Kayıkçı [28 Eylül 2007 Cuma]
(Tatlı hayatını zehir etmek… Veya acını tatlıya çevirmek senin elinde!) ………… Denizde rüzgâr çıktı, kayıkçıya kızıyorsun! Halbuki aklın başka söylüyor, dilinse başka… Kayıkçının sadece kalbi kırılır böyle giderse; peki ya senin? Kayıkçının dağınık saçlarından sana ne; sana ne ellerinin nasırından, ayağının çamurundan, başının bitinden ve hatta pis kokusundan… Kayıkçı; kendi seyahatini yapmıyor ki, bu yolculuk […]
Zamanı var [27 Eylül 2007 Perşembe]
Her şeyin bir zamanı var; Tohumun bitme zamanı, bıyığın çıkma zamanı, leyleğin göçme zamanı… Ve zamanı var; şafağın bile sökmesinin… Biliyorum ki bazı geceler uzundur, bazısı daha kısa… Karanlıkların bazısı derindir diğerlerinden; bazısı bir sis gibi, ince… Öyle de olsa, böyle de olsa; şafağın bir sökme zamanı var sanki meradan ayrık söker gibi, ağır ağır… […]
Seyir Defteri – 01 Mart 2008 (Üyemiz misiniz?)
Sitemizle ilgili, en sık sorulan sorular şunlar: "Nasıl üye olacağız? Üye olmak istiyorum ama beceremiyorum, bana yardımcı olur musunuz?.. Sitemize üye olmanın daha kolay bir yolu yok mu?" ….. Yok… Sitemize üye olmanın daha kolay bir yolu yok… Hatta, en kolayı bu! 🙂 {*}{*}{*} İşin püf noktasını söyleyeyim mi ben şimdi size? Birilerinin üye olması […]
ISS’yi arayan müşteri tipleri 2 [01 Mayıs 2000 Pazartesi]
ISS’yi arayan müşteri tipleri 2 Alo iyi günler… Nasıl yardımcı olabilirim? Ben internete giremiyorum. Ne işletim sistemi kullanıyorsunuz? 33.600 Hayır beyefendi o modeminizin hızı… Aaa emin misiniz? Şöyle sorayım, bilgisayarı açtığınız zaman sol alt köşede “start” butonu var mı? Evet ama ona basınca bi sürü başka şey çıkıyo, bi dakka sayıcam.. (15 dakika boyunca run, […]
İnternet servis sağlayıcılarını arayan müşteri tipleri [29 Nisan 2000 Cumartesi]
Dünkü yazımız; “Bugün yerimiz kalmadı, ama yarın sizler için (icp) ayespileri arayan “müşteri tiplerinden (ve triplerinden) enteresan örnekler” vereceğim. Kimbilir, belki de “HATIRLAYACAKSINIZ BİLE” bazı konuşmaları!.. Sabredin yarına kadar…” diye bitmişti. Her diyaloğun altında bulunan parantezin içinde, o hatırayı yaşamış olan İSS (yani internet servis sağlayıcı) arkadaşın kod ismi mevcut… Bazı ifadelere, kelimelere birazcık yabancılık […]
Teknoloji tazıları!.. [28 Nisan 2000 Cuma]
Malum, bizim memlekette teknoloji aynen Nisan yağmuru gibi yağıverir üstümüze!.. Örnek mi? Televizyon… Önce bazı kahvehanelerde ve bazı evlerde vardı. Herkes gider oturur ve saatlerce televizyonun “açılma saatini” beklerdi!.. Tatlı kahramanlar; Ayı Yogi, Bobo, Akıllı Bıdık… Uzay yolu; Kaptan Körk, Mistır Sıpak… Bonanza; Küçük Co, Baba Katrayt… Küçük ev; Lora, öbürünün, sarı olanın adı neydi?.. […]
Bir uzmanın uyarısı [27 Nisan 2000 Perşembe]
Bir uzmanın uyarısı Dostlarım; İnternet dünyasında, e-mail kullanıcıları arasında, gelen ilginç şeyleri forward etmek adettendir. Güzel de bir alışkanlık; bizim hoşumuza gittiyse sevdiklerimizle ve ilgilenebilecek kişilerle neden paylaşmayalım?.. Bilginin bu kadar hızlı yayılması ve iletilmesini kendi çıkarları için kullananlar da var ne yazık ki. Sizleri bu konuda uyarmak istedim. {*} {*} {*} “Tweety sana şans […]
