Ne mümkün? [31 Ocak 2001 Çarşamba]

Ne mümkün? Veya; Zehirli Su… Yahut; Senli Ben… Ya da; Benli Sen… Her ne ise, ismi önemli değil zaten! (BİR KÂSE SUYA DÜŞEN BİR DAMLA ZEHİR GİBİ; GAYRI SENİ İÇİMDEN SÖKÜP ATMAK NE MÜMKÜN?..) {*} Nasıl damlarsa zehir bir kâse suya; İçime, öyle damladın… ….. Ve nasıl karışırsa soluğa, nasıl karışırsa kana; İşte öyle karıştın, […]

5 mins read

Çekilin yoldan geliyor vatman [12 Mart 2006 Pazar]

Yelesine pıtrak çalısı takıldığını görse, atını durdurup çalıyı çıkaranlar vardır. Ve onun saçını tararken gözüne bakan, onunla konuşurken boynunu okşayan; karşılık olarak da sevdiğinden sevgi görenler vardır… Bir de “kendini” düşünenler vardır… Biraz daha canlansın diyerek beygirinin sırtında sopa kıranlar, kamçı şaklatanlar vardır… İstanbul’u, salınan bir küheylan göremeyen beygirci İstanbullu mudur? {*} Dündar Aytar beyefendiyi […]

3 mins read

B’alıklar [10 Mart 2006 Cuma]

Bu köşede yazmasam da gösterime giren hemen hemen bütün çizgi filmleri izlemeye çalışırım. Biraz bana benzeyen (yani tercihleri her zaman “normal” olmayan) kimselerden de hatırlayanlar vardır Kayıp Balık Nemo’yu. Muhteşemdi, değil mi?.. Peki Nemo’nun babasıyla yolculuk yapan balığı hatırladınız mı; veya saydınız mı kaç kere yeniden ve yeniden ve yeniden “tanıştığını” yol arkadaşıyla? Sanki şuna […]

4 mins read

Bana saçlarını uzat [09 Mart 2006 Perşembe]

-Rapunzeel, bana saçlarını uzat… -Hayır, olmaz, başımı aşağı eğmiş halde göremem kendimi. Tırmanacaksan kendi tırnaklarınla tırman… -Fakat kapılar kapalı ve surların dibindeki kanallar su dolu Rapunzel… İçine hapsolduğun burç ise çok yüksek… Ay ışığına tutuyorum, dikkatli bak; elimde bir sihirli anahtar var. Sanıyorum ki kapın açılır bununla ve hürriyetine kavuşursun. Ama önce yanına gelmem lazım, […]

3 mins read

Doğruların ne kadar doğru oldukları hakkında [05 Mart 2006 Pazar]

Biliyor musun; bu yazıyı… Tam da işte bu yazıyı senin için yaz-ma-dım! Çünkü nasıl olsa üstüne alınmayacaktın. Hem de, tam da “sen” üstüne alınmayacaktın. Diyecektin ki: “Bugün gene kendisi için bir şeyler yazmış, yine kendi çalmıış kendi oynamış!” Ve elbette haklı olacaktın; Dünyada haksız insan olmadığı için! {*} Senin doğrun benim doğrumdur veya benim doğrum […]

3 mins read

Bugünlerde bir tarih yazılıyor [03 Mart 2006 Cuma]

Bilmem hangi uyuşturucuya müptela olma, bilmem hangi belaya bulaşma, hangi afete tutulma talihsizliğinin hangi yaşa kadar indiğini açıklayan ve bu zavallıların yaklaşık sayılarını söyleyen raporlar kamuoyuna sunuldukça içim kasılıyor, canım darlanıyor!.. Yapmamak lazım! Benzeri raporları (büyüklerden önce) ergenliğe doğru yürüyen çocukların (da) okuduğunu düşünmek lazım… Belirtilen yaş sınırını aşmış olan pek çok çocuğun kendini “geç […]

4 mins read

Mecnun mu kör? [02 Mart 2006 Perşembe]

Bazen ağır ağır yürüyor, bazen kumları sıçratarak koşuyordu Mecnun. Sonra da düşüp dizlerinin üstüne hıçkırıyordu… Uzaklara bakıyordu, daha uzaklara. Çağırıyor, çağırıyordu… Gelmeyince çağırdığı, kendi düşüyordu tekrar yollara… Bazen günlerce unutuyordu gökyüzü bulutları. Güneş kavuracak ten, insanlar kendilerini koruyacak gölge arıyordu böyle zamanlarda. Yürüyecek olanlarsa başlarına gölgelikler alıyorlardı… Mecnun için böyle şeyler önemli değildi: Güneş her […]

