Çatlak Kova [03 Şubat 2000 Perşembe]

Çatlak Kova Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Ama kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş… Sucu […]

8 mins read

Ve gönlüm kışa döner [2 Şubat 2000 Çarşamba]

Ve gönlüm kışa döner Bulutlar neden bu renk ve rüzgâr neden taa tepeden dökülüyor başıma? Neden “neden”lerin içinde de ayrı nedenler pusuya yatmış? Neden çığlık çığlığa geçiyor üstümden kuşlar; yangın yerinden geçer gibi… Ve neden kaçırıyorlar seni uzaklara?.. {*} {*} {*} Ben, bütün mektuplarımda “kendimi” gönderiyorum parça parça; Her zerrem koklasın diye seni… Ben, her […]

10 mins read

Kırk günde bir [1 Şubat 2000 Salı]

Kırk günde bir Mahallede kırk ev vardı. Kırkında da insanlar yaşardı…Biz, bu kırk evin arasında; bahçe ve sokaklarında oynayan çocuklardık. {*} {*} {*} Mahallede kırk ev vardı. Kırkından kırk çocuk, dökülürdük sokağa… Kırk gün kırk gece bıraksalar, oynardık. {*} {*} {*} Bazen coşkumuzu tutamadığımız ve mahalleyi gürültüye boğduğumuz olmadı değil… Bazen ayağımızdan fırlayan topun, en […]

8 mins read

Teknoloji (!) Veya, kimin annesi ameliyat olacak? [31 Ocak 2000 Pazartesi]

Merhaba, diye başlıyor e-mail… “Ben A…’dan A..’nin arkadaşıyım. Sizinle bayağı  tanışıyoruz, çünkü o kadar bahsediyor ki… İnşaallah gerçekten tanışırız bir gün.  Bu arada yazmam için de rahat bırakmıyor beni! Ayrıca, bu akşam ölebilirmiş.  Hakkınızı helal edecekmişsiniz. Hoşçakalın. Ş…” Bilgisayarın klavyesini çekip önüme cevap yazıyorum: “Evhamlı Temel seksen sene söyledikten sonra nihayet tutturmuş! Vasiyeti  üzerine mezartaşına […]

9 mins read

Bana borçlu kaldılar (!) [29 Ocak 2000 Cumartesi]

Bana borçlu kaldılar (!) Aylardan Ocak… Fırtına günleri değil ama hava soğuk. {*} {*} {*} Sapağa yaklaştığımızda sola sinyal veriyor ve iyice sağa yanaşıyorum.  Arkamızdan gelen araç sellektör yapıp geçiyor yanımızdan. Karşı istikametten gelenlerden biri uzun farlarını yakmış, art arda geçiyorlar ve yol boşalıyor. Sapağa giriyorum. Demiryolu açık. Hemzemin geçitte iyice yavaşlıyorum. Hafiften sarsılarak rayları aşıyoruz. {*} […]

7 mins read

Kıymızı bebek! [28 Ocak 2000 Cuma]

Kıymızı bebek! Konu: Tık tıık! @))—’—————- Sen gül severdin değil mi? Bir de beni… ….. Onunla beraber nice zamanlar geçirmiştik… Adresini bulup bu e-maili gönderdim ve bekledim, ama ses yok. Aradan bir gün  geçti, hâla ses yok… {*} {*} {*} Kültür Bakanı Durmuş Bey dönemi, Galatasaray Lisesi’nde Tarih Dergisi  çıkarıyoruz. Adı: Galatasaray Tarih. Bu iş, […]

9 mins read

Bir evet, bir hayır [27 Ocak 2000 Perşembe]

  Bir evet, bir hayır  Hastalıktan yeni kalkıyor… Yeni toparlamaya başlıyor kendini, iştahı yeni açılıyor. {*}  Yemek yediriyorum ona. Yardım istemeden sandalyeden iniyor ve koşarak  uzaklaşıyor. Ben de gidiyorum ardından birkaç adım ve; “Meyve yer misin?” diye sesleniyorum. “EVET…” diyor. Mutfağa dönüyorum, bakıyorum ki meyve kalmamış. O, salonda oyuncaklarına  dalmış, arada bir kendi kendine konuşarak […]

