Kalemi değiştirmek!.. [21 Ağustos 2002 Çarşamba]

Eski kitabımı getirdi bir arkadaşım, sonra da cebindeki kalemlerden birini rastgele çekip üzerine koydu ve önüme doğru sürerek; “Şu kitabı, artık imzala!..” Dedi. Kelimeleri vurguluyor; sanki kendisini arkaya attığımı ve ona, herkese davrandığım gibi bile davranmadığımı ima ediyordu!..  {*} Aldım kitabı, bir iki sayfa çevirdim… Baktım ki iki sene evvel, hem de aynı ayda imzalamışım […]

2 mins read

Hançerin kabzası [18 Ağustos 2002 Pazar]

Kızkulesi, bir hançerin kabzasıdır aslında; İstanbul’un eteğine saplanmış!..  {*} Sanırım ki, ilk rüzgârda savrulurdu İstanbul; Eteğinde olmasaydı bu kule… Bu kule; Bir hançerin kabzasıdır aslında!..  {*} Tenim delinmeseydi, ve canım değilmeseydi; kalmazdı ki İstanbul!.. Şu ucundan saplanmasaydı kule; Savrulunca rüzgârda dökülürdü denizi… Dalgalar kovalaşamazdı yavru kediler gibi Salacak ile Sarayburnu arasındaki düzlükte… Kızkulesi saplanmasaydı eğer, […]

2 mins read

03.02 idi kırıldığında saatler [17 Ağustos 2002 Cumartesi]

(1999’un bugününe…) Yazmam gerekiyor… Ama ne yazabilirim?  {*} İncecik bir vazo düştü yere… Bir gül kırıldı orta yerinden! İki minik çerçeve sarsıldı duvarda ve son kez dokundular biribirlerine… 03.02 idi kırıldığında saat!  {*} Yazmam gerekiyor… Ama ne yazabilirim? ….. Bebek kokan bir biberon düştü yere… Sonra bir anne, süt kokan yavrusunun üstüne attı kendini… 03.02 […]

1 min read

Aşka kılıf aranmaz!.. [16 Ağustos 2002 Cuma]

Bulutlara dolaşmış bir uçağın, rüyalarında “hava limanlarını” görmesinden ne farkı var ki; burnunun, sabahları “kızkulesi” diye sızlamasının?.. Kızkulesi,,, mıknatısındır; Seni bana bağlı kılan!..  {*} Kaybolmuş gemiler için; uzaak, zayııf, cılıız, titreek, soluuk ve soğuuk bile olsa, bir deniz feneri ışığının ne demek olduğunu anlıyor musun şimdi?.. Duyuyor musun, soğuğu?.. Üşüyor musun, korkuyor musun; titriyor musun?.. […]

2 mins read

Sineklere af(!) [14 Ağustos 2002 Çarşamba]

Aynı asrın aynı dilimini paylaşıyor olmamız bizler için (yani benim için) ne büyük bir şans… Allah vergisi bir öğretme kaabiliyeti… (Bu ifadeyi yazarken suratım kızarmakta, çünkü bir öğrencinin kendi öğretmenine “aferin” demesine benzer bir durum olduğunu düşünüyorum, ama yine şunu hatırlayıp rahatlıyorum ki; bizim de, birilerine “bunun böyle olduğunu” izah etmemiz gerekiyor! Değil mi?.. Kimden […]

3 mins read

Yollar nasır tuttu!.. [11 Ağustos 2002 Pazar]

Sokulmadan kollarımın arasına, nereden bileceksin ki sen; sıcağı?.. Ve dokunmadan dudaklarıma; Yumuşağı?..  {*} Yüreğimde; gözyaşların, gözyaşlarımla kucaklaşmış yatıyor!.. Kalbimi dinle!.. Kalbimi dinle!.. Kalbimi dinle; "ne" diyerek atıyor?..  {*} Sokulmadan kollarımın arasına, nereden bileceksin ki sen, sıcağı?.. Ve belli mi; Bir rulo gibi önümde yuvarladığın yolumun, nerede duracağı?..  {*} Üflesen, savrulacağım… Kuşunu yitirmiş bir tüy gibiyim!.. […]

1 min read

Direkten direğe(!) [10 Ağustos 2002 Cumartesi]

