2008
İhsânı taşıyanlar [27 Temmuz 2008 Pazar]
Nerdesin?.. Hangi ülkedesin? Nasıl yaşıyorsun? Neye inanıyorsun? {*}{*}{*} İçinde bulunduğu yeri ve şartları bir “şans” olarak gören… Ve haline şükretmeyi akıl edebilenler için bu yazı… Düşünmemiz gereken ne var biliyor musunuz?.. Minnet… {*}{*}{*} Şükredilmeyen ihsan… Minnet duyulmayan nimet; Emilmeyen süte, alınmayan postaya benzer… Geri gider! {*}{*}{*} Soru neydi, hatırlayın: Nerde, hangi ülkede, nasıl yaşıyorsun ve […]
Ders: Hayat Bilgisi [25 Temmuz 2008 Cuma]
Ders: Hayat Bilgisi, Konu: Afet… Afetten korunmak için, dinlemek, anlamak, tedbir almak gerekir. AFEM’de görevli bir arkadaşımdan hediye deftercikteki uyarıları size de aktarıyorum; en az bir tekinin işe yarayacağını umarak: {*}{*}{*} Dişlerini fırçalarken suyu açık bırakma./Deprem anında üzerinize eşyaların devrilmeyeceği güvenli bir alanda hemen çömelin ve kafanızı koruyun./Kullanmadığın zamanlarda elektrikli aletlerin fişini çek./Depreme asansörde yakalanırsan […]
Pergel… [24 Temmuz 2008 Perşembe]
El Harezmi, kendisini dinleyen kadıya; “Matematik doğru düşünme sanatıdır” der… “Dokuz kere dokuzu yüz kere hesaplasanız hep seksen bir çıkar. Ama beş kadı aynı davada beş ayrı hüküm verebiliyor!.. Hâlbuki ilahi adaletin şaşmaz kanunları vardır ki matematik buna benzer… Hakimler benliklerinden kurtulabildikleri ölçüde bu kesinliğe yaklaşırlar. Milletler bu kesinliği buldukları nispette medenidirler… Kanunlara aykırı davranan […]
Türk oğlunun düşmanları [20 Temmuz 2008 Pazar]
Tarihte ne zulümlere maruz kaldı bu millet… Sebebi acaba sadece Türk olmaları mıydı?.. ……. İnsanlığın ikinci babası olan atamız Nuh aleyhisselam oğlu Yafes’in oğlu Türk’ün torunlarına “Türk” deniyor. Bunların arasında bizler olduğumuz gibi (özetle söylersek) bugünkü Macarlar, hatta Bulgarlar ve Asya’nın kuzey doğusunda bulunan Yakutlar da var… Hâlbuki son bin yıl içinde, Türk dendiği zaman […]
Hayatımız bizimdir [18 Temmuz 2008 Cuma]
Hayat, insana bir defalık verilmiş… Hayatın yaşanmış olan her ânı bir daha geri gelmemek üzere elimizden uçuyor. Ve şu hayatın her saniyesinin hesabı; bu hayat kime verildi ise, ondan sorulacak… Yani, sözün özeti: Hayatımız bi-zim-dir! {*}{*}{*} Bunu dilimizle hep söylüyoruz, ama anlamak için uzun zaman geçmesi gerekiyor; Hayatımız bizimdir… Daha sık duyduğumuz ve daha yüzeysel […]
Şıborek [17 Temmuz 2008 Perşembe]
Ataydan kalgan aşlar; etli maylı kamuraş, Kobetemen, katlama, laşka, cantık Tataraş Şıborekmen kım osse hastalık neken bilmez Balaban bir doktur aytkan tansiyonlu bir kartka Başın avursa ya da kelse ağır bir sancı Dakkasında keser şıborektir ilacı… (Tatarlara atalardan kalan yemekler; kobetemen, katlama, laşka, cantık… Her kim çiğ börekle büyürse hastalık bilmez. Uzman bir doktor der […]
Kırkpınar’da tombala! [11 Temmuz 2008 Cuma]
(Maksat; tarihe kayıt düşmek!) Pazar günü kolumda bir bant vardı; kırmızı bir utanç bandı! Gece yarısına kadar kolumdaydı, sonra bilgisayarın üzerine koydum; bunları yazarken hatırlayayım diye… Bir grup arkadaşla Edirne’ye gittik, herkesin girdiği kapılardan girip tribünlere oturduk. Herkes gibi biletlere 35 lira ödedik ve herkes gibi bizim kollarımıza da birer kırmızı bant taktılar. Bu nedir […]
