2000
Mi taku oyasin [22 Haziran 2000 Perşembe]
Mi taku oyasin Romanlarda, çizgi romanlarda ve filmlerde o kadar çok okudum ve seyrettim ki Kızılderilileri…. Yıllarca onları kendime akraba gibi hissettim. (Yıllar sonra Kızılderililer ile Türkler’in bir bağı olduğunu duymaya başladım. Bu da başka konu…) {*} {*} {*} Bütün bu kaynakların bir gayesi vardı sanki… Öyle vahşî gösterilmeliydi ki Kızılderililer; topraklarına saldırıldığında başlayan savaşlarda… […]
Kan otları [21 Haziran 2000 Çarşamba]
Kan otları Canımız, diyorum… Canımız “yandığını” mı anlamazdı, yoksa gerçekten yanmaz mıydı bilmiyorum. Ama o otları… Hani, (yaşı bizlerden birkaç yıl büyük olan) tecrübeli arkadaşlarımızın “tavsiye” ettiği o otları sürüp dilimi kanattığımızı hatırlıyorum… {*} {*} {*} Daha yürekli olanlar, acemîlere tarif etmekle kalmaz; “dilin nasıl kanatılabileceğini” uygulayarak gösterirler; “Bakın, derlerdi… Hııı, bakıın!.. İşte böyle yapacaksınız… […]
Kadının ruhu var mı? [20 Haziran 2000 Salı]
Kadının ruhu var mı? 16. Yüzyıl Avrupa’sında en çok tartışılan konulardan birisi neymiş, biliyor musunuz?.. Kadınların ruhlarının olup olmadığı… Ve Cennet’e gidip gidemeyecekleri!.. {*} {*} {*} Yine aynı dönem Avrupa’sında bir üniversite hocası; “KADINLARIN İNSAN TÜRÜNDEN OLMADIKLARINI” ispat etmek üzere Latince tezler yazıyor… Kraliyet fermanlarında ise, kadınların dövülmesiyle alakalı olarak şöyle kayıtlar bulunuyormuş: “Dövme aletinin […]
Ahh, şu erkek milleti(!) [19 Haziran 2000 Pazartesi]
Ahh, şu erkek milleti(!) Eğri oturmaya razı hanımlara bayılırım ben; çünkü onlarla doğru konuşmak mümkün oluyor… Bu kadar iltifat yeter bugünlük, hadi hemen konumuza girelim, işim var(!).. ….. Sizden de ricam; bir an evvel kulağınızı açın ki kaçırmayasınız söylediklerimi, sonradan tartışırız ne kadarının doğru olup, ne kadarının doğru olmadığını… {*} {*} {*} Kadınların aklına herşey […]
Hayatın kavuniçi tadı [17 Haziran 2000 Cumartesi]
(Enerjisi, hayata ve problemlere pozitif bakması, çok okuması ve dantel gibi yazılarıyla Ömer Aşıcı benim her zaman omuzundan güç aldığım bir büyüğüm oldu… İşte onun Brillance’daki bir yazısı.) {*} {*} {*} Hayatın olası sorunlarına karşı her bireyin alan savunması, bir anlamda kendi özelindeki iç mukavemet hesaplarına; yapıtaşlarının gradosuna ve güne başladığı yerdeki pozitif enerjisinin yüklendiği […]
Büyü dükkanı 2 [16 Haziran 2000 Cuma]
Yaşlı adam sessizce düşündü. Ve müşterisine de düşünmek için zaman verdi… “Biliyorsunuz, dükkanımda her şey mevcut. Tam olarak ne istediğinizi anlayabilmem için, bana geri istediğiniz hayatınızı biraz anlatabilir misiniz?” Dükkan sahibinin sorduğu soru ile müşteri iç dünyasına döndü. Gözünün önünden geçen sahnelerin kendi yaşantısına ait olduğunu kabul etmek için kendini zorluyordu. Bütün görüntüler, bir kargaşa […]
Büyü dükkanı [15 Haziran 2000 Perşembe]
