Savaşa, EVET!.. [21 Şubat 2003 Cuma]

(İnsan, savaşmak için yaratılmıştır… Savaşa; elbette evet!..) ….. İnsan, ılık güneş altında gerinen tarlalar gibi hep aydınlık kalmıyor… Kâbuslar çökmeye başlıyor bir süre sonra  toprağın üstüne ve karanlıklar; insanların üstüne!.. İnsan; savaşmadan olmuyor…  {*}   İnsan, savaştıkça var… İnsan; savaştıkça güçlü… İnsan; ayakta durdukça ispat halinde kendini… Dedik ya; insan "savaşmak için" yaratılmıştır… Düşünce ve […]

2 mins read

Yazılmayan “son” yazı!.. [20 Şubat 2003 Perşembe]

Çok, ama çok büyük eksiklerimizden biri de ne, biliyor musunuz?.. Takdir etmek, ödümüzü patlatıyor!.. ….. Bu, sizin köyde de böyle, bizim kasabada da böyle, filancanın şehrinde de böyle. Hatta gavuristanda da böyle ki; dört beş sene boyunca sürekli takip ettiğim seminerlerde ve tekrar tekrar dinlediğim kasetlerde ve okuduğum tercüme kitaplarda bu konu hep tavsiye ediliyordu.. […]

3 mins read

Akıl işi değil!.. [19 Şubat 2003 Çarşamba]

Parmaklarımın ucuna iğneler batıyordu sanki. Avuçlarımı yüzüme sürdükten sonra nefesimin koyu beyaz buharını ellerime hohladım. Çok soğuktu. Bata çıka üzerinde gezinilmiş olan çamur bile taş gibi donmuştu… -Sen kimsin?.. Baktım, on adım öteden geçen patikadaki ihtiyar bana seslenmişti. -Torunuyum, dedim… Bir süre sessizce bakıp; -Kimin çocuğusun? Dedi. Ellerimi ceplerime sokmuş, kulaklarımı omuzlarıma doğru indirmiştim. Çenemle, […]

3 mins read

Özle biraz [16 Şubat 2003 Pazar]

Gönüller, nadasa kalmış… İken sen; yeşile keseceksin!  {*} Can tarlanda cân tohumları; Bekliyorsun… Sabır çekiyorsun, kahır çekiyorsun; başında ateşten yazman!.. ….. Yazı,,, okunuyor: "Sen oradaa, ben burda!.."  {*} Olmasan, olmaaaz… Olmayışın bile "var" oluşunun delili! ….. Çıldıracağım, koyversem dizginlerimi; zaptım mümkün olmayacak… Sükûnet, haykırıyooor… Sükûnet; kafatasıma dişlerini geçiriyor, içimden!..  {*} Yaban hayvanları beceriyor, nadas bilinen […]

1 min read

Çağrıların en büyüğü!.. [14 Şubat 2003 Cuma]

Yoluna çıktım, ve durdu araba. İçimde sıcak bir şeyler aktı; adı olmayan… Hava soğuktu, iğneler saplanıyordu sanki dört yanımdan,, ve yapraklarından soyunmuş kavaklar, inliyordu!.. Çâresizliğin değil, teslim oluşun en büyüğü vardı gözlerinde…  {*} Neydi bu, içimdeki?.. Dokundum ona. İlk defa karşılaşsak da; okşadım, eski bir hatıra gibi… Alnında dolaştı elim, sonra burnunun üstünde, sonra çenesinin […]

2 mins read

Kartopu… [13 Şubat 2003 Perşembe]

Küçücük bir kar topuydum… Büyüdüm!  {*} Küçücük bir kar topuydum; büyüdüm… Anlamadan… Birdenbire!…  {*} Küçücük bir kar topuydum; Yumuşacık… Bembeyaz… Hani, ele koysan dondurmaaz, dala koysan kırdırmaaz, bala koysan.. ….. Küçücük bir kar topuydum… Hani erisem; Yerinde bir fincan su kalacak sadece… İçilecek kadar temiz!..  {*} Küçücük bir kar topuydum; Ve sanırım büyümeyi hayal eden… […]

1 min read

Balıkçı!.. [12 Şubat 2003 Çarşamba]

