Nisan’ın 23’ü… -3- [23 Nisan 2006 Pazar]

(Mademki çocuklar içindir 23 Nisan, öyleyse üç gündür süren bu yazıyı bugün bitirelim hadi…) ….. Lütfen düşünün bir kere: Öğrencilerin önünde (gördükleri an ödlerini patlatan yığınlar yerine) incecik kitapçıklar… Her çocuk; “ben bu kitabı su gibi içerim” diyor sanki gözleriyle! O kitapçık bitince bir ince kitap daha geliyor, dersler yığılmıyor. Gerekiyorsa sınav her kitapçıktan yapılıyor […]

3 mins read

Nisan’ın 23’üne… -2- [21 Nisan 2006 Cuma]

(Madem ki çocuklar içindir 23 Nisan, öyleyse bu yazı Nisan’ın 23’üne olsun, demiştik ya dün. Hadi devam edelim…) ….. İstediğiniz kadar tartın okula gelen öğrencileri. 20 kiloluk çocukların, her gün sınıflarına 30 kilo civarında girdiğini noterlere tespit ettirin… Kitapları özel yayınevlerinin basıp satması veya devletin ücretsiz vermesi bir şey değiştirmiyor aslında. Milyonlarca çocuk bu sene, […]

4 mins read

Nisan’ın 23’üne… -1- Sizin bakan kaç kilo? [20 Nisan 2006 Perşembe]

(Mademki çocuklar içindir 23 Nisan, öyleyse bu yazı Nisan’ın 23’üne olsun… Fakat unutursam siz hatırlatın ki bana; sonbaharda, okullar açılırken bu yazıyı tekrar yayınlayayım. Bugün okuyamamış olanlar, bari o zaman okusunlar diye!..) ….. Bozun kafayı benim gibi; Yanınıza bir noter vekili alın, okulun kapısına bir baskül koyun ve okula her gelen çocuğu çıkartıp üzerine, kaydedin: […]

4 mins read

Seveceksen beni sev [16 Nisan 2006 Pazar]

Kızacaksan “bana” kız… Ve “benden” bekle yerilmeyi! {*} Kim “sever” seni… Kim “söyler” sevdiğini… Veya kimin “zannedersin” seni sevdiğini? Peki sevildiğini işitmesi, her zaman iyi mi gelir bir kimseye? Yani, “sevdiğini” söyleyen ağza göre değişmez mi; sevilme şeklin? {*} Kızacaksan, bana kız sen; ama hep yanımda ol ve bana hep kız… Vuracaksan, vur bana; ama […]

2 mins read

İster kork ister sevin [14 Nisan 2006 Cuma]

Ödünüz kopacak bu yazıyı okuyunca!.. Konumuz çocuk… Yıllarca biz de çocuklar için yazıp çizdik, işimiz aşımız oldu çocuklar. Sadece bizim değil, aslında herkesin derdi çocuklar. Ve hatta sadece bizde değil, yeryüzünün her yerinde durum aynı. Nerde birkaç kişi toplanmış ve onların da çoluğu çocuğu var ise mevzu bu: Ne olacak çocukların hali? Ne yiyip ne […]

3 mins read

“Mandalina TV” [13 Nisan 2006 Perşembe]

Renk renk ve cıvıl cıvıl, hem de eğlenceler ve hediyelerle dolu olan; www.mandalina.tv adresindeki web sitesi, eski dostlarımdan Necmi Çiçekçi ve arkadaşları tarafından yayın hayatına başladı… Bu “televizyon” var ya, Mandalina TV… Şöyle yavaaş yavaş soyulur ve diliim dilim yenir. Adı üstünde yani!.. Şimdi bunları yazarken; “bu sitenin üyelerinden biri olup, saatlerce okumak, oynamak, yarışmalara […]

4 mins read

O gece [09 Nisan 2006 Pazar]

Kâinat; ayağının altı için serilmiş olduğunu bildiği, Efendi’sini beklemekte… Sesler kesilmiş, nefesler tutulmuş… Bütün mahlûkat “Hoş geldin ya Resulallah” demek için sabırsız… Hicret’e 53 yıl var… Miladî sene 571, Nisan ayının yirminci günü… Mekke… Safâ Tepesi yakınları… Hâşimoğulları Mahallesi… Rebiülevvel ayının 12. günü, sabaha karşı… Bütün aydınlıkların en aydını olan “Nûr” zuhûr ediyor… {*} Yahudiler […]

