Çoban(!) [16 Mart 2000 Perşembe]
Çoban(!) Yüce Fatih (ki şefaatini niyaz ederiz) huzuruna bir çobanı kabul buyuruyor. Çoban, gönlümün ve cihanın sultanının önüne bir çıkın açarak; “Size hediye getirdim Sultanım” diyor. Muhafızlar, koskoca Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri’nin önüne hediye olarak sunulan biraz peynir, biraz yağ ve bir parça da süt ile yoğurdu görüp, bu “hakaret”in müsebbibinin kellesini bir an […]
Hatem-i Tâi’nin rüzgâr kanatlı küheylanı ve cömertliği [15 Mart 2000 Çarşamba]
Hatem-i Tâi’nin rüzgâr kanatlı küheylanı ve cömertliği (Bugün size Bostan ve Gülistan isimli eserleriyle dünya çapında tanınan, Sadi veya Şeyh Sâdî-i Şirazî olarak da bilinen Sa’dî Şîrâzî’den bir hikâye nakledeceğim. Şu mübarek Kurban Bayramı arefesine de yakışacağını düşünerek…) {*} {*} {*} Hatem-i Tâi’nin rüzgâr kanatlı, duman gibi simsiyah küheylanına sabah yeli koşmada, gökgürültüsü ise kişnemede […]
Lütfen hatırlayın [14 Mart 2000 Salı]
Lütfen hatırlayın Bayram geliyor. Bayram demek; sevenlerin biribirleriyle kucaklaşması da demek. Ama bu, aynı zamanda; sevenlerin karayollarını doldurması, kısıtlı zamanlarda uzun mesafeler katetmesi de demek. Yollarda bunca yoğunluk yaşanır ve kilometreler aşılırken de hiç unutmamamız gereken bazı noktalar var. Bazı istatistik bilgileri… Ne mi onlar? İşte şunlar: {*} {*} {*} * Ülkemiz karayollarında her 30 […]
Yahu, şu kurban işini ne yapacağız?.. [13 Mart 2000 Pazartesi]
Yahu, şu kurban işini ne yapacağız?.. Hakikaten yahu, şu kurban işini ne yapacağız? Nerden alacağız? Nasıl ve neye göre pazarlık yapacağız?.. {*} Aldık diyelim, hangi vasıta ile nereye getireceğiz? Getirdik diyelim, uygun bir bıçak nasıl bulacağız? Bulduk diyelim, duasını ne şekilde yapacağız? Yaptık diyelim, nasıl keseceğiz? Kestik diyelim, nasıl soyacağız? Soyduk diyelim, kimlere ve nasıl […]
Kıvranış [10 Mart 2000 Cuma]
Kıvranış Saçların kıvır kıvır dolandığında parmaklarıma, sen çoktan dolanmıştın yoluma… İçime dolanmıştın; Ve, boynuma!.. {*} {*} {*} Yolum kıvrım kıvrımdı artık sana doğru… Ve bedenime, sarmaşık güller dolanıyordu. {*} {*} {*} Biribirinin arasına geçmişti karaağaçların dalları; Kenetlenen parmaklar gibi… Ne deniz vardı görünen, ne de bir gök, bizi gören! Hâlâ uykudaki bütün çiçekler ve otlar […]
Rodin’in heykeli (Veya; Biz olmayan bizler!..) [09 Mart 2000 Perşembe]
Rodin’in heykeli (Veya; Biz olmayan bizler!..) (Hergün sayısız hikayeyi insanlar internet üzerinden biribirlerine aktarıyorlar. Bunlardan büyük bir kısmı da bana ulaşıyor. Gönül ister ki bu yazıların-hikayelerin yazarlarının adı da altlarında kalmış olsa… Ama sanki kimsenin böyle bir alışkanlığı yok! Tercüme edenler veya aradaki kişiler bu isimleri aktarmayı unutuyor olmalılar ve bunca güzel ve ibret alınacak […]
Hayat okulu dersleri: Üç küçük hikayecik [08 Mart 2000 Çarşamba]
