Gül çubukları [17 Haziran 2007 Pazar]

Ben bahçe kapısından dışarı çıktığımda, o el arabasını sürerek aşağı iniyordu… Gözleri bir hoş ama sıcacık bakar. Arabayı yolun ortasına, öylece bıraktı. O bana doğru, ben de ona doğru yürüdük… Kollarımızı açtık, sımsıkı sarıldık birbirimize… Öpüştük… “Komşu, dedi… Seni çok özledim ben. Ölürüm kalırım diye korktuydum, görüşemeden…” Yüzünde ve teninde beyaz lekeler var. Güneşte çalışmak […]

3 mins read

Bir hayali yaşamak -2- [15 Haziran 2007 Cuma]

“İkinci Lale Devri” isminde bir yazı yazmış ve iki kere yayınlamıştım. Lale Devri; zarurî ihtiyaçlarını halletmiş, büyük ölçüde ferahlık içindeki bir toplumun, yoksulluk zamanlarında “lüks” olarak algılanan konulara da eğilmeye başladığı dönemlerdir… Salı günü… Okullarında ilk üç dereceye giren 9.000 (tam dokuz bin) öğrencisi toplandı bu şehrin… Yakınlarıyla birlikte 30 bin kadar insan doldurdu salonu… […]

2 mins read

120 [21 Şubat 2008 Perşembe]

Size ne deseydim, kalkıp bir filme giderdiniz?.. Veya bize ne diyorlar da, bunca insanla birlikte, kırılan hâsılat rekorlarının birer parçası oluyoruz? Hem de İngiliz hikâyelerini, Yahudi acılarını, Amerikan rüyalarını anlatan filmlerin?.. Sizin de canınızı acıtmak istiyorum şu anda, kendimin de… Onun için soruyorum: Size ne deseydim kalkıp bir filme giderdiniz; veya ben, neden tekrar gitmiyorum […]

3 mins read

Yedi güvercinler [10 Haziran 2007 Pazar]

Sanırım alıştık artık… Bize sıradan gelmeye başladı şu haber: “Askerlerimiz gene şehit edilmiş…” Buradaki “gene” iki manaya geliyor ve ikisi arasında uçurumlar var. Biri, bu artık bardağı taşıran son damla, anlamında… Diğeri umursamazlık!.. Hâlbuki bu “gene”lerden her biri, öyle birer ateş topu olup düşüyor ki köylerin, kasabaların, şehirlerin ortasına… Sanki hava tutuşmuş; solusan, ciğerin yanar! […]

2 mins read

Aşkın Efendisi’ne [08 Haziran 2007 Cuma]

“Bütün ahaliye buyruğumdur: Herkes Ulu Cami’de toplana… Vesiletü’n Necat, bu ümmete bizden hatıra kala… Bunu yazan ve severek okuyan ve dinleyenler iki cihanda aziz ola…” ….. “Allah adın zikredelim evvelâ, Vacip oldur cümle işte her kula…” {*} Sesi duyan âşık oluyor, coşkuyla haykırıyordu elinde olmadan… Mevlidi şerif, gittikçe artan kalabalıklar tarafından, yüzlerce, binlerce, on binlerce […]

3 mins read

Yalak ve su ve fark [07 Haziran 2007 Perşembe]

Sıcağın öfkesi ikindiden sonra kesilmiş… Beykoz Kasrı’nın bulunduğu tepenin ardından gelen rüzgâr; yüksek ağaçların arasından kendine patikalar bulup sahile iniyor… Sonra da deniz kokusuna bulanıp, yüzümüze üflüyor! Denizin olması, ayrı bir güzellik… Yürümek de güzel sahilde, oturmak da, balık tutmak da… {*} Bir yandan da zaten kızarmış balık kokuları yayılıyor havaya; hem de yosun kokusuyla […]

3 mins read

Su, kokarsa içilmez! [03 Haziran 2007 Pazar]

Çiçekler, “hortumları” neden sever bilir misin, diye sordu dedem… Ama cevabını da hemen yine kendi verdi: Barajlar “çiçekleri” sevdiği için!.. {*} Daha önce hiç düşünmemiş olmalıydım ki bunu, derinlerimde bir şeyler titredi sanki, sevinir gibi… Barajlar ve onlarda biriken sular olmasaydı, aklına mı gelirdi çiçeklerin; kendilerine su akıtan hortumları sevmek?.. {*} Sevgi; önce, muhtaç olana […]

