Gül gibi… [19 Temmuz 2007 Perşembe]

Sadi-i Şirazî’yi çok severim… Ben de onun gibi inanırım ki; küçük hikâyeciklerle çok şeyler anlatılır. Ve o konuşursa, ben susarım: ….. KÖLE Bey, kölesini satılığa çıkarmıştı. Tellal bağırırken, köle çekinerek yaklaştı sahibine ve; -Efendim, dedi… Siz benden daha iyi bir köle bulabilirsiniz, fakat ben sizin gibi bir efendi bulamam… Lütfen beni satmayın… Kölenin sözleri yüreğini […]

4 mins read

Sen yoksun ki aslında [11 Ocak 2000 Salı]

Sen yoksun ki aslında Hadi… Söyle bana; Sen nesin? İfade et “tutabildiğin sen”i… Zor, değil mi? Bence de zor! {*} {*} {*} Sen yoksun ki aslında; gideceğin yer var! {*} {*} {*} Duyamadım, söylemiş miydin “ne” olduğunu? Geç hadi bir kalem, geç… Ne olduğun önemli değil. Peki ya “kim” olduğun? O da “varmış olduğun yer” […]

6 mins read

Şiir tadında [10 Ocak 2000 Pazartesi]

  Şiir tadında    İyisiniz, değil mi?.. “Şiir tadında” geçiyor, değil mi bayramınız?.. Mutluluğun; bir  kedinin “hiçbir zaman yakalayamadığı kuyruğu” değil… Onu “her an takip eden kuyruğu” olduğunun farkındasınız, değil mi? Sizi seviyorum… Seni de seviyorum. Hele seni!.. “Sen” de kim mi?.. Sen işte; Sen! {*} {*} {*} Siz şiir tadında geçiriyorken bayramınızı… Ve bayram […]

6 mins read

Yağmur [08 Ocak 2000 Cumartesi]

  Yağmur    Vâreden’in adıyla insanlığa inen Nûr Bir gece yansıyınca kerte Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebâbil dudağından Rahmet vâdilerinden boşanır âb-ı hayat En müstesna doğuşa hâmiledir kâinat Yıllardır bozbulanık suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Hasretin alev alev […]

10 mins read

Yahut Prof. White?.. [07 Ocak 2000 Cuma]

  Yahut Prof. White?..    0-212- 523 45 56 0-212- 525 59 79 Bunlar burda dursun… Ne olduğunu merak edenler sabretsin; iyi tarafıma gelirse  birazdan söylerim! {*} {*} {*} Bugün beyni olan herkesi ilgilendiren bir konudan bahsedeceğim sizlere; yani BEYİNden… Ebru Gündeş fıkır fıkır, kıpır kıpır karşımızdayken birdenbire gözleri şööyle kayıp, sanki bedeninden canı alınmışçasına yığılıverdikten […]

13 mins read

Bütün çikolatalar biter… [6 Ocak 2000 Perşembe]

  Bütün çikolatalar biter…    Kadir Gecesi olarak ihya etmeye gayret ettiğimiz Pazartesiyi Salıya bağlayan  gece, hakikaten Kadir Gecesi idi galiba. Bu zanda olanlardan düşüncemi  kuvvetlendiren mesajlar da aldım… Rüzgar kesilmişti, yağış durmuştu… Ortalık sükunet içerisindeydi. Karşımızdaki yirmi katlı apartmanın zemin kat balkonunun altında yuvalanmış  olan büyüklü küçüklü yarım düzine köpeğin bile neredeyse hiç sesi […]

8 mins read

Mircem’le Mircam [5 Ocak 2000 Çarşamba]

     Mircem’le Mircam    Bugün size bir “DEYİM”den bahsedeceğim. Hem de YEPYENİ bir deyimden… Üstelik, binyılın şu ilk günlerinden itibaren de edebiyatımızda, dilimizde ve dünya lisanlarında yerini alacağına inandığım bir deyimden. Deyim, küçük sözlüklerde şöyle izah ediliyor: “En az iki kelimeden meydana  gelme, bir hikayeye veya bir ünlü söze dayanan ve asıl anlamlarından başkaca  […]

