1 sebep bul [28 Mart 2003 Cuma]
Biliyorum ki… Şu anda… Pür dikkat dinliyorsun; birinin sana okuduğu bu yazıyı… Biliyorum ki; "Ahh keşke, diyorsun… Ben, kendim okuyabilseydim!.." {*} Senden bir ricam olabilir mi?.. Şimdi, lütfen uzat elini… Ve parmaklarınla dokun; bu gazete kâğıdının, yazımız basılan köşesine… Tut… Ve buruştur,,, ve hisset!.. Senden ricamsa şu olsun: Bugün… Hadi bugün, mutlu olmak için, bir […]
Bir mektup, bir baston ve senle ben [27 Mart 2003 Perşembe]
Hepimiz, birer mektubuz, bir diğerine…Yahut, her bir mektup; birer biz!.. {*} Yani şimdi, avucumdasın… Ha birkaç sayfa kâğıt, ha bir muhabbet kuşu!.. ..değilsiiin. Bu, sensin!.. {*} Diyorsun ki: “Benden kilometrelerce uzaktaki arkadaşlarıma bile anlatmaya başladım. Benden şikayet dinlemeye alışkın arkadaşlarım, şaşkındı. Çünkü onlara, mutluluğumun sebeplerini anlatıyordum… Dayanamıyorum. Onların da, ve hiçbir arkadaşımın; elimin yetiştiği, sesimin […]
Türbeyi vuran bomba(!) [26 Mart 2003 Çarşamba]
Cumartesi sabahı bir mesaj aldım. Diyordu ki: "Bağdat’ta Abdülkadir Geylani hazretlerinin türbesi vuruldu. Saat 4’te toplu dua edilecek, bu mesajı on kişiye gönder." Sarsıldım, ve "olamaz" dedim… Desteği zaten bu kadar az olan ordu, bir de bunu yapamaz! {*} Yarım saat kadar sonra bir mesaj daha geldi: "Şeyh Abdülkadir Geylani’nin Bağdat’taki kabri bombalandı. Bu mesajı […]
‘Çözüm’ kim?.. [23 Mart 2003 Pazar]
İnsan, "problem" demek! Problemin en büyüğü ise; diğer insanlar… Aynen böyle denir çoğu zaman. Peki ya sizce? İnsan, problemleri çözebilme kabiliyetinde yaratılmış. Yani problem ister karşındakinde olsun ister sende, pek fark etmez.. (Tekrarlayalım hadi) Problemin karşındaki kişide veya sende olduğu çok önemli değil. Mühim olan; "çözümün" sende olması!.. Evet, problem herkeste olabilir; ama, çözümü sende […]
Dicle’den günah akıyor [21 Mart 2003 Cuma]
Sözün bittiği gün ne yazılabilir?.. 2003 2003 2003 idi şifre ve biz birkaç saat erken tahminde bulunmuşuz. Daha doğrusu ani bir istihbarat ile öne çekildi ilk bombalar… ….. Edebiyat sayfasında bunlardan bahsedilir mi?.. 1258’den bahsediliyor ya, Cengiz’in kitap tanımaz torunu Hülagu’dan hani… Hani Bağdat’ı yakıp yıktığından, sekizyüzbin Müslüman kanı ile bilinmez sayıdaki değerli kitabın mürekkebini […]
20.03 [20 Mart 2003 Perşembe]
(…sevgiye) Yanına şeker konmamış demli bir çay gibi; içim acıyor… İçiiim acıyor; yanımda yoksun!.. ….. Sen yoksun dövüş var… Sen yoksun savaş var ve sen yoksun kış var!.. Üşüyorum ve üşüyor insanlar. Üşüyor; gözbebeklerinde, savaş uçakları büyüyen çocuklar… {*} Ne söylesem yakışmayacak günlerdeyiz… Her insan kendi darağacının yolunu adımlıyor!.. Elbette zulüm zalime kalmaz ve kalmadı […]
Kuyuya düşmüş anahtar!.. [19 Mart 2003 Çarşamba]
Sen, konuşuyorken,,, ben, düşünüyordum; Seni "niye" sevdiğimi… Bu soru zordu, ve ben zoru bulmuştum; bulanık suya düşmüş anahtar gibi!.. Seni "sevmemdi" zor olan, ve daha da zoru; "nedenini" bulmamdı. Anlıyorsun değil mi, anlatamasam da?.. {*} Sen, içimdekileri çıkardın… {*} Bir mıknatısı kumların üstünde dolaştırdığını düşün… Ve gör; cazibesine kapılan maddeleri nasıl çekiyor kendine doğru?.. {*} […]