4 mins read

Elbette kıskanırım gözünde beni görsem [30 Ocak 2001 Salı]

Elbette kıskanırım gözünde beni görsem İsterim ki, bana semayı getirsin. Dursun önümde bulutsuz bir gökyüzü gibi… İsterim ki bir su damlası gibi değsin, gözlerin… İsterim… Ve bunları istemeyi isterim… İşte bunun için kıskanırım… Elbette kıskanırım gözünde beni görsem, kıskanırım; Sende kendimi görsem!.. {*} Bilirim; gökler verir, denizlere rengini… Bilirim; göklerin kamçısıyla delirir, taşar deniz… Bilirim; […]

5 mins read

Gözlerine düşmüşüm [29 Ocak 2001 Pazartesi]

Gözlerine düşmüşüm İçime kor; Denize güneş düşmüş… {*} Göllere mehtap inmiş… Ve sinmiş; Tüm suların üzerine sevdalar… ….. Bütün ışıklar suya; Ben?.. Gözlerine düşmüşüm! {*} Canııımm terlemiş, canım; ten kokunun üstüne!.. Gün, terinde parlamış; Canım düşmüş gözüne! ….. Canım terlemiş canım!.. Ve sızmışım ben, bahar yağmuru gibi özüne… {*} Gök, kızarmış bir somun gibi bölüşmüş […]

3 mins read

Biraz denize ve biraz kitaba dair… [25 Ocak 2001 Perşembe]

Biraz denize ve biraz kitaba dair… Ağaçlar köksüz… İnsanlar kitapsız kalırsa, büyüyemiyor; Filiz çıkaramıyor, dal büyütemiyor, yaprak veremiyor, çiçek açamıyor, meyve sunamıyor… {*} İnsanlar köksüz… Ağaçlar bile kitapsız kaldığı zaman; Boşlukta bir yer işgal edemiyor!.. ….. Yani; boşluğa "dahil" oluyorlar!.. {*} Bu yazının konusu "boşluğa dair" değil… "Yokluğa ve hiçliğe" dair de değil… "Dahle dair" […]

5 mins read

Kitapsız bir dünyanın zavallılığı! [24 Ocak 2001 Çarşamba]

Kitapsız bir dünyanın zavallılığı! Şükürler olsun ki bizler, (ve hatta, artık ben bile); "Kitapsız bir dünyanın zavallılığını" kavrayabilecek idrak sahipleriyiz… Değil mi?.. {*} Kitapsız kaldığı için sefilleşen bir dünyaya düşenlerin fukaralığından daha derin fakirlik ne olabilir?.. ….. Bizim çocukluğumuza kadar belki kabul edilebilecek olan şeyler artık mazeret değil… (Konunun maddi yönüne yaklaşmıyorum bile bu satırlarda… […]

4 mins read

Ahşap evlerin özelliklerini biliyor musunuz? [23 Ocak 2001 Salı]

Ahşap evlerin özelliklerini biliyor musunuz? *Ahşap yapılarda yaşayanların fizyolojik ve psikolojik açıdan kendilerini çok daha sağlıklı hissettiklerini? *Ahşabın insanla birlikte soluk aldığını, romatizma, astım, böbrek hastalıkları ve dolaşım bozuklukları üzerinde olumlu etkileri olduğunu? *Japon deprem uzmanlarının, tüm dünyada depreme karşı en dayanıklı yapının Osmanlı ahşap karkas sistemi olduğunu açıkladıklarını? *1894 İstanbul depreminde, kalitesiz ahşap yapıların […]

5 mins read

70’li yılların dizginleri! [17 Ocak 2001 Çarşamba]

70’li yılların dizginleri! Seksen öncesi yılların okul çocukları, diken dolu tarlalara salınıvermiştik, çıplak ayaklar ile… Yabancı ülkelerdeki işçi çocuklarına dönmüştük sanki; dil bilmez ve duyguları ezilmiş… Hem de kendi mahallemizde!.. Birkaç gün öncesine kadar parmakla gösterilen bizler, yeni sınıflarımızın yeni ders kitaplarını ellerimize aldığımızda; patlamış ve havası hızla kaçan lastikler gibi hissetmiştik kendimizi… Kenarlarında bir […]

