“Bilinmeyen kişi” kim?.. [12 Haziran 2001 Salı]

“Bilinmeyen kişi” kim?.. Bir gün açlıktan ölecek hale düşeceksin, diye konuştu dedem… En yakınların dahil, hiç kimsede sana verecek bir lokma bile yiyecek olmayacak; çünkü kendileri senden daha zor durumda olacaklar… İşte tam o sırada biri çıkagelecek. Leziz yiyecekler ile besleyip seni ölmekten kurtarırken; “Falanca yerde, falanca zaman birine bir ikramda bulunmuştun. O kişi benim… […]

4 mins read

Amerika; şurdaydı zaten!.. [05 Haziran 2001 Salı]

Amerika; şurdaydı zaten!.. Amerika kıtasının keşfi de ne ki!.. Beni… Ay’a ayak basılmasından kesinlikle daha fazla şaşırtan; Karşımdaki insanın… … KARŞIMDAKİ İNSANIN (DA) HAKLI OLABİLECEĞİNİ farketmemdi!.. {*} Dilimi anlayan var mı? ….. “Karşımdaki insanın da en az benim kadar haklı olabileceğini” keşfettiğim gün, inanın; insanoğlunun Ay yürüyüşüne şaşırmasından daha fazla hayret etmiştim… {*} İnanamadım!.. Bunun […]

6 mins read

Ceplerim küçücüktü [01 Haziran 2001 Cuma]

Ceplerim küçücüktü Başında beyaz dantelli beyaz örtüsü vardı bir zamanlar “Hacı teyze”nin… Elinde, kapaklı cam kase içinde akide şekerleri vardı… Dilindeyse dualar… ….. Bir ikindi vakti olmalı ki otuz sene öncesinin; yola bakan köşedeki odaya Paşabahçe tarafından ışık dökülüyordu… Onun başındansa nur dökülüyordu sanki ve avuçlarından susamlı şekerler… Bir de dudaklarından dualar dökülüyordu… ….. Üzmek […]

5 mins read

Açı sokağa salmak (!) [31 Mayıs 2001 Perşembe]

Ninem’le görümcesi ‘hayat’ta oturuyorlardı. Yanlarındaki üçüncü ihtiyar da, yün eğiren komşu kadındı… (O zamanlar sanmaktaydım ki; gözleri çok zor gören her yaşlı kadının vazifesi yün eğirip iplik yapmaktır!..) Hayatın bütün kapıları açıktı ama, bembeyaz sıvalı evler gün ışığında parlayıp göz aldığından, içerisi karanlıkta kalıyor, görünmüyordu… Bir de uçuşkan beyaz örtüsü salınırsa kapının; bu bez hem […]

5 mins read

“.. büyümekten korkmasın!” [18 Mayıs 2001 Cuma]

“.. büyümekten korkmasın!” (Dünkü yazı ile bağlantılı) (Küçük çocukların ilginç bir özelliği vardır ya hani; ufak meselelerde ortalığı ayağa kaldırdıkları halde, büyük acılar karşısında tepkisiz kalırlar… Durumu idrak etme güçlüğünden midir bilmiyorum, böyle zamanlarda başka şeylerle ilgilenir, ya da öyle görünürler!..) ….. İşte, köşeye çökmüş ve ağlayan o kadının kucağında da üç yaşlarında bir çocuk […]

6 mins read

Bir kadın ağlıyordu… [17 Mayıs 2001 Perşembe]

Bir kadın ağlıyordu… Avucundaki elimi belli belirsiz sıkmasından, ona doğru yöneleceğimizi anladım. Çünkü dedem, anlık kararlar verirken hep böyle yapardı… Yaklaştık, çocuğuyla beraber orda köşeye çökmüş genç kadına ve bir metre kadar kalınca durduk. {*} İçinde uçurumlu feryatlar ve dibi olmayan derin sular olduğu halde, kalbi kuru ve çatlak çatlaktı, belli… Yere çöktü dedem; “Açsın […]

5 mins read

Elimizden ne geliyorsa yaptık!.. [15 Mayıs 2001 Salı]

Ben İstanbul’un Anadolu yakasının çocuğuyum; Fenerbahçe de İstanbul’un Anadolu yakasının tek takımı… Raif abimin bağlaması ve bu sazın da çalındıkça sallanan parlak sarı ve koyu mavi ibrişim püskülü olmasaydı belki Fenerbahçe’li olmazdım… ….. Ama bugüne kadar hakkında en çok konuştuğum ve yazı yazdığım spor insanı Fatih Terim’dir ki, bu adam; BAŞARININ “BAŞARILABİLİR” OLDUĞUNU alıp, bir […]