(Size bugün ilginç bir hikaye aktarıyorum) Uzak diyarlardan birinde bir ülkede, yemyeşil tepelerin arasında, kışın bembeyaz bir kar örtüsü ile, baharda rengarenk kır çiçekleri ile kaplanan bir vadi vardı. Ortasından küçük bir ırmağın geçtiği bu vadi “Büyülü Vadi” olarak anılırdı. Ona bu adı veren ise, vadideki ilginç bir dükkan ile, bu dükkanda yaşananlardı. Ünü ülkenin […]
Kalp onarmak [14 Haziran 2000 Çarşamba]
Kalp onarmak Hans diyen var, Peter diyen var… Fıkra bu ya, biz adına “Temel” diyelim… ….. Amerika’ya yerleşiyor Temel ve birikimleri ile bir otomobil tamirhanesi açıyor. Bir gün kaputu açmış, motorun silindir başlıklarını sökerken dünyaca ünlü kalp cerrahı Dr. De Bakey’in içeri girdiğini görüyor. Doktor Mercedesine bir göz atmasını istiyor ondan. {*} {*} {*} “Siz […]
Hacı Reşat ve diğerleri [13 Haziran 2000 Salı]
Hacı Reşat ve diğerleri Allahü teala (bu gazeteyi bugüne kadar bir gün bile okumuş olanlarla, yöneticisinden dağıtıcısına bu gazetede bir gün bile çalışmış olanlar olarak hepimizin) bugüne kadar kaybettiğimiz kimimiz varsa hepsine rahmet eylesin, bütün günahlarını affetsin ve mekanlarını Cennet eylesin, amin… {*} {*} {*} Yazıişleri müdürümüz Nuh Albayrak, her Pazartesi sabahı kendi köşesinde yayınlar […]
Bağdat’tan Ankara’ya… [12 Haziran 2000 Pazartesi]
“Bağdat”tan Ankara’ya… “ACI” BİR RİCA! Sevgili Muammer… Hatırlarsın mutlaka… Bende kaldığın gecelerin birinde… “Halid” de vardı.. Arabanın teki evin önündeki yolda serseri mayın gibi turladı, turladı… Ve sonunda (Halit’in eve dönerken ettiği telefonla öğrendik ki) Şaşkınbakkal’da bir elektrik direğine toslayıp durdu…. Ertesi sabah seninle o kaza yerine gidip bakmıştık!.. ….. İşte öyle bir araba, evelki […]
Yaşasın, ‘Memoli’siz günler başladı! [10 Haziran 2000 Cumartesi]
Yaşasın, ‘Memoli’siz günler başladı! Mahallenin bekçisi bile bir kahvehanenin kıyıcığına büzüşüp seyrediyormuş Memoli’yi; “Nasılsa bu film oynarken hırsızlar da televizyonun karşısında olur (!)” diye… ….. Ama bu mantık, eğer (hani şu bankamatikler gibi) “24×7 Memolimatik” uygulaması başlatılabildiği takdirde, ülke sınırlarında… Yok yok, hatta uydunun yayın sınırları dahilindeki bütün noktalarda “SIFIR SUÇ” beklentisini de beraberinde getirir, […]
Brillance [09 Haziran 2000 Cuma]
Nerden çıktı şimdi bu; “parlak, pırlanta” anlamına gelen Fransızca kelime?.. Dünyanın en büyük gipür dantel üreticisi olan Baydemirler Tekstil’in ayna adı taşıyan dört kitap sayfası boyunda, baştan sona renkli, kuşe karton, elliiki sayfalık dergisinin ilk sayısından çıktı. “İlk sayı koleksiyoncuları” için nadide bir parça. Baştan sona “biz” kokan bir sanat eseri… Ayyıldızlı dantel bir perde […]
Kelime kıl dikme… [08 Haziran 2000 Perşembe]
Bugün sizinle “çeşme başı pazarlığı” yapacağım; işinize gelirse!.. İsteseniz de istemeseniz de bıksanız da bıkmasanız da… “Çal çene” yani!.. Sıkın dişinizi. {*} {*} {*} Türkiye Gazetesi Stop Köşesi’nin okuyucuları olan “Sevgi Köşesi Ailesi”ne ait, oluşturmaya çalıştığımız Ormanımız için tahmin ettiğinizden fazla insanla görüşüyorum son zamanlarda. Her çeşit insan, her çeşit yorum, her çeşit düşünce ile […]
Bir daha düşünmek [07 Haziran 2000 Çarşamba]
