aile
Mutluluğun 2 faktörü [03 Ekim 2010 Pazar]
İnsanlar, ta eskiden beri kafa yormuşlar: “Bizi mutlu eden faktörler nelerdir?..” Elbette bunun aksi de söz konusu. Yani en az “mutluluk” ana başlığı kadar kafa yorulan bir diğer konu ise mutsuzluk: “Aşmak için ne yapmalı?..” Yüzlerce fikir, iddia, teori, yorum… Binlerce kitap, dergi, makale, şiir… Bir o kadar piyes, roman, sinema filmi, televizyon dizisi… Peki […]
“Neyi” yapmayayım? [25 Ağustos 2002 Pazar]
(Dünden devam) Kaç koca geminin "ufak bir delik" yüzünden battığını, ve kaç uçağınsa "küçücük bir vida" yüzünden düştüğünü biliyor musunuz?.. Peki ya her yıl, (her duyana anlamsız gelen) basit bir sebep yüzünden kaç evliliğin bittiğini; ortaklıkların bozulduğunu, dostlukların silindiğini?.. {*} Halbuki, (aldığın cevabın seni çıldırtmayacağı) sakin bir gününde; gerçekten öğrenmek, anlamak ve uygulamak için; "neyi […]
“Neyi” yapmayayım? [24 Ağustos 2002 Cumartesi]
Dikkatli bakın; 40 yıllık yuvalarda bile 40 tane problem göremezsiniz. ….. Ama 40 yıllık yuvaların (neredeyse) tamamında 40 yıllık bir bezginlik vardır problemlere karşı… Bıkkınlık vardır… Çoktaan bırakılmıştır yelkenlerin ipleri; dümen ne yana dönerse dönsün, diye!.. Ve zaten dönüp durmaktadır dümen; Kahvehanelere, şu hanelere, bu hanelere, başka hanelere doğru!.. {*} Dikkatli bakın, dikkatli; 40 yıllık […]
Sen, sen kadar büyüksün! -2- [06 Ocak 2002 Pazar]
(Cumadan devam) Konuşmaları, acaba neler,,, acaba hangi “incir çekirdeğini doldurmaz” takıntılar kökünden kopartıyor, öldürüyor dersiniz?.. Sebepler basiiit, çok basit, en basit… Bir problem biliyorum, ama gerçekten ciddi bir problem; sadece çayı şangırrr şungur karıştırıp, hortum gibi çekerek içmekle ilgili… ….. Bir başkasını biliyorum; yemek yemekle ve çorba içmekle alâkalı… Bir başkasını biliyorum geğirmekle alâkalı… Bir […]
Sen, sen kadar büyüksün! [04 Ocak 2002 Cuma]
(Bu yazıyı yazmamı, “neredeyse emreden” üç kişiye, hadi gelin kızmayalım… Hatta minnet duyalım ki; böyle bir hassas konunun ortaya dökülmesine sebep oldukları için…) …….. Bizler, küçüktük değil mi? Ve küçükler susardı… Küçükler saygılı, küçükler ölçülü, küçükler terbiyeli olurdu. Ama günün birinde öğrendim ki; “büyükler” imiş susan… Hakiki büyüklermiş saygılı, ölçülü, terbiyeli olan… Yani, “örnek” olanlar!.. […]
Dünya işi biter mi?.. [16 Ağustos 2001 Perşembe]
Dünya işi biter mi?.. Biri dünya güzeliydi, diğeri dünya yakışıklısı. Yaşları henüz otuz olmamıştı. Tanıştıkları zaman hızlı bir yükseliş içindeydiler mesleklerinde… Çok sevdiler biribirlerini… Ve, evlendiler. {*} Balayı-tatil falan yapamadılar işlerden. Ama bir karara vardılar ki; her ânı tatile benzeyecek rahat bir hayat yaşayacaklardı günü geldiğinde. Çık sıkı çalışıp kendilerini emekli edeceklerdi yani… ….. Bunun […]
Ve istikbale dair [01 Ağustos 2001 Çarşamba]
