Çuvaldız! [01 Mayıs 2001 Salı]

(Çoktandır çuvaldızı “KENDİMİZE” batırmamıştık galiba; Öyleyse hazır olun, çünkü geliyor!) Bütün medya yöneticileri tahmininizden zekî insanlardır, unutmayın… Böyle olmasaydı, şu an göze batacak kadar ortada olmaz, eleştirilere maruz kalmazlardı. Unutulmaması gereken bir nokta daha var ki, o da şu; herkes DOĞRU BİLDİĞİ kendi yolundan gitmekte!.. Kişi popülizme inanıyor ve ardından gidiyor, komünizme inanıyor ardından gidiyor, […]

5 mins read

Gaz odası (!) [27 Nisan 2001 Cuma]

Gaz odası (!) (Kelem tutan herkese!..) Hastanenin, bizim grup tarafından buluşma yeri olarak belirlenmesi; o günlerde orada yatan arkadaşımızı bırakın, diğer hastalara dahi büyük bir moral olmuştu. Ona uygulanan sıcaklık, oda arkadaşlarına da sirayet ettiğinden, koğuşun ısısı tatlı tatlı yükselmişti. Hal böyle olunca; çekilen acılara rağmen, tebessümlerin suratlarda açılması ve minik kahkahaların kapı önlerinde duyulması […]

5 mins read

Yoldaki mezar [26 Nisan 2001 Perşembe]

(Dünkü yazıyla bağlantılı…) ‘Anlaşıldı’, diye kafasını salladı biri. Peki, henüz onlarla bir iş yapmadan insanları ayırabilir miyiz?.. – Biz belki ayıramayız da, onlar kendi kendilerini seçip ayırabilirler!.. – Nasıl yani, bu nasıl olacak ki? – Başlamışken bir hikâye daha anlatayım mı sizlere?.. İster misiniz?.. Ben heyecan içinde; – İsterim, isterim!.. Deyince dedem başımın tam tepesine […]

5 mins read

Kör adamın maymunu [25 Nisan 2001 Çarşamba]

Kör adamın maymunu Seslendiğini duydum. Baktım, eliyle beni çağırıyor. Koşarak yanlarına gittim. Cevizin altına sermiş oldukları kilimin üstünde oturuyorlardı. Dedem ağaca yaslanmıştı. Diğer üç kişi, sırtları eve dönük olduğu halde, ona bakıyorlardı. “Gel bakalım paşa, dedi dedem… Bir hikaye anlatacağım da, senin de dinlemeni istedim…” {*}    Gözleri hiç görmeyen bir adam vardı. Bu adam, […]

4 mins read

Yalancı meme (!) [24 Nisan 2001 Salı]

Ahh, kaç gündür kaç tane yazı yazdım ve yok ettim hemen ardından… Kaç defa soruyorum kendime; Ben, acaba bu kadar “edepli” olmak zorunda mıyım? Sonra; “Evet”, diyor içimden bir ses… “Evet, çünkü sen sadece kendini temsil etmiyorsun!..” {*} Ama, bazen insanın, ister ya canı hani; Sopayla susturuluncaya kadar konuşmak, konuşmak, konuşmak… Bu; tahammül sınırlarını aşmaya […]

4 mins read

Güzelliklerin yıldönümü [20 Nisan 2001 Cuma]

Bugün, kâinatın gördüğü en güzel günün yıldönümü!.. {*} Bugün, gülümsemelerin bir mânâ kazanmasının yıldönümü… Bugün bütün güllerin, niye açtıklarını… Ve niçin böyle güzel koktuklarını anlamalarının yıldönümü. ….. Bugün; Bugün kâinatın gördüğü en güzel günün yıl dönümü!.. {*} Bugün günlerin, yılların ve bin yılların; istikamet öğrenişinin yıldönümü… Bugün, zamanın bir “kavram”a dönüşmesinin yıldönümü… Bugün idrakin; dahili […]

3 mins read

Siyaset yazmayabilmek (!) [19 Nisan 2001 Perşembe]

Onu markette her görüşümde (ki yılda birkaç defayı geçmezdi), köşemizde çıkan yazılardan bahsederdi bana, ışıl ışıl gözleriyle… Yani yılda iki veya üç dakika konuşurduk Hüreyre ile. ….. Ya o kaptı bizim Hasan’ı, ya da Hasan; “Bu çiçek ele gitmesin” dedi… Neticede yağmur, güneş ve gökkuşağının sarmaş dolaş halay çektiği bir günde ben de onların konvoyunun […]