Sizi sevmek [26 Nisan 2000 Çarşamba]
Sizi sevmek Sizi sevmek… Şu yeryüzünde sizi sevebilenlerin en az seveni olmaya bile razı olacak kadar. Sizi sevmek… Şu yeryüzünde nefes alan ve nefes alacak herkesin sizi benden daha fazla sevmesini arzu edecek kadar. {*} {*} {*} Sizi sevmek; Asıl, sevgilerin bittiği an sizin sevginizle kucaklaşmak. Sizi sevmek; Kâinatın özsuyuyla sulanmak… {*} {*} {*} Sizi […]
“Hâlâ”dır aradığın!.. [25 Nisan 2000 Salı]
“Hâlâ”dır aradığın!.. Sana kırgın olmak isterdim zaman zaman… Sana kırgın olmayı hakedecek kadar hukukum olmasını yani üstünde! {*} {*} {*} Ve; “Unuttuğumu zannetme” diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana… Yani; beni “unutma ihtimalinin” bile olamayacağı mesafelerde! {*} {*} {*} Bilirim, seversin beni. “Bilirim” sadece, çünkü öyle söylersin!.. Ama soluyamam… Ama dokunamam… Ama yaşayamam… Bilirim, seversin beni; […]
“Karışık” birkaç konu [24 Nisan 2000 Pazartesi]
“Karışık” birkaç konu Düşürülmüş olduğumuz şu “holigan kuyusundan” üzerimize bulaşan pislikleri temizlemeye çalışırken, hiç kimse ne zamandır asıl yazacaklarını yazamadı memlekette… {*} {*} {*} Uyuşturucu kullanmak ve satmaktan başka işi olmayan holiganlar, kendi devletleri eliyle son saniyeye kadar kullanıldılar bize karşı… İstanbul’daki tahrikler, birkaç holiganın öldürülmesi ve bu ölülerin maçın iki gün öncesine kadar kaldırılmayıp […]
‘Ah’lar ateş rengidir! [22 Nisan 2000 Cumartesi]
‘Ah’lar ateş rengidir! 20 ve 22 Nisan tarihleri çivi gibi çakılmıştır beynime. Malum, 20 Nisan sevgili Peygamberimizin doğum günüdür (571). Aynı gün büyük ablamın da doğum günüdür. Yine bir 20 Nisan’da (Ramazan ayıydı) sabah çok erken bir saatte babam telefon etmiş; annemin sahur yemeğinden sonra fenalaştığını ve hastanede olduğunu haber vermişti… {*} {*} {*} 22 […]
Ölüme dair [21 Nisan 2000 Cuma]
Ölüme dair Yaşayanlara yazılır “ölüme dair” yazılar… Ölüme dair yazılar “yaşayanları” arar durur; çünkü ölülerin, ölüme dair yazıları okumaya ihtiyacı yoktur! Yaşayanlara yazılır “ölüme dair” yazılar… Ve bütün ölüme dair yazıları “diriler” yazar; ölmemişlere ölüme dair bir kaç söz söylemek için! {*} {*} {*} Dirilerin “ölmemiş olanları” anlamaya çalışır ölüme dair yazıların anlattıklarını… Ve ölülerin […]
Canlar ve patlıcanlar (!) [20 Nisan 2000 Perşembe]
Canlar ve patlıcanlar (!) Bizi hasta eden kim? Geçen Cumartesi günü yayınladığımız ve milletler ile devletlerin arasındaki bariz karakter farklılıklarından bahseden “Karakterimizin tahlili” isimli yazımızda bir cümle geçmişti. “Bu ülkenin başına gelmiş en büyük musibet” denmişti bazı televizyon kanalları için… Ve aynı yazıda Türk toplumunun psikolojisinden bahsedilmişti. Taksim hadiselerinde bu iki gerçek de “bir kere […]
Bir “eski zaman” hikâyesi [19 Nisan 2000 Çarşamba]
