Seyir Defteri – 17 Kasım 2008 (Harun Yerebakan’ın ardından!..)

.       Biz bu uşağı iyi bilirdik!..       (Harun Yerebakan’ın ardından…)    Önce itiraflarım:     Akıl almaz saflıklarım vardır benim; kendim bile şaşarım bir süre sonra… İnsanları kategorize etmişler ya hani; beyinlerinin çalışma bölgelerine göre… Ben de kim bilir hangi gruba dâhilim! Bir büyük bankanın şube müdürüyle uzun ahbaplığımız sonunda, o […]

32 mins read

Seyir Defteri – 16 Kasım 2008 (Şaşkınlık veya yazılarda kaybolmak)

.       Şaşkınlık veya yazılarda kaybolmak     Demin… Kendimi bulduğumda… Saatlerdir, site içindeki eski yazılar arasında kaybolmuş olduğumu fark ettim…   {*}{*}{*}   Şaşırasınız diye söylemiyorum bunu; Şaşkınlığımı anlatmaya çalışıyorum!.. Kim yazmış o yazıları, nasıl yazmış; ki şimdi ben oturmuşum başlarına ve böyle titreye sarsıla anlamaya çalışıyorum!..   {*}{*}{*}   Onları yazan ile […]

1 min read

Seyir Defteri – 14 Kasım 2008 (Elma)

              Elma     Yürek kadar, kırmızı bir yuvarlak… Ve tatlı, lezzetli, şifalı… Yanılmıyorsam lokman hekime “Filan kişi öldü” demişler de; “Ama, elma yiyordu” demiş!.. Abartı da olsa, ne derece önemli olduğunu anlatıyor, elmanın.   {*}{*}{*}   Şimdi de, yüreği andıran elmanın başka bir boyutu çıktı ortaya ki; bambaşka […]

13 mins read

Seyir Defteri – 10 Kasım 2008 (Atatürk’e açık mektup…)

                  Cumhuriyetimizin kurucusu ve      ilk cumhurbaşkanı,      Sayın Mustafa Kemal Atatürk’e      açık mektup…      Bugün 10 Kasım…     Benim çocukluğumun 10 Kasım’larında sizin için ağlama törenleri yapardık ve gözümüz kuru ise törenlerde şiir bile okuyamazdık… İsminiz her geçtiğinde, yetişkinler arasından ayağa kalkıp önünü ilikleyenler olurdu… Hatta her kim ne […]

3 mins read

Seyir Defteri – 9 Kasım 2008 (FEBE ve GESE’li yazı!..)

    FEBE ve GESE’li  yazı… ————           Maç şimdi bitti!.. Şükrü Saracoğlu Stadı’ndan henüz kimse çıkmadı… Ve ben TARAFSIZ bir yazı yazmaya çalışıyorum, “taraf”tarlar kusura bakmasın!   {*}{*}{*}      Fenerbahçe 1-0 mağlup başladı yılın derbisine ve tam 4 tane gol attı, yemeden…   “Fenerbahçe’nin bu sezon aldığı en KOLAY galibiyet […]

1 min read

Seyir Defteri – 9 Kasım 2008 (Kurşun, sigara, çikolata)

         Kurşun, sigara, çikolata      Bütün filmleri seyretti; kalkanların ardındaki silahlı polisler, uzun coplarıyla insanlara vuruyorlardı! Kahvehaneye girdi. Gazeteye tam boy basılan polis resmini kesmiş biri, kıyafetin taş veya sopayla vurulabilecek zayıf noktalarını anlatıyor… Sigarasını resmin üstüne değdiriyor; “işte kâğıdın bu yanan yerlerinde görülen can alıcı noktalardan, polisin de canının yanacağını” söylüyordu! Bir […]

