Seni seviyorum küçük kız [02 Kasım 2000 Perşembe]

Seni seviyorum küçük kız İnsanlar bazı duyguları ve bazı doğruları hikâye yoluyla anlatmaktan ve dinlemekten hoşlanır… Bu yüzden dilden dile dolaşan sayısız örneği mevcuttur bunların. Çok hoş hikâyeler gelir bana da; yazanı belli olmayan. Ülkesi bile belli değildir çoğunun… Ama yüklü olduğu duygular besbellidir. İşte bu duygu yüküdür zaten, bu hikayeciklerin; YAKIT YÜKLÜ, GIDA YÜKLÜ […]

6 mins read

Nice İstanbullar gördüm… [01 Kasım 2000 Çarşamba]

Kurşun nasıl vurur bilmem; Nasıl yapışır cana, nasıl yakar bedeni?.. ….. Kurşun nasıl vurur bilmem; Ama bilirim bakışların canıma nasıl yapıştığını… Bilirim kelimelerin beni nasıl yaktığını. Ve bilirim; “Bil beni… Bul beni” diyenlerin, yoluma nasıl baktığını… {*} {*} {*} Bilinmek ve bulunmak istiyor herkes… İşte bu yüzden galiba biraz daha “BİLME ve BULMA” gayreti içine […]

1 min read

Bayrak, ölüm ve çok şey!.. [31 Ekim 2000 Salı]

(Bugün beni “çekilmez” bulmayın sakın… Anlamaya çalışın!..) Bayrak, benim için “ÇOK ŞEY” demektir… Hem de sadece “törenlerde” değil! ….. Bayrak öyle bir sevgidir ki benim için; kızımın adı bile “bayrak” kelimesinin bir başka söylenişidir… {*} {*} {*} Ne güzel gelenek, görenek, adet ve alışkanlıklarımız vardır bizim, değil mi?.. Hemen hemen HER YENİ VE GÜZELİN ÖNÜNDE […]

5 mins read

Maymunlar [30 Ekim 2000 Pazartesi]

Maymunlar Şirketinde MAYMUN BESLEYEN tanıdığınız var mı? ….. Ya da içinde MAYMUN BULUNAN özel şirketlere girip çıktınız mı?.. İşinizi yaptırmak için yolunuz düştü mü hiç böyle bir MAYMUNLU işletmeye veya daireye… Hıı?.. {*} {*} {*} “Dur… Lafı çevirme şimdi yumruk çevirir gibi… Yine kimi gıcık etmeye çalışıyorsun sabah sabah?..” ….. Şsstt!.. Sakin olun… Hiçbir insanla […]

4 mins read

Hayatın güzel yanları [27 Ekim 2000 Cuma]

                               Ne istersiniz bugün?.. Yani nasıl bir yazı beklersiniz benden?.. Gözünüzü kapatın ve düşünün… “Canınıza” sorun yani, ne istediğini… Ve gözünüzü açıp bi bakın; hoop!.. Arzuladığınız “yemek” en lezzetli ve en hoş kokular saçar biçimiyle tabağınızda… ….. Olur mu olur… İşte, şekilde görüldüğü gibi; ayynen, “bol kepçe lokantası!..” Var mı başka bizim gibi, bilmiyorum. Gazete […]

6 mins read

Sevinme saati [26 Ekim 2000 Perşembe]

Sevinme saati                                  Siz haliyle bu yazıyı bir gün sonra okuyacaksınız, ama aslında şu an kandil sabahı… Yani, SEVİNME SAATİ!.. Öyle, değil mi?.. Hadi gelin, bir saat SEVİNELİM sizinle. Ya da ben sorayım, siz kendi kendinize cevaplar verin… ….. Dünyada şu an (dün gece) yaşamakta olan insan sayısını biliyor musunuz, kaç milyar?.. Peki yeryüzünde bulunan […]

5 mins read

Dost listesi [25 Ekim 2000 Çarşamba]

Dost listesi Sevgili Ömer, bizim adımızı da “dost listesi”ne ilave ettiğinden beri harika e-mailler gönderiyor posta kutuma… Son gelenlerden biri de bugünlere çok uygundu… Sizlerle paylaşmamı istersiniz değil mi?.. ….. Seyyid Fehim hazretleri her sene Van’a gelişinde bir müddet kalırdı. Âşıkları toplanır, feyz alırlardı. Genellikle, kendisini çok seven mahkeme başkâtibi Ahmed Beyin evinde misâfir olurdu. […]