El Harizmi’nin gümüş pergeli [04 Temmuz 2008 Cuma]
Dünyanın (hâlâ) en büyük matematik bilginlerinden olan El Harizmi, şehrine yeni gelen kadıya “hoş geldiniz” ziyaretine gider. Yanında götürdüğü işlemeli kutu içerisinde ise duvar süsü olarak kullanılacak bir pergel vardır. Ki malum; bu iki ayaklı aletin bir ayağı sabit kalıp, ikinci ayağı açıldığında mükemmel bir daire çizer… Harizmi gittikten sonra işlemeli kutuyu açan kadı, pırıl […]
Darende [29 Haziran 2008 Pazar]
Masallar hep uzaklarda geçer; develerin tellal, pirelerin berber olduğu diyarlarda, olmazların olduğu zamanlarda… Bazı bölgeler de vardır ki, bizlere masallardan bile uzak gelir. Fakat masallara “kahramanlar” lazımdır! Senden midir, değil midir o ayrı konu, ama bunlar gönüllü, çalışkan, sebatkâr, fedakâr insanlardır… Bu açıdan baktığınızda, işte size bir masal; Darende… {*}{*}{*} Boş bir çorba tası içindeki […]
Bu şiirler kimindir? [27 Haziran 2008 Cuma]
Bir avuçsun, ve kıpır kıpır minicik yaprakların… Bir avuçsun… Hani okşadığımda seni, bir avuç koku bırakan, iki elimde… Hani sonra, onunla yüzümü yıkadığım!.. {*}{*}{*} Bir avuçsun, ve kıpır kıpır minicik yaprakların… Gıdıklıyor gibisin dağ çileğinden kızarmış dudaklarımı; serinliğini emerken içinden!.. Ve esintide savrulan; açık yeşil, ipek bir şal gibisin içimde… Özleyensin belki, ama; sen özlenen […]
Bülent Arınç, Hırvat maçı, Darende… [26 Haziran 2008 Perşembe]
Ben de herkes gibi, bu yazıyı yazdığım güne (düne) kadar daha enteresan bir maç izlememiştim. Gruplar ikinci maçlarını yaparken söylediğim iki söz vardı: “Hırvatlardan çekiniyorum” ve “finale kalırsak İspanyolları yeneriz!” Hangi takımların finale kalacağını bilemiyorum elbette, ama yarı finalistlerden birini belirlemiş olan Hırvatistan maçımız başlarken yemekten kaçmamızın sebebi buydu. {*}{*}{*} Yedincisi düzenlenen “Somuncu Baba ve […]
Boncuk [20 Haziran 2008 Cuma]
(Kuzuluk) Adını sordum garsona “Boncuk”muş… Bembeyaz. Normal boyda ama bacakları kısa, dolu bir TIR’ı getiriyor insanın hatırına! Kuyruğu kesik, yarım karışlık bir sap gibi! Sanırım ikisini bitirmiş ama üçüncü yaşına girmemiş. Öyle bir “beyefendi” duruşu var, sormayın… Yüksek çınarların altındaki çimenler tertemiz. Su inanılmaz güzel, yiyecekler lezzetli. Derenin karşısına, köprülerin üstüne, ve geniş alanın her […]
Havadaki oksijen [19 Haziran 2008 Perşembe]
En son ne zaman düşündünüz havada oksijen olup olmadığını?.. ….. Kim düşünür, kim zamanını harcar, kim iddia eder havada oksijen olduğunun; hem de tekrar ve tekrar ve tekrar, tekrar… “Havada oksijen var ki şöyle yapınca böyle oluyor! Beni iyi dinleyin; havada oksijen olmasaydı şöyle olunca böyle olmazdı! Akıllı insan şöyle düşününce ve buradan bakınca anlar […]
Meşgul [15 Haziran 2008 Pazar]