2 mins read

Seyir Defteri – 8 Kasım 2008 (cEMriye)

      cEMriye (Peşin peşin söylemekte fayda var: Bu yazıda ufak ufak uydurabilirim, kimse kusura bakmasın… Hani "yalandan kim ölmüş" diye başlayan cümleler kurmak için zorlanmayasınız, diye söylüyorum bunu da!..) ……………  Trafiğe takılınca "nikah kaçacak" diye düşünmeye başlamıştım, ama yanılmışım… Mahallemin son delikanlısı, diye anons ettiğim Cem'in resimlerini çekemeseydim hakikatten üzülecektim… Nikah salonunda fotoğraf […]

3 mins read

Seyir Defteri – 6 Kasım 2008 (Küçüksu buluşması)

    Küçüksu'daki buluşma (Şamil'ler, Fahriye ablalar ve Eren'ler…) Hepsi aynı güne denk geldi… ….. 6 Kasım Perşembe, öğleden sonra arayan Fahriye ablaydı… "Paşabahçe'den geçince seni hatırladım. İstanbul'da mısın?" Dedi. "Evet, dedim. Geçenlerde Antalya'da evlenen Şamil ve Neslihan vardı ya, İstanbul'dalarmış… Ben karşıya geçmemiştim, onlar bu tarafa geliyorlar… Senin ne kadar vaktin var?" Dedim. "Seni görünceye kadar" dedi… "Öyleyse […]

2 mins read

Seyir Defteri – 7 Kasım 2008 (Yapışmak)

   Yapışmak!       Keneler bile insanı bırakıp domuza tırmanmaz ve ondan düşüp koyuna, onu terk edip köpeğe, deveye, beygire yapışmaz! Bit kadardın; cüssem cesametine varıncaya kadar sırtımda taşıdım seni! Sıksalar, içinden ben çıkarım sandım ve senin her dişinin, birer dişi sivrisinek gibi başkalarını emme hevesini görmek istemedim; vahhh bana!..   {*}{*}{*}   Şimdi […]

2 mins read

Seyir Defteri – 4 Kasım 2008 (Mustafa)

              Mustafa     Tekrar izleyeceğim. Satışa çıktığında dvd’sini de alırım. Yorum yapmayacağım, ama “Mustafa” hakkında şunu söylemesem olmaz: Bu film bir dönüm noktasıdır! Hem de sinema değil, komple yakın tarihimize bakışımız açısından… Film, cumhuriyetimizin 85. yılında vizyona girdi. İlk gösterimden çıkanların suratlarına bakınca iyice merak ettim filmi. Kimdi […]

2 mins read

Seyir Defteri – 31 Ekim 2008 (Bir saat)

                    Bir saat      Birini düşün ki işi yok, mesleği yok; geliri, malı, evi ve eşyası yok. Sokakta kalsa gidecek yeri, sığınacak kapısı yok… Fakat biri var ki onu seviyor; koruyor, kolluyor. Onun için de çalışıyor; kendi kazancından ilk payı ona ayırıyor. Kendinden önce ona kıyafet alıyor, kendinden önce onun yemesini istiyor. […]

2 mins read

Seyir Defteri – 30 Ekim 2008 (Nasihat)

               Nasihat!                                                                                    (Küçükdedemden…)  Tam zamanı, bilmen şart olanı bildirmenin; doğum gününü kutluyorsun: İnsan için en ölümcül hastalığa yakalanmış olmak; doğmuş olmaktır! Ey benim ahmak oğlum! Şimdi sevinçle titriyor mu için? Diyor musun; beni ne kadar da çok seviyorlar?.. Kırk sayfa sevgi yerine kırk sayfa sövgü olsaydı şurada; kırk kişi seviyor […]

2 mins read

Seyir Defteri – 26 Ekim 2008 (26 Ekim veya Zamanın Kırılma Noktası)

          26 Ekim veya Zamanın Kırılma Noktası İnsan, doğduğu günde ne kadar sevinir? Bilmiyorum… Artık unuttum! Fakat, doğduğum gün, "ben doğdum diye" sevinenler olduğu için seviniyorum. Bu, harika bir duygu; yani sen doğdun diye birilerinin seviniyor olması… Elbette yaşadınız sizler de, ama hepinize daha da çoklarını yaşamanızı diliyorum.   İnsanın kendi elinde olmayan […]

