Seyir Defteri – 19 Mart 2008 (Mevlit Kandili’yle ilgili)
Tarih olarak 19 Mart Çarşamba 'ya girdik… Sabahtan itibaren herkes biri birini arayacak, mesaj gönderecek veya uğrayıp kandilini tebrik edecek… Ben de sizlerin, her birinizin ve sevdiklerinizin mübarek Mevlid Kandilinizi tebrik ediyor; bu güne özel olarak seviniyor ve sizlerin de sevincini paylaşıyorum… {*}{*}{*} Herkes bilemeyebilir, nedir Mevlit Kandili? Ben de bilemem; din adamı değilim… Bilmem, ama […]
Nisan’ın 23’ü… -3- [23 Nisan 2006 Pazar]
(Mademki çocuklar içindir 23 Nisan, öyleyse üç gündür süren bu yazıyı bugün bitirelim hadi…) ….. Lütfen düşünün bir kere: Öğrencilerin önünde (gördükleri an ödlerini patlatan yığınlar yerine) incecik kitapçıklar… Her çocuk; “ben bu kitabı su gibi içerim” diyor sanki gözleriyle! O kitapçık bitince bir ince kitap daha geliyor, dersler yığılmıyor. Gerekiyorsa sınav her kitapçıktan yapılıyor […]
Nisan’ın 23’üne… -2- [21 Nisan 2006 Cuma]
(Madem ki çocuklar içindir 23 Nisan, öyleyse bu yazı Nisan’ın 23’üne olsun, demiştik ya dün. Hadi devam edelim…) ….. İstediğiniz kadar tartın okula gelen öğrencileri. 20 kiloluk çocukların, her gün sınıflarına 30 kilo civarında girdiğini noterlere tespit ettirin… Kitapları özel yayınevlerinin basıp satması veya devletin ücretsiz vermesi bir şey değiştirmiyor aslında. Milyonlarca çocuk bu sene, […]
Nisan’ın 23’üne… -1- Sizin bakan kaç kilo? [20 Nisan 2006 Perşembe]
(Mademki çocuklar içindir 23 Nisan, öyleyse bu yazı Nisan’ın 23’üne olsun… Fakat unutursam siz hatırlatın ki bana; sonbaharda, okullar açılırken bu yazıyı tekrar yayınlayayım. Bugün okuyamamış olanlar, bari o zaman okusunlar diye!..) ….. Bozun kafayı benim gibi; Yanınıza bir noter vekili alın, okulun kapısına bir baskül koyun ve okula her gelen çocuğu çıkartıp üzerine, kaydedin: […]
Seveceksen beni sev [16 Nisan 2006 Pazar]
Kızacaksan “bana” kız… Ve “benden” bekle yerilmeyi! {*} Kim “sever” seni… Kim “söyler” sevdiğini… Veya kimin “zannedersin” seni sevdiğini? Peki sevildiğini işitmesi, her zaman iyi mi gelir bir kimseye? Yani, “sevdiğini” söyleyen ağza göre değişmez mi; sevilme şeklin? {*} Kızacaksan, bana kız sen; ama hep yanımda ol ve bana hep kız… Vuracaksan, vur bana; ama […]
İster kork ister sevin [14 Nisan 2006 Cuma]
Ödünüz kopacak bu yazıyı okuyunca!.. Konumuz çocuk… Yıllarca biz de çocuklar için yazıp çizdik, işimiz aşımız oldu çocuklar. Sadece bizim değil, aslında herkesin derdi çocuklar. Ve hatta sadece bizde değil, yeryüzünün her yerinde durum aynı. Nerde birkaç kişi toplanmış ve onların da çoluğu çocuğu var ise mevzu bu: Ne olacak çocukların hali? Ne yiyip ne […]
“Mandalina TV” [13 Nisan 2006 Perşembe]
Renk renk ve cıvıl cıvıl, hem de eğlenceler ve hediyelerle dolu olan; www.mandalina.tv adresindeki web sitesi, eski dostlarımdan Necmi Çiçekçi ve arkadaşları tarafından yayın hayatına başladı… Bu “televizyon” var ya, Mandalina TV… Şöyle yavaaş yavaş soyulur ve diliim dilim yenir. Adı üstünde yani!.. Şimdi bunları yazarken; “bu sitenin üyelerinden biri olup, saatlerce okumak, oynamak, yarışmalara […]
