Stop Köşesi
Sürü ve sürenler [04 Haziran 2006 Pazar]
Siz de şimdi beni yazar filan zannediyorsunuzdur! Halbuki, dedem olmasaydı ben ya balıkçı olur veya pazarcı kalırdım… Ya da, diğer açıdan bakınca; sadece dedemin hikâyelerini anlatıp, söylediklerini aktarsaydım gene yazar olurdum! Çünkü birkaç damla balın tadını alırdı okuyanlar; keçiboynuzu yığınlarının yanında!.. {*} Okurdan çok yazar olan bir devirde; yazmak mı zor, okumak mı?.. Üstelik, yanlışı […]
Lazım olduğu kadar [02 Haziran 2006 Cuma]
Doğru yere odaklanması pek mümkün olmuyor her zaman insanların… Örnek mi; yakışıklılığı oranında kalıyor adamlar kameraların önünde… İyi de, neden toprak sallanmaya başladığında kimsenin gözü görmüyor bu yakışıklıları?.. Beli çalışmaktan eğilmiş, burnunun üstünde gözlük, saçlarının çoğu dökülmüş Deprem Dede’nin o titrek sesiyle söyleyeceği iki cümle için, neden gözünü bile kırpmadan saatlerce bekliyor sayısız kişi?.. {*} […]
Sürü [01 Haziran 2006 Perşembe]
Herkes ne yapıyorsa, biz de aynısını yapıyoruz… ….. Herkesin, şu an yaptığını yaparak, sonunda ne olduğunu biliyor veya ne olacağını tahmin edebiliyoruz? Peki biz… Kendimiz… Herkesin yaptığını yapmaya devam ederek… Sonunda ne olacağız dersiniz? ….. Herkesten biri! Değil mi? {*} İyi de; “herkesten biri” olmak için bir şeyler yapmak gerekmiyor ki… Hiçbir şey yapmayanlar da […]
Güç kimde? [28 Mayıs 2006 Pazar]
Benim bu kitabı tanıtmam lazım, ama sizin okumanız lazım değil. Hatta bu yazıyı bile okursanız rahatsız olabilirsiniz! Fırtınaya Karşı GÜÇ KİMDE? Eski dostlarımdan Ünal Bolat’ın çalışması. 432 sayfalık koca bir araştırma, didikleme, bulma, deşme, delme, pörtletme, oyma ve daha çok şey… Kitabın her sayfasında; ..üstünde oturduğu pösteki tutuşmuş bir miskin gibi rahatsız oluyor insan!.. Yahu, […]
Dıgıdık : ) [26 Mayıs 2006 Cuma]
Birkaç soru sorsam bilir misiniz?.. Acaba “ye” deyince mi, yoksa “hamm yap” deyince mi daha iyi anlaşılır insan?.. “Gel” demek mi daha kolaydır, yoksa “tıpış tıpış yap” demek mi? “Uyu” mu daha açıktır, yoksa “tatti, nanni, ee eee” mi? “Su” demek mi daha kısadır, yoksa “buu buu” demek mi?.. {*} Hadiii… Gevşeyin biraz… Gazete köşelerindeki […]
Vah, Selimiye [25 Mayıs 2006 Perşembe]
Edirne’yi gördüğünü söyleyen kişi “Selimiye’yi görmedim” diyorsa, ya ne gördüğünün farkında değildir veya yalan söylüyordur… Çünkü şehre hangi yönden gelirsen gel cami tam karşındadır… Hatta denir ki; “Edirne’ye giren bütün yollardan cami önce iki minareli görünür, ancak iyice yaklaştığın zaman diğer iki minare çıkar öndekilerin ardından…” Bitiş tarihi 1575 olan Selimiye’yi… Osmanlı mimarisinin ulaştığı en […]
Yolda trenden atlanır mı?.. [19 Ekim 2001 Cuma]
Gar tren doluydu… İnsanlar çantalarını, valizlerini sırtlamış; çocuklar oyuncak arabalarını, tombul ayıcıklarını kucaklamıştı… İri harflerle yazılmış afişler yapışıktı her yanda. Kırmızı burunlu palyaçolar ceplerindeki boya kalemlerini, avuçlarındaki şeker ve çikolataları gösteriyorlardı çocuklara. Çığırtkanların sesinden insanlar kendi sözlerini dahi işitemiyordu köşe başlarında… {*} Her tren diğerinden farklıydı ve insanlar da zaten bu özellikleri inceliyordu… Bazı çocuklar; […]