5 mins read

Doğru trene binmek [24 Ekim 2000 Salı]

Doğru trene binmek Bir hayatın var önünde… Bir de içinde hayalin… ….. Hedefin, içinde taşıdığın hayaline ulaşmak ise… Ama gerçekten istiyorsan buna ulaşmayı, bil ki; HAYATIN HAYALİNE GİDEN YOL!.. {*}  “Hayatın, hedeflerinin yolu olsun!..” cümlesini yazmadan evvel en az beş yıl düşünmüş olmamın sebebi, inanın ki aptal olmam değil… Ama tavsiyem şudur: Sen de kendini, […]

5 mins read

Şu anda biri BENİMLE gurur duyuyor [23 Ekim 2000 Pazartesi]

Yukardaki, yani başlıktaki cümlenin “SENİN AĞZINDAN” yazıldığını farkedebiliyor musun?.. ….. “Şu an biri benimle gurur duyuyor” cümlesini KENDİ DÜŞÜNCE SESİN varsay… “Şu anda birisi seninle gurur duyuyor” dediğimde, sen de; “Şu an birisi BENİMLE gurur duyuyor” diyebil… ….. Hadi; De artık!.. Diyelim, DİYEBİLELİM bunları. ….. Güzel cümleleri sahiplenmek bizim de hakkımız değil mi?.. Ve bu […]

6 mins read

Hadi, rahat ol [20 Ekim 2000 Cuma]

Hadi, rahat ol Benim için yazarken en büyük rahatlık nedir, bilmek ister misiniz?.. O günkü yazıyı kimlerin okuyacağını DÜŞÜNMEMEK… ….. Keşke bu sırrımı vermeseydim, diye geçirdim şu anda aklımdan… Çünkü (belki de uzun zamandan beri ilk defa) bu yazının da kimbilir kimler tarafından okunacağı geldi aklıma. {*} {*} {*} İşte böyle düşündüğünde tedirgin oluyor insan, […]

6 mins read

Çünkü sen umuda kokuyordun… [19 Ekim 2000 Perşembe]

Çünkü sen umuda kokuyordun… Belki de sen hiç farketmedin; Katrana kesmiş gecelerin kayıp zamanlarında, yolunu şaşırmış bir minik yıldızı arar gibi gözlerinde ışık aradığımı… ….. Ve hiç farketmedin belki; Umuda koktuğunu!.. {*} {*} {*} Yoo, bilmen gerekmiyordu aslında… Belki güzelliği de işte buydu geçen zamanın!.. ….. Belki bilseydin veya ben söyleseydim; bozulacaktı bişeyler… Eğer bilinseydi; […]

4 mins read

Zannedişlerin pişmanlık rengi! [18 Ekim 2000 Çarşamba]

Zannedişlerin pişmanlık rengi! İşte tam karşınızda duran “bu” ben, daha “dün”e kadar; insanları “GÖRÜNENLERİYLE” değerlendiren biriydi… “Hiii, onun gözlerine bak, keşke ben de onun kadar YAKIŞIKLI olabilseydim!.. Hiii, ne kadar GÜZEL bir hatun, keşke ilgisini çekebilseydim!..” ….. Galiba biraz büyüdüm de; güzelliğin, yakışıklılığın ve hünerin ne olduğunu idrak ettim… ….. Bu cümle “şimdilik” sizi pek […]

5 mins read

Zor hedef [17 Ekim 2000 Salı]

Yazılacak bunca çok konu varken, gerçekten en zor hedef ne biliyor musunuz? En iyi zamanlanmış, en isabetli konuyu seçmek… Hedef bu… “Zor hedef” bu. ….. Hıı, şimdi sen döndürüp dolaştırıp, lafı televizyona ve “Zor Hedef” isimli diziye getiriyorsun… E, noolmuş yani!?.. {*} {*} {*} Memoli Memoli’nin birkaç bölümünü ucundan kenarından izlediğimde kesinlikle karar vermiştim bu […]

6 mins read

Deniz fenerim [16 Ekim 2000 Pazartesi]

