomobiller [08 Aralık 2000 Cuma]
Bir fotoğraf karesi dolusu otomobiller Elinizde bir fotoğraf makinesi olsun… İnsanların en kalabalık olduğu bir yere gidin ve bir kare fotoğraf çekin. Sonra koyun o resmi bir kenara. {*} {*} {*} Elinizdeki fotoğraf makinesiyle Otomobillerin en kalabalık olduğu bir yere gidin ve bir kare fotoğraf çekin… Şimdi koyun bu resmi önünüze ve beraber bakalım… {*} […]
Mesajlar [07 Aralık 2000 Perşembe]
Mesajlar (Arada sırada değişiklik olmasından hoşlandığını biliyorum pek çoğunuzun… İşte size farklı bir gün… Hadi bakalım!..) Düşünüldüğünü bilmen belki güzel olur diye düşündüm!.. S.Y… {*} {*} {*} Bir kırmızı krizantem koydum masana. Hadi gel avuçlarımı öpmeye!.. Zira ben de uzun zamandır öpecek avuç özlemekteyim! N.. {*} {*} {*} Yüreğime bambaşka bir dünya kurduğundan beri, muhtacım […]
Ramazan manileri [06 Aralık 2000 Çarşamba]
Ramazan manileri Mübarek Ramazan-ı şerîf, sanki bir aile büyüğüymüş gibi nasıl gelip de yüreğimizin baş köşesine oturuyorsa… Nasıl kendi kokusunu bizlere sindiriyor… Nasıl bizleri kendi rengine çalan renklere boyuyorsa; Ramazan gecelerine de bir anlamda nağme üfleyen, diğer yandan da ellerimize bir manâda nağme tutuşturan, davulculardır… Benzer şeyler mi düşünüyoruz?.. ….. Sahi, siz de benim gibi […]
Çoban ağacı [05 Aralık 2000 Salı]
Çoban ağacı Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak; “Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık…” Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık […]
Bir kırmızı lâle koysam masana!.. [04 Aralık 2000 Pazartesi]
Bir kırmızı lâle koysam masana!.. Yanından geçerken pespembe güller atsam kucağına… Sonra da, bana doğru uzattığın, beyaz bir gülü koklasam avuçlarından; Ama asıl, teninin kokusunu hissetmek ister gibi!.. ….. Ve bir kırmızı lâle koysam masana… Ya da sarıp gelinteliyle onu, yerleştirsem vazona; Adımı “içine” doldurur gibi! ….. Bir kırmızı lâle koysam masana… Bir kırmızı lâle […]
İn arabadan(!) [01 Aralık 2000 Cuma]
İn arabadan(!) (Size bugün, belki daha önce duymuş olduğunuz, çok anlatılan, ama pek çok kişiye de her zaman örnek olabilecek bir hikaye anlatmak istiyorum.) {*} {*} {*} İşsiz bir genç, iyi bir fırsat ele geçirebilmek için Amerika’nın ünlü işadamı Ford’un bürosuna gidiyor… Kavga dövüş, sekreterinden ancak 8 ay sonrasına randevu alabilip, belirlenen saatte de aynı […]
“Yemin kavanozu” [30 Kasım 2000 Perşembe]
“Yemin kavanozu” Bir süredir görüşmüyorduk, aradım… Ne güzel, insanın; “Bir süredir görüşmediğinin farkına varabildiği” dostlarının olması… Değil mi?.. (“Değil” deseniz bile sizi duyamam zaten!..) {*} {*} {*} Bazen ordan burdan konuşmak, gülüşmek hoş olur ya hani; ilginç duyguları, enteresan olayları filan aktarmak biribirine… Hah, anladınız işte; kaynatıyoruz yani!.. O heyecanla konuşuyor, ben de “hıı, mıı” […]
Yetim çocuklar [29 Kasım 2000 Çarşamba]
Yetim çocuklar Okuduğum herhangi bir hâdise, hikâye veya kıssada geçen isimler hakkında daha geniş bilgi verebilecek bir kaynak varsa eğer yakınımda, oradan da bakmaya çalışıyorum. İyi de oluyor… Kitaplar olmazsa bilmediklerimizi nasıl öğreneceğiz ki?.. {*} {*} {*} Ortaokullarda okunmakta olan bir ders kitabında; Hazret-i Ömer radıyallahü anh ile ilgili çok hoş bir okuma parçasına rastladım. […]
