Altın sene!.. [04 Ocak 2001 Perşembe]

Eğer emsalinden gelse, belki cinayete bile sebep sayılabilecek ağır hakaretleri (daha doğrusu hareketleri) babalar sakin tebessümlerle nasıl da sineye çekiyor çoğu zaman, değil mi?.. Biliyorlar çünkü, kendileri için de aynı sabır gösterilmiştir bir zamanlar… ….. Ve bir gün geliyor ki; bizler de, aldığımıza benzeyen bir sabrı veriyoruz kendi evlatlarımıza… Yani… Yani; büyüklerin sabır ve himmetine […]

5 mins read

Bin yıl bitti ansızın(!) [03 Ocak 2001 Çarşamba]

Yeni BİNYILIN ilk yazısını yazıyorum… Bu, bir KOMEDİ yazısı olacak… Çünkü, biliyorum ki bazıları çok gülecek bu satırlara. {*} Sahi, nedir komedi?.. ….. Bi.. bi.. bil e mm, mm m myo… bilem miyorum ki!.. ….. Buna benzer bir sun’î ıkınıştaki "bilemiyorum" kelimesi o kadar çok kullanıldı ki sinemalarda, tiyatrolarda ve televizyon programlarında; artık bunlardan kekeçoğlanlar […]

6 mins read

İmparatorluk Coğrafyasında Diplomasi Koşturmak [02 Ocak 2001 Salı]

Rahîm Er Ağustos 2000 / 13.5 x 21cm / 344 sayfa / bky (babıali kültür yayıncılığı) / (0212) 511 9522 ….. Neredeyse (en azından fikrî) çocukluğumdan beri tanıyor olduğum için söyleyebilirim ki; Rahim Er ciddî, yeniliklere çok açık ve büyük düşünebilen bir büyüğümdür. O, önce “insana” yatırım yapmanın değerini gerçekten bilen… Göğüs cebindeki (pek de […]

5 mins read

06 Ankara [26 Şubat 2006 Pazar]

Bu başlığın altına bir yazı gerekmiyor aslında. Çünkü başlığın kendisi yazı… Hani bir top yuvarlanır, gelip durur insanın önünde. Duvarın ardındaki heyecanlı çocuklar da; “abi vursana şu topa” diye bağırır. Sen, ne rastgele patlatabilirsin bu topa ne de bırakıp gidebilirsin… Tarih veya talih böyle bir top gibi yuvarlanarak gelir ve durur bazen bazı ülkelerin önünde! […]

3 mins read

Karadelik nedir? [24 Şubat 2006 Cuma]

Karadelik” nedir, biliyor musunuz? Şimdi, kocaman bir anafor düşünün… Anafor, anafor; hani denizlerin, göllerin, nehirlerin içinde oluşan ve suyu, üzerinde taşıdığı her şeyle birlikte emip diplere çeken emme gücü… Hani, doldurduğunuz lavabonun; bütün köpük ve kırıntıları sürükleyerek döne döne boşalması gibi… Bir karadeliği anlamak için, belki de tıpasını çekmek gerekiyor dolu bir küvetin… Ama, uzay […]

3 mins read

Kuyudaki adam [23 Şubat 2006 Perşembe]

Bilmiyorsunuz, diye bağırdı… Bilmeye de gayret etmiyorsunuz!.. -Neyi bilmiyoruz, ve neyi bilmeye gayret etmiyoruz, dediler… -Bakmayı bilmiyorsunuz, dedi. Görmeye gayret etmiyorsunuz… Hepsi kuyunun içine bakıyordu adamların, adamlarla konuşan ise yukarı… Aşağı bakanlar, kuyunun dibindeki ıslak ve çaresiz adamı görüyorlardı… Bir de çalkantılı ve karanlık suyu görüyorlardı… Ayrıca karanlık suda parlayan kuyunun yuvarlak ağzını görüyorlardı… Ve […]

3 mins read

Turp suyu [19 Şubat 2006 Pazar]

İlk defa şimdi, bu cümleyi yazarken düşündüm her renk turp olduğunu… İnsan biliyor, ama çoğu zaman bir arada düşünmüyor çoğu şeyi. Aynı kutunun içinde dağınık duran yapboz parçaları gibi… Şu girişler de olmasa yazılarda, olmaz sanki! Hani sıcacık yatağından kalkınca illaki yüzünü yıkamaya benziyor… Yapacağın işle alakası yok, ama olmazsa olmaz, gibi… “Oğluum, kızııım, gözünün […]