1 min read

Umut ipi 3 [01 Haziran 2007 Cuma]

(Geçenlerde çıkan “İp” isimli yazımız, 9 sene önce yayınlanmış “İpi tut” isimli eski bir yazımızı hatırlattı bir eski okuyucumuza. Ve “Umut ipi” başlığı altında neşrettiğimiz (ve okuyor olduğunuzu umduğum) bu yazışmalar geldi ardından… Bunları; elinde bir tek tane bile ip olan kimsenin, onu uzatması için yayınlıyorum… Sen uzat, tutar biri; bilsen de bilmesen de… Balık […]

4 mins read

Umut ipi 2 [31 Mayıs 2007 Perşembe]

Bu yazının bir öncesi vardı ve sonrası olacak. Onları da okumanızı tavsiye ederim. Mektubumun cevabı geldi. Yayınlıyorum: ………. 18 Mart 1998’di gazetedeki yazınızın tarihi. 9 yıl olmuş… Sizin yazınızdan sonra cesaretlendim. Bağımlılık hakkında araştırmalar yaptım. Kullandığım hap piyasada antidepresan olarak satılıyor, çok kolay ve ucuza bulunuyordu. Hatta bu yüzden eroin türevi maddelere bağımlı olanların hap […]

4 mins read

Umut ipi [27 Mayıs 2007 Pazar]

Uzun yıllardır buradayız. Hiç bir yarışmaya katılmadım ve ödül almadım… Fakat daha önce de söylemiştim “ödüllerimin” ne olduğunu. Merak ediyor musunuz? İki gün önce, yani Cuma günü bana gelen bir mektubu sizinle paylaşıyorum: {*} Merhaba, Bir tesadüf sonucu internette bulduğum aşağıdaki (*) yazınız beni yaklaşık 10 yıl öncesine götürdü. 10 yıl öncesinde de buna benzer […]

3 mins read

O, kim?.. [25 Mayıs 2007 Cuma]

Bir ölüm hastasına şeytanın su uzatması; Ona acıdığı için değildir!.. {*} Oltaya yem takması balıkçının, balıkları beslemek için değildir; ..veya tuzaklara yiyecek koyması bir avcının… {*} Bir boyunduruğun içine sokuyorsan başını; Bilmelisin ki; bundan sonra boynun, ardındaki arabayı çekecek!.. Ve sırtına inen her kamçıda yekinmen, hızlanman, hatta kaçmaya çalışman, seni kurtarmaya değil; çektiğin araba üstündeki […]

2 mins read

Seyircisiz düğün cezası :) [24 Mayıs 2007 Perşembe]

Rakı içmekten şişmiş maganda; önce masanın kenarına, sonra oturduğu sandalyenin arkalığına tutunarak ayağa kalkar… Göbeği bir yana, dizleri ayrı yanlara doğru kaykılmakta, diğer eli de boşlukta tutunacak başka bir şeyler aramaktadır… Gözlerinin odaklandığı nokta; kendi burnunun ucuyla, halay çekmekte olan damat arasında gidip gelmekte, hiç bir noktada sabitlenememektedir… Boştaki eli, sonunda ne yapacağını hatırlamış gibi […]

2 mins read

Rozet [20 Mayıs 2007 Pazar]

Zihninin derininde… Gözünün kenarında… Göğsünün kıyısında; var mı küçücük bir yer?.. {*} Bir ben’cik; fazla gelmez sanırım sana, göze batmaz sanırım sende, dile düşmez sanırım senle! Göğsünde var mı yer; ben kadar, bana kadar? {*} İliştir beni hadi göğsüne, tuttur beni hadi kendine; ki “sen” denen bütünün dâhilinde ben de olayım! Bana bakanlar, beni sende […]

3 mins read

Gömlek [18 Mayıs 2007 Cuma]

