2007
Hayatın altın kuralları [12 Ağustos 2007 Pazar]
Aşağıdaki satırların benzerlerini şu an dünyanın nerelerinde, daha kimler okuyor, kim bilir… Okuyacaklarınızın çoğunu duymuştunuz daha önce, biliyorsunuz. Ama yine biliyorsunuz ki; bunların sık sık hatırlatılması gerekiyor hepimize, ki bu (iyiyi-güzeli) hatırlatmalar, birbirimize olan borçlarımızdandır, öyle değil mi?… İnsanların daha iyi yaşaması için “40 altın kural” tespit edip, dizmişler alt alta. Bu gibi “tembih”ler aşılara […]
CD Paketleri [10 Ağustos 2007 Cuma]
(Bu hikâyeyi ilk defa bir seminerde dinlemiştim. Sonra tekrar karşıma çıktı, yayınladım. Üzerinden yedi sene geçti… Neleri gördüğümüzün neleri göremediğimizin hikâyesidir…) ………. Yaşı henüz 20 bile değildi. Ama doktorlar onun, “hayatının sonunda” olduğunda hemfikirdi… Tedavisi mümkün değildi hastalığının… Tıp çaresizdi… Bu büyük üzüntüler içinde eve kapatmıştı kendini. Sokağa çıkmıyordu. Bir annesi, bir de kendisi; o […]
Cihadın “c” si sabırdır! [09 Ağustos 2007 Perşembe]
Sancak açıp kılıç çeken… Ve bu haliyle vereceği son fotoğraf için, ayna karşısında poz antrenmanı yapan “akıncılara” bu yazı… Akıncı beyisin güya, fakat ardında kimse yok… Hem de “cihat” yolunda! Yürü bakalım sen de, canın sıkılıncaya kadar. Tek başına… Nasılsa susacaksın, sesini duyanlardan uzaklaştığında!.. Bari yürürken şunu düşün: Acaba hangi cihat keyfî olarak yapılmış ve […]
Orçun [05 Ağustos 2007 Pazar]
Bazı günler farklıdır, bazı olaylar farklıdır, bazı hayvanlar farklıdır, bazı çiçekler farklıdır… “Bazı” ile anabileceğimiz her şey veya hal; özel muamele ister… Ki, sonra pişman olmayasın… Bazı insanlar gibi! {*} Bu gün bir insanı anlatmayacağım size, bir çiçeği anlatacağım; Orçun’u… Onu, bu bahar İstanbul’da, Kavacık pazarından satın almıştım. İri bir çay bardağı kadardı… Hatta sırf, […]
Duygulara hâkim olmak [03 Ağustos 2007 Cuma]
Siyasetle ilgili ilk hatıram; İsmet Paşa için saygı duruşu… Sabahçılar ve biz öğlenciler, okulun tören alanında toplanmış, kısa bir konuşma dinledikten sonra saygı duruşunda bekletilmiştik… Sonraki yıllarda, koleksiyoncularda görüp merak ettiğim banknot (kâğıt paralar) üzerinde resimlerini görmüştüm İnönü’nün… 90 sene kadar yaşasa bile, öldü. Yerine birileri geçti… Ecevit’li, Demirel’li, Erbakan ve Türkeş’li koalisyon zamanlarını hatırlıyorum… […]
Ulu çınar [02 Ağustos 2007 Perşembe]
En büyük hayallerimden biri daha gerçekleşiyor: Osmanlı Padişahlarından her birinin hayatı birer roman olarak yazılıp, kitap halinde basılıyor… {*} Ben, sanki Osmanlıya hayran olarak doğmuşum… Bir taş görsem, düşünürdüm; eski bir bahçe duvarı görsem, tarihi kıymetini hissetmeye çalışarak bakardım… Mezar taşları bile çekerdi beni, hem de küçük bir çocukken ve büyük bir saygı duyardım onlara… […]
Işıkta durmak [29 Temmuz 2007 Pazar]
Verdiğin; aldığın ışıktır… Kârın ise; aydınlık kalmak!.. ….. Temiz bir ayna da aydınlık kalabilir ışıkta durduğu müddetçe, kara bir keçe de… Biri aydınlıkta kalır, diğeri kendine bakanları da aydın kılar! Sen, kendin karar vereceksin; “ne” olduğuna… {*} Senden yansıyan; aldığın ışıktır!.. Güneşin kim?.. Işığı kesilmiş kütleler halinde dolaşıyor insanların çoğu; karanlıktaki uydular gibi!.. Almazsan veremezsin, […]