O gece [09 Nisan 2006 Pazar]
Kâinat; ayağının altı için serilmiş olduğunu bildiği, Efendi’sini beklemekte… Sesler kesilmiş, nefesler tutulmuş… Bütün mahlûkat “Hoş geldin ya Resulallah” demek için sabırsız… Hicret’e 53 yıl var… Miladî sene 571, Nisan ayının yirminci günü… Mekke… Safâ Tepesi yakınları… Hâşimoğulları Mahallesi… Rebiülevvel ayının 12. günü, sabaha karşı… Bütün aydınlıkların en aydını olan “Nûr” zuhûr ediyor… {*} Yahudiler […]
Kötürüm ağaçlar [07 Nisan 2006 Cuma]
Tema Vakfı kurumuş topraklara fidan dikmeye çalışacağına; insanların içine insaf tohumları ekmeye çalışsaydı keşke! Ne yazarsan yaz, ne söylersen söyle aynı hesap: Ha teneke çalıp dolaşan köyün delisi, ha sen! Bir yanda herkes var… Diğer tarafta sen, ve ağaçlar!.. Ya sen ve ağaçlar haklısınız, veya diğerleri! {*} Elektrik Ankara’ya değil, İstanbul’a değil, Selanik’e bile gelmeden; […]
Umarım bugünlerde yağmura yakalanırsınız [06 Nisan 2006 Perşembe]
(Nisan’a ve insana…) ……. “…Bahar yağmurları vücuda zindelik ve enerji kazandırıyor. Çünkü içinde kullanılabilir demir var. Kış boyunca en alt seviyeye indirdiği demir miktarını, vücudunuzun en doğal yoldan geri kazanabilmesi için ona yardımcı olun, ve yağmuru gördüğünüz an kendinizi hemen dışarı atıp, boool bol ıslanın!.. İçinde kullanılabilir demir bulunan yağmurlar başlarken, (yani bu hafta) etrafınıza […]
Şiir, şair, sinek, saz… [02 Nisan 2006 Pazar]
Her kelime; Çok önemli olduğu için konur oraya! ….. Şiir; Her harfe bir yük çektirmek, demektir… Her kelimeyle bir denge kurmak için yazılır mısralar, dizilirler alt alta… …. Şair, bunu bilmediği sürece şair değildir! Şair olmayanın yazdığıysa, şiir değildir! {*} Sana yorumum: Şair olabilirsin… İstersen! {*} Bana bu yazdıklarının; üzerinde ça-lı-şıl-ma-ya ihtiyacı var… ….. Tarlana […]
“Herkes ne der” saplantısı -ll- [31 Mart 2006 Cuma]
Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz… {*} Bir gece gene grup halinde tarihi bir taş binaya gittik, yemeğe. Hiç alkol almayan sadece üç beş kişiydik. Diğer kalabalığın ise en azından yarısı yine perişandı. Saat ilerlemişti. Bir ara tuvalete gideceğim tuttu ki vahşet mi desem, dehşet mi desem, rezalet mi desem… İçeride içenler lavaboları bırak, klozetleri geç, […]
“Herkes ne der” saplantısı -1- [30 Mart 2006 Perşembe]
"Aşağıdaki yazı Yeşilay Dergisi’nin Nisan sayısından kısaltılarak alınmıştır…" ….. Her ülke insanının inanışları, alışkanlıkları, alışamadıkları… Ve saygı beklediği kararları vardır… Geçen gün bir belgeselde seyrettim: Filipinler’de, pirinç dikmek için hazırlanan su dolu tarlanın içinde, çoluk çocuk onlarca kişi. Hepsinin ellerinde birer kutu ve kutuların içi böcek dolu… Eski bir traktör, arkasına takılmış ilkel tırmığı çekip, […]
Yazmak hakkında [16 Mart 2008 Pazar]
