Kuşa tuzak! [20 Şubat 2009 Cuma]

Evlerinde tavuğu kazı olan adamlar gökte şakıyan kuşların bir lokma etlerine dikip aç gözlerini; buğday tanelerinin üstüne tuzaklar kurdular. Yüreği güüüp güp atan bir minik kuş, korkuyla çevreye bakındı. Yakınlarda bir insan veya sinmiş bir kedi görmedi. Güvenli sandığı taneciklere doğru sekti. Hem zaten kanatları vardı; yaklaşan olursa kaçar, kedi görse uçardı… Bir tek tane […]

2 mins read

Sayıklamalar [19 Şubat 2009 Perşembe]

Hastayım… Öyle sanıyorum ki; dünyadaki tek hasta benim ve bendeki hastalık başka hiç kimseyse uğramadı ve böyle bir hastalığı hiçbir hekim işitmedi ve dünyadaki bütün acıları ben çekmekteyim! Bu nasıl yanılgı? {*}{*}{*} Sağlıklıyım… Öyle sanıyorum ki; dünyada hiç kimse hasta değil ve benim gibi davranan hiç kimse hasta olmaz ve tıp âlemi sıhhat numunesi olarak […]

2 mins read

İki köpek [15 Şubat 2009 Pazar]

Şu tatil günü, huzur içinde okuyabileceğiniz birkaç satır yazayım derken, aşağıdaki Kızılderili hikâyesine rastladım. Ben yazmadım hikâyeyi, evet. Fakat hem Orta Asya’dan akrabalığımız olan ve hem de yaşadığımız şu dünyadan silinip giderlerken, kendilerine mahsus bilgeliklerini de heybelerinde götüren Kızılderililerden kalan şu ibretlik satırları görmenizi istedim. {*}{*}{*} Yaşlı Kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede […]

2 mins read

Onu mutlu etmenin püf noktaları :) [13 Şubat 2009 Cuma]

(Bugünden söyleyeyim de, yarına kadar denersen faydasını görürsün;) KADINLARI MUTLU ETMENİN PÜF NOKTALARI: 1. Etkilen, 2. Gülümse, 3. Karşısında kekele, 4. Terle, 5. Gözlerinin içine bak, 6. Elini tut… 8. Saç rengini beğen, 9. Saç boyunu onayla… 128. Ona şiir oku, 129. Şiir dinleyişini öv, 130. Onun şarkısını mırıldan, 131. Onu yücelt, 132. Ona dil […]

1 min read

Kaplan uykusu [12 Şubat 2009 Perşembe]

Geçenlerde araştırmıştım; etrafımızdaki bütün ülkelerde, çoğumuzun hatırladığı zamanlarda bile hep bir şeyler olmuş. Ya sınırları değişmiş veya rejimleri devrilmiş. Büyük acılar çekilmiş, şehirler yangın yerine dönmüş, sayısız insan kaybedilmiş… Yani ülkemiz her zaman bir ateş çemberi içinde imiş ve bu coğrafya demek ki yine çoğu zaman ateşler içinde kalacak! Bu bir temenni değil, realitedir. Fakat […]

2 mins read

Tı si karay pravoto! [08 Şubat 2009 Pazar]

Sen doğruya devam et!.. Tı si karay pravoto; yani “şartlar ne olursa olsun, asla doğruluktan ayrılma!” Büyükler de buyuruyor ya; en büyük keramet istikamettir! Tı si karay pravoto; Pomakça bir ifade. “Arda’dan Anadolu’ya” isimli kitapta rastladım. Çok Pomak gördüm ama onları anlatan böyle güzel bir kitap görmemiştim. Okumanızı ve rastladığınız Pomaklara bahsetmenizi tavsiye ederim. Bilen […]

2 mins read

Sulh coğrafyası (!) [06 Şubat 2009 Cuma]

Ezberlerimizden biri de “aman sesini çıkarma, barışçı ol” acayipliğiydi. Barışı yapanın; gücü olanlar, dik duranlar olduğunu anladık sonra. “Yurtta sulh cihanda sulh” vecizesini çoktan ezberlemiştik. Ama bir gün önümdeki atlasta bambaşka şeyler gördüm. Şaşkınlık içindeydim çünkü bütün komşularımızın ya sınırları veya rejimleri değişmişti! İşte o zamansa; “kış gelmesin diye” dua etmek yerine, “bir gün kış […]