Suyun berisi [27 Temmuz 2007 Cuma]
(Taşa kök salmaya didinen parmaklara…) Hoş geldin; bir kıyma makinesinden geçer gibi… Hoş geldin; bu yana!.. {*} Yıllar geçti üzerinden; “Taşın Yüreği”ni hatırladım… Ama bulamadım sana göndermek için… Kolaysa “taş içinde gezinmelerin” yorumunu yapsın hadi gak’çılarla guk’çular; kök salmak için mermere gömülmüş parmakların izini okumaya çalışsın… {*} Yazar olmak, mikserden geçmektir!.. Kim duydu ki, bir […]
Komik bir leopar :) [26 Temmuz 2007 Perşembe]
Ben, halk’ım… Ne anlarım siyasetten miyasetten… Bir dostuma; “filan parti için oy kullanmak istiyorum, ne yapmam gerekiyor” derim. O da, seçim pusulası boyunda bir kravat takar boynuma veya parmağıma bir ip bağlar yahut iki yara bandıyla koluma bir uzunluk işaretleyip; -Tam şuraya gelen yuvarlığın içine, sana verecekleri mührü bas, der! İşte ben oyumu ancak böyle […]
Gülmeye hazır mısınız? [22 Temmuz 2007 Pazar]
Bugün tatil… Gülmeye hazır mısınız?.. {*} Hani derler ya; Uçmaya hazır mısınız? Öyleyse, hadi kemerlerinizi bağlayın… Filmi seyretmeye hazır mısınız? Öyleyse, hadi yerlerinize oturun… Sahnelenen oyunu izlemeye hazır mısınız? Öyleyse çenelerinizi kapatın!.. {*} Dalmaya hazır mısınız?.. Oksijen tüpünüzü, gözlüklerinizi, paletlerinizi takın… Hiç mi yüzme bilmiyorsunuz?.. Tamam… Öyleyse hadi gelin, beraber suyun üstünde kalmayı öğrenelim. Bu […]
Sen ve gül [20 Temmuz 2007 Cuma]
İnsan, güle benzer; gülse insana!.. {*} İnsanların çoğu, diken doludur; Isparta gülü gibi… İnsanların çoğu, az katmerlidir; Isparta gülü gibi… İnsanların çoğu, pembe çiçeklidir; Isparta gülü gibi… İnsan, güle benzer yani; Gülün insana benzediği kadar! {*} İnsana benzeyen Isparta gülleri gülümserken bahçelerde; birer, onar, yüzer, biner toplanır yaprakları… Binlerce yaprağı bile bir kilo gelmez çiçeklerin… […]
Gül gibi… [19 Temmuz 2007 Perşembe]
Sadi-i Şirazî’yi çok severim… Ben de onun gibi inanırım ki; küçük hikâyeciklerle çok şeyler anlatılır. Ve o konuşursa, ben susarım: ….. KÖLE Bey, kölesini satılığa çıkarmıştı. Tellal bağırırken, köle çekinerek yaklaştı sahibine ve; -Efendim, dedi… Siz benden daha iyi bir köle bulabilirsiniz, fakat ben sizin gibi bir efendi bulamam… Lütfen beni satmayın… Kölenin sözleri yüreğini […]
Yaşıyor mu? [15 Temmuz 2007 Pazar]
O da çantasından bir kitap çıkardı, okumaya başladı… Daha doğrusu ben öyle sanmışım. Çünkü biraz sonra fark ettim ki; elindeki kitabın arasında gazete kupürleri var, onları okuyor… Gayri ihtiyari; “aaa” diyerek, ve hatta elimi de uzatarak; -Bana da verir misin birini, dedim!.. Şaşırdı, irkildi, sanki gizli bir şey yapıyorken yakalanmış gibi sesi titreyerek; -Yok be […]
Yorum okuyabilmek [12 Temmuz 2007 Perşembe]
