Okul kitaplarında yazmayan bilgileri çocuklara kim öğretecek? [23 Mart 2007 Cuma]
Sen çok akıllı, bilgili bir çocuktun, biliyorum… Fakat ya ailen de senin her şeyi bildiğine inansaydı, neler olurdu? ….. Ürperiyor musun bu ihtimali düşündüğün zaman, korkudan terliyor musun?.. {*} Sen öyle akıllı bir çocuktun ki; her şeyi bildiğini bilirdin… Buna rağmen ailen, birer birer ve sabırla “bildiğini bildiğin” her şeyi tekrar öğretti sana! Hâlbuki “bilmiyorum” […]
Asmalı teras [22 Mart 2007 Perşembe]
Otağtepe’ye dönen ince asfaltın iki yanı toprak olduğu halde, yağmur yağsa bile çamur olmazdı. Çünkü ellenmeyen yerleri sık bir çimen sarar ve yaşı yüzün çok üzerindeki çam ağaçlarının iğne yaprakları mevsimi geldikçe dökülür, yüzey toprağını sıkılaştırır ve sanki; çiseden bile çamur olmak ayıptır, derdi… Saatte bir veya iki tane minibüs gelirdi buraya. Hisar Camisi’ne dönen […]
Dehşetli çözülme [18 Mart 2007 Pazar]
(..Çoğu insan, tehlikenin; buzların çözülmesi olduğunu zannediyor, çok yazık!..) ………. Bir çocuk çöplükteki ara bezlerini emer mi, veya yenemez haldeki kuru ekmekleri kemirir mi?.. Tabii ki yapar bunları; onu şehir çöplüğünün ortasına atarsan ve yolunu kaybetmesine göz yumarsan… Çünkü açlık ve susuzluğun önünde durulmaz. Açlık çöp yedirir, pislik yutturur insana; susuzluk, deniz suyunu bile içirir… […]
Hüdâyî yolu [16 Mart 2007 Cuma]
(Dünden devam) Dünkü yazımızın özeti şuydu: Büyük velilerden Aziz Mahmud Hüdayi hazretlerinin, yüz yıllar önce… Şimşek, yağmur, fırtınalı, gayet korkulu bir günde… Talebeleriyle birlikte Üsküdar’dan kayığa binerek karşıya geçmesi… Bu dehşetli yolculuk sırasında, azgın denizin; bulundukları kayığın her yönünden birer boy mesafeye gelince sakinleşip durulması, onlara koridor gibi bir yol, geçit açması… Sultan Ahmed Han’ın […]
Hüdâyî Yolu [15 Mart 2007 Perşembe]
1541 yılında doğan büyük veli Aziz Mahmud Hüdâyî hazretleri talebe yetiştirmek için çok gayret etti. Dergâhı Üsküdar’dadır. Osmanlı Padişahlarından 3. Murad Han, 2. Mehmed Han, 1. Ahmed Han, 2. Osman Han ve 4. Murad Han’lar da sohbetine gelenler arasındaydı. Sultan Ahmed Han, yaptıracağı büyük caminin temelini atmak için; son derece bağlı olduğu hocası Aziz Mahmud […]
Meslek ve kazanmak [11 Mart 2007 Pazar]
Çok meslek var. Her mesleğin uğraşanı, uğraşmayanı var; anlayanı, anlamayanı var; sevdalısı, umursamayanı var… {*} Çok meslek var. Her mesleğin sahipleri işine ömür verir; bir şeyler üretir, bir şeyler çıkarır… Kimisi denizi kulaçlar, balık çıkarır… Kimisi toprağı deşeler, patates çıkarır… Kimisi kayaları oyar, kömür çıkarır… Kimi de yerin dibine iner, altın çıkarır… {*} Çok meslek […]
Renk aşkı [09 Mart 2007 Cuma]
(Okuyanlardan bir kısmı, bu yazıyı belki on sene sonra anlayacaklar. Aslında şu anda anlaşılması lazım, hatta on sene önce anlaşılması lazımdı!..) ….. Her insan farklı düşünür. Birbirinden ayrı düşünen bunca insan, bir gün aynı renk formalar, kıyafetler giyerek, aynı stadın önünde toplanmaya başlarlar, ellerinde bayraklar… İki saate öncesine kadar biri birlerinin varlığından bile habersiz olan […]
Pembe [08 Mart 2007 Perşembe]
Sana sormazsam kime sorarım, sen bilmezsen kim bilir? Hadi, ne olur söyle bana; pembenin dibi tutmuşuna mı denirdi kırmızı? Gül kırmızılar yanık mı kokardı? {*} Pembe bir gül… Aşka düştü; ..kor oldu! ….. Bana da bu kırmızı çok yakıştı! {*} Önce, istedim ki; seni hiç kimse sevmesin… Sonra istedim ki; sadece ben seveyim… Ardından, yalnızca […]
Köprü [04 Mart 2007 Pazar]