Hayat okulu dersleri: Üç küçük hikayecik Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta küçük bir kız getirdiler. Hayatta kalabilmesinin tek çaresi; beş yaşındaki kardeşinden acil olarak kan nakledilmesi idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan akıl almaz şekilde, kıl payı kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bir bağışıklık oluşmuştu. Doktor bu durumu beş yaşındaki oğlana anlattı […]
Bilgisayar erkek mi dişi mi? [07 Mart 2000 Salı]
Bilgisayar erkek mi dişi mi? Hoppalaa!.. Bu da soru mu şimdi? Soruysa nasıl bir soru. Ama hayatımızın içine hızla dalan bu “yardımcılarımız” son zamanlarda yeni tartışmalar başlatıyor… Evet, Amerika’daki kadınlar ve erkekler “Bilgisayar erkek mi, dişi mi” tartışmasında… {*} {*} {*} Amerikalı kadınlar bu aletin erkek olduğunu savunuyor, çünkü; “Bilgisayarlar aslında problemleri çözmek için imal […]
Yorumsuz [06 Mart 2000 Pazartesi]
Yorumsuz (Şahsımla ilgisi olmadığı halde çok hoşuma giden ve sizin de ilginizi çekeceğini sandığım bir mektubu yayınlıyorum bugün.) Çalışkan muhterem Muammer abicim. Bandırma’dan çok, çok özlemiş olarak selam ve hürmetlerimi sunar, sıhhat, afiyet dolu günler geçirmenizi Allahü Teâlâ’dan niyaz eder, dualarını beklerim. ….. Kıymetli abiciğim, göndermek lütfunda bulunduğun hasret dolu kısa fakat özlem dolu elektronik […]
İntihar dosyası 2 [04 Mart 2000 Cumartesi]
İntihar dosyası 2 Çarşıya çıktığımda kafamda benzer düşünceler vardı. Bazı işleri halledip Hilal Kırtasiye’ye uğradım. Gani önüme “yine” bir yığın kitap koyuverdi. Ben ona “yine” almayacağımı söyledim. O, bana “yine” her zaman böyle dediğimi söyledi… Ben “yine” o beş kitabı da aldım!.. Çünkü birisi Feridüddin Attar’ın “Kuşdili” (mantıku’t-tayr) kitabı idi ve rastgele açıp bir yerine […]
Ben Kaptan Bravo (veya intihar dosyası-1) [03 Mart 2000 Cuma]
Ben Kaptan Bravo (veya intihar dosyası-1) Canımızın parçası Türkiye Çocuk Dergisi’nin sürücüsü Ahmet Sırrı Arvas sabahın erken saatinde üç cümlelik bir e-mail göndermiş. Son iki cümlesinde diyor ki: “29 Şubat tarihli gazetede çıkan “İntihar ne demek?” isimli yazı muhteşemdi. Tebrik eder, devamını bekleriz. Ahmet Sırrı” ….. Ürktüm!.. “Devamını bekleme yahu, dedim. Keşke böyle hadiseler hiç […]
Yükünüzü boşaltın [02 Mart 2000 Perşembe]
Yükünüzü boşaltın Hiçbir yük ağır gelmez insana; Önceki sıkıntıları sırtından indirmeyi bildiği sürece!.. Sıkılıyoruz; Çünkü sıkıldığımızı düşünüyoruz! Tükeniyoruz; Çünkü tükendiğimizi düşünüyoruz! Boğuluyoruz; Çünkü boğulduğumuzu düşünüyoruz!.. Düşündüklerimiz oluyor nihayetinde, biliyor muyuz? Sıkılıyor, tükeniyor, boğuluyoruz. Bizim için iyi şeyler düşünmesini kimlerden bekliyoruz ki boşuboşuna; herkesin düşünmesi gereken bir “kendisi” mevcutken? ….. Hayatın içinde olup da problem olmayabilecek […]
Cıva gibi bir öğrenci [01 Mart 2000 Çarşamba]
Cıva gibi bir öğrenci Sevgili Celal Ünver’i hakikaten çok takdir ediyorum. Sanki Stop Köşesi’nin araştırma görevlisi gibi kitapların ve internetteki dosyaların içinde gezinip, sizlerin istifadesine sunulabilecek sayfaları yolluyor bana… Profesyonel de bir çalışma anlayışı var. Hepiniz adına (bazen ismini bile koymadığım araştırmaları da dahil) bütün gönderdikleri için burdan kendisine teşekkür ediyorum. ….. Son gönderdiği yazısında […]