3 mins read

Seyir Defteri – 26 Ekim 2008 (Sen İstanbul olsaydın)

           Sen İstanbul olsaydın       (Not: Bu yazı 2000 senesinde yazılıp, akabinde 29 Mayıs Pazartesi günü bu köşede yayınlanmıştı. İki sene sonra basılan kitabımızın ismi de yine bu yazıdan alınmıştı… Şimdi internette “Sen İstanbul olsaydın” yazdığınızda yüzden fazla site çıkıyor karşınıza, içinde bu yazımız bulunan…26 Ekim benim için, hayatımın en özel […]

2 mins read

Seyir Defteri – 23 Ekim 2008 (İçindeki hekim)

.        İçindeki hekim     Hangi hastaneye gitsen de bilirsin ki; hastasın! Kendine yapıştırdığın “hasta” etiketi ile görüp, gösterirsin bunu. Ait olduğun şehrin simgesini taşıyan bir plaka gibidir ki bu “hasta”lık; çuvala sığmayan mızrak gibi sana da, etrafına da batar!   Bugün, akupunkturdan bahsedeceğim. Çünkü akupunktur; bir ağacın sadece hasta dalına ilaç […]

2 mins read

Seyir Defteri – 19 Ekim 2008 (Yem ve dua)

  Yem ve dua Balık yakalamaktan hoşlanan adam ile, yanına aldığı küçük oğlunun; çıktıkları kısa tatilin hikayesini anlatmamı ister misiniz?.. Dinleyin bakalım: {*}{*}{*}   Baba ve oğlu oltalarını göle atıp bırakmışlar. Bir iki saat sonra, kaldıkları otelden tekrar kıyıya yürüdüklerinde; dört beş tane balığın yakalanmış olduğunu görmüşler… "Baba, demiş çocuk heyecan içinde. Ben, bu balıkların […]

2 mins read

Seyir Defteri – 17 Ekim 2008 (Ağustos böceğinin sarı dişleri)

  Ağustos böceğinin sarı dişleri Onun hikâyesi; “Ağustos böceği çaldı saz, bütün yaz. Derken kış da geldi çattı, bizimkinde şafak attı!..” diye uzar gider ya… Peki özeti nedir bu şiirin? Bir sonuç elde etmek istiyorsan, onun için çalışman gerekir. Hiçbir şey yapmadığın konudan hangi gelişmeyi bekleyebilirsin ki?.. “-Karınca kardeeeş, üşüyorum ve karnım aaaç!..” Buraya kadarı […]

2 mins read

Seyir Defteri – 16 Ekim 2008 (Hüdayi yolu)

        Hüdâyî yolu   “1860’dan beri hayal edilen tünelin son tüpleri de birleşti. Başbakan 60 metre derinde Boğaz altından yürüdü.” Bunları okurken gazetelerde, dedik ki; “Hüdâyî yolu’ndan tekrar bahsetmenin zamanıdır!..”   “Okuyacağınız yazıdaki konu, acaba Hüdâyî hazretlerinin bir kerametinin günümüzde ortaya çıkması mı?” Sorusuyla başlayan ilk yazımızı 27.07.2006 günü yayınlamıştık. [“Hüdayi yolu” ve ismimizi] […]

3 mins read

Seyir Defteri – 14 Ekim 2008 (Ziyaretçi Defteri)

Sevgili arkadaşlar, Şimdi lütfen şu manzarayı hayal etmeye çalışın: ….. Hani kendi evinizde, kendinizi işinize kaptırmış olarak çalışırsınız… Ne kadar zaman geçmiştir hatırlamazsınız… Bir ara kapı çalar. "Kim ooo?" Dersiniz. Gelenler tanıdıklarınızdır, yakınlarınızdır, sevdiklerinizdir. Açarsınız kapıyı, fakat… Fakat onlar girmezler, giremezler… Neden? {*}{*}{*} Hayret edersiniz. Onların şaşkınlıkla açılmış gözlerle size baktıklarını görünce siz daha çok şaşırırsınız! Peki niye size […]

2 mins read