3 mins read

K.K. Savaşı [17 Şubat 2006 Cuma]

Eminönü’nde başına kuşlar “kaka” yapınca, hemen koşar ve Nimet Abla gişesinin önünde kuyruğa geçerdi insanlar. Eskiden yani… Güvercinleri “talih kuşu” görmüyor artık çoğu kimse. Görmüyor ki, geçenlerde aynı “şey” birinin daha başına isabet edince; parmağı fişe sokulmuş gibi titremiş önce… Sonra kaskatı kesilmiş… Sonra öyle bir çığlık atmış ki; daha “taharetlenmeye” fırsat bulamamış olan kumrucuk […]

4 mins read

‘Yalan’cık [12 Şubat 2006 Pazar]

Küçük hikâyeler, bazen de küçük yalanlar, ‘yalan’cıklar insanlara büyük dersler verebiliyor. Aşağıda okuyacağınız C. S. Lewis’in hatırasını İbrahim Ünal beyin Nesil Yayınları’ndan çıkan Anne Babanın Çocuğa Yaklaşımı isimli kitabından aktarıyorum. Umarım kendine hedefler bulur! ….. İspanya’nın güneyinde Estopana isimli küçük bir kasabada büyüdüm. 16 yaşındayken bir sabah babam benden kendisini 30 km uzaktaki bir köye […]

3 mins read

Hayat bir hikâyedir! [01 Ocak 2001 Pazartesi]

O kadar çok hikaye dinledim, o kadar çok hikaye yaşadım ve o kadar çok hikaye anlattım ki… İnanacak mısınız bilmem; İlk hatırladığım şey bir kitaptır. Garip gelmesin size; hiçbir şey hatırlamıyorum o kitaptan önce. Sanki daha öncesi yok, gibi… ….. Mavi badanalı bir odanın içindeyiz… Ev Harmantepe’nin, Harmantepe ise Paşabahçe’nin tepesinde… Paşabahçe şimdiki Paşabahçe’ye pek […]

6 mins read

Akıl, hayâ ve iman [29 Aralık 2000 Cuma]

Akıl, hayâ ve iman Cebrâil aleyhisselâm, aklı, hayâyı ve imânı Âdem aleyhisselama getirip, diyor ki: "Ya Âdem! Allahü teâlâ sana selam ediyor… Getirdiğim şu üç hediyeden birini kabul etmeni emir buyurdu." Âdem aleyhisselâm; "Getirdiğin bu üç hediyeden aklı kabul ediyorum" deyip, alıyor. ….. Bunun üzerine imân da, hayâ da; "Allahü teala bana, akıl nerede ise […]

5 mins read

Gündemin zor maddesi; Af [28 Aralık 2000 Perşembe]

En zoru; cezası "aylarla" ifade edilebilen bir mahkûmun, işte bu sayılı günlerin bitmesini beklemesidir! İstatistikî ömrünün ilk çeyreğinde, "yarım ömürlük" hücre hapsine çarptırılmış kişininse, kendini buraya sokmuş olan sebep yüzünden derin pişmanlıklar duyarak, içinde deliren hisleri bastırması, pek çok şeyi oluruna bırakması ve oturup sakin sakin, ömrünün (cezası bittiğinde kalacak olan) son çeyreğinde yapacağı işleri […]

5 mins read

Bayramınız mübarek olsun [27 Aralık 2000 Çarşamba]

Bayramınız mübarek olsun Bugün kendime tatil ilan ettim… ….. Ama, benim tatilim nasıl olur, bilmem ki!.. Hatta "tatil" hangi anlama gelir, onu da bilmem ki!.. ….. Neyse, dokunmayın bana, bozmayın keyfimi; Bugün yazı yazmıyorum(!) size. Tatil yapıyorum ya… {*} {*} {*} Dizi dizi dizilmelerine bayılıyorum insanların ben, bayram namazı bitimlerinde; camilerin içinde veya cami kapılarında… […]

4 mins read

Teslimiyet güzel şey… [26 Aralık 2000 Salı]

Teslimiyet güzel şey… Dilaver’in mektuplarını severim. Çünkü Dilaver’i severim… Üstelik, bilirim ki Dilaver’in anlattığı bol tebessümlü hikâyelerin altından derin manâlar çıkar; Tamamını şimdi anlayamasam da!.. ….. Bu söylediğim tuhaf gelmesin kimseye… Doğru yaylalarda otlayan keçilerin bile eti-sütü kekik kokuyorsa, kanı-canı şifa oluyorsa muhtaçlara; …varın gayrı, gerisini sizler düşünün!.. ….. Yani, doğru adreslerden gelip, dosdoğru hedeflerine […]