7 mins read

Derviş kaşıkları [26 Ocak 2000 Çarşamba]

     Derviş kaşıkları    Bayıldığım bir hikaye vardır benim. Sevgiyive paylaşmayı mükemmel bir ifadeyle anlatır. “Diğerlerine yardım edip, onlara kazandırırsan kazanabileceğin” gerçeğinin ve  güzelliğinin işlendiği büyük bir iş seminerinde, iki grup seminerinde ve bir de  kasette dinlemiştim aynı güzelliği. Her defasında da kalbim heyecanla çarpmıştı. Aynı hikayeyi, sanki bugüne kadar neden yayınlamamış olduğumu yüzüme […]

6 mins read

Denize olta salmak [25 Ocak 2000 Salı]

    Denize olta salmak    …Hasan’a Ben, sahil şeridindeki bir hastanede doğdum. Ben, denizi gören bir evi hatırlarım ilk evim olarak. Ve ben denizin dibindeki bir başka mahallede, denizin dibinde sayılacak başka  bir evde yaşadım çocukluğumu ve delikanlılık yıllarımı. {*} {*} {*} Ben, neredeyse annemle birlikte gördüm denizi. Deniz, büyüktü; neredeyse annemin yüreği kadar […]

9 mins read

Beyinde delik açmak [24 Ocak 2000 Pazartesi]

  Beyinde delik açmak    Aslında kızgın olduğunu biliyorum, zaten o da gizlemiyor. Diyorum ki; “Bugün sesin ne kadar kendinden emin çıkıyor… Belli ki çözmeyi başarmışsın,  geçenlerdeki bazı problemlerini. Tebrik ederim. Bu ise seni rahatlatmış olmalı… Değil mi?..” Ne diyor bana, sizce? Böyle bir soruya, kafatasının içinde bütün bir beyin taşıyan herkes belli cevaplar  verir. […]

9 mins read

Clinton’ın dünyaya mesajı [22 Ocak 2000 Cumartesi]

  Clinton’ın dünyaya mesajı    Bu konu çok mühim. Nerden mi anladım ve nerden mi anlayabilirsiniz? Çünkü hiç kimse tarafından bahsedilmiyor!.. {*} {*} {*} Garip, ama gerçek işte; Bu “acaip” olsa da, bizim ellerimizde mutlaka “iyiye doğru şekillenmekte olan”  sevgili ülkemizde böyle oluyor olanlar… Kamuoyunda bir tuhaf saplantı başladı; “Bütün medya aynı konuya çullanmışsa,  bilirim […]

7 mins read

Senaristler, yönetmenler “sanatçı”lar(!) -iki- [21 Ocak 2000 Cuma]

    Senaristler, yönetmenler “sanatçı”lar (!) -iki-    (dünden devam) Bir siyasi maksadı olup da, inandığı kendi doğrusu istikametinde yol kateden  kişilere saygım vardır. En azından neyi niçin yaptıklarını bilirler… Ama bu dil  bilmez adamların yazdığı ve önünü görmez adamların çektiği filmlerden  “peydahlanmış” binlerce (zavallı değil) ahmak, şimdi etinin son dirhemlerini  satmakta! Küfürden başka konuşacak […]

10 mins read

Senaristler, yönetmenler “sanatçı”lar(!) [20 Ocak 2000 Perşembe]

  Senaristler, yönetmenler “sanatçı”lar (!)    Şu üzerine alınmasın, bunun kalbi kırılmasın diye düşünmeyeceğim bugünkü  yazıyı yazarken… Bütün mankafa senaristler alınsın… Bütün gerzek yönetmenler kudursun… Ve bu işlere para yatıran bütün, millettanımaz yapımcılar da ortaya konan bu  “eser”lerin üzerine tüy olmaya çabalamasın. Aloo!.. Beni duyan var mı? {*} {*} {*} Şimdi haliyle hiçbir senarist; mankafalığı, […]

10 mins read

Gündemi ben oluştururum [19 Ocak 2000 Çarşamba]