Dedi ki dedem: Demek konuştuklarımızı anlattığında "aramızda rabıta olduğunu" söyledi baban… Bu; bağ-irtibat demek… Ben, sanki bir hayal gibiyim senin için, değil mi?.. Bana bakıyorsun ama başka şeyler görüyorsun… Peki bunun doğrusu ne, biliyor musun?.. Aynısı… Yani bana bakmalısın, ama başka şeyler görmelisin!..  {*} Uzuun yollar boyundaki her direk bir sonraki direğe elektrik akıtır; hepsinin […]

3 mins read

Susuyorum! [09 Ağustos 2002 Cuma]

Susuyorum; bir çöl gibi…  {*} Bir çöl gibi bütüün zemine serilip sessizce yatacak kadar kızmış olmayı kim bilebilir; Susmayanlara!.. ….. Ben,,, susuyorum; Sana!..  {*} Hem de bir çöl gibi… Hem de bir çöl gibi bir damla sudan bile mahrum olarak susuyorum… Sadece dudaklarım değil; Her zerrem çatlamış olarak!..  {*} Bütüün mevcudiyetimle susuyorum; Susmayı… Ve susamayı […]

1 min read

Asma yaprağı!.. [07 Ağustos 2002 Çarşamba]

Dolmakta içim; Pirinç taneleriyle, bireer birer…  {*} Rendelenmiş dahi olsa zeytinyağına soğan’dır soğan; hani şöyle deriin bir geniz sızısı… Hani şöyle, gizliden gizliye!.. Dolmakta içim!..  {*} İçimde çamfıstıkları, kuşüzümleri… Dereotu, maydanoz ve taze naneler… Belki biraz şeker… Yeterince tuz, su ve karabiber!.. ….. Dolmakta içiim, dolmakta… Neyle karışık, neye bulanmış, ve neyle beraber olursa olsun […]

1 min read

Yollar pıhtılaştı!.. [04 Ağustos 2002 Pazar]

Hür veya esir olarak bir odadasın, ve bütün duvarlar mavi boyalı… Kapıyla pencerenin de aynı boyası… Ne olur biliyor musunuz böyle bir yerde?.. Gözlüğünün ve pencerenin camlarına bile işte o renk bulaşır… Sanırsın ki dünya, alem dört duvarın rengidir!.. Ama; dışındaki odanın, dışı bile bambaşka bir renktedir!..  {*} Allah, insanı; çevresindeki herkesten "doğru yaptığını" duya […]

2 mins read

Soygun(!) [03 Ağustos 2002 Cumartesi]

O mahallede oturduğumuza göre, ilkokula başlamama sanırım iki sene kadar var… Evimiz taa yukarda… Minik bacaklarım, yokuşların altında daha da küçülüyor sanki, ama bir azimle herkesi geçmeye çabalıyoruz hep… Bu, belki de o yaşta olanların, kendini ispat çabası!..  {*} Aslında anlatacağım, o kadar da mühim bir hadise değil… Bilirim ki sizlerin çok daha önemli ve […]

2 mins read

Gül, terlese ne kokar? [02 Ağustos 2002 Cuma]

Dudak gibi bir gül, veya gül gibi bir dudak… Hangisi benzer, bir diğerine?..  {*} Gülüş mü güle benzer kızıl dudak içinde; yoksa gül mü gülüşten aşırmıştır adını?.. Hadi, gül!.. Gül, terlese ne kokar?..  {*} Gül, gülümser âleme; Gül ise!.. …. Gülüm; Gülümse!..  {*} Gülümsen; teninden bile tanırım seni… Ve dahî terinden! ….. Ama, gülümsemen bile […]

1 min read

İtiraf!.. [31 Temmuz 2002 Çarşamba]

(Memleket sıcağında, bir kahvehane serinliğine sığınıyor… Yan taraftan biri; “ağama çay-gazoz getir, bisküvit ney aldır” diyor ocakçıya. Sonra; “Sen müftü efendinin yeğeniydin değil mi?” diye sorduktan sonra onun kıymetini iyi bilmelerini, çünkü sıradan biri olmadığını söylüyor…) Bu muhteşem hikâye şöyle devam ediyor:  {*} O arada bisküvimiz geldi. Adam paketi açma bahanesiyle sandalyesini çekip yaklaştı. -Sana […]

3 mins read

Poseidon’dan (mı) kaçış? [23 Temmuz 2006 Pazar]

