Mülâkat 3 [08 Nisan 2000 Cumartesi]

Soru: (20 Subat 2000 Pazar 14:36) Bir aşk ile yapıyorsun bu mesleği.. Paylaşım adına yapıyorsun… Azmi gördüm yazılarında, kalbimde hissettim yine o güzel duygularını.. Bu meseleğe başlayalı kaç sene oldu?.. Ve son olarak söylemek istediğin bir şey varsa söz senin.. Bana ve arkadaşlarıma.. Hatta öğretmenime.. Aslında gönlüm hep virgülden yana ama bu seferlik ödev son […]

7 mins read

Mülâkat 2 [07 Nisan 2000 Cuma]

Soru:İşte sana bu yüzden güzel adam diyorum.. Sevgileri, paylaşımları, birlikte yaşamayı öğretiyorsun.. Seni seçmemdeki en büyük sebep de bu güzel adam.. ….. Peki şunu sormak istiyorum.. Dünyada bu kadar meslek dalı varken niçin gazetecilik?.. Neden gazetecilik?.. Bana gazeteciliği anlatır mısın?.. ….. Öyle bir şey ki, insanoğlunun dakikası dakisasına uymuyor.. Bazen hüzünlü, bazen stresli, bazen ağlamaklı, […]

7 mins read

Mülâkat [06 Nisan 2000 Perşembe]

(Ayla Öztopal / 17 Şubat 2000 Perşembe 09:51) Sizden bir ricam var… Sevgili Muammer abiciğim; umarım her şey yolundadır. Keyfiniz, işleriniz… Sizden bir ricam olacak.. Biliyorsunuz öğrenciyim.. Ve bir ödev hazırlamam gerekiyor. Konusu: “İleride olmak istediğiniz ya da arzu ettiğiniz bir meslek dalıyla ilgili, bu mesleğe sahip olmuş biriyle karşılıklı sohbet edecek ve bir mülakat […]

6 mins read

Taşçının hikayesi… [05 Nisan 2000 Çarşamba]

Taşçının hikayesi… O, yoksul bir taşçıydı. Her gün kayaları parçalıyordu. İşi böylesine ağır olduğu halde çok az aylık alıyordu. Bu yüzden hayatından hiç memnun değildi. “Ben başkalarından daha çok çalışıyorum! Diye düşünüyordu. Benim işim onlarınkinden ağır ve ben onlardan daha az kazanıyorum. Zengin olmak istiyorum. Biraz dinlenirim ve güzel elbiselerim olur…” O an nasıl olduysa […]

6 mins read

Sevginin 100 lisanı [04 Nisan 2000 Salı]

Sevginin 100 lisanı Dünyanın her yerinde insanlar seviyor galiba; Ve de bir şekilde sevgilerini ifade ediyorlar… Harfler yanyana diziliyor ve o “büyülü” kelimeyi oluşturuyor!.. Harflerin veya kelimelerin mi ne dediği mühim, yoksa gözlerin ve gönüllerin mi sizce?.. Galiba önemli olan; kalpten gelenin dilden de gelmesi… Üzerinde oturduğun sürece toprağın altında yatan altın madeni bir zenginlik […]

6 mins read

Çeşit çeşit ölmek! [03 Nisan 2000 Pazartesi]

Çeşit çeşit ölmek! Attila: Ordularıyla, 450 senesine kadar Moğolistan’dan Rus İmparatorluğu’nun sınırlarına kadar Asya’nın tamamını zapteden… O dönem Hıristiyan Avrupasının tek kalesi Galya (Fransa)’ya bile giren… Zulmü ve kan akıtıcılığı yüzünden kendisine “Allah’ın gadabı” (öfke, gazap) denilen, vahşi Hun’ların reisi Attila, 453’te genç bir kızla evlenmiş, ve gerdek gecesi burun kanamasından ölmüştü… Attila, savaş meydanlarındaki […]

7 mins read

Veda mektubu [01 Nisan 2000 Cumartesi]

Veda mektubu Sizden hiç ayrılmak istememiştim. Hiç de ayrılmak istemezdim… Ama hayat işte. Ne zaman ne olacağı belli olmuyor… Son defa, sizlere bir “veda yazısı” yazmama izi verdikleri için de bu gazetenin yöneticilerini minnetle anacağım. {*} {*} {*} Üzgün müyüm, bilmiyorum! Siz üzgün müsünüz? Onu da sizler bileceksiniz. Bu bir veda mektubunun başlangıcı; hem de […]