2 mins read

Sulh, imaj, alkış vs… [05 Şubat 2009 Perşembe]

Atatürk; “Yurtta sulh cihanda sulh” demişti ama Mustafa Kemal üç kıtada çarpışmış bir askerdi! Sonrakiler “iman belletir gibi” ezberlettiler bunu! İkinci adam eşittir (hâlâ tartışılan) Lozan Barışı, Üçüncü Adam eşittir barış güvercini! Her resmine zımbalanmış o kuşu görerek geçti çocukluğumuz ki hatta o hayvanın, ayağından bir iple Ecevit’in boynuna bağlı olduğunu sanırdık! Ancak bir çocuk […]

2 mins read

Hiç yurdunuz oldu mu? [01 Şubat 2009 Pazar]

Söyleyeceğim ne zamandır, ama nasıl diyeceğimi bulamıyorum. Sonunda dedim ki kendi kendime: Yahu ne düşünüyorsun, söyle gitsin! Belki de tam şu anda birisi hayır yapmak istiyordur da, nereye yapacağını bilemiyordur. Ve tam da şu anda o kişi, bu fakîrin köşeciğini okuyordur! Olmaz mı yani? Belki de olur, kim bilir… E söylesene o zaman, dedim İzmir’deki […]

2 mins read

Bilyeliyle kaymak [30 Ocak 2009 Cuma]

Konuşmak; bir bilyeli arabayla yokuş aşağı kaymaktır! Zeminin düzlüğüne, yokuşun meyline göre hızlanır araba ve önüne engel çıktıkça bir yana kaçmaya çalışır! Bilyeli arabalar genelde tek kişiliktir, çünkü hemen herkes dört tane bilyeli (rulman) bulmuş, bunları iki odunun iki ucuna takmış… Oturabilmek için dingillerin üstüne koyduğu tahtayı ise arkadan iki üç çiviyle sabitlemiş; ama önden […]

2 mins read

Şaşıralım hadi! [29 Ocak 2009 Perşembe]

 27 Ocak 1299’a…                             Büyük İskender Makedonya’dan çıktı; Tuna’dan Nil Nehrine ve Hindistan’a kadar yayılan öyle bir imparatorluk kurdu ki, sevenleri 2332 yıldır hâlâ bu fetihlerle avunurlar. Bu imparatorluğun ömrü kaç yıldı biliyor musunuz? 13 yıl!.. Hun Türklerinin Avrupa’ya da diz çöktüren, en bilinen hükümdarı (395 doğumlu) Attila’dır. 434’te kurduğu imparatorluk kendi ölümünün hemen ardından dağılıverdi. […]

2 mins read

Karne günü [25 Ocak 2009 Pazar]

Jeton düştü ansızın: Karne günü demek; “kâr ne” günü demektir! Öyle ya; bu kadar gittin geldin de yolunda, bu kadar durdun çatısının altında; yazdın, çizdin, dinledin şu okulda… Şimdi görme vaktidir; neyi anladığının ne kadar öğrendiğinin… Yani bu kadar zaman verdin de iyi mi ettiin, kötü mü? Kâr mı ettiin, zarar mı?.. Yani karne günü; […]

2 mins read

Hizmette ölçü nedir? [23 Ocak 2009 Cuma]

Bir meseleyi izah etmek için, Ahmet abi mesaj yazmış, diyor ki: “Hizmette tiraj, viraj, sınır ve sinir yoktur.” Alacağımı aldım ve anlayacağımı anladım… Bunun hemen üstüne bir de hatıra gördüm. Bir kitaptan aktarılmıştı. O da yine hizmet konusunda önemli dersler veriyordu. Aynen şöyleydi: {*}{*}{*} Hizmette mütevazı olma ölçüsü örneği. Bir gün Efendimiz aleyhisselam: – Ya […]

2 mins read

Sanki öldüm! [22 Ocak 2009 Perşembe]

İsmimizle erişilen web sayfasını, geçen yıl 19 Ocakta başlatmıştık. Yayınlanmış yazı ve çizgilerimizi toplamaktı gayemiz. Gazetede 99 sonrasında çıkan yazıların çoğunu, onun haricindekilerin de henüz çok küçük bir kısmını koyabildik. Bir yandan bu “toplama” işi devam ederken; köşemize uymayan yazıları siteye koymaya, bazı güncel olayları yorumlamaya başladık. Bu arada yazışmalar, haberler, fotoğraflar filan da girince, […]