Dedene selam söyle… [18 Ekim 2001 Perşembe]
(Bunca kavganın-gürültünün ortasında ve belki hiç de alakası yokken, hadi size bir “hikaye” anlatayım…) Yıllardır ayak basmadığım otogarda indim. Biri omuzumda iki çantayla yürüyordum. Elinde biletiyle yanımdan hızlı hızlı geçmekte olan adam aniden durdu, ve dikkatle bana bakarak; -Heyy, dedi… Sen Çavuş Dede’nin torunusun!.. Hayretle baktım bu tanımadığım adama… O devam etti: -Evet, dedi… Hiç […]
Ağzı yıkanmış adam(lar)… [17 Ekim 2001 Çarşamba]
Ağzı yıkanmış adam(lar)… Yüce Mevlâ’m sağlık ve uzun ömür versin inşallah kendilerine, ve bu duaya “amiiin” diyenlere; ne şereftir benim için, diğer yazarlarımız gibi Ömer Öztürkmen büyüğümüz ile de aynı gazetede yazı yazabiliyor olmak… {*} “Abi” sözü bir “ünvan”dır bizim meslekte, yani bir anlamda “rütbe” gibidir… Babıali’ye bir gün sonra ayak basan da, kendisi geldiğinde […]
Fıkralardan da komik “fıkra”lar [16 Ekim 2001 Salı]
BİR Bazıları sanıyormuş ki; neresini üşütürse orası aksıracak!.. Yok bitanem, niye öyle zannediyorsun ki; kulağını üşütürsen, üşüttüğün kulağından öksürmeyeceksin… Göbek deliğin soğuk alırsa gene göbek deliğinden hapşırmayacaksın… Yani için rahat olarak sırtını, kolunu, bacağını filan üşütebilirsin; inan ki her seferinde (o da eğer yeterince üşütmüşsen) sadece burnunu çekecek ve sadece ağzından öksüreceksin, başka ihtimal yok… […]
Nasıl “tekerrür” bu?.. [15 Ekim 2001 Pazartesi]
Tarih tekerrürden ibarettir” deyip dururuz ya; tekerrür ise “tekrarlar” demektir. İşte zaten, tarih böyle “tekrarlanıp” durduğu için bakmaktayız ya takvimlere ve tarih kitaplarına… ………. Takvimler; “Bugün Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretlerini anma günü” olduğunu söylüyor. Üsküdar’daki türbesine hiç bilmeden, tesadüfen gittiğim… O dakikaya kadar; “elif, be, te…” diye kekeleyip duran birisiyken, kabrinin başına oturup ilk defa […]
Kod adı: Kılıç Balığı [12 Ekim 2001 Cuma]
Bir dostum… (General Dostum değil; general olmayan, sıradan bir dostum), internette dolaşan bir duyuruyu göndermişti bana. Posta şuydu: ….. John Travolta’nın oynadığı “Kod adı Kılıç Balığı” isimli film, Amerika ve İngiltere’de “şiddet sahneleri içerdiği için” yasaklandı. Filmdeki sahneler her gün seyrettiklerimizden farklı olmasa da, hatta Rambo filmlerinin yanında şiddetten bile sayılmayacak olsa da yasaklandı… Fakat […]
U. S. A. M E [11 Ekim 2001 Perşembe]
Amerika’nın yaptığı vicdansızlıklara karşı olan yazılarımdan dolayı, hiç kimse benim Usame bin Ladin’i savunduğumu filan sanmıyor, değil mi?.. O mübarek topraklara düşen bombalardan bir teki, ordaki büyüklerden bir tekinin kabrini bir tek kere sarsacağına; bin tane Usame bin Ladin feda olsun!.. ….. Kimdir bu adam? Neyin nesidir?.. Nerden gelmiştir ve nereye gitmektedir?.. Nerelidir?.. Neye inanır?.. […]
Lâleli’den sonrası… [10 Ekim 2001 Çarşamba]