Her harf ateşten bir ilmek değilse kendin için ördüğün… Ve yakmıyorsa seni tenine yapışan kor gibi; ..serinlemez içenler, bardağındaki sudan! {*} İçindeki sivri kayalarda yırtılan fırtınaların feryadı sağır ederken kulaklarını; zaten duyamazsın, hakkında söylenenleri… Ama böyle zamanlarda fısıldasan; ..işitir seni kâinat! {*} Yazmak; ..deli gömleği… ….. Darağacının meyvesi; insandır… Yaftanda, el yazın! {*} Lambaya girmiş […]

1 min read

İp [17 Mayıs 2007 Perşembe]

Kırkar yarayla çizilmiş bedenlerini, kırkar yamalı mintanları içine tıkmış kırk yiğit, kırk gündür kılıç sallamaktaydı; gül bahçelerinde gülüşür gibi… Ama eğer biri, tek fiske indirseydi “aman” diyene; Kırk günlük yoldan öyle çekilirdi ki ipi; kesilirdi nefesi! {*} Kılıç, kudurmuş bir canavar değildi, bükülmez bileklerde… Zaten, kılıçları her önüne çıkanı yem bilmediği için bükülmezdi bu bilekler! […]

3 mins read

Çünkü annem bedavaydı(!) [13 Mayıs 2007 Pazar]

(Evlat doğurmuş bir anne gördünüz mü oralarda; yahut anneden doğmuş bir evlat?.. Söyleyin, bu yazımız kendileri içindir!..) …….. Anneler, yavrularının kendilerine en fazla muhtaç olduklarını hissettikleri zaman, onların yanındaydılar zaten… Sonra büyük bir “kopuş” peydahlandı hiç yoktan! Ardından; Yavruların onlara en fazla ihtiyaç duyduğu zaman geldi; ki onlar, artık başka uzaktaydılar… ….. Bir evlat şunu […]

2 mins read

İdealizm [11 Mayıs 2007 Cuma]

İdeali olan insanlar; kazanır veya kazanamaz, başarır veya başaramaz, ulaşır veya ulaşamaz… Fakat ideali olan insanlar; yola çıkanlardır, adım atanlardır. Cesareti olanlardır… İdeali olmayan, ülküsü olmayan, hedefi olmayanlar bunu bilmez… Ve onlar hiç bir yere varamaz! {*} İdealist olanlar, hedeflerine dokunamasalar bile mutlaka bir yere varırlar. Çünkü yola çıkmışlardır, adım atmışlardır, nefes tüketmişler, ter dökmüşlerdir… […]

3 mins read

Gol ve ziyafet :) [10 Mayıs 2007 Perşembe]

Fenerbahçe’yle uğraşmaktan çok ne hoşuna gider rakiplerinin? Kalp krizine en yakın taraftar ise Fener’lilerdir, çünkü şampiyonluk maçı yaparken aynı zamanda küme düşme ihtimali vardır bu takımın, o derece yani! Her yıl, artık futbol izlemeyeceğim, derim. En kesin kararım ise, geçen sene son maçındaydı. Şampiyonluğun, başka bir statta başkasıyla maç yapan Galatasaray’a ikram edildiği o rezil […]

4 mins read

Mezura [06 Mayıs 2007 Pazar]

İnsanın boyunu… Asıl ölçen; ..yol’dur! {*} Belki bu yüzden yol gibi kendi üstüne sarılmıştır mezura… Ve yine yol gibi serilir insanın önüne… {*} Kendi yolu, insana; yürüdükçe var kılınır… Yürürse yollar açılır, engeller çıkarsa aşılır; fakat varmak için, önce adım atılır! ….. Gitmeyene; ..yol ha vardıır, ha yok!.. {*} Mezura, yola benzer; ..ve bir yol […]

2 mins read

Kumaş [04 Mayıs 2007 Cuma]

Dikilmemek acıların önünde; dikilmek içindir, bir gün… Ama daha önce, kesilmek için! {*} Serilmek yere böyle sessiz sedasız; sınanmasıdır sabrının… Üstünde kuru sabun çizgileri ve bir makas; cenaze üstündeki bıçak gibi! {*} Ölçülürken, çizilirken bilirsin ve hatta dokunurken… Doğmuş isen bilirsin ya öleceğini… Bilirsin kumaş isen; kesileceğini! {*} Sen, kıyafet değilsin; böyle henüz bir topta […]

2 mins read