Öpücük!.. [16 Mart 2003 Pazar]
Sabahın erken bir saatinde kitap okuyordum. Öyle bir yere geldim ki; sarsıldım, anladım ve o sayfayı öpüp, kitabı sımmsıkı göğsüme bastırdım!.. Bu, ne güzel bir duygu… {*} Farklı bir şey yaşadıkça hatırladıklarımı, yani dedemle ilgili zihnimde belirenleri yazıyorum, veya onun hakkında duyduklarımı… İşte sabahki hadise (yani benzeşme) gene bir resim çizdi, koydu önüme… Eski resimlere […]
Leylekler havada kalmasın! [14 Mart 2003 Cuma]
Yolun nerede başladığı, ve nerde bittiği önemli değildi… Yolun uzunluğu da önemli değildi… Yolun soğuğu, sıcağı ve yoldaki engeller de önemli değildi… Mühim olan; varılacak ülkeydi, bulunacak bölgeydi, girilecek şehirdi, durulacak ilçeydi, ve konulacak; köydeki, bir evin, bacasıydı!.. Mühim olan; o, bir tek, özel noktaydı… {*} Kim anlamış, ve kim anlar; Ekvatorun ötesinden uçup gelen […]
…ardından [13 Mart 2003 Perşembe]
(1) Tren kalktı!.. İstasyon booş, vakit; gece yarısı… Ben, “seni” kaçırmışım!.. ….. İçi bensiz trenlerin yolunda mı gözlerin?.. {*} (2) Bir siyah karpuz gibi kırıldı gece… Yarıldı içim; …sen sızdın!.. {*} (3) İhtiyar bir konağın, iki karanlık duvarı arasında sallanıp duran bir sarkaç gibi bıraktın beni; Boynumdan, zamana asıp!.. ….. Sallanıyorum… Saat dolabının camları içinde,,, […]
Kokun, avuçlarımda [12 Mart 2003 Çarşamba]
Avuçlarım,, yine, "sen" kokuyor!.. Sen varsın ya içimde!.. Taşıyorsun gözlerimden ve sen dökülüyorsun avuçlarıma; Sensizliğimde!.. {*} Avuçlarım, parlıyor ıslandıkça… Ve ıslanan avuçlarımda bakışların, ışıldıyor sanki… Sanki, hani uzaakta kalan aydınlıkları çalmış olan o bakışların… Ben, seviniyorum; ateşler içindeki şu halsiz çocuk gibi… Hani, arka sokaktaki sahipsiz köşkün, kırmızı tuğlalı duvarı ardında gülümseyen ağaçtan, kendisi için […]
Ne aşk biteer, ne de ah!.. [09 Mart 2003 Pazar]
Ahhh!.. Keşke, "içimize" yazılsa her satır. İçimize söylense her sözzz,,, ve içimiz; "duymayı" öğrense!.. ….. Sonra, dinlemeyi öğrense… Ve sonra; İşittiklerini anlamayı öğrense!.. {*} Sen, benim gülümsün; anlarsan… Dinle şimdi; anlayacaksın!.. Uzadığında biraz daha boyun; daha az kokacak üstün başın, ve yükseldikçe hep; uzaklaşıyor olacaksın "bittiğin" gübrelikten!.. ….. Fakat, çile bitmeez, aşk bitmez!.. {*} Sen […]
Bırakmak kendimi yanına [07 Mart 2003 Cuma]
Gökyüzünden geçen kuş tayyare kadar bile olsa, ne fark eder?.. Çöplüğünde eşelenen topal tavuk, elbet ondan evlâdır!.. {*} Gider birileri… Çünkü, gitmesidir gereken! Kalmak; kalabileceğine inanmakla başlar… Kalmak ise savaştır. Savaşçıya örnek; Osman’dır. Hani geri dönen ve düşmüş başını alıp, koltuğunun altına sıkıştıran Genç adam!.. {*} Sor şimdi kendine; sen, onun için nimet misin, külfet […]
Mutsuzluk heykeli [06 Mart 2003 Perşembe]
