Stop Köşesi
Mıkı ve tarihsiz fotoğraflar! [16 Mart 2001 Cuma]
(İnsan ancak, yaşı büyüdükçe “OLMAZ”larla tanışıyor!. Ben ancak, “ŞİMDİKİ AKLIMLA” inanamıyorum Mıkı’nın yaptıklarına. Yoksa, Mıkı varkenki idrakim için o kadar NORMALDİ ki gördüklerim!) Annemle beraber, trenden inmiş ve üç kilometreden fazla yürümüş olmalıyız. Yol artık derenin kenarından gidiyor. Üzerinden at arabalarının rahatça geçtiği, kütüklerden yapılma köprüye varıyoruz. Geniş bahçenin tek girişi burası. Meydanın hemen solundaki […]
Bir oğlak, bir çocuk, bir adam ve madalya… [15 Mart 2001 Perşembe]
O kapkara ve şıkır şıkır oğlak, dayımın gözüne bakar, sözünü dinlerdi. “Öl Mıkı!” derdi dayım; Mıkı, atardı kendini yere… {*} Dayımın yüzünü bile hatırlamıyorum… Ama Mıkı’nın hiç düşünmeden, tereddüt etmeden “küt” diye yan üstü kendini yere vuruşu… Parlak ve simsiyah tüylerinin kıpır kıpır oluşu gözümün önünde beliriyor… “Kalk Mıkı” derdi ardından dayım… Mıkı kalkardı… Elden […]
Yazmak hakkında [16 Mart 2008 Pazar]
Burayı havuz kabul edin… Yazılabilecek her alanı da birer deniz, okyanus… Şimdi yüzme hakkında konuşacağız… İsteyen bu bilgileri alır ve gerektiğinde kendi canını kurtarmak için kullanır… İsteyen boğulan birini gördüğünde, onu kurtarmak için kullanır… Bazısı derin sulara açılır, denizleri aşmak için kullanır; isteyen de canı sıkıldıkça gelip, aynı havuzda oyalanır… Bilinmesi gereken şudur ki; Havuzda […]
Gül’ün de izlediği film [14 Mart 2008 Cuma]
Cumhurbaşkanımız Gül, göreve geldiğinden beri ilk defa sinemaya gitmiş. Ailesiyle birlikte; “120” filmine… Ben sık sık sinemaya kaçarım. Önceki gece de (Bayrampaşa, Ben Fazla Kalmayacağım)’daydım. Orijinal ama gülmek/ağlamak ikileminde bırakan bu film hakkındaki yazım www.muammererkul.com adresinde. Şu anki konumuz; 120 Vanlı çocuğun 1914 yılındaki kahramanlığı. {*}{*}{*} 120 üzerinde çok durdum, biliyorsunuz… Vanlı değilim. Filme imza […]
Hakikat [13 Mart 2008 Perşembe]
Bilen bilir; göz ve gez arasına arpacık girmeden hedef vurulmaz… Gerçek ile göz arasına da çoğu zaman gözlük gerekir! Hepsi birer tane oldukları halde, hakikati derinliğinde durduğu için; doğrular sanki çokmuş gibi görünür! Gözlük, hakikati gösterir; bozulmuş gözlere… {*}{*}{*} Hakikat gözlüktür çoğu kimse için. Fakat gözlüğe bakmak farklıdır, gözlükten bakmak farklıdır… Gözlüğüne neresinden bakacağını bilmeyen […]
Anlamak için [26 Mart 2006 Pazar]
Anlamak için; Anlamayı istemek lazım… {*} Ey saçı bembeyaz ağarmış kişi! Sarı renk ne güzel durur başında… ….. Fakat, sürsen genç adamın kömür rengi saçına, görülmez! ….. Ne boyanın boyamadığını gösterir bu hal; Ne de kara saçlı başların baş olmadığını!.. {*} Belli ki, birer atımlık barutumuz var; Doğru yerde kullanmak lazım… ….. Oku hangi yöne […]
Kim hoşlanır ki ikazdan [24 Mart 2006 Cuma]