Ve istikbale dair (Şekere dair, dedeme dair, ciğere dair ve istikbale dair: 4) Herkes doyduğu zaman Yaşar amcanın sırtındaki gömleği terden sırılsıklam, karnı ise hemen hemen açmış… Üzümü getirmişler. Sofradakiler uzanırken, dedem minik bir salkım alıp kenardaki yastığa yaslanmış, ve iştahı kaçmış olan Yaşar amcaya demiş ki; -Defalarca konuşmuştuk seninle Yaşar… Sen, her konu açıldığında, […]
Ciğere dair… [31 Temmuz 2001 Salı]
(Şekere dair, dedeme dair, ciğere dair ve istikbale dair: 3) Mahalle komşularından biriymiş Yaşar amca, dedemin… O gün çarşıda karşılaşmışlar. -Yaşar, diye seslenmiş dedem. Dönerken bizim eve uğrayabilir misin?.. -Tabii ki uğrarım dede, demiş Yaşar amca. Dedem hemen manava girmiş, bir kilo taze fasulye ile iki kilo patates almış. Eline tutuştururken; -Canım şöyle güzel bir […]
Mavi kâğıttaki daire [29 Haziran 2001 Cuma]
Mavi kâğıttaki daire Ya, etrafım kalabalıktı ve ben içimdeki huzura soyunmuştum; Koca bir kıtanın ortasında minik bir göl bulmuş gibi… … Yahut, kendi karam olan minik adacığımda kılıç çekmiştim rüzgâra; bilsem de böldükçe çoğalacağını… Kestikçe artacağını… Ve parçaladıkça fırtınalar koparacağını başımda!.. {*} “Bilmiyorum ki” yalanlarındayım şimdi; Ne zaman düştüğünü o sıcak damlanın içime; “Tıppp!..” {*} […]
Düşmemiş yağmur damlası [28 Haziran 2001 Perşembe]
Düşmemiş yağmur damlası Husule gelmiş; Ama orda… Bir bulutun “hayalden beden”ine tutunmuş… Ve bırakmak için ellerini en küçük ısı farkını bekleyen, düşmemiş bir yağmur damlası gibi bakıyordun ya bana; Pırıl pırıl titreyerek!.. {*} Hani koşuyordum ya, yağmur altında sırılsıklam; ve bir yandan da ağırlaşan giysilerimden kurtulmaya çalışarak… Hani seni görmeye çalışıyordum ya zaten, yere […]
Amerika; şurdaydı zaten!.. [05 Haziran 2001 Salı]
Amerika; şurdaydı zaten!.. Amerika kıtasının keşfi de ne ki!.. Beni… Ay’a ayak basılmasından kesinlikle daha fazla şaşırtan; Karşımdaki insanın… … KARŞIMDAKİ İNSANIN (DA) HAKLI OLABİLECEĞİNİ farketmemdi!.. {*} Dilimi anlayan var mı? ….. “Karşımdaki insanın da en az benim kadar haklı olabileceğini” keşfettiğim gün, inanın; insanoğlunun Ay yürüyüşüne şaşırmasından daha fazla hayret etmiştim… {*} İnanamadım!.. Bunun […]
Açı sokağa salmak (!) [31 Mayıs 2001 Perşembe]
Ninem’le görümcesi ‘hayat’ta oturuyorlardı. Yanlarındaki üçüncü ihtiyar da, yün eğiren komşu kadındı… (O zamanlar sanmaktaydım ki; gözleri çok zor gören her yaşlı kadının vazifesi yün eğirip iplik yapmaktır!..) Hayatın bütün kapıları açıktı ama, bembeyaz sıvalı evler gün ışığında parlayıp göz aldığından, içerisi karanlıkta kalıyor, görünmüyordu… Bir de uçuşkan beyaz örtüsü salınırsa kapının; bu bez hem […]
Babana niye kızıyorsun ki, veya annene?.. [24 Mayıs 2001 Perşembe]
Babana niye kızıyorsun ki, veya annene?.. “Ayyaşın kızı” olarak anılmak ister miydin, veya “filanca kadın”ın oğlu?.. ….. Onların önünde, senin bu isimle hatırlanmanı sağlayacak durumlar oluşmuştu ama, biliyor musun?.. Onlar, bunu kendi elleriyle geriye ittiler; çünkü kendi yarınlarını… Kendi evlatlarını düşünüyorlardı; Yani seni!.. ….. Senin, kendini şu ankinden daha kötü hissetmemen için onlar düşünüyordu ve […]