7 mins read

Cevabı belli sorular [31 Mart 2000 Cuma]

Cevabı belli sorular Dedemin, gözlerine takılır kalırdım en çok… İki sebebi vardı bunun. İlki; sağ gözünün alt kapağının şekli bozuktu. Bunu yapan da “şarbon” dedikleri bir şeydi… İkincisiyse; bakışlarında tüten buram buram sevgiydi. {*} {*} {*} Dedemin, gözlerine takılır kalırdım en çok… Gözbebeklerinde sanki hep çığlık çığlığa bir heyecan vardı. Hep karları eritebilecek bir sıcaklık, […]

8 mins read

Sen bir vakti kaçırdın [30 Mart 2000 Perşembe]

Sen bir vakti kaçırdın O gün, bir kuş gibi uçmaktı sana niyetim. Tutulmaktı gözlerine; ökseotuna tutulurcasına!.. Ve belki teslim olmaktı avuçlarının parmaklığına. ….. Sen, o gün bir vakti kaçırdın… {*} {*} {*} O gün ben, ilk defa yuvasından uçacak bir kuş kadar heyecanlıydım… O gün ben; tüyleri pırıl pırıl, gözleri ışıl ışıl ve yüreği kıpır […]

7 mins read

İki senaryo [29 Mart 2000 Çarşamba]

İki senaryo Sunuş : İki aydır köşemizi tanıyıp, iki e-mail gönderip veya bir mektup yazıp; sonra da her nasılsa bulduğu telefonumla beni hesaba çekmeye çalışanlardan değildi o… O, ayakları yere sağlam basan mantığı, kendisini dosdoğru gideceği yere götüren kararlılığı, inancı, sabrı ve iyiniyetiyle güzel bir örnek… Ondan; “vazgeçmemeyi” öğrenebilirsek ne mutlu bize. Ve kendi kafamızın […]

7 mins read

Benim okuyucum kimdir? [28 Mart 2000 Salı]

Benim okuyucum kimdir? Benim okuyucum; görünen organlarının haricinde, kendi mevcudiyetini bir kalp ve bir yürekle süslemiş kişidir en başta… Benim okuyucum “dünleri sadece bir tecrübe” bilip, bugün “yarınlarımız için” yürüyen kişidir. {*} {*} {*} Benim okuyucum kendisini de beni de “ben” bilmeyip, hepimizi birden “BİZ” bilen kişidir… Ama bunun yanında “biz”i var kılacak unsurun da, […]

7 mins read

Türkiye’nin ilk fast food’u; Simit [27 Mart 2000 Pazartesi]

Türkiye’nin ilk fast food’u; Simit Varlıklısından yoksuluna, patronundan işçisine, öğrencisinden öğretmenine velhasıl yediden yetmişe tüm Türkiye’nin vazgeçemedikleri ata yadigarı bir tattır simit. Simit aynı zamanda Türkiye’nin ilk fast-food’udur. {*} {*} {*} Eski zamanlarda, genelde Safranbolu ve Kastamonuluların mesleği olan simitçiliğin kendisine özgü kuralları da varmış. Bilhassa İstanbul’da Galata, Kumkapı, Samatya ve Beylerbeyi’ndeki fırınlar imal ettikleri […]

7 mins read

Yumurta [25 Mart 2000 Cumartesi]

Yumurta (Aklıma geldiğinde bile ter basıyordu ki beni, karşısına çıkıp onu sevdiğimi nasıl söyleyebileyim… Bunları yazarken bile kulaklarımın kızardığını hissedebiliyorum!) Ama böyle de olmuyor ki… Dedektif filmlerindeki sahneler geliyor hep aklıma, onu gözden kaybetmeyeceğim en uzak mesafelerden takip ederken. Artık biliyorum onun duraktan kendi sokağına kaç dakikada geldiğini. Sokağın başından oturduğu eve kadar kaç adım […]

8 mins read

Tohum [24 Mart 2000 Cuma]