5 mins read

Sohbet serilen gölgeler!.. [09 Mayıs 2001 Çarşamba]

Varsay ki azgın bir köpek çiftliklerden birinden kaçtı ve vurdu köyün yoluna… Bir taraftan girip öbür taraftan çıkacaktı belki de.. Ama tam o sırada sen, evdeki tartışmayı yarım bırakıp, kızgınlıkla dışarı çıkmıştın… ….. Başka bir gün olsaydı, ağzında hırıltılarla koşan köpeğin yolundan çekilirdin elbette. Ama o gün, belki de kızgınlığını ondan çıkarmak için hayvanın üzerine […]

5 mins read

Gaz odası (!) [27 Nisan 2001 Cuma]

Gaz odası (!) (Kelem tutan herkese!..) Hastanenin, bizim grup tarafından buluşma yeri olarak belirlenmesi; o günlerde orada yatan arkadaşımızı bırakın, diğer hastalara dahi büyük bir moral olmuştu. Ona uygulanan sıcaklık, oda arkadaşlarına da sirayet ettiğinden, koğuşun ısısı tatlı tatlı yükselmişti. Hal böyle olunca; çekilen acılara rağmen, tebessümlerin suratlarda açılması ve minik kahkahaların kapı önlerinde duyulması […]

5 mins read

Yoldaki mezar [26 Nisan 2001 Perşembe]

(Dünkü yazıyla bağlantılı…) ‘Anlaşıldı’, diye kafasını salladı biri. Peki, henüz onlarla bir iş yapmadan insanları ayırabilir miyiz?.. – Biz belki ayıramayız da, onlar kendi kendilerini seçip ayırabilirler!.. – Nasıl yani, bu nasıl olacak ki? – Başlamışken bir hikâye daha anlatayım mı sizlere?.. İster misiniz?.. Ben heyecan içinde; – İsterim, isterim!.. Deyince dedem başımın tam tepesine […]

5 mins read

Kör adamın maymunu [25 Nisan 2001 Çarşamba]

Kör adamın maymunu Seslendiğini duydum. Baktım, eliyle beni çağırıyor. Koşarak yanlarına gittim. Cevizin altına sermiş oldukları kilimin üstünde oturuyorlardı. Dedem ağaca yaslanmıştı. Diğer üç kişi, sırtları eve dönük olduğu halde, ona bakıyorlardı. “Gel bakalım paşa, dedi dedem… Bir hikaye anlatacağım da, senin de dinlemeni istedim…” {*}    Gözleri hiç görmeyen bir adam vardı. Bu adam, […]

4 mins read

İçini dinle! [30 Mart 2001 Cuma]

İçini dinle! O zamanlar hastaydı artık… Demek ki ömrünün son zamanlarıymış… (Aslında, nasıl hatırladığımı ben de bilmiyorum bunları, ama hatırlıyorum işte…) Uzak bir ahbabı, hastalığını duymuş ve ziyaretine gelmişti dedemin… Yatağının yakınına oturdu, biraz konuştular. Sonra sesler kesildi; bir sinek uçtu havada, hep beraber onu dinledik!.. ….. Bu tanımadığım adam eğer dedeme “dede” demeseydi, belki […]

4 mins read

Can kırmak!.. [29 Mart 2001 Perşembe]

Can kırmak!.. Uyanıksam ve çevremi görebiliyorsam, vakit gündüz demekti… Aslında o zamanlar, her çocukta olduğu gibi, gece ile gündüzden başka bir zaman kavramı da yoktu kafamda. Bahçeye bir kaplumbağa girmişti. Onu görüp yanına gittiğimde kafasını kabuğunun içine çeker gibi yaptı, ama sonra vazgeçip beni hiç umursamamaya başladı!.. Şimdi bütün dikkatim onun üzerindeydi. Yarım metre arayla […]

5 mins read

Mıkı ve tarihsiz fotoğraflar! [16 Mart 2001 Cuma]