Elimdeki teli prizin deliğine sokmaya çalıştığımı, uyurgezer halde uçuruma yöneldiğimi görsen uyarmaz mıydın, durdurmaz mıydın beni? Şimdi keyfini bozmayayım, gibi bir anlamsız kelime gelir miydi aklına?.. ……. Gözü dönmüş bir boğa sürüsü tozu dumana katarak geliyor. Görüyorsun… Kudurmuş köpekler köpükler saçarak; veya kurtlar, çıldırtan bir açlıkla akarak geliyor. Görüyorsun… Ağzına kadar dolu bir kamyon, korna […]
Halbuki… [23 Mart 2006 Perşembe]
(Sanki) Herkes o kadar doğru ki; Hep benim yanlışımı görüyorlar… (Hâlbuki) Ben o kadar doğruyum ki; Hep başkasının yanlışını görüyorum… {*} Eskiden koşan bir at gibi yazıyordum… Yelelerim dalgalanarak savruluyordu bahar rüzgârında. Kuyruğumsa, ibrişimden bir şal gibi dümdüz geliyordu ardımdan… Her kasım her kasılmasında; güneş altında parlayan dalga uçları gibi ışıldıyordu… Küçük böcekler gibi yürüyordu […]
Leyla’nın saçına… [19 Mart 2006 Pazar]
(..Bizim Mecnun) Mecnun’un avucunda bir çiçek vardı. Soranlara; – Leyla’mın saçı için, diyordu. Çünkü öyle güzel rengi var ki bu çiçeğin ve öyle güzel kokuyor ki… – Peki Leyla’yı bulmaya ne tarafa doğru gideceksin, dediler. Çölü gösterdi… – O çölde, değil elindeki çiçek, sen bile kurursun, dediler. – Biliyorum, dedi Mecnun… Biliyorum ama bu avucumdaki […]
O, Leyla değil [17 Mart 2006 Cuma]
Bu, deli değil ki, diye bağırdı hükümdar, şaşkınlıktan açılan gözlerle… Herkes sustu. Mecnun rahatsızlıkla kıpırdadı. Sonra sessizlik daha da büyüdü… Hükümdar sırf sözü tekrar ona vermek için; – Neden herkes sana “deli” diyor? Diye sordu. Mecnun göz ucuyla bir an baktı ona ve ardından gözlerini boşluğa dikerek; – Deliliğe “akıllı olmama hali” diyorlar, dedi… Peki, […]
Bay İnanılmaz [16 Mart 2006 Perşembe]
İnanılmaz Aile isimli bir çizgi film vardı… İnanılmaz hızda koşabilen bir çocuk; görünmeme ve görünmez bir korunma kalkanı oluşturabilme özelliğine sahip ablası; kol ve bacaklarını istediği yere kadar lastik gibi uzatabilen anneleri… Ve nihayet, çok ama çok güçlü olan babaları: Bay İnanılmaz… Bunlar şimdi size saçma gelecek, ama filmi seyretmenin de tadı başka oluyor! Durdurmak […]
Biri bizi gözetliyor [14 Mart 2001 Çarşamba]
Biri bizi gözetliyor Dıngaç ne demek? İlk duyduğumda çok gülmüştüm bu kelimeye… Baktım, imlâ kılavuzunda da yoktu. Ama millet kullanıyordu işte… Peki siz biliyor musunz, “DINGAÇ” ne demek?.. …… Yavaş geçilsin diye yola beton bir set yapmışlar. Ama biz zamanında fark edemediğimizden “DINGG” diye sarsıldık üzerinden geçerken. Dıngaçlara hızlı çarpmaktan nefret ediyorum, çünkü “üh’nn” diye […]
Ne tatildi ama!.. [13 Mart 2001 Salı]
Ne tatildi ama!.. Yıllık izinleri andıran onar günlere de fena alıştık, değil mi?.. Klavyenin tuşları bile sanki yabancı geliyor! “Amma da abarttın” mı? Niye abartayım ki oğlum; senin de iskemlen bir yerlerine yabancı gelmiyor mu bu gün?.. (Haliyle siz, benim bu sayıklamalarımı Salı sabahı okuyacaksınız.) Neyse, hoşgeldiniiiz… Hepimiz hoş geldiik… Ben de; hoş bulduuk!.. (Ne […]
“Müjdeler…” [12 Mart 2001 Pazartesi]