5 mins read

Bayram geliyor [25 Aralık 2000 Pazartesi]

Bayram geliyor "Yoldayım, oraya geliyorum… Hiç kimse beni beklemeden gitmesin…" diye bir not bırakmış, ikindi vakti, patron… Yani şimdilerde atölyeye varmak üzere olmalı. Gözler yollarda aslında, sabırsızlanıyorlar. Sabırsızlanıyorlar ama, hiç birinden de çıt çıkmıyor… Az sonra bir motor sesi duyuluyor kapının önünde. İniyor arabasından, elinde kalın bir deste zarfla… Gülen bir yüzle… Ve, kendisini bekleyenlere […]

4 mins read

Aaa, bu adam tebessüm ediyor! [22 Aralık 2000 Cuma]

Aaa, bu adam tebessüm ediyor! Bu gece yatmadan evvel, parmağınıza bir kurdele bağlayın; Sabah uyanır uyanmaz, gözünüzü açar açmaz, size “TEBESSÜM ETMENİZİ” hatırlatması için… ….. Ve hatırlamakla da kalmayıp; Lütfen tebessüm edin… Niye mi?.. Niye olacak; ne çözdünüz ki bu güne kadar, asılmış suratlarla?.. {*} {*} {*} Tebessüm edin; Çünkü önünüzde, en azından “BİR İYİLİK” […]

5 mins read

Kelebekler uçuşan çiçekli sayfa [21 Aralık 2000 Perşembe]

Tabii ki biliyorum!.. Aşk; aniden ve şiddetle kaşınmaya başlayan kürek kemiklerinin üzerinde birer tane kanat çıktığını hissetmek gibi bir şeydir! Nerden mi biliyorum?.. Bilmeem… Biliyoz işte biyerlerden!.. Şşş, ssstt! Gürültü yok! {*} {*} {*} Ayyy!… Ne çok çiçekler açmaya, kelebekler uçuşmaya başladı di miiii, sayfamızın üzerindee? İnanamıyoruuum!.. İşte böyle diye diye, yılın üçyüzaltmışbeş günü, “pır […]

5 mins read

Fıtra vermeyi öğrendiğim gün [20 Aralık 2000 Çarşamba]

Stop Köşemiz yeni yayınlanmaya başlamış… Gazetemiz Cağaloğlu’nda… Benimse, (mahallenin bir sokak daha Sultanahmed tarafına kalan) öğleden sonraları işlerin genellikle sıkışıp karıştığı bir reklam ajansım var… O zamanlar fosur fosur da sigara içtiğim için, özellikle mübarek ramazan günlerinin ikindi vakitlerinde sanki canım burnuma geliyor!.. Hele… Hele bütün tahsilatların sıkıştırıldığı Cuma günleri; Aman Ya Rabbi!.. İnsanlar kapına […]

7 mins read

Kitap zamana ışıktır, zaman kitaba aşıktır! [19 Aralık 2000 Salı]

                  Kitap zamana ışıktır, zaman kitaba aşıktır! Bu sıralar, özellikle de Ramazanı şerîf girdi gireli kitaplardan biraz fazla mı bahsettik, ne dersiniz?.. Hı?.. BRRAVOO!.. Tebrik ederim sizi, hepinizi… İnanın, bunu beklemiyordum! Utanarak, yüzüm kızararak söylüyorum ki; bu bir testti ve sizi sınamak, ne diyeceğinizi denemek için, özellikle sorulmuş bir soruydu bu!.. Ama siz… Siz muhteşem […]

4 mins read

Şaşkın ördek yavrusu [18 Aralık 2000 Pazartesi]

Etrafında gördüğü hayvanların yaptıklarını taklit eden bir ördek yavrusuydu o… Kümese tıkılmış tavukların peşinde dolaşıyor… Çöplükteki horozların eşelendikleri yere koşuyor… Ortaya çıkartılan solucanlardan da, civcivlerle birlikte kendisine küçük bir pay kapmaya çalışıyordu. ….. Günü geldiğinde büyüük bir suyun kenarına düştü yolları. İnanamadı ördek yavrusu; Böyle bir şeyin var olabileceğine inanamadı!.. ….. Ama çok da hoşlandı […]

7 mins read