(İnsan ancak, yaşı büyüdükçe “OLMAZ”larla tanışıyor!. Ben ancak, “ŞİMDİKİ AKLIMLA” inanamıyorum Mıkı’nın yaptıklarına. Yoksa, Mıkı varkenki idrakim için o kadar NORMALDİ ki gördüklerim!) Annemle beraber, trenden inmiş ve üç kilometreden fazla yürümüş olmalıyız. Yol artık derenin kenarından gidiyor. Üzerinden at arabalarının rahatça geçtiği, kütüklerden yapılma köprüye varıyoruz. Geniş bahçenin tek girişi burası. Meydanın hemen solundaki […]

7 mins read

“Üç gece devrildi üstüme…” [09 Mart 2001 Cuma]

“Üç gece devrildi üstüme…” Dedem bağırarak dışarı fırladı; Sanki bahçedeki tavuklar bile sustu gibi geldi bana!.. ….. Ben yeni uyanmış ve kapının önüne çıkmıştım. Gözlerime çapaklar, çıplak ayağımın orta parmağına da küçük bir çırpı batıyordu. Kıpırdamadan bakıyordum… {*} Neden bağırdığı pek anlaşılmıyordu. Tek şeye değildi kızgınlığı sanki… Ortalıkta yatan köpek aniden kalktı yerinden ve kuyruğunu […]

4 mins read

Sorular ağrıya benzer!.. [27 Şubat 2001 Salı]

Sorular ağrıya benzer!.. (…dört gün sonra) Biliyordum ki sorsam, aynı cevabı alacağım. Dedem diyecek ki; “Ona öğrenmesi için… Sana da düşünmen için tam dört koca gün verdim; niye tembellik edip bana soruyorsun. Hem cevabı Cuma günü beraber öğreneceğiz inşaallah.” ….. Düşünüyordum; Bir soru sorulmuş, dedem de kısaca bir şeyler anlatmış, ardından incecik bir kitap vererek; […]

5 mins read

Her soru bir ağrıdır… [23 Şubat 2001 Cuma]

Her soru bir ağrıdır… O gün onu ben götürmüştüm muayenehaneye. Doktoru şikayetini sordu. Anlattı annem. ….. Uzun bir sessizlik oldu. Sonra önündeki dosyaya bakıp nefes alan doktor kesin bir ifadeyle; “Bir daha bu tekrarlanırsa, sizi hastam olarak asla kabul etmem, dedi…” Biz anlamamıştık. Özellikle de ben hiçbir şey anlamamıştım, anneme baktım sadece… {*} Doktoru şöyle […]

4 mins read

Su çıkan parmak!.. [19 Şubat 2001 Pazartesi]

Sülaleden, hararetli biri gelmişti dedemin yanına. Sanki yeni bir şeyler öğrenmiş de onları va’zediyor gibiydi… Yanlarına yaklaşıp konuştuklarını dinlemeye başladım. “Çok kimselerden duydum, diyordu o adam… Diyorlar ki; Kur’an, aklı olanlara indiyse… Ve aklımız da Kur’an ile buluştuysa, O’nda yazanları anlamak için, araya, neticede bizim gibi insan olan başkalarını sokmaya hâcet mi var?..” {*} Sustu […]

5 mins read

“Bir gülüş” dilencisi [15 Şubat 2001 Perşembe]

“Bir gülüs” dilencisi Bu gün… Bir tek gülücük gönder bana; Sıcacık olsun! ….. Bir gülüşe dilenmek ile tanıştığım bugün; bir tek gülücük gönder ki bana. Bari bugün üşümeyeyim! {*} Bu gün… Bir tek gülücük gönder bana. Avucuma koyarken gülüşünü, sıcacık; tanımaya çalışmayacağım seni, senin beni bildiğin kadar. Söz, sormayacağım; ismin ne, kimsin ve neredensin?.. Belki… […]

5 mins read

Dinlemeyene anlatmak (!) [08 Şubat 2001 Perşembe]

Dinlemeyene anlatmak (!) Akranım bir çocuk sokak kapısında önümüze düştü. Biz onun ardından oturulacak odaya kadar yürüdüğümüz sırada, dedem; "İşin yahut bir mazeretin yoksa, davet edilen yere muhakkak gideceksin, dedi. Çünkü bir mecliste, ortaya konan yemek değildir mühim olan… Büyükleri hatırlayıp sözlerini aktarınca yağan berekettir besleyen insanları… İşte aranan ve özlenen; gönüllere akan bu şifadır!.." […]

4 mins read