3 mins read

Kötürüm ağaçlar [07 Nisan 2006 Cuma]

Tema Vakfı kurumuş topraklara fidan dikmeye çalışacağına; insanların içine insaf tohumları ekmeye çalışsaydı keşke! Ne yazarsan yaz, ne söylersen söyle aynı hesap: Ha teneke çalıp dolaşan köyün delisi, ha sen! Bir yanda herkes var… Diğer tarafta sen, ve ağaçlar!.. Ya sen ve ağaçlar haklısınız, veya diğerleri! {*} Elektrik Ankara’ya değil, İstanbul’a değil, Selanik’e bile gelmeden; […]

4 mins read

Umarım bugünlerde yağmura yakalanırsınız [06 Nisan 2006 Perşembe]

(Nisan’a ve insana…) ……. “…Bahar yağmurları vücuda zindelik ve enerji kazandırıyor. Çünkü içinde kullanılabilir demir var. Kış boyunca en alt seviyeye indirdiği demir miktarını, vücudunuzun en doğal yoldan geri kazanabilmesi için ona yardımcı olun, ve yağmuru gördüğünüz an kendinizi hemen dışarı atıp, boool bol ıslanın!.. İçinde kullanılabilir demir bulunan yağmurlar başlarken, (yani bu hafta) etrafınıza […]

3 mins read

Şiir, şair, sinek, saz… [02 Nisan 2006 Pazar]

Her kelime; Çok önemli olduğu için konur oraya! ….. Şiir; Her harfe bir yük çektirmek, demektir… Her kelimeyle bir denge kurmak için yazılır mısralar, dizilirler alt alta… …. Şair, bunu bilmediği sürece şair değildir! Şair olmayanın yazdığıysa, şiir değildir! {*} Sana yorumum: Şair olabilirsin… İstersen! {*} Bana bu yazdıklarının; üzerinde ça-lı-şıl-ma-ya ihtiyacı var… ….. Tarlana […]

1 min read

“Herkes ne der” saplantısı -ll- [31 Mart 2006 Cuma]

Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz… {*} Bir gece gene grup halinde tarihi bir taş binaya gittik, yemeğe. Hiç alkol almayan sadece üç beş kişiydik. Diğer kalabalığın ise en azından yarısı yine perişandı. Saat ilerlemişti. Bir ara tuvalete gideceğim tuttu ki vahşet mi desem, dehşet mi desem, rezalet mi desem… İçeride içenler lavaboları bırak, klozetleri geç, […]

3 mins read

“Herkes ne der” saplantısı -1- [30 Mart 2006 Perşembe]

"Aşağıdaki yazı Yeşilay Dergisi’nin Nisan sayısından kısaltılarak alınmıştır…" ….. Her ülke insanının inanışları, alışkanlıkları, alışamadıkları… Ve saygı beklediği kararları vardır… Geçen gün bir belgeselde seyrettim: Filipinler’de, pirinç dikmek için hazırlanan su dolu tarlanın içinde, çoluk çocuk onlarca kişi. Hepsinin ellerinde birer kutu ve kutuların içi böcek dolu… Eski bir traktör, arkasına takılmış ilkel tırmığı çekip, […]

4 mins read

Anlamak için [26 Mart 2006 Pazar]

Anlamak için; Anlamayı istemek lazım… {*} Ey saçı bembeyaz ağarmış kişi! Sarı renk ne güzel durur başında… ….. Fakat, sürsen genç adamın kömür rengi saçına, görülmez! ….. Ne boyanın boyamadığını gösterir bu hal; Ne de kara saçlı başların baş olmadığını!.. {*} Belli ki, birer atımlık barutumuz var; Doğru yerde kullanmak lazım… ….. Oku hangi yöne […]

1 min read

Kim hoşlanır ki ikazdan [24 Mart 2006 Cuma]