Burayı havuz kabul edin… Yazılabilecek her alanı da birer deniz, okyanus… Şimdi yüzme hakkında konuşacağız… İsteyen bu bilgileri alır ve gerektiğinde kendi canını kurtarmak için kullanır… İsteyen boğulan birini gördüğünde, onu kurtarmak için kullanır… Bazısı derin sulara açılır, denizleri aşmak için kullanır; isteyen de canı sıkıldıkça gelip, aynı havuzda oyalanır… Bilinmesi gereken şudur ki; Havuzda […]
Gül’ün de izlediği film [14 Mart 2008 Cuma]
Cumhurbaşkanımız Gül, göreve geldiğinden beri ilk defa sinemaya gitmiş. Ailesiyle birlikte; “120” filmine… Ben sık sık sinemaya kaçarım. Önceki gece de (Bayrampaşa, Ben Fazla Kalmayacağım)’daydım. Orijinal ama gülmek/ağlamak ikileminde bırakan bu film hakkındaki yazım www.muammererkul.com adresinde. Şu anki konumuz; 120 Vanlı çocuğun 1914 yılındaki kahramanlığı. {*}{*}{*} 120 üzerinde çok durdum, biliyorsunuz… Vanlı değilim. Filme imza […]
Hakikat [13 Mart 2008 Perşembe]
Bilen bilir; göz ve gez arasına arpacık girmeden hedef vurulmaz… Gerçek ile göz arasına da çoğu zaman gözlük gerekir! Hepsi birer tane oldukları halde, hakikati derinliğinde durduğu için; doğrular sanki çokmuş gibi görünür! Gözlük, hakikati gösterir; bozulmuş gözlere… {*}{*}{*} Hakikat gözlüktür çoğu kimse için. Fakat gözlüğe bakmak farklıdır, gözlükten bakmak farklıdır… Gözlüğüne neresinden bakacağını bilmeyen […]
Anlamak için [26 Mart 2006 Pazar]
Anlamak için; Anlamayı istemek lazım… {*} Ey saçı bembeyaz ağarmış kişi! Sarı renk ne güzel durur başında… ….. Fakat, sürsen genç adamın kömür rengi saçına, görülmez! ….. Ne boyanın boyamadığını gösterir bu hal; Ne de kara saçlı başların baş olmadığını!.. {*} Belli ki, birer atımlık barutumuz var; Doğru yerde kullanmak lazım… ….. Oku hangi yöne […]
Kim hoşlanır ki ikazdan [24 Mart 2006 Cuma]
Elimdeki teli prizin deliğine sokmaya çalıştığımı, uyurgezer halde uçuruma yöneldiğimi görsen uyarmaz mıydın, durdurmaz mıydın beni? Şimdi keyfini bozmayayım, gibi bir anlamsız kelime gelir miydi aklına?.. ……. Gözü dönmüş bir boğa sürüsü tozu dumana katarak geliyor. Görüyorsun… Kudurmuş köpekler köpükler saçarak; veya kurtlar, çıldırtan bir açlıkla akarak geliyor. Görüyorsun… Ağzına kadar dolu bir kamyon, korna […]
Halbuki… [23 Mart 2006 Perşembe]
(Sanki) Herkes o kadar doğru ki; Hep benim yanlışımı görüyorlar… (Hâlbuki) Ben o kadar doğruyum ki; Hep başkasının yanlışını görüyorum… {*} Eskiden koşan bir at gibi yazıyordum… Yelelerim dalgalanarak savruluyordu bahar rüzgârında. Kuyruğumsa, ibrişimden bir şal gibi dümdüz geliyordu ardımdan… Her kasım her kasılmasında; güneş altında parlayan dalga uçları gibi ışıldıyordu… Küçük böcekler gibi yürüyordu […]
Leyla’nın saçına… [19 Mart 2006 Pazar]
(..Bizim Mecnun) Mecnun’un avucunda bir çiçek vardı. Soranlara; – Leyla’mın saçı için, diyordu. Çünkü öyle güzel rengi var ki bu çiçeğin ve öyle güzel kokuyor ki… – Peki Leyla’yı bulmaya ne tarafa doğru gideceksin, dediler. Çölü gösterdi… – O çölde, değil elindeki çiçek, sen bile kurursun, dediler. – Biliyorum, dedi Mecnun… Biliyorum ama bu avucumdaki […]