6 mins read

Beni sil! [15 Ocak 2001 Pazartesi]

Beni sil! O zamanlar da arabamı şöyle pırıl pırıl parlatarak dolaşmaya pek zamanım olmuyormuş ki; bir yandan bunu başarabilenleri takdir ediyor, diğer taraftan da benim gibi bir sahibe düşmüş olan "zavallı" vasıtaları kolluyordum trafikte… Hani şöyle üzerine; "Beni yıka" falan yazılmış olan arabaları!.. Hiç de az değildiler… Hiç de az değildik yani; üzerine yazı yazılabilecek […]

5 mins read

Ya şimdi konuş… Veya sonsuza kadar çeneni kapa! [12 Ocak 2001 Cuma]

Ya şimdi konuş… Veya sonsuza kadar çeneni kapa! ‘Gazetenin başlığı bu senenin moda rengi MOR olsun!..’ Nasıl bir talep bu? Hoşlanan oldu mu aranızda? Bir de şunları dinleyin: "Abone olduğum gazetem haftanın bazı günleri çok geç geliyor, bazen de hiç gelmiyor… Gazetede ilave verildiğini yazdığı halde ben henüz o ilaveyi iki kere görebildim!.." Şimdii, yukardaki […]

5 mins read

Fırın hangi tarafta? [11 Ocak 2001 Perşembe]

Fırın hangi tarafta? Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra, yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa: "Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler…" {*} Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra: "Ben de buraya ilk defa geliyorum, […]

4 mins read

Bahçıvanın yüreği [10 Ocak 2001 Çarşamba]

Bahçıvanın yüreği (Veya buraya şöyle de yakışır bu başlık: Bahçıvanın gül yüreği, bahçıvanın kor yüreği…) Bu sabah bir çiçek gönderecektim sana… Vazgeçtim; Bahçıvanın yüreğini gönderdim!.. {*} {*} {*} Bir çiçek gönderecekti bahçıvan. O; "Bir çiçek yetmez!" dedi. "Peki, bir çiçek daha?.." dedi bahçıvan. "Olmaz!" dedi "Bir kucak çiçek daha!" Dedi. O yine; "Olmaz!.." Dedi. "Bir […]

5 mins read

Tebük Seferi [09 Ocak 2001 Salı]

Bir söz vardır ya, hani; “Kısrak iki iniler, bir küheylan doğurur… Tavuk ise bir küçücük yumurta yapar, mahalleyi ayağa kaldırır!..” derler. Hah, işte bizimki de aynen o hesap!.. ….. Bir kitap aldık, her biriniz duydunuz… Okumaya başladık, hepiniz biliyorsunuz… Artık hangi gün kaçıncı sayfalarda olduğumu falan da tahmin edebiliyor pek çoğunuz!.. Bir de zaten dünden […]

7 mins read

“Arşın”ları getirin(!) [08 Ocak 2001 Pazartesi]

……….. MÜJDEE!.. Bugün, beni zaman zaman anlaşılmaz bulanlar için çok özel bir yazı yazdım… Bugün, şöyle ortalama bir zekâya sahip olan herkes anlayabilecektir beni ve anlamalı da zaten… Ayrıca; eğer bu yazımı okur da, düşüncelerime katılırsanız, (hemen şu an) yanınızdaki kişiyle de bunu paylaşabilirsiniz, değil mi?. ………. Kahvehane köşelerinde atıp tutmak iş değil ki!.. Fedakâr […]

5 mins read

Bir güzel şehir [05 Ocak 2001 Cuma]

Şehirler, içlerinde bulunan insanlarla güzeldir… Değil mi?.. ….. O zaman hangi şehrin güzel olmasını istiyorsak, oraya önce kendimizi sokmalı ve ardından bütün gücümüzle kendimizi güzelleştirmeye çabalamalıyız. Çünkü her zaman bize bakıp kendilerini güzelleştirmeye çalışanlar olacak!.. {*} Sakın ha!.. Bunları, öyle söylenmesi zor laflar falan sanmayın. Hissedin sadece… Üfleyin ki kendi içinize; çıksın meydana sevgileriniz ve […]

5 mins read