Yanılıyorsun; Ben değilim, tutulduğun!..  {*} Yanılıyorsun; Damağın ile dimağın arasında, fark; vaaar!..  {*} Hiçbir balık; Alık gibi bir tek olta yutmadı!.. Ve hiçbir zaman bir tek iğne bir tek balık tutmadı!..  {*} Yanılıyorsun; Ben değilim tutulduğun!..  {*} Tadım, bir solucandan lezzetli değil; Adım her ne bile olsa!..  {*} Vurulduğun, solucan değil… İçindeki, çelikten iğne de […]

1 min read

Saksıda kurban ke-sil-meeez!.. [09 Şubat 2003 Pazar]

Ben daha önceki bayramlarda da yazmıştım, bunu. Sözümü tutmuş adam ve saksıda kurban kesmeye çalışmamış. Peki ne yapmış? Banyoda kesmeye çalışmış! Haydaaa!.. Kimse görmesin diye gecenin köründe getirmiş zavallı hayvanı apartmana. Saat 03 suları bir ses: – Bbbeee eee ee!.. Şimdi bunun ağzını bağlasa, olmaz… Erkenden kesse, o hiç olmaz… – Bbee eee ee!.. E […]

3 mins read

Saksıda kurban kesilmez! [07 Şubat 2003 Cuma]

Kurban işini ne yapacağız?.. Hakikaten yahu, şu kurban işini ne yapacağız? Nerden alacağız? Nasıl ve neye göre pazarlık yapacağız?..  {*} Aldık diyelim, hangi vasıta ile nereye getireceğiz? Getirdik diyelim, uygun bir bıçak nasıl bulacağız? Bulduk diyelim, duasını ne şekilde yapacağız? Yaptık diyelim, nasıl keseceğiz? Kestik diyelim, nasıl soyacağız? Soyduk diyelim, kimlere ve nasıl dağıtacağız?..  {*} […]

1 min read

Sevgili gönlüm… [06 Şubat 2003 Perşembe]

Bir damla düşer buluttan; Otların arasına… Damla bilir "kim" olduğunu, ve "neye" yaradığını; ….. Otlar bilmez!..  {*} Bilmese de otlar; Buluttan bir damla daha düştüğünü, kendileri için… Ve kendilerinin de "bu damlayı" içtiklerini, fark etmez… …farketmez pek, otlar için dee damlalar için de; bu kadar ince gerçekler!.. ….. Ama gerçekler gerçektir ve de hep gerçek […]

1 min read

Cevaplar!.. [05 Şubat 2003 Çarşamba]

Cevaplar!.. Cevaplar, az sonra alnından vurulacak kumarbazın zarları gibi değildi eskiden!..  {*} Cevaplar, “aman eğrilmesin” diye desteklenirdi her yanından; Hagia Sophia gibi… Cevaplar; Caferağa Medresesinin su küpleri gibi ortadaydı… Ve cevaplar Yerebatan Sarnıcı gibi doluydu; Mânâ ile!…  {*} Cevaplar, vurulmuş kumarbazın avucunda sıktığı zarlara benzemiyordu eskiden!.. Cevaplar; adama benziyordu…  {*} Ve adamlar; tertemiz, anlam dolu […]

2 mins read

Eskiden sana yazardım… [02 Şubat 2003 Pazar]

Eskiden sana yazardım… Bilmezdin sen, ve hatta ben bile bilmezdim; kime yazdığımı veya yazdığımın "kim" olduğunu… "Sana" yazarken eskiden, uzaklardaki "duruşun" başkalaşıverdi birden; sanki büyüdün… Ya da, sanki "beni" büyüttün gözünde… Veya benim gözümde "seni" küçültmeye çalıştın!..  {*} Eskiden, sana yazardım; Sana yazmaya korkmadığım zamanlarda!..  {*} Eskiden sana yazardım; Seni, sevdiğim sanıp!..  {*} Eskiden sana […]

2 mins read

Ceylân pınarı!.. [31 Ocak 2003 Cuma]

Ben… Bir zamanlar… Seni görürdüm gözlerimde… Ben… Bir zamanlar, severdim aynaları… Su içen bir ceylan gibi yüzüme sokulup, bakardım kendi gözlerime… Sen, benim gözlerimden; bana bakardın!..  {*} Ben, bir zamanlar seni görürdüm gözlerimde… Bir "aaahh" desem, buharlanırdı yüzü göllerin!.. ….. Şimdi is sarıyor kırılmış aynaları, her ahımda; tütüyor içim… Tütüyor içim!..  {*} Ben… Ben bir […]

2 mins read

Empati [30 Ocak 2003 Perşembe]