İkibinden sonraki senelerde durumların nasıl olduğunu bilmiyorum, ama 70 öncesinde bir tek işçi maaşıyla altı kişilik nüfus birazcık zor geçinebildiğinden; annemle babam, önce elden düşme, elle çevrilen uyduruk bir dikiş makinesi edinip, ardından da para biriktirmiş ve bir de “gazete” almışlar… Çünkü o zamanki gazeteler çok değerliymiş insanların gözünde… Sonra, dikkatle açmışlar gazetenin “işçi arayanlar” […]
“Fi” tarihinden “İkiz kuleler”e… [09 Ekim 2001 Salı]
“Fi” tarihinden “İkiz kuleler”e… Siz hatırlıyor musunuz bilmiyorum; ama ben yetişemedim tarihin “fî” zamanına… Fakat yine de çok çok eskilerde kaldığını sanmıyorum, çünkü birşeylerin ne zaman olduğunu her soruşumda babam derdi ki hep; “Fî tarihinde!..” Nedir, ne değildir, ben bilmem. İtirazı veya lafı olan gidip babama sorsun, bakın “teey” orda… ….. Tarihin “fi” zamanı, paranın […]
Çingeneli hikaye, bayraklı mektup ve… [08 Ekim 2001 Pazartesi]
Eylül’ün 25’inde Stop köşesinde çıkan yazının özeti şöyleydi: Zenginin biri en azından kendi ilçesindeki insanların İngiliz bayrağı giyinip dolaşmalarına mani olmak için, her birinin üzerinde büyük İngiliz bayrakları olan yüz adet yeni kıyafet alıp paketletiyor ve çingene mahallesinde dağıtıyor. Tek şartı herkesin hediyesini giymesi. Böylece bu bayrak çingene üniforması haline gelecek ve bir daha kasabada […]
Büyümek; küçülmektir aslında!.. [05 Ekim 2001 Cuma]
Dünkü yazımızın son satırı: Yontulacak adam kovalayanlar yontulmamışlardır! ……………………………. …mektup: “Bence siz bizi her gün biraz yontuyorsunuz, şimdi bu demek midir ki M. Erkul yontulmamıştır? Gerçi biz sizi kovalıyoruz, ama yine de anlam veremedim.” Muhittin-Tarsus …………………………….. Cevap: Yazanını henüz tanımadığım bir mektubun bana hatırlattıklarına, yine hiç tanımadığım bir dost anlam veremiyor!.. Halbuki aynalara, veya içimdeki […]
Eriyeceksin… [04 Ekim 2001 Perşembe]
Eriyeceksin… (İncirköy’e…) Biliyorum, eriyeceksin; Üflediğimde sana, ne kadar yangınım varsa… Eriyeceksin; …tutuşunca içinde, yanabilecek herşeyin! {*} Bir mum gibi akacaksın içime sonra; Sızdığın kabın şeklini alır gibi, ve sanki “bir ben daha” olur gibi!.. {*} Ardından, için bi’hoş olarak… …iki damla gözyaşı kadar “sıcacık akşamlarını” hatırlayacaksın, o en güzel denizin. ….. Hani o kıpır kıpır… […]
Değnek(!) [03 Ekim 2001 Çarşamba]
Değnek(!) Sizin koca nineniz de; “Gâvurluk yapmak” deyimini kullanır mıydı?.. ….. Yıllar sonra duymuştum gâvura “gâvur” demenin yasak olduğunu… Ve hatta uzun uzun düşünmüştüm o zamanlar; gâvura gâvur diyemediğim zamanlar ne diyebileceğimi?.. Bulamamıştım… ….. Artık vazgeçtim aramaktan, n’apiyim!.. Yasak masak ama, diyorum işte… Birine; “sen gâvursun” denmez elbette!.. Olur olmaz “gâvurluk yapmak” deyimini kullanmak da […]
Yavaaş yavaş savaş! [02 Ekim 2001 Salı]
(7) KİMLER, KİMİN YERİNE?.. Kendisinin “Amerika” olduğunu hisseden hangi kurum veya hangi kişi varsa, şu anda düşünmekte ki; “İmtiyazlı” Amerikan evlatlarının “YERİNE” hangi fukaralar savaşmayı kabul edecek?.. Yani, adı bile konmuş bu “HAÇLI” seferi; “Müslümanım” diyenler ile “Müslümanım” diyenler arasında bitirttirilecek, ama bunların isimleri kim olacak?.. (8) ARANAN “KAN” BULUNUR MU? Yok mu civarda, şöyle […]