Yine aşık olmak, yeni bir aşk bulmaktır… Yani bir gidiştir, ve bir kalıştır… ….. Biraz büyüdüğümüzde; gidenlerin ardından ağlayıcılar aramamayı da öğreniyoruz… Çünkü her giden, kendi boşluğunu dolduruyor her nereye giderse. Olmayı seçtiği, olması gerektiğine inandığı veya hakettiği yere gidiyor!.. Var ise biri; kendi yerinde duruyordur… {*} Ama var olana değil, yar olana sarılmak lazım!.. […]
O, benim güzelimdi… [05 Mart 2003 Çarşamba]
Her dünya güzeli, "senin" güzelin olmaz ama; o, hem dünyalar güzeli, hem de "benim"di. O zamanlar adımı bilmese bile… Mavi göğün altında,, ki, mavi denizin kıyısında,, ki parktan bakardım bazen; ve yolun hemen üstündeki camiye girdiğini görürdüm… Kafalığımı dahi yerde unutup, cebimde şangır şungur misketlerimle, dalgaların yaslandığı helâların önündeki musluklara koşar ve öyle hızlı bir […]
‘Kuyu’cuk… [02 Mart 2003 Pazar]
Otobüs durağı bizim sokağın ağzındaydı eskiden… İki kere sola bir kere sağa bakıp karşıya geçerdik. Durağın tam arkasında kocaman bir makara vardı, kahverengi… İşte buna çelik halatları sardıra sardıra çekerek kayıkları sudan çıkarırlardı. Makaranın bulunduğu boşluğun her iki tarafında da küçük birer park vardı. Havuzlu parkta, mahallenin emeklileri otururdu güzel havalarda… Biz, İncirköy Camii’nin, dalgaların […]
Çayın canı ben çeker [28 Şubat 2003 Cuma]
Sabah, henüz, kapağı açılmamış bir gazoz kadar sakin dururken; çayın canı "beni" çeker!.. Çayın demi; demliğin ağzından bardağın içine, bardağın ağzından içime dökülür… Ben, fısıldarım; içine!.. Duyuyor musun?.. ….. Kim duyar, kimbilir; ben konuştukça! {*} Susmak; Dağlar gibi konuşmaktır!.. {*} Sabah, henüz, kapağı açılmamış bir gazoz kadar sakin dururken; çayın canı "ben" çeker!.. Bense hâlâ; […]
“İsteme”yi istemek!.. [27 Şubat 2003 Perşembe]
Kaç şekilde anlatılır, bilmiyorum ama "kabız" olmak; mevcudiyetini içinde hissettiğin şeyin, bir anormallik veya tembellik yüzünden katılaşarak kendi çıkış yolunu tıkaması, ve yine bu yüzden kendi kendine sıkıntı vermesi değil midir?.. Söyleyip durmak anlamsız, yapmak gerekiyor!.. ….. Oturacaksın önce… Alacaksın eline boya ve fırçayı; resim yapacaksın!.. İki kulağını dört aç şimdi: Resim yapmayı istiyor olmaya […]
Dokuzuncu bahar [26 Şubat 2003 Çarşamba]
Bu, dokuzuncu bahar… Sen yine, ne yöne dönsen; benim ektiğim papatyalara bakacaksın… Duyguların boyunca çiçeğe batacaksın; belli etmesen bile!.. ….. Bu, dokuzuncu bahar… Sen, yine benim diktiğim papatyalara basacaksın; Bilerek, dikenim olmadığını!.. {*} Beyaz yüzlerini serecek papatyalarım, adımlarının altına; kirlenmeyecekler! Ama sen, belki yine, sileceksin gizli ve tarifsiz bir hazla; ayağına bulaşan sarı öpücükleri… …dokuzuncu […]
Filler nasıl gol atar? [23 Şubat 2003 Pazar]
Fillerin nasıl futbol oynadıklarını gördünüz mü hiç?.. Filler, neredeyse insan boyundaki özel topları, kocaman ve güçlü bacaklarıyla ite vura, yere çakılmış iki uzun direğin arasından, yani koskocaman bir kaleden geçirmeye çalışıyorlar… Bu zor mu?.. Hem de çok zor!.. Çünkü, her ne kadar kale geniş de olsa, her ne kadar kafaları üzerinde birer sürücü oturuyor ve […]
