Leylekler sevinç getirir [26 Mart 2010 Cuma]

İşitmiştim; “Kıbrıs adasında, leylekler Türklerin çatılarına yuva yapıyor” diye. Sonra da; bu hayvanların Türk ile Rum’u birbirinden nasıl ayırdığını düşünmüştüm… Bu mümkün olabilir mi; leylekler acaba insanları milliyetlerine göre ayırabilir mi? {*}{*}{*} Bir leylek gördüğünde sevinmeyen, heyecanlanmayan acaba kaç kişi vardır? Göç zamanı takvimlerde yazılıdır. O günlerde “leyleği havada görmek” ve böylece o sene bol […]

2 mins read

Muhsin Dağı’na… [25 Mart 2010 Perşembe]

  Geçen sene bugün meydana gelen helikopter kazasında, Yazıcıoğlu’nun vefat haberi duyulduktan sonra yazdığım ilk yazımda şu cümleler vardı: “Fidan Ana’nın at üstünde cirit oynayan koçu, aşılmaz ‘ecel dağına’ tosladı! O dağın adı artık ‘Muhsin Dağı‘dır!..” Sonraki gün “Nizam-ı Âlem’e mektup”ta; ismi “Muhsin Dağı”, “Beyaz ölüm” veya “Üşüyorum” olabilecek ciddi bir film yapılması, biletlerininse peşinen […]

3 mins read

Ağaç kabuğundaki isim [21 Mart 2010 Pazar]

  🙂 Günaydııın… …nıııdyanüG (: Bir pazar sabahı, gülümseyen bir yazı ile başlayın istedim güne… Aslında bunu, yani yukarıdaki “günaydın’ı ve yansımasını, aksisedasını” birkaç gün önce twitter’a koymuştum ki onlar zaten bizim sitede yayınlanıyor… Yani bizim sitenin “Şu Anda“ kısmı, aslında twitter… Sonraki mesaj ise sanki onun devamı gibiydi. Şöyle yazmıştım: İnsanlara gülümsemek; aynaya gülümsemeye […]

2 mins read

Otlara asker tıraşı [19 Mart 2010 Cuma]

Bir bahçeyle ilgilenmek sıkıntı giderir, hatta insanı tedavi eder ama kendisi de bir tatlı hastalıktır. Her aşamasını anlatabilirim bir bahçenin; her adımına kaç defa basmak, her noktasına kaç ayrı açıdan ne kadar bakmak, neyi nereye koyarken ve hangi çubuğu toprağın neresine sokarken kaç yıl sonrasını sanki görür gibi hayal etmek gerekir… Kahverengi toprağı yeşile çevirmek […]

2 mins read

Çizgi [18 Mart 2010 Perşembe]

  Hadi bir çizgi çizin. Kâğıda, duvara, suya, toprağa, havaya… Herhangi bir yere bir çizgi çizin; eğri büğrü, dümdüz, yamuk, zikzaklı, dolaşık veya her nasılsa… Hadi bir çizgi çizin ve görün ki, bunlardan hiçbiri bir diğerinin aynısı değil. Dosdoğru sandığınız çizgilerinizde bile eğilmeler, yamulmalar, titremeler var ve eğri büğrü gördüğünüz çizgilerde bile doğruluklar var… Bir […]

1 min read

Prensesin arabacısı [14 Mart 2010 Pazar]

                                                                  Bazıları masallarda yaşamayı beceremez! Kapıyı açmış, binmesini bekliyordum. Şalının rüzgârını yüzümde hissetmeye çalıştım; belki payıma bir koku kırıntısı düşer diye nefesimi tutmuştum… Arabaya yaklaştı, ben ve bütün çevresinden haberdar ama sokakta kimseyle göz göze gelmeden adımını attı, koltuğa oturdu. O yerleşince, eteğinin sıkışmayacağından emin olarak kapıyı kapatarak kendi yerime dolaştım. Süzülüşüne içim akan […]

2 mins read

Bonsailer -2- [12 Mart 2010 Cuma]

Bon/sai Japonca çanak/bitki demekmiş… Bunun bizce önemi: Dev bir ağacın tohumu, konduğu çanaktan çıkamaz, toprağını bulamazsa "cüce" kalıyor! Misal ki; cihan imparatorluğumuzun simgesi olan çınar ağacı, ama marul boyunda! İnsanlar bu eserin büyüklüğüne gülümsüyor, ben ise küçüklüğüne ağlıyorum! {*}{*}{*} Bir bonsainin "hayali" ne olabilir, zaten ilk önce onu almışlar elinden! “Biz sana yıllarca emek verdik, […]