Tohum Ben bir tohumdum; şefkatli bir avuçta… Ve belki aynı avuçta kalmaktı muradım. O beni alıp götürdü ve toprağa bıraktı. Yalnız başıma… Ben istemiyordum belki ondan ayrılmak; yapayalnız ve kuru toprağın karanlığında gömülü kalmak… Bahçenin tavukları istemiyordu benim, onların bulamayacakları bir yere sokulmuş olmamı… Ve ağaçlardaki kuşlar da istemiyordu bunu. {*} {*} {*} Ben; şefkatli […]

8 mins read

Değişen; bir kişi! [23 Mart 2000 Perşembe]

Değişen; bir kişi! Peki, kabul… Şimdi seni, yani anlatmanı istemediğim problemlerini dinlemeye başlasam… Ve sen de bunları bana saatlerce, günlerce ve aylarca anlatsan; “sana ne faydası” olacak ve “bana ne faydası” olacak?.. ….. Evet, dediğin gibi “hiç!” O zaman neden içinden çıkılmaz olumsuzluklarla zamanımızı geçirelim ki; bunca konuşulacak şey varken?.. Bunları günlerce konuşmak yerine, bir […]

7 mins read

Gül bahçesi pâre pâre kor açmış [22 Mart 2000 Çarşamba]

Gül bahçesi pâre pâre kor açmış Menzilim karanlık, insiz ve cinsiz; Jiletli yollarda kanlı izlerim! ….. Yolumun ilersi yol bile değil. Yol; bir olgu, yol; geçilmiş ve geçilecek yer… Yol; açılmış, temizlenmiş, geçilmeye izin vermiş mahaller… Yollar seni hedefe, menzile ve mekâna götürecek çizgiler. Ve ben!.. Sıradışı, gidilmemiş bir yolun yalınayak yolcusu… Ve ben; yüzü […]

6 mins read

Yalancıı yalancıı, sana kimse inanmaz… [21 Mart 2000 Salı]

Yalancıı yalancıı, sana kimse inanmaz… Şarkıyı daha işin başında öğrenmiştik; “Yalancıı yalancıı, sana kimse inanmaz…” Yalancının mumu yatsıya kadar mı yanardı?.. Artık beklemeyecek kimse “yatsı”lara kadar… Çünkü öğle vakti bile yalancıların mumunu üflemenin yolunu bulmuş bilimadamları. İşte psikiyatrist Alan R. Hirsch’e göre, insanların yalan söylerken kendilerini ele veren hareketlerinin bir listesi: {*} {*} {*} 1. […]

10 mins read

Bir sevda mektubu [20 Mart 2000 Pazartesi]

Sevgili @slı; Seni ram(bilgisayarın hafızası)’ının alamayacağı kadar çok seviyorum. Zip(sıkıştırılmış dosya)siz, zapsız olduğun gibi… Seni ilk gördüğüm anda format (tüm bilgilerin silinmesi)landım. Bana öyle bir sistem transfer (bilgisayar programının aktarılması) ettin ki, hiçbir komut artık beni senden ayıramaz. Seninle çoklu ortamlar (multimedya) da dahil, her ortamda mutlu olabileceğimi biliyorum. Senin megahertz (bilgisayarın hızı)’in beni de […]

3 mins read

Ben, o çocukları çok sevdim [18 Mart 2000 Cumartesi]

Ben, o çocukları çok sevdim Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallelerine göndermiş ve o bölgede yaşayan çocukların durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti. Öğrencilerin hemen hepsi bu 200 erkek çocuğun gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi. {*} {*} {*} Bundan tam yirmibeş yıl sonra bir başka […]

6 mins read

Yusuf [17 Mart 2000 Cuma]

  Yusuf (Bugün sizlere, bana Behiye Belgin Koral’dan gelen, ona da Derya Koral Takak’tan gelmiş olan enteresan bir hatıra-hikâyeyi aktarıyorum.) Kanallarında kuğuların, martıların ve ördeklerin gezindiği, güvercinlerin bu gezintiye kıyılardan eşlik ettiği, yemyeşil meralarında hayvanların tesbih ederek dolaştıkları bir köy kadar şirin ve küçük bir ülke olan Hollanda’da Müslüman olmuş bir Hollandalı ile tanıştık… {*} […]

10 mins read