Eğer bir zamanlar siz de çocuk idiyseniz… Veya hayatınız boyunca birkaç tane çocuk gördü (!) iseniz bilirsiniz ki; hiçbir çocuk güle oynaya iğne olmaz. Hatta tetanos veya kuduzdan öleceğini söyleseniz bile dinlemez!.. Bir çocuk için “şu an yaşıyor” olmak, YAŞIYOR olmaktır!.. Şu an birazcık canının yanması, biraz sonra hayatını yitirmekten daha mühimdir! Yani bir insanın […]
“Üç gece devrildi üstüme…” [09 Mart 2001 Cuma]
“Üç gece devrildi üstüme…” Dedem bağırarak dışarı fırladı; Sanki bahçedeki tavuklar bile sustu gibi geldi bana!.. ….. Ben yeni uyanmış ve kapının önüne çıkmıştım. Gözlerime çapaklar, çıplak ayağımın orta parmağına da küçük bir çırpı batıyordu. Kıpırdamadan bakıyordum… {*} Neden bağırdığı pek anlaşılmıyordu. Tek şeye değildi kızgınlığı sanki… Ortalıkta yatan köpek aniden kalktı yerinden ve kuyruğunu […]
İlk kadın… [08 Mart 2001 Perşembe]
1 Kadınlara “Özel Gün” Hangi erkek, hangi sebeple ve niçin bu tarihi belirlemiş bilmiyorum ama, iyi etmiş. Evet, bugün KADINLAR GÜNÜ imiş… BÜTÜN HANIMLARIN BU ÖZEL GÜNÜNÜ KUTLARIM. {*} Bugünkü konumuzu çok beğeneceksiniz. Çünkü size bugün ÇOK ÇOK ÖZEL BİR KADINDAN bahsedeceğim… Sonra bir kadından daha… Arkasından da BUGÜN HÂLÂ DEVAM ETMEKTE OLAN… VE HEPİMİZİN […]
Aldığımız; “gülüş”tü (!) [06 Mart 2001 Salı]
Aldığımız; “gülüş”tü (!) İlk defa bu bayramın arefesinde farkına vardım… Çarşı-pazar dükkan dükkan dolaşırken; İnsanlar aslında “gülüş” alıyorlardı kendilerine!.. {*} “Ustacığım be, şu gülüşün 25 numarası kaldı mı? Kırmızı olsun, kızım için…” “Doldursana şurdan bana da yarım kilo karışık gülüş!..” “Bu dar geldi, sen bana 38 bedenini ver bu gülüşün…” ….. Gülüşler, gülüşler, gülüşler… Ne […]
En kestirme yol [05 Mart 2001 Pazartesi]
En kestirme yol Aklımın kesmeye başladığı yıllarda zannediyorum ki; bu tartışmalar sadece o yıllarda olacak… Sonraki zamanları yaşayıp, önceki zamanları okudukça anladım ki; değilmiş, her dönem “ya sabır” diyecek inananlar yaşayacakmış… {*} O zamanlar ne tartışılıyordu biliyor musunuz; denize girmenin veya sakız çiğnemenin oruç bozup bozmayacağı. Aradan geçen bunca zaman içinde; her mübarek ay ve […]
İhlas Vakfı’nı hakikaten tanıyor musunuz? [02 Mart 2001 Cuma]
İhlas Vakfı’nı hakikaten tanıyor musunuz? İhlas Vakfı’nı pek çoğunuz benden iyi tanıyorsunuz, biliyorum. Fakat dileğim odur ki; henüz tanımıyor olanlar da en azından, sadece benim kadarcık ilgilensinler bu vakıfla ve en azından benim kadarcık tanıyabilsinler… (İnşallah) O zaman onlar da bu işe seve seve kalplerini koyarlar… “İhlas Vakfı” ismindeki bu şemsiyenin bir ucundan tutarlar… Altındaki […]
Ben özgürüm!.. [01 Mart 2001 Perşembe]
Ben özgürüm!.. Hani şu; “Akıl, boza ve saire” isimli yazı çıktı ya… Hah, işte o yazı okudukça daha da fazla hoşuma gitti. “Ben eskiden de akıllıydım, diye başlayıp, hani (bir anlamda); “Her şeyi bilecek kadar AKILLI’lıktan, HİÇBİR ŞEYİ BİLMEYECEK KADAR AKILLANMAYA terfi etmeyi anlatıyordu bu yazı, MERAKLISINA! (Peki niye meraklısına? Çünkü merak etmeyene, sormayana, öğrenmek […]