2 mins read

Müslümana iman ettirmek!.. [18 Ocak 2009 Pazar]

Bende takıntı başladı; "cuma vaazından geliyorum" diyen hanım görsem, neler dinlediğini soruyorum. Dün de ablama sordum; "Kur’andan anlattı biri, dedi. Hatta seslerin kaybolmadığını… Gök tabakalarından birinde toplanan sesleri bilim adamlarının da bulduğunu… Hazret-i Ali efendimizin sesinin diğerlerinden ayrıldığını, anlattı" dedi… Siz de rastlarsınız mutlaka. Aslında söz şu: "Aranızda dinsiz mi vardı ki Allahü tealanın var […]

2 mins read

Rüzgâr ve ateş [16 Ocak 2009 Cuma]

Dokunamıyorum sana… Fakat, sen bana dokunuyorsun! {*}{*}{*} Dursam durulamayacak, kaçsam kaçılamayacak haldeyim senden! Üşüyorum… İçim daha çok savruluyor dışımdan ve dışım içimden fazla savruluyor; Senden, sana doğru… {*}{*}{*} Soğuk esen rüzgârlar gibisin şimdi… İçim üşüyor varlığınla! {*}{*}{*} Oysa, ne ayaz geceleri ısıtmıştım hayalinle ben! Kara bir kıştı. Siyah bir paltoya sarılmıştım nehrin üstündeki köprüde. Sen […]

2 mins read

Kitapla beslenen kuşlar [15 Ocak 2009 Perşembe]

Çoğu kimse, kendisinden uzaklarda çarpan bir yürek için; ne kadar umut, ne kadar çok yaşama sevinci olabileceğinin farkında bile değildir! Taze bir fidandı kendisi; ama onlarca kuş konmuştu dallarına, civil civil civil ötüşüyorlardı… Onları duyunca, sanki ayaklarından saplanmış gibi oldu o toprağa… Kıpırdamaya bile korktu, ürkütmemek için serçelerini! Sabrı vardı, heyecanı vardı, fakat… Nasıl besleyecekti bu […]

2 mins read

Mesleğim ne, biliyor musunuz? [11 Ocak 2009 Pazar]

Yazarlık yaptığımı sansanız da; benim mesleğim televizyon seyretmek!.. Hayranı olduğum televizyonsuz kimseler hariç, herkese sormak lazım; “televizyon seyretmek işi” günde kaç saatlerini alıyor? Dürüst olalım, itiraf edelim: Her gün televizyonun açık durduğu saatin onda birini; misal ki sadece 20 sayfa okusak; 10 günde 200 ve 30 günde 600 sayfa bitirirdik. İşte o zaman, insanları her […]

2 mins read

Çok yaşamanın sırrı [09 Ocak 2009 Cuma]

(Çok daha uzun süre hayatta kalmanın sırrını gerçekten fark ettim galiba! Bunu size de söylememi ister miydiniz?) Bir ölümcül hastaya; “sağlıkla geçireceğin altı ayın olsa ne yapardın” diye sorulsa cevabı ne olurdu?.. Bu bilmeceden de kolayı şu: Allah göstermesin, ama varsayalım ölümcül hastalığı olan sizsiniz! Ve son anda, sanki bir ikramiye gibi, size; “tamamen sağlıklı olarak […]

2 mins read

Filistin arenası [08 Ocak 2009 Perşembe]

Seyirci dolu arenanın ortasında şaşkın adamlar, korkmuş kadınlar, ağlaşan çocuklar… Ansızın fırlayarak bunlara saldıran vahşi aslan, kaplanlar… Bu hayvanların; her bir masumun kolunu bacağını ayrı köşelere fırlatışlarında, tribünlerden; “vahşet buu, olamaaz” manasında yükselen uğultular, parmak arasından bakmalar!.. -Kahrol, pis aslan; bir çocuk böyle mi öldürülür? Seni lanetliyoruz, artık kan görmeye dayanamıyoruz!.. Silahsız insanlara saldıran hayvanlar kahrolsun […]

2 mins read