Elimdeki teli prizin deliğine sokmaya çalıştığımı, uyurgezer halde uçuruma yöneldiğimi görsen uyarmaz mıydın, durdurmaz mıydın beni? Şimdi keyfini bozmayayım, gibi bir anlamsız kelime gelir miydi aklına?.. ……. Gözü dönmüş bir boğa sürüsü tozu dumana katarak geliyor. Görüyorsun… Kudurmuş köpekler köpükler saçarak; veya kurtlar, çıldırtan bir açlıkla akarak geliyor. Görüyorsun… Ağzına kadar dolu bir kamyon, korna […]

4 mins read

Halbuki… [23 Mart 2006 Perşembe]

(Sanki) Herkes o kadar doğru ki; Hep benim yanlışımı görüyorlar… (Hâlbuki) Ben o kadar doğruyum ki; Hep başkasının yanlışını görüyorum… {*} Eskiden koşan bir at gibi yazıyordum… Yelelerim dalgalanarak savruluyordu bahar rüzgârında. Kuyruğumsa, ibrişimden bir şal gibi dümdüz geliyordu ardımdan… Her kasım her kasılmasında; güneş altında parlayan dalga uçları gibi ışıldıyordu… Küçük böcekler gibi yürüyordu […]

2 mins read

Leyla’nın saçına… [19 Mart 2006 Pazar]

(..Bizim Mecnun) Mecnun’un avucunda bir çiçek vardı. Soranlara; – Leyla’mın saçı için, diyordu. Çünkü öyle güzel rengi var ki bu çiçeğin ve öyle güzel kokuyor ki… – Peki Leyla’yı bulmaya ne tarafa doğru gideceksin, dediler. Çölü gösterdi… – O çölde, değil elindeki çiçek, sen bile kurursun, dediler. – Biliyorum, dedi Mecnun… Biliyorum ama bu avucumdaki […]

3 mins read

O, Leyla değil [17 Mart 2006 Cuma]

Bu, deli değil ki, diye bağırdı hükümdar, şaşkınlıktan açılan gözlerle… Herkes sustu. Mecnun rahatsızlıkla kıpırdadı. Sonra sessizlik daha da büyüdü… Hükümdar sırf sözü tekrar ona vermek için; – Neden herkes sana “deli” diyor? Diye sordu. Mecnun göz ucuyla bir an baktı ona ve ardından gözlerini boşluğa dikerek; – Deliliğe “akıllı olmama hali” diyorlar, dedi… Peki, […]

2 mins read

Bay İnanılmaz [16 Mart 2006 Perşembe]

İnanılmaz Aile isimli bir çizgi film vardı… İnanılmaz hızda koşabilen bir çocuk; görünmeme ve görünmez bir korunma kalkanı oluşturabilme özelliğine sahip ablası; kol ve bacaklarını istediği yere kadar lastik gibi uzatabilen anneleri… Ve nihayet, çok ama çok güçlü olan babaları: Bay İnanılmaz… Bunlar şimdi size saçma gelecek, ama filmi seyretmenin de tadı başka oluyor! Durdurmak […]

4 mins read

Çekilin yoldan geliyor vatman [12 Mart 2006 Pazar]

Yelesine pıtrak çalısı takıldığını görse, atını durdurup çalıyı çıkaranlar vardır. Ve onun saçını tararken gözüne bakan, onunla konuşurken boynunu okşayan; karşılık olarak da sevdiğinden sevgi görenler vardır… Bir de “kendini” düşünenler vardır… Biraz daha canlansın diyerek beygirinin sırtında sopa kıranlar, kamçı şaklatanlar vardır… İstanbul’u, salınan bir küheylan göremeyen beygirci İstanbullu mudur? {*} Dündar Aytar beyefendiyi […]

3 mins read

B’alıklar [10 Mart 2006 Cuma]

Bu köşede yazmasam da gösterime giren hemen hemen bütün çizgi filmleri izlemeye çalışırım. Biraz bana benzeyen (yani tercihleri her zaman “normal” olmayan) kimselerden de hatırlayanlar vardır Kayıp Balık Nemo’yu. Muhteşemdi, değil mi?.. Peki Nemo’nun babasıyla yolculuk yapan balığı hatırladınız mı; veya saydınız mı kaç kere yeniden ve yeniden ve yeniden “tanıştığını” yol arkadaşıyla? Sanki şuna […]

4 mins read