Bana çare bul [28 Şubat 2000 Pazartesi]
Bana çare bul Mucizeler Son Peygamber ile son buldu…Kerametler ise Allahü tealanın evliya kullarına ihsan ettiği özel hallerdir. Acaba benden beklediği ne bazı insanların!.. “Kehanet” mi?.. İnsaaaf, nerelerdesin? {*} {*} {*} Sen hekimsin şimdi(!).. Öyle düşün. Ve ben seni bin-binbeşyüz kilometre uzaktan arıyorum. Diyorum ki; “Sen iyi bir doktormuşsun. Bunu, senin numaranı bana veren arkadaşım […]
Aşka dair [26 Şubat 2000 Cumartesi]
Aşka dair Zaman, çoook çok önce… Mekan; iyi huylarla kötü huyların, ne yapacaklarını bilmeden dolaştıkları mekanlar. {*} {*} {*} Yine bir gün bütün huylar her zamankinden daha da sıkkın halde otururken, Saflık birdenbire ortaya bir fikir atmış : “Heey, neden saklambaç oynamıyoruz ki?..” “Neden olmasın ki?..” demişler hep birden, bu teklifi beğenerek… Tam bu sırada […]
Birazcık şiir [25 Şubat 2000 Cuma]
Birazcık şiir Bu ülkenin insanları şiir yazmıyorsa (neredeyse) ayıptır!..” diye başlayarak birazcık şiirden açalım lafı. Evet, bu ülkenin bebekleri ağlayarak değil (neredeyse) şiir söyleyerek doğarlar!.. Hal böyle olunca da tahmin edersiniz ki bu köşeye de yüzlerce şiir yağar. Bu bir güzelliktir. İkinci güzellik ise şudur ki; biri, yazdığı mısraları bir başka kişiye gönderiyorsa… Ve bu […]
Bir kucak yağmur [24 Şubat 2000 Perşembe]
Bir kucak yağmur Açık bir havada bazen…Yolunu şaşıran tek bir bulut, geçerken bir kucak yağmur bırakır ya hani… Ve sanki sen kuvvetle üflersin de, geri kaçar herbir damla; ama bulutunu yakalayamaz! Gök içini çeker sanki derinden; ve havanın her bir zerresi, suyun her bir zerresini hapseder içine… Ne yağmur düşer yere, ne havada su kalır… […]
Şiirbaz hokkabaz Muammer bey [23 Şubat 2000 Çarşamba]
Stop Muammer Erkul 23 Şubat 2000 Çarşamba Kimden: Y. T. Tarih: 02 Aralık 1999 Perşembe 22:51 Konu: Şiirbaz Muammer Bey’e ….. Muammer Bey. 2 Aralık 1999 günkü köşenizde yayınlanmış olan Kış Gelmesin adlı şiir (acaibat) gerçekten manzum bir eser niteliği taşıyor mu? O satırları ve ondan önceki yüzlerce zırvayı nasıl yazabiliyorsunuz? Şiir ve yazı […]
Bomba [22 Şubat 2000 Salı]
Bomba Az sonra Mehmet’i kumanda kabinine çağıran kaptanpilot diyor ki;“O hanım uçakta bomba olduğunu söylüyor!.. Onun yanında otursanız da durumu kontrol altında tutsanız…” (Dünden devam) ….. İki güzel hostesin arasında getiriliyor doktor, bahsedilen kadının yanına… “Merhaba” diyor… Kadın, endişe dolu bakışlarla bakıyor kendisine. “Yanınıza oturabilir miyim” diye izin isteyip ilişiyor koltuğa. “Ben doktorum, diyor Mehmet. […]
Acur turşusu [21 Şubat 2000 Pazartesi]
Acur turşusu Pınar hanım saçlarını toplamış, bir içeri bir dışarı girip çıkmakta. Biz salonun pencere tarafında oturduğumuzdan, aslında bu evdeki hiç kimsenin çalamadığı, “gelen misafirlerin ellemesi için”miş gibi duran gitar ve orgun da bulunduğu arka kısımda neler olup bittiğinin pek de farkında değiliz. “Hadi buyurun” diyorlar. “Neye buyuralım?..” “Yemeğe… Bulgur pilavı var, buyurun.” ….. Biz […]