Ailenin mıknatısı; sofra [14 Şubat 2001 Çarşamba]
(DÜNDEN DEVAM) Haliyle fark ettim ki; dışarıda da insanlar vardı… Farklı hayatlar vardı. Ayağıma dolaşanlar, sıkıntılarıma “ilaç” olarak önüme konanlar vardı!.. Arada bir annem sigara içerdi. Ama özellikle babam ev içinde sigara içmekten çekinmediği için evdeki herkesin kokulara karşı duyarlılığı azalmış, kardeşlerim dahil evdeki hiç kimse uzun süre benim sigara koktuğumu fark edememişti. Anlaşıldığında bir […]
Örnek insanlar [13 Şubat 2001 Salı]
Örnek insanlar A aa, bakın “şimdi” aklıma ne geldi. Hem de ilk defa geldi… Ve iyi ki sokakta falan yürüyor değildim de hemen yazabiliyorum bu satırları. ….. İster kral olsun, ister peygamber… İster efendi olsun, ister köle… İster müdür olsun, ister memur herkes, ama herkes “NE VERDİĞİ” ile hatırlanıyor, farkında mısınız? ÖRNEK İNSANLAR; VEREN İNSANLAR… […]
Edebiyatı ebediyete uğurlamak!.. [12 Şubat 2001 Pazartesi]
Edebiyatı ebediyete uğurlamak!.. Böyle zamanlarda içim sızlıyor… Sadece aramızda "var" olmaları bile bize kıymet katan şahsiyetleri, avucumuza konmuş (emanet edilmiş) bir fincan suyu taşıyamamak gibi bir çâresizlik ile yitiriveriyoruz… ….. Böyle zamanlarda içim sızlıyor… ….. İşte böyle zamanlar; Bir muma benzeyişimizi hatırlamanın… Ve içimizden geçen dua ipinin tutuşturulmasının… İşte bu ipin ucundaki minik ateş ile […]
Bilinmeyenler!.. [09 Şubat 2001 Cuma]
Bu yazı, kendi çocuklarının da AYNEN KENDİLERİ GİBİ; tercih, inisiyatif, hoşlanma, hoşlanmama, kabul etme, reddetme vesaire gibi bütün hayatî, insanî ve duygusal tepki ve belirtileriyle "İNSAN STATÜSÜNDE" bulunduğunu idrak eden ve onu, AYNEN KENDİSİ GİBİ bir "İNSAN" olarak ALGILAYABİLEN… Daha doğrusu bu algılamayı kabul edip sindirebilen kişiler içindir… ….. İşte bu yüzden; kendi çocuğuyla sadece; […]
Sen onlar’sın, onlar sen [02 Şubat 2001 Cuma]
Şimdi anlatacaklarım üzerinde tahmin edemeyeceğiniz kadar çok düşündüm… O yüzden, zannediyorum ki; sizin de dönüp dolaşıp, neticede varacağınız nokta bu olacaktır. Bundan (neredeyse) emin olduğum için, yazmakta bir mahzur görmüyor, bilakis, belki bazılarına zaman bile kazandıracağını düşünüyorum. Bunları neden bu kadar çok düşündüm?.. Anlatıyorum: Şu an yeryüzünde yaşayan herkes birer "evlat", değil mi?.. Eveet!.. Burdan […]
Altın sene!.. [04 Ocak 2001 Perşembe]
Eğer emsalinden gelse, belki cinayete bile sebep sayılabilecek ağır hakaretleri (daha doğrusu hareketleri) babalar sakin tebessümlerle nasıl da sineye çekiyor çoğu zaman, değil mi?.. Biliyorlar çünkü, kendileri için de aynı sabır gösterilmiştir bir zamanlar… ….. Ve bir gün geliyor ki; bizler de, aldığımıza benzeyen bir sabrı veriyoruz kendi evlatlarımıza… Yani… Yani; büyüklerin sabır ve himmetine […]
