Ekrandaki damat, meşin toplar ve bir hayali yaşamak…

  Allah rahmet eylesin, Sadiye teyze öleli çok oldu… Bizim apartmanın yapıldığı yerin sahibiydiler. Eski halini görmedim ama sanırım ahşap olan köşkü, Osman’ın babasına verip kiraya çıkmışlar. Bir müddet başka evde oturduktan sonra; kendi toprakları üstüne dikilen, bodrum dâhil altı katlı apartmanın üç dairesini almışlar… Üst yoldan, yedi sekiz basamak çıkılarak girilen kattaki iki daireyi […]

9 mins read

Yılın kıllı şairini dinleyen ikinci sınıf yolcular, Çınaraltı ve Sahaflar&

  Taşıdığı siyah çanta üzerinde “Şiir yazarı Şair” yazan adamı çok kişi hatırlar; çünkü yakın zamana kadar bir yerlerde görürdük… Ben, elinde incecik şiir kitapları, vapur vapur dolaşarak; “kendim yazdım kendim satıyorum” diyen şairi de hatırlıyorum… O bir genç adamken, bizler biraz çocuk birazcık ta adamdık! Çocuk olduğumuzu tabii ki kabul etmezdik. Delikanlılığımızı ispatlamak için […]

8 mins read

Bir keçi, üç deve ve ekmek arası balık

   İstanbul, dünyanın en güzel şehri; Hiç kimsenin bundan zerre kadar şüphesi olmasın… Dünyanın en güzel şehrinde yaşıyor olduğumuzun bir delili de; bunca yıldır hep birlikte ortasına tükürdüğümüz halde, ancak bu kadar çirkinleştirebilmemizdir! Yani güzelliği “kendinden” bu şehrin; biz onu güzelleştirmiyoruz. Diğer bir deyişle ne yaparsak yapalım, çirkinleştiremiyoruz!   ***   Bunlar naaz, naz; Sevgiliye… […]

5 mins read

Kırmızı fesli kâtip, Küçüksu mesîresi ve mısır kazanları

    Her çocuk bir şehirde büyümüştür ve her şehrin de kendine has hatıraları vardır, başka yerlerde olmayan… Büyürken bunun farkına varmazsınız. Sanırısınız ki, dünyanın her yanı birdir… Hâlbuki değil; O şehri “o şehir” ve bizi “bu biz” yapan, işte bu özelliklerdir…     {*} {*} {*} Nerede bir denize baksam; karşı yakayı… Ve uzakta, […]

8 mins read

Balı mı kesir, balık mı esir?

O gün, sabahın erken saatinde işyerine gelip, masamın üzerinde ve çekmecelerimde ne varsa hepsini bir koliye doldurup üstüne adımı yazmıştım… İşe gelmeye başlayan arkadaşlarla merdivenlerde vedalaşmış… Cağaloğlu’ndan koşarak Sirkeci’ye inmiş…   Bindiğim arabalı vapur beni Harem’e, Harem’de bindiğim otobüs ise Balıkesir’e götürmüştü… Şu an bile aynen hatırımda Eminönü, Sultanahmet, Topkapı Sarayı’na doğru son bakışım: Vapurun […]

6 mins read

Nazlı ili ve pehlivan develeri

        İnandım ki; “bir adamı devesinden ayırmışlar da zavallı kahrından ölmüş” derseler, doğrudur…Öğrendim ki; deve denen mübarek hayvan hiçbir hayvanda olmayan özellikleriyle insanoğlunun binyıllardır dostudur ve sahibine at gibi yakındır…Anladım ki; bu ülke insanının köklerinden gelen muhteşem deve kültürü sanki kasıtlı olarak horlanmış, unutturulmaya çalışılmıştır, ama nafile… Bir kere deveyle göz göze gelen […]

12 mins read

Dağdan inen katırlı adamlar ve asmalı teras

    Kavacık adını cümle âlem biliyor şimdi. Çünkü Asya ile Avrupa’nın kesişme noktalarından biri. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Anadolu yakasına bastığı tepe… Bütün yolların bağlandığı; bütün vasıtaların bir şekilde uğrayıp geçtiği; bütün işyerlerinin şube açmak için can attığı bir merkez halini aldı… Otoban haricinde ayrıca Şile, Riva, Beykoz ve Üsküdar’a bağlantıları olması; yüksekte olması, […]

10 mins read

AŞKSIZ GEÇEN ÖMRÜ ÖMÜR SAYMA

Dünyada bir başka örneği var mı bilmiyorum, ama sanırım yoktur. Muammer Erkul’un, okuduğum bütün yazılarının içinde her zaman küçük küçük kalplar vardı. Fakat bunlar, herhangi bir yazının içine rasgele konmuş kalpçikler değildi. Bunlar, bilerek ve isteyerek ve emek verilerek; “içine kalpler konulabilecek” konuları içeren, yani özellikle hazırlanmış olan bu yazıların simgesi haline gelmiş işaretlerdi… Okuduğum […]

18 mins read