2 mins read

Bonsailer [11 Mart 2010 Perşembe]

Kendi adıma söylüyorum ki, hayatta yaptığım ilk ve en önemli iş; okulu yarım bırakmaktı. Buna her zaman şükrederim… Aksi halde, kendi muhtemel manzarama bakınca varacağım halimi görüp vah ediyorum!.. En yakın arkadaşlarımdan komünistlikten mahkum olanlar oldu, yasak işler yapanlar oldu; ilçe lokallerinde demlenerek emeklilik bekleyen memurlar, pazarcılar, kuryeler, çeşitli esnaflık yapanlar, banka veya belediyelerde görev […]

2 mins read

Yalnızlık [07 Mart 2010 Pazar]

                         Gözlerini parlatmayacaksa çikolatalar neden var? Yalnızlık; bir pirinç tanesi gibi, demlenmeye çalışmaktır pilav tenceresi içinde!.. Yalnızlık, uyandığında böyle cümleleri zihninde bulmaktır! Üzerin açılsa örtecek kimsenin olmamasıdır yalnızlık ve uykunda dönsen; kollarının, sarılacak kimse bulamamasıdır. Bir mesaj sesiyle uyandırılmak ümidiyle telefonla yüz yüze uyumaktır yalnızlık… Rüzgârsız kalan pervane gibi sessizce beklemektir veya kendi hızıyla dönen […]

2 mins read

Bu adam tebessüm ediyor! [05 Mart 2010 Cuma]

Bu gece yatmadan evvel, parmağınıza bir kurdele bağlayın; Sabah uyanır uyanmaz, gözünüzü açar açmaz, size “TEBESSÜM ETMENİZİ” hatırlatması için… Ve hatırlamakla da kalmayıp; lütfen tebessüm edin… Niye mi?.. Niye olacak; ne çözdünüz ki bugüne kadar, asılmış suratlarla?.. {*}{*}{*} Tebessüm edin; çünkü önünüzde, en azından “BİR İYİLİK” yapabilecek bir gününüz var… Tebessüm edin; çünkü önünüzdeki gün […]

2 mins read

“Alkışlarsınız, gelmem!..” [04 Mart 2010 Perşembe]

  İstanbul gibi bir şehrin belediyesi, adına gün düzenleyecek, kitaplar dvd’ler basıp dağıtacak, hakkında konuşacak kimseleri getirecek… Ve sen; “beni alkışlarlar orada” diye gelmeyeceksin!.. Geçtiğimiz Cumartesi (27 Şubat) böyle bir gündü. “Bunu kaç kişi yapabilir” diye düşündük. Veya kaç kişi Vehip Sinan olabilir ve onun gibi yaşayabilir! Çizginin çok tesirli bir silah olduğu yıllarda, yalnız […]

2 mins read

Yakıt deposundaki pislik!.. [28 Şubat 2010 Pazar]

(Bu yazı gençlere, ana-babalar okumasın!..) Arabanın kumanda panelinde bir ışık yandı. Kitaba baktık; “mümkünse frene basmadan en yakın servise gitmemizi” söylüyordu! Dediğini yaptık ve arabayı gece orada bıraktık… Biraz zaman geçti; bir yolculuk arifesinde gene ışık yandı, işler aksadı, araba yine servise gitti… İnsan bunca para ödeyip, işinden olduktan sonra; henüz problemin bile neden kaynaklandığını […]

2 mins read

Bulutlara tutunamazsın [26 Şubat 2010 Cuma]

Bulutların üzerindeki bir uçağın kapılarından itiliveriyor, atılıveriyor insanlar… Fakat hiçbiri bulutlara tutunamıyor! Şimdi bir süre uçacaksın; korku veya sevinç içinde, ama bolca tedirginlik… Ne boşluğa atılmak ne de boşlukta kalabilmek elimizde olmasa da; havada özgürüz… Uçuyoruz… Düşüyoruz… Yere doğru hızla yaklaşıyoruz… Mutlaka bitecek olan, havadaki bu yolculuğumuzun hareketler bütününe “ben” diyoruz. Yani sen, “sen” isimli […]

2 mins read

Selin ardından [25 Şubat 2010 Perşembe]