  Gündemi ben oluştururum    Koğuuuuuş… Kalk! Bu emir “demiri” keser, ve ölü olmayan herkes fırlar ayağa. Üç dakikan var; ilk üç dakika içinde önce (en zoru) gözünü açacaksın, üç dakika  içinde ranzadan atlayacaksın, üç dakika içinde yatağını (hem de jilet gibi)  toplayacaksın, üç dakika içinde pijamalarını çıkaracak, üç dakika içinde eğitim  elbiselerini giyeceksin, aynı […]

7 mins read

Taşlar [18 Ocak 2000 Salı]

  Taşlar Zamanı doğru – verimli kullanmak konusunda düzenlenmiş olan kurslardan  biriydi. Zaman kullanma uzmanı olan öğretmen, çoğunluğu hızlı düşünmeyi ve hızlı  uygulamayı gerektiren mesleklerde çalışan öğrencilerine; “Hadi, küçük bir sınav yapalım.” Dedi ve masanın üzerine kocaman bir kavanoz  koydu. Sonra bir torbadan çıkardığı irice kaya parçalarını dikkatle üst üste koyarak  kavanozun içine yerleştirdi. Kavanozda […]

5 mins read

Kıllı bir yazı [17 Ocak 2000 Pazartesi]

  Bana “kıl” olanların gözüne bembeyaz bir kâğıt kaç dakika baktı, merak  ediyorum… {*} {*} {*} Kıl olmak… “Kıl” nasıl olunur?… Bunu da merak ediyorum… Demin de dediğim gibi; bu “kıl”lıların, yani “kıl”lanmış olanların gözünün içine…  Tam da gözbebeğine bir boş ve bembeyaz kağıt hiç baktı mı uzuuun uzun, merak  ediyorum… {*} {*} {*} Bakarsın. […]

9 mins read

Ben, büyüdüm! [15 Ocak 2000 Cumartesi]

  Ben, büyüdüm!    Okuduğunuz her yazısından (ama HER yazısından) MUTLAKA birşeyler  ÖĞRENDİĞİNİZ bir yazarınız var mı? Benim var. {*} {*} {*} Öyle isterdim ki hiç boş konuşmamayı. Ama dilimi tutamıyorum çoğu zaman. Hatta dilimi tutmayı bile istemiyorum… Sizin aranızda da var mı beni andıranlar bilmiyorum, ama ben (şimdilik) böyleyim işte. Fakat inşaallah, anladıkça kusurlarımı […]

9 mins read

Köprü [14 Ocak 2000 Cuma]

  Köprü    Azgın bir nehrin üzerine, hem de kendi iradesi haricinde “kurulmuş” olan derme  çatma, zayıf köprünün; “Bana gelin. Bu yana gelin… Kurtulmak isteyen beni bulsun, beni sevsin… Ve yolu benden geçsin!” Demesi nasıl gurur olur?.. Ardında “hürriyet” olduğunu bilen bir köprünün, yapması gereken de zaten bu değil midir? {*} {*} {*} Aslında onun […]

7 mins read

Sedefadası’nda otopazarı neden yok? [13 Ocak 2000 Perşembe]

  Sedefadası’nda otopazarı neden yok?  Bu yazıyı, bu yazıyı okuyanların ana-babalarının da okumuş olmasını ne kadar  isterdim. Veya hiçbir ana-babanın, yeni katladığı gazetedeki bu yazıyı kendi evladına  okutabilmek için “bir kurnazlık” düşünmek zorunda kalmamasını! Bu yazıyı bütün ana, baba ve evlatların aynı anda okumaya başlamış ve aynı  düşüncelerle bitirmiş olmalarını ne kadar isterdim… {*} {*} […]

7 mins read

Sen olmadan [12 Ocak 2000 Çarşamba]

  Sen olmadan Sen olmasan! Sen olmadan, ben ne olurum; Sen olmadan?.. {*} {*} {*} Adresi olmayan bir mektup gibi yorulmaz mıyım bütün zamanların ve bütün  mekanların içinde?.. Sahili bulamayan minik bir dalga gibi kolum kanadım düşmez mi ummanlarda? Ve rüyalardaki parmak izlerini aramaz mıyım herkesin bildiği dünyada! {*} {*} {*} Ve sen olmasan… Sen […]

5 mins read