8 mins read

Su gibi [04 Ocak 2000 Salı]

    Su gibi Şimdi sen “su” olduğunu düşün. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok,  tükenmez… {*} İnanıyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi  olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın… {*} Unutma; Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin… […]

7 mins read

Yaşıyor mu? [15 Temmuz 2007 Pazar]

O da çantasından bir kitap çıkardı, okumaya başladı… Daha doğrusu ben öyle sanmışım. Çünkü biraz sonra fark ettim ki; elindeki kitabın arasında gazete kupürleri var, onları okuyor… Gayri ihtiyari; “aaa” diyerek, ve hatta elimi de uzatarak; -Bana da verir misin birini, dedim!.. Şaşırdı, irkildi, sanki gizli bir şey yapıyorken yakalanmış gibi sesi titreyerek; -Yok be […]

3 mins read

Yorum okuyabilmek [12 Temmuz 2007 Perşembe]

Bizim gibi ismi cismi belli olmayan bir “kendihalinde”nin, birkaç sene içinde “yazar” olarak anılmaya başlamasının en önemli sebeplerinden biri; okuyucu mektuplarıydı… Bu mektupların verdiği mesaj o kadar önemlidir ki; yazı yolculuğunda insanın ardını güvenli, önünü açık kılar… {*} Bir radyo programı; “karanlığın içine konuşmak”tır, birileri seni arayıncaya kadar! Bir köşede yazmaya başlamak; şişelerin içindeki mesajları, […]

4 mins read

Beni sil [08 Temmuz 2007 Pazar]

O zamanlar da arabamı şöyle pırıl pırıl parlatarak dolaşmaya pek zamanım olmuyormuş ki; bir yandan bunu başarabilenleri takdir ediyor, diğer taraftan da benim gibi bir sahibe düşmüş olan “zavallı” vasıtaları kolluyordum, trafikte… Hani şöyle, üzerine; “BENİ YIKA” falan yazılmış olan arabaları!.. {*} Hiç de az değildiler… Hiç de az değildik yani; tozlu arabalara sahip olanlar… […]

2 mins read

Örnek insanlar [06 Temmuz 2007 Cuma]

İster kral olsun, ister peygamber… İster efendi olsun, ister köle… İster müdür olsun, ister memur… Herkes, ama herkes “NE VERDİĞİ” ile hatırlanıyor, farkında mısınız? {*} ÖRNEK İNSANLAR; VEREN İNSANLAR… Yani, fedakâr insanlar. {*} Hiç duydunuz mu, birinin; “Helal olsun adama, seksen sene biriktirmiş de hiç kimseye zerre kadar faydası olmamış” dediğini… Yahut siz; “Aferin falancaya […]

1 min read

Irmaklar sonsuza akar [01 Temmuz 2007 Pazar]

Şimdi size bazı isimlerden bahsetsem ve “aralarında tanıdığınız var mı” dersem çok ayıp olacağından; bu isimlerden, duymamış olduğunuz var mı, diye soracağım… Buyurun: Mütefekkir, ideâlist eğitimci ve sosyolog S. Ahmet Arvasî… Geleneği ve ‘nesillerin rûhunu’ geleceğe taşıyan, Türk edebiyatının usta tahlilcisi Prof. Dr. Mehmet Kaplan… Modern Türk romanının güçlü ismi Tarık Buğra… Türk tiyatrosunun biricik […]

3 mins read

Lâzım! [29 Haziran 2007 Cuma]

Benzer hikâyeleri çok okuduk, ama fark etmedik! Bu da onlardan biri, ama farkı yakın çevremizden olmayışı; gazeteci, mühendis, bilgisayar tamircisi filan değil… E zaten anlatıp alay etmek için de biraz bizim uzağımızdan olması lazım, değil mi?.. Evet, hikâye gerçek; ama kahramanların isimlerini uydurmak lazım… Ninenin ismi Hanım olsun hadi, ineğinse Sarıkız… Ve böylece hikâye başlasın… […]