Türk’üz; ama Yakutlardan, Macarlardan başkayız… Müslüman’ız; ama Suudilerden, Acemlerden farklıyız… Bizleri “biz” kılan şudur ki; bedenimiz Türklüğün ve ruhumuz İslamlığın sembolü olmuştur. İşte bu hakikate, bütün dünya üzerinde kısaca “Osmanlı” diyorlar… İki kuşak öncesine kadar hepimiz böyle bilirdik kendimizi. Fakat “Dünyanın en büyüğüyüz. En özel ve en güzel sancak bizim elimizde” imanından soğutulup uzaklaştırıldık ve […]

2 mins read

Akde bağlı hayvanlar [21 Şubat 2010 Pazar]

(Akit denen şey; “anlaşma, sözleşme, düğümleme, düğümlenme, karşılıklı bağlanma” anlamlarına gelir…) Bizler, hayatımız boyunca derdinden kurtulamayacağımız bir “hayvanı” içimizde gezdirmek ama dışımızdan beslemek zorundayız! Bu zor işin en kolay yolu ise; birbirinden hoşlanabilen kişilerin akit, yani karşılıklı anlaşma yapmasıdır: “Ben senin hayvanını besleyeyim sen de benimkini besle!” Bundan akıllıcası hangi iş olabilir? Fakat anahtarı eline […]

2 mins read

Sevginin duvarları [19 Şubat 2010 Cuma]

  Sevmek için göğün kubbesi altında olmamız yeterdi; sevişmek için çatı arasak da!.. Sevmek; bakmadan bile olur, ama onu hep görerek. Sevişmekse; karşılıklı sevmek veya dokunmak, dokunulmak… {*}{*}{*} Bizler, zaten seviyorduk. Gökyüzünün altından başka şey lazım değildi sevgimize. Fakat bunu göstermek için birer çadır edindik. Mutluyduk. Orada sevdiğimizin elini tuttuk… Daha çok sevebilmemiz için duvarlarımız […]

2 mins read

Canımda acılar [18 Şubat 2010 Perşembe]

Canımda acılar; bozkıra dökülmüş yağmur gibiyim! Bulutlara tütsem… Veya toprağa emilsem, kim bilecek yalnızlığımı? Çoook uzaklardaki kimler: “Başıma damlayan bu yaş, kim bilir hangi yalnızlığın buharıdır ki, bana kadar taşınmış” diyecek? {*}{*}{*} Canımdaki acılar gibi, varsın… Ama varken var olmadığın günler… Ve varken var olamadığım günler geri nasıl gelecek? Ben ve sen, yani biz… Ve […]

1 min read

Hediyem… [14 Şubat 2010 Pazar]

Bugün iki hikâye özeti var size, her ikisi de sevgi ve hediye üzerine. Biri O. Henry’den “Armağan”, diğeriyse Hazret-i Süleyman zamanından: {*}{*}{*} Kadın, aylardır kuruşları toplayarak biriktirebildiği 1 dolar 87 sente bakar. Hediye günü gelmiştir ama o çaresizdir. Büyük tutkuyla birbirine bağlı olduğu bu çift, halısı bile olmayan şu evde yaşamaktadırlar. Güzel kadın saçlarını çözer. […]

2 mins read

Türk milletinin % 40’ı akıllıdır!

Baba ve dedelerinizin suretleri yanına kendi fotoğraflarınızı da ekleyin. Çünkü yakın gelecekte: “Bu topraklarda Türkler yaşardı. İşte bunlar onların son temsilcileri” diyecekler! İmparatorluklar mimarı olan bir büyük millet Türkler, ama illaki başında lider isteyen. Destandaki gibi bir “kurt” bile olsa, ancak yol göstericisini bulduğu zaman yürüyen ve o zaman da önünde durulmayan bir taşkın sel… […]

2 mins read

Teşekkür mektubu [11 Şubat 2010 Perşembe]

Herkes bilir kendini; ne idi, ne oldu ve ne olabilirdi. Benimse korkumdan tüylerim dimdik olur, bunları düşündüğümde!.. Okuduğunuz, aslında bir teşekkür ve minnet mektubudur ve özetin özeti bile değildir ve bugün yazılmazsa peki ne zaman yazılacaktır? {*}{*}{*} O çocuk yaşlarımın her sabahında, sayısız çakal ini ve yılan deliği üzerinden geçmekteydim. Yani dişlenmem an meselesi! İçimdeyse […]

2 mins read