Acaba “Aslan Kral” filmi bu ülkede toplam kaç defa izlenmiştir?.. Haftalarca gösterimde kalmıştı da, ben bile üç defa (bilet alıp) sinemaya gitmiştim. Aynı dönemde tişörtleri yapılmıştı. Hikâyeleri, çizgi romanları, boyama kitapları çıkmıştı… Sonra cd’leri satılmaya ve tekrar tekrar televizyonlarda gösterilmeye başlandı… Elbette ben de aldım filmi; çocukları toplayıp hep birikte izledik. Televizyonlarda da ayrıca seyrettik… […]

3 mins read

Cennet bedava!.. [28 Temmuz 2002 Pazar]

Herkes biliyor, değil mi; ben iyi bir yazarım!.. Ben, iyi yazar olmanın yolunu keşfetiğim için iyi bir yazarım… Çoğu koca koca adamlara yazar yazısını; o kocaman adamların (sadece) birkısmından başkasına bir satır bile okutamaz!.. Ben mi?.. Ben, "hanımlara" yazarım; erkekler (DE) okur!.. ….. Gülün ama bu bir gerçek!.. Erkekler, hanımlara ait sırları kapmakla accaip ilgilidirler, […]

3 mins read

Kaybolan bi’şeyim… [21 Temmuz 2006 Cuma]

Saatlerdir dolaşıyorum. Sanki bi’şeylerim kaybolmuş da, onları arıyorum… ….. “Sanki” ne demek, hiç düşündün mü?.. Yani demek ki; sen öyle san!.. Yani demek ki; aslında yok ama sen var zannet!.. Yani, san ki şu şöyledir; ama aslında öyle değildir!.. Vayy başıma; saatlerdir dolaşıyorum içim dolaşık dolaşık! {*} Dışımdaki her şey kayıp da ben mi her […]

2 mins read

Kapatma gözlerini, kesilmesin ışığım!.. [27 Temmuz 2002 Cumartesi]

Kapatma gözlerini; Korkuyorum karanlıktan!..  {*} Kapatma gözlerini; Ki, ışık vursun yüzüme!..  {*} Kapatma gözlerini; Kesilmesin aydınlığım… Kirpiklerinin gölgesiyle oynayayım; bazen elime, bazen koluma, bazen de kucağıma düşürerek!.. Kapatma gözlerini; Ki, korkmayayım!..  {*} Kapatma gözlerini; Çünkü sen kapattıkça gözlerini, ben gökyüzünü göremiyorum… Ve ışık dökülmüyor başıma; Korkuyorum… ….. Ve her korktuğumda, yüreğine yaslayıp kulağımı; Adımı dinliyorum!..  […]

1 min read

Düşler dökülür gülüşlerinden [26 Temmuz 2002 Cuma]

Biliyor musun; Düşler dökülür… Düşler üşüşür… Düşler doluşur kulaklarıma; Gülüşlerinden!..  {*} Üstüme yağan düşler ile, başıma üşüşen düşler ile, ve içime doluşan düşler ile serpilirim ben, bahara dokunmuş bir filiz gibi!.. ….. Biliyor musun; Denizler bile düşlerimin rengidir… Dalgalar, gülüşlerindir yani; düşlerimin üzerinde oynaşan!..  {*} Biliyor musun; Düşler saçılır başıma, gülüşlerinden… Ve düşlere savrulur başım; […]

1 min read

Başarı bütün olmaktır!.. [24 Temmuz 2002 Çarşamba]

Naim Süleymanoğlu; “pfff, pfff, pfff” diye üfürerek, perçemini uçuşturduktan sonra; “Hnnnnnn nıhh” diye asıldığı zaman haltere; Kulak memesinden basuruna, köpek dişinden nasırına kadar “dahil” oluyordu başarıya!.. İsteğiyle, çalışmasıyla, ve tepeden tırnağa kadar her hücresiyle bir “bütün” olarak giriyordu ağırlığın altına… Ve sonuç geliyor, netice alınıyordu.  {*} Bu “dahiliyeti” iyi anlamak lazım… Eğer o gün bir […]

2 mins read

Ayılar ne yemez? [20 Temmuz 2006 Perşembe]

Hangi mahluk hiç fırça yememiştir, ona sitem edilmemiştir, nasihat dinlememiştir biliyor musunuz?.. Dağdaki ayılar! {*} Ayıların “hata yapma” ihtimali hiç yoktur ve olamaz. Çünkü ayılar için, alternatifsiz tek yol; o an “akıl”larına gelendir! Peki durum böyleyse, yani eğer ikinci bir ihtimal yoksa “yanlış” nasıl olabilir ki? {*} Ayı bir arı kovanı görür, canı bal ister […]

2 mins read