6 mins read

Üç teselli!.. [18 Nisan 2001 Çarşamba]

Üç teselli!.. Fenerbahçeliyiz ya; Bugünlerde tam üç tane (bıçaktan kurtulmuş) KOÇ GİBİ tesellimiz var: {*} Denizlispor: 2, Fenerbahçe: 1 (Kayıp: Üç puan) ….. BİRİNCİ TESELLİMİZ: “Bizim hocamız Mustafa Denizli olduğundan, Denizlispor adaşımız sayılır… Yani üç puan gitti, ama yabancıya gitmedi!” {*} Fenerahçe: 3, Gençlerbirliği: 6 (Kayıp: Türkiye Kupası) ….. İKİNCİ TESELLİMİZ: “Bizim hocamız Türk, Gençlerbirliği’nin […]

2 mins read

Hürmüz’ün tercihi!.. [17 Nisan 2001 Salı]

Hürmüz’ün tercihi!.. Eskiden, bir “roman” gibi, belirli bir noktadan başlıyordu siyasî konuşmalar; gelişiyor ve bir sonuca bağlanıyordu… Bir destan gibi (en azından) konuşanın ağzını, dinleyeninse gönlünü dolduruyordu. “Zaman”ları vardı ayrıca anlatılanların; gelecek zaman, şimdiki zaman, geçmiş zaman gibi… {*} “Bizim kasabaya na şu yandan yol gelecek, tee böyle gidecek!..” Her kafadan “AYNI” sesin çıktığı ve […]

5 mins read

Üç(üncü) adam! [02 Nisan 2001 Pazartesi]

Ben çocukken adamın birine “üçüncü adam” derlerdi… Düşünür, sayardım pek de neyin ne olduğunu anlayamadığım yıllarda… Demek ki bu ihtiyarın elinden (bırakmak istemediği) genel başkanlığı aldığı için veriyorlardı bu adı. ….. Uzatmaya lüzum yok; yıllar sonra aynı adam, üç adamdan biri olarak bu ülkenin başına geçti işte, 99 başında. Meğer o tarihte, Cumhuriyetimiz kurulduğu günden […]

5 mins read

İçini dinle! [30 Mart 2001 Cuma]

İçini dinle! O zamanlar hastaydı artık… Demek ki ömrünün son zamanlarıymış… (Aslında, nasıl hatırladığımı ben de bilmiyorum bunları, ama hatırlıyorum işte…) Uzak bir ahbabı, hastalığını duymuş ve ziyaretine gelmişti dedemin… Yatağının yakınına oturdu, biraz konuştular. Sonra sesler kesildi; bir sinek uçtu havada, hep beraber onu dinledik!.. ….. Bu tanımadığım adam eğer dedeme “dede” demeseydi, belki […]

4 mins read

Can kırmak!.. [29 Mart 2001 Perşembe]

Can kırmak!.. Uyanıksam ve çevremi görebiliyorsam, vakit gündüz demekti… Aslında o zamanlar, her çocukta olduğu gibi, gece ile gündüzden başka bir zaman kavramı da yoktu kafamda. Bahçeye bir kaplumbağa girmişti. Onu görüp yanına gittiğimde kafasını kabuğunun içine çeker gibi yaptı, ama sonra vazgeçip beni hiç umursamamaya başladı!.. Şimdi bütün dikkatim onun üzerindeydi. Yarım metre arayla […]

5 mins read

Sahibini arayan köle (!) [28 Mart 2001 Çarşamba]

Sahibini arayan köle (!) Ahhh; Genzimde yangınlaar!.. ….. Gözpınarlarımdan başka, bütüüün pınarlar kurumuş!.. ….. İçimde, yıldırımlar! {*} Ahhh Adını sayıkladığım şehir!.. {*} Ben uzaklarda, ben sıcaklarda, ben henüz çiğnenmemiş sokaklarda iz sürüp; Sahibini arayan köleyim… {*} Ahhh; Edilmemiş “ah”larım!.. Ateşten kurşunlar gibisiniz, içime girip çıkan; Petek ve arılar gibi! Ben mi?.. Ben en koca kafalı […]

2 mins read

Zavallı yeğenim [27 Mart 2001 Salı]