Yanlış zarf (!) [28 Kasım 2000 Salı]
Yanlış zarf (!) İsmini hatırlamıyorum. Zaten bilsem de yayınlamazdım… Ama çok ilginç bir örnek olduğundan… Ayrıca en azından beş senedir benimle irtibatını kesmiş; belki artık köşemizi bile okumuyor olduğundan bu kısacık hatırayı (sadece örnek vermek maksadıyla) yayınlamakta mahzur görmüyorum… {*} {*} {*} Nasıl hassastı mektuplarında, nasıl; Sanırsınız ki bir kelebek yürüyordu kâğıdın üzerinde!.. Yazısı muntazamdı; […]
Hazine odaları… [27 Kasım 2000 Pazartesi]
(…Sanki rüyadaymışım…) ….. Büyük bir saraydaymışız. Ama hakikaten büyük bir sarayda… Ve uzun zamandır beklemişiz bu günün gelmesini. ….. Bir kısmımızın ömrü yetmemiş bu günü görmeye; bir kısmımız ise maalesef beklemekten vazgeçmiş!.. Biz kalanlar olarak, bekleyenler olarak, özleyenler olarak girmişiz bu muhteşem sarayın kapısından kol kola… Henüz daha girişte saygıyla ve sevgiyle karşılanmışız, yol göstericiler […]
Öğretenlerin günü [24 Kasım 2000 Cuma]
Öğretenlerin günü Bir kısmı Hakka yürümüşler… Bir kısmını toprağa saklamışlar… Bir kısmı da yitmiiiş gitmiş zaten herbirimizin zihninden!.. {*} {*} {*} Ama bir zamanlar akmış olan nehirlerin getirmiş olduğu alüvyon gibi bir tabaka bırakmışlar toprağın üstünde!.. Nehirler kurumuş belki… Belki toprağın altına gizlenmiş bazı bedenler; Ama bu nasıl kurumak ve nasıl gizlenmek ki; arkalarında “bizler” […]
Gül gibi tebessüm [23 Kasım 2000 Perşembe]
Gül gibi tebessüm Bilgisayarımda bir problem olduğu için bazı programları değiştirip daha gelişmiş olanlarını koyduk… Koyduk ama, malum; her değişiklik, insanın alışkanlıklarının beline bir kazma indiriyor!.. Kolay mı öyle her yeniliğe saniyesinde adapte olabilmek?.. “Kolay molay” deyip de ordan “cak cuk” etmeyin şimdi, çünkü ben tanımadığın bir programa birkaç saatte adapte olmaktan bahsediyorum!.. Midemde kramplarla […]
Küçücük şeyler [22 Kasım 2000 Çarşamba]
Küçücük şeyler GÜLÜŞ VE GÖZYAŞI Bugünün insanları ne kadar zavallı, ne kadar yalnız, ne kadar değerlerinden kopartılmış ve ne kadar zayıflatılmış… Bir tatlı söze muhtaç hepsi ve bir tebessümle peşine ordular takabilirsin!.. ….. Ya Rabbi; sırtlanların dudağına gülüş ve timsahların gözlerine yaş koyma!.. {*} {*} {*} ŞÜPHE Biri, eğer seni aramaktan korkuyorsa, (kendinle ilgili) birşeylerden […]
Yavuz olmayı seçmek [21 Kasım 2000 Salı]
Yavuz olmayı seçmek (Burada geçen “Yavuz”, Selim han olduğu halde, ayrıca bu yazımızda da bir “simge”dir…) Unutulmaması gereken bir husus var ki, Yavuz “Yavuz” olmaya KENDİSİNİ seçmiş… Kendini “Yavuz” olmaya adamış… Ve Yavuz olmak için bir ömür harcamıştır… ….. Anlatabiliyorum değil mi?.. {*} {*} {*} Zannetmesin ki kimse; o devirde sadece bir tek kişi yaşıyordu […]
En kolay pişen yemek(!) [20 Kasım 2000 Pazartesi]
En kolay pişen yemek(!) İnşaallah hepinizin bir Dilaver’i… Yani onun kadar sıcak, sevmeyi ve atacağı adımın nereye gideceğini bilen, üstelik neşe dolu, hoşsohbet bir dostu olur… … Aslında Dilaver ile toplam kaç kere görüştüğümüzü itiraf etsem, gülersiniz bana ki; bu nasıl dostluk diye… Bir de; misafiri olduğumuz bir radyo programının ortasında stüdyoya dalıp fıkra anlatmasıyla […]