Anlatacağım, amaa önce bi hazırlık yapalım değil mi yani; yüzyüze bakışacağız… Herkes bilir, uyku çapaklarıyla çipil çipil çıkılmayacağını insanların karşısına. O yüzden, uyanınca aynaya bakılır, "hımm, bu gözler şişmiş mi ne" denir, musluk açılır, ve akan suda önce eller, sonra surat yıkanır… Ne diyorduk?.. Empati… Diyorduk amaa; "empatiyi konuşmadan önce, kendimizi toparlayalım", diyorduk… İyi ki […]

3 mins read

Konuş’ma’k!.. [29 Ocak 2003 Çarşamba]

“Seviyesi belli!.. İşte, benden ne kadar aşağıda” dedi buhar, büyük bir bulutun içine girerken… Ve devam etti: “Bir de kokuyor ki sorma, yosun gibi,, iyot muymuş ne!.. Üstelik tuzlu, ıyyy!.. Rengi de var; derin kısımları lacivert kadar koyu, dibinde kum olan yerlerse uçuk mavi… Ayrıca kıpır kıpır, kıpır kıpır,, bi dur be!..”  {*} Yol arkadaşına […]

2 mins read

‘Müdür Muavini Muammer bey!’ [26 Ocak 2003 Pazar]

Onu zaman zaman, alâmet-i farikası olan bir fötr şapkayla dolaştığını görüyorum hâlâ; düz, dik ve sürati değişmeyen adımlarla… Sonradan pişman olacağımdan eminsem de; görüyor, ama yanına gidip konuşamıyorum. Çünkü o benim hayatımın seyrini değiştirdi. Ve ben uzuun yıllar boyunca ondan hep nefret ettim; Ta ki, uyanıncaya kadar!..  {*} O adam, bir ilkokulun müdürüydü; ilk okulumun… […]

4 mins read

Tuzluk formülü!.. [24 Ocak 2003 Cuma]

Panik atak’tan bahsediyoruz ya iki gündür. Sanki aynı kara buluttan yağmur boşanması, yahut dolu dökülmesi gibi; fobilerle de "ikiz kardeş" gibi panik ataklar, iç içe… Tipik örnekler istiyorsanız buyurun: Hastane yakınlarından uzaklaşmak korkusu… Asansör, tünel, vasıta korkusu… İnsan (aralarında kaybolma, saldırılma, aldatılma) korkusu (veya bunların güdümündeki ataklar)… Tanıdık-yakın kayıplarıyla nükseden; benzer ölüm korkusu… Depremlerin ardından […]

4 mins read

Panik atak [23 Ocak 2003 Perşembe]

Panik atak belirtilerinden söz edildiğinde, bir "sobelenme" duygusu oluşuyor çoğu kimsede, neden dersiniz?.. Ve inadına, sanki ilgilenmez gibi görünseler bile, aslında zaman içinde ansızın hortlayabilecek (kendileri için yeni) örneklere dikmiş oluyorlar kulaklarını!.. (Dünkü yazı da, şimdi okuduğunuzun başıydı, okumayanlara tavsiye ederim.)  {*} Bir küçük diken batar da, zamanla iltihap sarar ya çevresini, ve ateş yapar, […]

3 mins read

Duygular düşünceler [22 Ocak 2003 Çarşamba]

(Duygular Düşünceler isimli televizyon programını… Bu programı hazırlayıp sunan Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile bu programa bütün emeği geçenleri… Konuklar, uzman doktor Semra Kaya Baripoğlu, uzman doktor Oğuz Tan ve uzman klinik psikoloğu Yıldız Burkovik’i… Ve geç saatte de olsa böyle yararlı, eğitici ve çözüm sunan bir programa yer ayıran TGRT’yi samimi olarak ayakta alkışlıyorum… […]

4 mins read

Aç olan var mı? [19 Ocak 2003 Pazar]

Hani; "bacak kadar" tabiri vardır ya… İşte benim, bacağım kadar kızım; "ben bilirim" diyor. Sonra düşünüp düşünüp devam ediyor: "Bilmediğim bir bilgi bilmiyorum!.." Söylediği doğru mu? Doğru… İnsan bilmediği hiçbir şeyi bilmiyor! Ancak, öğrendikten sonra farkına varıyor bilmediklerinin, ve o zamana kadar nelerden habersiz yaşadığını anlıyor… Bu; idraktir…  {*} Bazen bir şarkı duyarım; sahnelere sevdalandığım […]

3 mins read