‘Mehmet Amca’lar evde yok ki baba, dedim. Az önce hep beraber evden çıktıklarını gördüm.’ “Öyleyse sigorta hastanesinin ordaki telefon kulübesine git de ara” dedi babam. “Tamam… Dedim. Dedim ama; “Ne zaman çıkacak şu bizim telefon acaba?” diye sızlanmadan da edemedim. Bu tamamen boşu boşuna sorulmuş bir soruydu, biliyordum… Herkesin telefon müracaatı olduğu halde ve beş […]
Hayat, yaşanan andır [18 Nisan 2000 Salı]
Hayat, yaşanan andır Bugün, hayatının geri kalanının ilk günüdür. (1970’lerin duvar yazısı) Gününü yakala! (Eski Roma atasözü) Çaresizseniz; çare sizsiniz. (Muammer Erkul) Rüyaları gerçekleştirmenin en kısa yolu uyanmaktır. (W. Emerson) Bu dünyada mutlu olan insanlar; ayağa kalkıp istedikleri şartları arayan, bulamazlarsa da oluşturan insanlardır. (G. Bernard Shaw) En işe yaramayan günümüz hiç gülmediğimiz gündür. (Charles […]
Amerika, Amerika [17 Nisan 2000 Pazartesi]
Amerika, Amerika Pek çok kişinin hayallerini süsleyen Amerika’dan bana hemen her gün mail gelir. İşte bunlardan biri de geçen gün, orada bir yandan çalışıp diğer yandan okuyan kardeşimiz Nurgül’den geldi. Hoş tesbitlerde bulunmuş. Merak edenler olacaktır umarım… {*} {*} {*} “İleride kendimize iyi bir gelecek hazırlamak düşüncesiyle geldiğimiz, kimilerinin “fırsatlar ülkesi” diye nitelendirdiği macera dolu […]
Karakterimizin tahlili [15 Nisan 2000 Cumartesi]
Milletlerin ve devletlerin bariz bazı karakterleri vardır. Bu özellikler yıllar ve yüzyıllar içinde bütün çıplaklığıyla su yüzüne çıkmış bile olsa, yabancılarla olan kısa vadeli gelişmelerde hep hasır altı edilir. {*} {*} {*} Nesiller boyu Yunanistan’daki ders kitaplarında körpe beyinlere “tek düşman” olarak Türkiye ve Türkler gösterildiğini bile bile, bizler (Yunan adalarından kaçak gelenleri dahi) bize […]
Acayip bir intihar [14 Nisan 2000 Cuma]
Acayip bir intihar Galiba Boğaz Köprüsü’ne iyice yaklaşmıştık. Telefonum üst üste çalmış, birkaç kişiyle konuşmuştum. Biriyle de kısa süre önce yayınlamış olduğumuz “intihar konulu” yazılar üstüne sohbet ettik. O sırada Halid dedi ki; “Ben de sana bir intihar yazısı okuyacağım.” “İstemiyorum!” Dedim. “Ama bu bambaşka bir şey. Dinleyince kendin almak isteyeceksin elimdeki kağıdı.” “Haayır!.. İstemiyorum.” […]
İyi ki yaptık bir şaka… [13 Nisan 2000 Perşembe]
İyi ki yaptık bir şaka… İlk okuduğum kalın kitaplardan biriydi… Romandı ve kitap olarak yayınlanmadan önce Avrupa’nın (şu an hatırlamadığım) bir ülkesindeki bir günlük gazetede tefrika edilmişti. Romandan çok, giriş bölümünde uzun uzadıya anlatılanlar dikkatimi çekmişti. Orada, romanın gazetede günlük olarak yayınlandığı sırada vuku bulan hadiseler vardı. Hikaye okuyucu tarafından öyle kabul görmüş ve gerçek […]
Bıçağı ben sapladım(!) [12 Nisan 2000 Çarşamba]
Bıçağı ben sapladım(!) Adliye binasından içeri alınırlarken, basın mensuplarına bas bas bağırıyordu bizim çocuklar: “Doğruları yazsanızaaa!… Bayrağımızı yaktılaaar!.. Bayrağımıza hakaret ettiler! Yaşlı kadınları tekmelediler, genç kızların üstüne çullandılar!.. Onlarda da bıçak vardı… Niye bunları yazmıyorsunuz?..” {*} {*} {*} Ben iyi bir gazete okuyucusu değilim, çünkü midem çok çabuk bulanıyor(!) Ama gördüğüm kadarıyla Taksim Meydanı’nda sanki […]