4 mins read

Önceki binyılın insanı [3 Ocak 2000 Pazartesi]

Sizi bilmiyorum, ama; Sanki ben, önceki binyılın insanıyım… Gerçek bu… Sizi bilmem mümkün değil elbette, ama ben kendimi “önceki binyılın insanı” olarak hissetmekteyim. Ve uzun bir süre daha da bu duyguyu taşıyacağımdan eminim…   {*}  Şu an, bütün sevgilerimi sarmış, bütün değerlerimi vermiş ve ömrümün de büyük bölümünü almış olan “binli” yılların dışındaki bir vakitte […]

4 mins read

İlk yazı [1 Ocak 2000 Cumartesi]

  İlk yazı      Her iyi şey gibi 2000 yılına da “Besmele” ile başlamış olalım; Yani Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle… Yani sonsuz merhameti olan, acıyan, esirgeyen, bağışlayan, koruyan, kollayan, gözeten… Bize bildiğimiz ve bilmemizi istediği herşeyi ve bilmeyi veren… Bize öğrenebilmeyi veren… Bize hayatı, sağlığı ve hayatın arkasını veren… Ve o bildirmedikçe yaratılmış […]

5 mins read

Kahraman, boksör, pehlivan [28 Haziran 2007 Perşembe]

(Son boks gecesinin ardından) Boks müsabakaları yaklaşık otuz sene aradan sonra yeniden izleyici buluyor, tekrar seviliyor, taze bir hevesle yazılıp konuşuluyor. Bu spor için yıllarını vermiş kimseler arasından “kahramanlar” çıkıyor/çıkarılıyor ve bu kişiler, kendi arkalarından gelenlere/gelecek olanlara örnek oluyor… Kahramansız kalmış/ bırakılmış koca bir toplumun çocukları/gençleri, izleyebilecekleri/adımlarına basacakları kahramanlar arıyor… Bu hep böyle oldu ve […]

3 mins read

Kahramancılık oynamak [24 Haziran 2007 Pazar]

Adam hasta… Komada… Cihazlara bağlı halde can çekişmekte… Fakat sövmekte… Kime? Kendi fişini elinde bulundurana! Onun haline acıyıp, durumunu hastalığına verip, söylediklerini duymazdan gelenlerin sükûnetini ise kendi haklılığına saymakta… ….. Kapının dışından duyulan sesler, kimden çıkıyorsa, haklı o mudur? Aferin’lere bakar mısınız: “Vay canına, adam kimlere savaş açmış; ne kadar haklı olduğunu düşünün?” {*} Adam, […]

3 mins read

Kahraman; öfkesini yenendir [22 Haziran 2007 Cuma]

Sen, kimin koluna girdin de; “Bak buraya basarsan patlarsın, çünkü mayın döşeli… Bak şu yöne gidersen vurulursun, çünkü atış menziline girersin… Bak şu hareketi yaparsan yanlış olur, çünkü savaşın da kuralları var” dedin? Savaşan adamın koluna girmek için; savaş yerinde olmak lazımdır… Savaşan adamın koluna girmek; onun savaşının haklı veya haksız olduğuna hükmetmek değil, başına […]

3 mins read

Kahraman çeşitleri [21 Haziran 2007 Perşembe]

Kahramanlar üç çeşittir: Savaştan önce kahraman olanlar… Savaşta kahraman olanlar… Savaş bittikten sonra kahraman olanlar… Savaş bittikten sonra kahraman olanlar; tam bir kahraman gibi dimdik ayakta dururlar… Tuzları kurudur ve şimdi akıl verirler herkese, hüküm verirler âleme… Halbuki bunlar, daha dün; elindeki kör çiviyle dünyaya kafa tutmaya çalışan kimi zavallılar yakınlarına geldikçe; “bu ahmak benden […]

2 mins read