Zavallı yeğenim (On dört-on beş sene önceydi…) ….. Bizim yeğen durup dururken basıyor tekmeyi ve beklendiği günden biraz evvel; “Geliyoor!” diye bağırttırıyor annesini. {*} Annesi?. O zamanlar, basküllerin neredeyse üç rakam ile ifade edebileceği “sıklete” çıktığı halde, malum biraz tez canlı; Kendi kendine toplayıp pılı-pırtısını düşüyor hastane yollarına… {*} İlk “ciyak” hastane görüldüğünde duyuluyor… İkincisi […]

3 mins read

BBG, Show TV, Eğlence, Kitap ve Tebrikler [26 Mart 2001 Pazartesi]

Okul öncesi için (veya okul öncesi seviyesi için) bir soru: ….. Biz… Bu ülkeye… Fidan dikersek ne olur?.. ….. Hadi düşünen düşünsün, düşünemeyenler ise okul öncesi seviyesi için sorulan bu soruya verilecek cevapları beklesin… Kim verecek bu cevapları?.. Ben… {*} (Bazen ödümüz kopuyor, kendimizden bile!) Halbuki bunda korkacak ne var ki; okul öncesi bir çocuğun […]

5 mins read

Ay em ÖF!.. [23 Mart 2001 Cuma]

  Öcü’ler daha eskidenmiş; Bizim (de) çocukluğumuzun kâbusu IMF, yani yeni söyleyişimizle “Ay em ef” idi!.. (Affınıza sığınıp, o zamanki yaşıma vermenizi istiyorum.) Ben sanıyordum ki; ülkemiz koca bir inek, bizler onun üstündeki kılları, mılları… IMF dedikleri şey de ineğin kafasının (hatta ağzının) bağlı olduğu ipe hükmeden adam!.. (Okul kitaplarında “manda” falan diye de okuyorduk […]

5 mins read

Üç güzel pencere! [22 Mart 2001 Perşembe]

İnsanların en fazla nefret ettiği şeylerden birinin; kendilerine verilen “ödevi” yapmak olduğunu biliyorsunuzdur elbette… Umarım böyle algılamamışsınızdır, dün size “düşünmeniz için” söylediğim üç konuyu… Onlar, şunlardı, değil mi? “Bu günden önce sizi mutlu etmiş olan şeyleri… Bu gün sizin kendinizi mutlu hissetmenize sebep olan şeyleri… Bu günden sonra, gerçekleştiğinde mutlu olacağınız şeyleri düşünün.” Düşünmüşsünüzdür elbette. […]

5 mins read

Kayseri nerede? [21 Mart 2001 Çarşamba]

(Birbiriyle bağlantılı üç konudan birincisi) Ben yeni farkettim Kayseri’nin nerede olduğunu, biliyor musunuz?.. Ve Kayserili “uyanıklığının” ise, taa Kayseri’yi ilk kuranlardan geldiğini anladım… Kayseri nerde, siz de öğrenmek istiyor musunuz?.. {*} Türkiye’yi tutun iki ucundan ve bir mendil gibi ikiye katlayın. Şöyle yukarıdan aşağı bir çizgi belirdi mi? Güzel!.. Şimdiyse demin tutmadığınız iki kenarından tutarak […]

6 mins read

Güç; güçtür! [20 Mart 2001 Salı]

Güç; güçtür! Güç; güçtür!.. İlginç olanı, hem kudreti hem de acziyeti anlatıyorki bu ifade; “güç” kelimesine bu orijinalliği ve ibretli güzelliği de işte bu zıtlık veriyor… {*} Güç; güçtür!.. Çünkü kuvveti, iradeyi ve idareyi elinde tutmak zordur, büyük bir güçlüktür… ….. Güç; güçtür… Çünkü hayatı bir güçlük yeri ve sıkıntılar arenası olarak kabul eder bazıları. […]

4 mins read

İlk yağmurun suları [19 Mart 2001 Pazartesi]

Bir kabın açlığı; içindeki boşluktur… Sabahlara kadar kitap okuduğum ve okuduklarımı (neredeyse) ezberlediğim yaşlarımda koymuş olsaydı birisi benim önüme Sadi’nin muhteşem kitaplarını; Biliyorum ki ben, şimdi “başka kilometrelerde” olurdum!… {*} Bu lafı çok söylemesem bile, çok düşünmemin sebebi, asla; “Biz zamanında okuyacaktık (veya şunu şöyle yapacaktık), şimdi iş işten geçti” demek değildir… Ya nedir? Şudur […]

5 mins read