Deniz fenerim Orda… Çok uzakta… Karanlığın ötesinde veya sislerin ardında; Bir deniz feneri vardı ve hâlâ var… {*} {*} {*} Deniz feneri yıllardan beridir “sadece kendi varlığından” haberdardı, düşünebiliyor musun?.. Deniz feneri hiçbir zaman; sislerin arasında kalmış bir gemi için ne anlama geldiğini bilmezdi… ….. Çok uzakta… Karanlığın ötesinde veya sislerin ardında bir deniz feneri […]

5 mins read

Parça-buçuk yazılar [13 Ekim 2000 Cuma]

Parça-buçuk yazılar Aslında benim yazdıklarım; Senin, bu kağıdın üstünde gördüklerin… Harfler ve kelimeler olarak çözdüklerin… Heceleyerek yahut bir solukta okudukların değil. ….. Benim yazdıklarım; Benim yazdıklarımı okurken senin HİSSETTİKLERİNDİR aslında… {*}  Bugünün insanları olarak ne kadar zavallı ne kadar yalnızız; ne kadar değerlerinden kopartılmış ve ne kadar zayıflatılmışız… Bir tatlı söze muhtacız hepimiz ve “ordular […]

4 mins read

Kimsesizliğime düştün [12 Ekim 2000 Perşembe]

Kimsesizliğime düştün Yeşildi dünyam, Maviydi… Bir de kahverengiydi. ….. Beni bir ürkek ceylanlar tanırdı, bir de çingene serçeler… {*} {*} {*} Yalnız kuşların sesi gelirken kulağıma bir de kavak yapraklarının… Sen; Durgunluğuma düştün… Ve büyüdün içimde büyüdüün, büyüdün; Sudaki halkalar gibi. {*} {*} {*} Yeşildi dünyam, Maviydi… Bir de kahverengiydi; sen, bana düştüğünde!.. {*} {*} […]

5 mins read

Hey gidi günler -2- [11 Ekim 2000 Çarşamba]

(Biraz zorlanarak şarabın mantarını içeri ittikten sonra şişeyi az evvel içinden çıktığı (gazete kağıdından yapılma) kese kağıdının üzerine koyuyorum… Ama aynı anda bunun; trendeki kusmuklarımın üzerine serdiğimle aynı gazete olduğunu görüyorum… ….. O zaman iki adam geliyor yine gözlerimin önüne. Biri; “Ayıp ayıp… Bari şu gazeteden utan!..” Derken, diğeri diyor ki: “Kandilin mübarek olsun oğlum… […]

5 mins read

Hey gidi günler… [10 Ekim 2000 Salı]

Geçen gün, bir e-mail aldım; “Hey gidi günler” diye bir başlıkla gelmişti bana… Bu, bende daha önceden var olan çok uzun başka bir mektubu hatırlattı… Bunun başlığı yoktu ama, galiba ona da “Hey gidi günler” başlığı çok yakışırdı… Önce geçen gün geleni aynen, ve ardından da bende bekleyen hatırayı oldukça kısaltarak yayınlıyorum… {*} {*} {*} […]

5 mins read

Üç ihtiyar misafir [09 Ekim 2000 Pazartesi]

Üç ihtiyar misafir Bu sabah size muhteşem bir hediyem var… Bana geçen gün Washington’dan geldi. Benden de sizlere gidecek. Sizler ise bu güzel ülkenin her ilinde, her köyündesiniz… Dünyanın her kıtasında ve pek çok şehrindesiniz… Yani bu “anonim” güzellik, bizim de “üflememizle” sevgiye muhtaç bu yeryüzünde birkaç tur daha atacak galiba fazladan… Evet, atacak… Ve […]

5 mins read

Yazmak ve okutmak(!) [06 Ekim 2000 Cuma]

Yazmak ve okutmak(!) (Artık biliyorsunuz, değil mi; o benim “öğretmen”im…) Elif Sabah, SADECE YAZMAYI biliyor!..Yazdıklarını getiriyor, ve: “Oku!..” Diyor. ….. Cesaretin varsa onun YAZMIŞ olduklarını okuma!.. {*}  Diyorum ki; “Önce sen okusan da ben DOĞRUSUNU öğrenmiş olsam…” “Ben okumayı bilmiyorum kiii, diye uzatıyor… Sadece yazmayı biliyorum!..” Hadi bakalım! O sadece yazmayı bildiği için, yazdıklarını DİĞER […]

6 mins read