(Uyumak da güzel uyanmak da; Yazmak da güzel, yazılmak da!) ………. Uyuyorsundur diye usulca yazıyorum… Ağustosun dördü bugün, ikibinaltı. Ben seni, bugün de yine çok seviyorum… {*}{*}{*} İçime kelebekler atardın eskiden; gıdıklanır gülerdim. Sabah göreceğim her köşeyi pembeye boyardın; sevinir gülerdim. Şeker kavanozum, derdin bana; şımarıp gülerdim… Gülerdim ben; ..hep gülerdim eskiden! {*}{*}{*} Bi’tane uçan […]
Ağaç dalları, dede kolları [12 Haziran 2008 Perşembe]
Çocuklara sorsanız; büyüyünce ne olacaklarını… Bir kısmı, biraz düşünür ve şunu der: Dede olacağım… {*}{*}{*} Çünkü, diye izah ederler sonra… Çünkü dedelerin ceplerinde o kadar çok şeker vardır ki; kendilerinden artanlar çocuklara bile yeter! ….. Siz, çocukken ne olmak isterdiniz? {*}{*}{*} Fakat çocuklar iki şeyi bilmez… Birincisi şudur: Her dede şeker yiyemez… İkincisi ve en […]
Damla ve ışık [08 Haziran 2008 Pazar]
Kırmızı bir mum düşünüyorum, senin gibi… Senin gibi kırmızı bir mumu, senin gibi düşünüyorum yani… Yani, düşünmemi istediğin gibi. {*}{*}{*} Kırmızı bir mum düşün, diyorsun ya ışıl ışıl yanan… Kırmızı bir mum düşün; pembe damlalar halinde eriyip yok olurken, yerine aydınlığı bırakan… Düşünüyorum; Sen gibi! {*}{*}{*} Şimdi sen de düşün kırmızı bir mumun ılıkpembe damlalar […]
Benim okuyucum kimdir? [06 Haziran 2008 Cuma]
(Sekiz sene önce şöyle demişiz. Acaba bugün değişen bir şeyler olmuş mu?..) Benim okuyucum; görünen organlarının haricinde, kendi mevcudiyetini bir kalp ve bir yürekle süslemiş kişidir en başta… Benim okuyucum “dünleri sadece bir tecrübe” bilip, bugün “yarınlarımız için” yürüyen kişidir. {*}{*}{*} Benim okuyucum kendisini de beni de “ben” bilmeyip, hepimizi birden “BİZ” bilen kişidir… Ama […]
İnanç ısıya benziyor [05 Haziran 2008 Perşembe]
İnanmak da inanmamak da çok büyük birer güçtür… İki üç örnek vereyim; Dağların tepesinde kaskatı kesilmiş buz kütlelerini kim indirebilir ki ovaya?.. Ya da, çığı kim durdurabilir?.. {*}{*}{*} İnanmamak; olumsuz kalmak, şüphe etmek, teklifi reddetmek, olmayacağını düşünmek, mümkün görmemek, harekete yeltenmemek, kıpırdamayı istememek, uyumsuzluk, tembellik, katılık, sertlik, soğukluk… İnanmak; başarmak demek. {*}{*}{*} Başarmış, ama inanmamış […]
Bir kutu stat çimi :) [01 Haziran 2008 Pazar]
Yıllardır şunu merak ederim: Şampiyon olan kulüp bayraktan mama önlüğüne, formadan çoraba, kravattan yastığa kadar her şey satar da; STADININ ÇİMLERİNİ neden taraftarına satmaz?.. Neden kimsenin aklına gelmez bu proje; ..ki şampiyonluk kupasını kaldıran futbolcuların, sezon boyunca terleriyle suladığı bu çimler, takımlarına büyük paralar kazandırabilir… {*}{*}{*} İşlem ise gayet kolaydır: Şampiyonluk “geliyorum” derken, yarım milyon […]
Kimsin?.. [30 Mayıs 2008 Cuma]
(1) Kimsin?.. Hadi, seç kendini!.. Şu an, şu kadar insan var; kaçı ne yapıyor?.. Sen, ne yapanlardansın? Sen, kimsin?.. ….. Bunca insanın kaçı kitap okudu bugün, kitap okuyor?.. Peki kitap okuyanların kaçı “kitap” okudu, “kitap” okuyor?.. {*}{*}{*} (2) Yollar arasındaki fark; Ne kadar çok!.. (3) Çoğunuz gibi benim de ilk hatırladığım; “evet-hayır” yarışması. Biri üst […]