Bir daha düşünmek Bazılarımız ciddi ciddi anne ve özellikle de babalarının hatalarına konsantre olmuş durumda. Onların kusurlarını aramak, onların açıklarını yakalamak ve eleştirilecek bir taraflarını bulup onları yerin dibine sokmak için kendilerini paralamakta… {*} {*} {*} Şimdi bir dakika düşünmekte yarar var… Onlar… Yani sizin anne ve babalarınız hiçbir şeyi doğru dürüst yapmamış, yapamamış olsalar […]
Bir Türk kolay yetişmez(!) [06 Haziran 2000 Salı]
Bir Türk kolay yetişmez(!) (Siz, bir Türk yetiştirmenin kolay olduğunu sanıyordunuz değil mi?) İşte… Herkes şahit… Aslında günün anısına pul bile bastırılmalıydı. ….. BU KONU AZ MİZAH AMA ÇOK HABER ASLINDA: Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1999-2000 eğitim yılı programına uygun olarak, ilkbahar etkinlikleri kapsamındaki Haziran ayı ilk denemesi 1 Haziran 2000 Perşembe günü Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinde […]
Bir ateş, bir şişe su ve bir koca şükür… [05 Haziran 2000 Pazartesi]
Bir ateş, bir şişe su ve bir koca şükür… İki elinle birden kavrarsın onu… Ağzına dayar, havaya kaldırır ve, “lakır, lakır, lakır, lakır” içersin… Bu suyu içerken, bu suyu içmekten başka birşey düşünmez, düşünemezsin genellikle… {*} {*} {*} İçinde bir yangın vardır… Derinlerinde bir nokta tutuşmuştur en azından, ve senin bir an evvel bu ateş […]
Sizinle ilgisi yok!.. [03 Haziran 2000 Cumartesi]
Sizinle ilgisi yok!.. Hani bazen; “…Şimdi birileri bu yazıyı okuyacak ve diyecek ki; – Bu yazı sanki falanca için yazılmış… Ah keşke filan kişi de okusaydı da görseydi gününü!.. İşte bu yazı, aslında o duymasını, okumasını istediğiniz falanca kişiler için değil de, “Bu yazıyı filan kişiler de okumalıydı” diye düşünenler için yazıldı…” Derim. ….. Hani […]
Üzülmek, sinirlenmek yok… [02 Haziran 2000 Cuma]
Üzülmek, sinirlenmek yok… Size bugün bir tavsiyede bulunmama izin verir misiniz?.. Her ay… Her ay olamıyorsa her mevsim herhangi bir hastaneye gidin… Hasta olmanıza lüzum yok, muayene olmanıza da… Hasta olduğunuz zaman sizi zaten başkaları getiriyor buralara. Siz kendi ayaklarınızın üzerinde, kendi iradenizle gidin ve bir anda şükredecek bin tane sebep bulun. {*} {*} {*} […]
Beklenen “nihayet” oldu(!) [01 Haziran 2000 Perşembe]
Beklenen “nihayet” oldu(!) Fatih Hoca’nın gittiğine şaşıran oldu mu aranızda? Şaşarım aklınıza… Benim tam beklediğim oldu… Daha da ilginç olanını söyleyeyim mi size? Sıkı durun öyleyse: Galatasaray yönetiminin de tam beklediği oldu!.. İnanmayanlar umurumda değil… {*} {*} {*} Kulüp yöneticileri; kazanılmış olan kupayı, Terim’i ve milletvekilleriyle parti liderlerini… Ve hatta inanılır gibi değil başbakanı kullanarak […]
Bir hatunun aşk hayatı [31 Mayıs 2000 Çarşamba]
Bir hatunun aşk hayatı ‘Biriyle tanıştım. Çok hoş. Galiba o da benden hoşlandı. Bakışlarından anladım. Hem hoşlanmasa neden telefonumu istesin? Acaba arayacak mı? Aslında ben de onu ararsam olur ama, çok hevesli olduğumu anlamasın. Aradı. Sesini duyunca çok heyecanlandım. Saçma sapan konuştum. Sanki beklemediğim bir telefondu. Ya aptal olduğumu düşünüp bir daha aramazsa. Her an […]