Su, akar; İki yamacın arasından… {*} Akan suyun şu yanında, koca bir dağ yükselir; Bir dağ ise öte yanında… {*} Su; “şimdi”dir… Gürül gürüldür bazen, bazen şırıl şırıldır; berraktır kimi zaman veya bulanık, çamurludur. Fakat gerçeğidir şimdiki zamanın, şimdinin… Duymakta olduğun ses “şu an”dır! Elini soksan, ıslatacak; düşsen, seni sürükleyecek olandır su… Yani, su; şimdiki […]
Bir balık daha [02 Mart 2007 Cuma]
Gürül gürül suyun sesini duymuyorsa şu millet, aldırma… Onlar, sığanmış paçalarına bakıyor senin; sen yakalayacağın balıkları görüyorsun… Dilinde “ahh”lar: Bir gün kaç kişi yiyecek balıklarımı, kim bilir!.. ….. Bunları senden başka kim anlar? Bazıları, gözlerinin gördüğüne bakar; Gördüklerine sevinirler… Bazıları gördüklerine de sevinir, görebildikleri için de sevinir… {*} Aslında göz görmez ki; gören beyindir… Yani, […]
Farklılıklar [01 Mart 2007 Perşembe]
Herkesin iştahla karnını doyurduğu lokantada bir genç adam görmüştüm; tedirgin… Aşçıyla konuşuyor, yemek seçmeye çalışıyordu… Sonra aynı masaya oturduk. Hastaymış… Daha doğrusu ekmek yerse hasta oluyormuş. Ve bulgur yerse ve makarna yerse ve içine un katılmış çorba, yemek, kek yerse… Ağzınıza giren tahıl miktarı kadar (sanki) böcek ilacıyla zehirlendiğinizi hayal edebilir misiniz? Yarım ekmek arası […]
‘Kızılelma’ya kadar güreşmek! [25 Şubat 2007 Pazar]
Ya ‘Kızılelma’yı kovalayacaksın… Veya paçaları çekip, bostanda kabak büyütecek, ağaçta ceviz taşlayacaksın!.. {*} Kızılelma; çok manalara gelir, öyle iki kelimeye sığmaz. Ucundan kenarından biraz öğrenmek lazım! Kızılelma; ağacın en tepe noktasındadır! Kavuşmak zordur… Tehlikelidir. Fakat en kırmızısı odur, en lezzetlisi ve en mutlu edicisi… {*} Kızılelma; ağaç altında oturup, ilk kurtlanan meyveyi bekleyenlerin ağzına düşmez! […]
Sürü sürmek! [23 Şubat 2007 Cuma]
Yüz bin tane kara cahil mi çoktur; yoksa okuyup yazan yüz kişi mi? {*} Sürüler zor yürür. Onları harekete geçirmek zahmetlidir ama, yürüdükleri zaman da büyük bir güç olurlar. Önlerine çıkmak tehlikelidir. Sürüleri durdurmak ise, yürütmekten de zordur; Ezerler insanı! O yüzden, sakin sürüleri, usul usul; “kendi götürmek istedikleri yöne doğru” hareket ettirmeye çalışır, işi […]
19.01.2008 – Muammer Erkul ve Eserleri – Saliha Malhun – Sanatalemi.net
-Şehrin Kayıkçısı’na- “Sadece canlıya değil, eşyaya da iyi davran der bir veli…” Karabaş-ı Veli Tekkesi’ne her gidişimde şöylesine bir düşünce geçer içimden… Mübarek tekkenin şu altı yüzyıllık direklerine kodlanmış resim, zikir ve görüntüler acaba hangi renktedirler? Sözün kulağımıza gelen ahengi ile, sükûtun rengi ancak yakaza aynalarında görülebilecek hâlden ibaret bir keyfiyet olsa gerek… Burada […]
12.01.2008 – Bizim Muammer – İsmail Fatih Ceylan – Sanatalemi.net
Muammer Erkul, kadim dostlarımdandır. Kendisini tanımadan yazılarını sevdiğim yazardır aynı zamanda. Bu yüzden, kitabının çıkması için uğraştığım nadir insanlardan biridir. Nesil Yayınları’ndayken baya bir peşine düşmüştüm. Ama o pek kitap çıkarma meraklısı değildi. Biraz uzun süren ikna telefonları ve görüşmelerden sonra, Sen İstanbul Olsaydın’ı yayınladık. Ardından Ilıkpembe ve Aşk Mektebi ortaya çıktı. Muammer Erkul’un kendine […]
Sözün geri vitesi! [03 Şubat 2008 Pazar]
Hadi bakalım, gülmeye hazır mısınız? ….. Rivayet odur ki; Saatlerin geri alınacağını duyan Dursun, evdeki bütün saatleri toplayıp, Saatçi Temel’in dükkanına gitmiş… -Ula Temal, biliy misun, saatler geri alinacakmuş!.. Onun içun, ben da bütün saatleri toplayup getirdum sana. Çünkü hepsinu sendan almiştum, demiş!.. {*}{*}{*} -Saatlerin geri alinacağunu ben da biliyrum, demiş Temel. Lakin “bir saat […]