Bizim gibi ismi cismi belli olmayan bir “kendihalinde”nin, birkaç sene içinde “yazar” olarak anılmaya başlamasının en önemli sebeplerinden biri; okuyucu mektuplarıydı… Bu mektupların verdiği mesaj o kadar önemlidir ki; yazı yolculuğunda insanın ardını güvenli, önünü açık kılar… {*} Bir radyo programı; “karanlığın içine konuşmak”tır, birileri seni arayıncaya kadar! Bir köşede yazmaya başlamak; şişelerin içindeki mesajları, […]
Beni sil [08 Temmuz 2007 Pazar]
O zamanlar da arabamı şöyle pırıl pırıl parlatarak dolaşmaya pek zamanım olmuyormuş ki; bir yandan bunu başarabilenleri takdir ediyor, diğer taraftan da benim gibi bir sahibe düşmüş olan “zavallı” vasıtaları kolluyordum, trafikte… Hani şöyle, üzerine; “BENİ YIKA” falan yazılmış olan arabaları!.. {*} Hiç de az değildiler… Hiç de az değildik yani; tozlu arabalara sahip olanlar… […]
Örnek insanlar [06 Temmuz 2007 Cuma]
İster kral olsun, ister peygamber… İster efendi olsun, ister köle… İster müdür olsun, ister memur… Herkes, ama herkes “NE VERDİĞİ” ile hatırlanıyor, farkında mısınız? {*} ÖRNEK İNSANLAR; VEREN İNSANLAR… Yani, fedakâr insanlar. {*} Hiç duydunuz mu, birinin; “Helal olsun adama, seksen sene biriktirmiş de hiç kimseye zerre kadar faydası olmamış” dediğini… Yahut siz; “Aferin falancaya […]
Irmaklar sonsuza akar [01 Temmuz 2007 Pazar]
Şimdi size bazı isimlerden bahsetsem ve “aralarında tanıdığınız var mı” dersem çok ayıp olacağından; bu isimlerden, duymamış olduğunuz var mı, diye soracağım… Buyurun: Mütefekkir, ideâlist eğitimci ve sosyolog S. Ahmet Arvasî… Geleneği ve ‘nesillerin rûhunu’ geleceğe taşıyan, Türk edebiyatının usta tahlilcisi Prof. Dr. Mehmet Kaplan… Modern Türk romanının güçlü ismi Tarık Buğra… Türk tiyatrosunun biricik […]
Lâzım! [29 Haziran 2007 Cuma]
Benzer hikâyeleri çok okuduk, ama fark etmedik! Bu da onlardan biri, ama farkı yakın çevremizden olmayışı; gazeteci, mühendis, bilgisayar tamircisi filan değil… E zaten anlatıp alay etmek için de biraz bizim uzağımızdan olması lazım, değil mi?.. Evet, hikâye gerçek; ama kahramanların isimlerini uydurmak lazım… Ninenin ismi Hanım olsun hadi, ineğinse Sarıkız… Ve böylece hikâye başlasın… […]
Kahraman, boksör, pehlivan [28 Haziran 2007 Perşembe]
(Son boks gecesinin ardından) Boks müsabakaları yaklaşık otuz sene aradan sonra yeniden izleyici buluyor, tekrar seviliyor, taze bir hevesle yazılıp konuşuluyor. Bu spor için yıllarını vermiş kimseler arasından “kahramanlar” çıkıyor/çıkarılıyor ve bu kişiler, kendi arkalarından gelenlere/gelecek olanlara örnek oluyor… Kahramansız kalmış/ bırakılmış koca bir toplumun çocukları/gençleri, izleyebilecekleri/adımlarına basacakları kahramanlar arıyor… Bu hep böyle oldu ve […]
Kahramancılık oynamak [24 Haziran 2007 Pazar]
Adam hasta… Komada… Cihazlara bağlı halde can çekişmekte… Fakat sövmekte… Kime? Kendi fişini elinde bulundurana! Onun haline acıyıp, durumunu hastalığına verip, söylediklerini duymazdan gelenlerin sükûnetini ise kendi haklılığına saymakta… ….. Kapının dışından duyulan sesler, kimden çıkıyorsa, haklı o mudur? Aferin’lere bakar mısınız: “Vay canına, adam kimlere savaş açmış; ne kadar haklı olduğunu düşünün?” {*} Adam, […]
