Adı ne; olmadığın mevsimin? [24 Kasım 2002 Pazar]

Üşüdükçe, uzuyor gece… Sis çöküyor içime!.. Uzadıkça, üzüyor gece!..  {*} Mevsimleer, dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı!..  {*} Topraktan kök… Ve çeneden diş sökülür gibi koptu elin avucumdan; bir beyaz güvercin gibi oturuyorken parmaklarımın arasında!.. Böceklere terkedilmiş yuvalar gibi, şimdi boomboş avuçlarım… Korkuyorum; İçime bakmaktan! ….. Sen olsaydın, ne koyardın yokluğunun adını?..  {*} Üşüdükçe, uzuyor […]

2 mins read

Monoto!.. [23 Kasım 2002 Cumartesi]

– Bu da ne?.. – Manto ile monotonluk kelimelerini hatırlatan bir uyduruk kelime!.. – Peki nerden icap etti?.. – E, onu anlatmışız ya zaten aşağıda!..  {*} Monotonluk; Bir manto gibidir, kendimizi örttüğümüz!..  {*} Yani, her şey olmasa da; çok şey bizim elimizde… ….. Anladığını biliyorum; uzaktan baktığın zaman, ben de oturuyorum burda bir saksı gibi… […]

1 min read

Lastik!.. (2) [22 Kasım 2002 Cuma]

Psikolojiyle başlamıştık ya yazıya; tam da "şaşkınlıkla gözlerimizi açacağımıza, ibretle bakmayı öğrenmemiz gerektiğinde" kalmıştık… "Seçilme" hakkı elinden alınmış bir kişiye, seçme hakkı bulunanlar tarafından; meclise giren her üç kişiden ikisini seçme hakkı verilmiş oldu… Bazılarını seçmenlerinin dahi tanımadığı, ama şu an meclisteki bu isimleri böyle "vagonlar" gibi dizip, sonra da "büyük gara" kadar çeken lokomotife […]

3 mins read

Lastik!.. [20 Kasım 2002 Çarşamba]

Psikoloji gerçek bir silahtır!.. Onunla, dürbünlü tüfek gibi “nokta” vurmak da mümkündür… TNT kalıbı gibi bir binayı uçurmak da mümkündür… Biyolojik silahlar gibi sirayet ederek yayılan bir toplumsal yok ediş sağlamak da mümkündür… Veya Hiroşima’yı “patlatmadan imha etmek” de mümkündür!.. Psikoloji, deriin ve geniş bir konu.  {*} Psikolojik taarruzların panzehiri, zırhı ise nedir biliyor musunuz?.. […]

3 mins read

Biber… [17 Kasım 2002 Pazar]

Savrulan bir efkâr dolandığında boynuna… Ve boğacak gibi olduğunda seni; bir avuç fesleğen kokusunu al, yüzünü "yıka…" Fesleğen; anne kokar… Anneler, toprak… Ve gözyaşıyla ıslanan topraksa; fesleğen kokar!..  {*} Fesleğenim, bir avuç kaldı tam… Küçücük saksısının içinde "tütüyor"; küçücük yüreğim gibi!.. Anneler, işte bunun için anneye kokar; her annenin göğsünde bir yürek olduğu için… Yürek; […]

3 mins read

Beyaz, ve adam!.. [16 Kasım 2002 Cumartesi]

Beyaz ve boş bir defter vardı öğretmenin masasında; Sahibi belli olmayan… ….. Çocuklardan biri şöyle diyordu içinden: "Alıştırma defterim bitmek üzere… Babama, yeni bir deftere ihtiyacım olduğunu nasıl söyleyeceğimi düşünüyordum ben de!.." Başka bir çocuk şöyle diyordu: "Böyle bir defterden; sayfalarını yırtınca tam yirmidört tane, teli sökünce oniki tane büyük boy uçak çıkıyor!.." Bir diğeri […]

2 mins read

Bulut!.. [15 Kasım 2002 Cuma]

Ha, başımda dolaşan bir bulut… Ha sen!..  {*} Sen, beyaz bulut; Gözyaşından başka, nesin ki?..  {*} Güneş, nerene vurursa vursun, güzel; gözüm nereni görürse görsün, yumuşaksın… İnip sarılsan bana; sırılsıklam olurum inceden inceye, gizliden gizliye… Gözüm önümü görmez; bir beyaz buluta keser âlem!.. Bir sen olursun sanki cihanda, bir de kalbimin sesi!..  {*} Ha başımda […]

1 min read

Helezon!.. [13 Kasım 2002 Çarşamba]

Başım dönüyor, savruluyorum,, bir helezon gibi,,, saçlarında… Başım dönüyor… Kavruluyorum; her nereme dokunsan!..  {*} Senden bukle bukle sarkan helezonlar içindeyim; nefesim bile, saçların gibi kıvrılıyor dudağımda… ….. Kıvranıyorum, ahh; Yanıyorum!..  {*} Başımm dönüyor, savruluyorum… Savruluyorum helezon gibi saçlarında… ….. Her buklen, yılankavi bir kılıç gibi kesiyor bedenimi, boylu boyumca… Yoo!… Boylu boyumca kesilmekle bitmiyorum; çünkü, […]

1 min read

Çiviler 2 [10 Kasım 2002 Pazar]

Bir de şu açıdan bakmak lazım sanırım: Her birimiz bir diğerimiz için köprüyüz… Ve her birimizin "takılınabilecek" çivileri var!.. Ama hemen hemen her birimiz eteğimizi-şalvarımızı savurarak geçiyoruz köprülerimizden… Bu, doğru değil!..  {*} Büyüklerden birinin hikâyesini dinlemiştim, ki çoğunuz bilirsiniz… Hani hocasının sigara içmesine ve gözünün çapaklı olmasına takılıp kalmıştı da feyz alamıyordu… Çivi yolcuyu durdurur; […]

3 mins read

Köprü ve çiviler!.. [09 Kasım 2002 Cumartesi]

Herkes birilerinden geçer… Ben; köprüyüm sana!..  {*} Takılıp kaldığın çivilerimden bir an evvel kurtar kendini, elbisen bir kaç yerinden yırtılsa bile… Kurtul ve yürü; yeni köprülere ve yeşil bahçelerdeki meyvelere doğru… Bir an evvel geç kurtul benden, ki başkalarına yer açılsın!.. Ben köprüyüm, dedim ya… Bir gün kurtulacaksın benden; istesen de, ve istesem de üzerimde […]

2 mins read

“Tıppp, tıp!..” [08 Kasım 2002 Cuma]

Ben… Çoğu zaman… Bir kedi olduğumu düşlerim; sahildeki yuvarlak havuz bulunan parkta… Uyuyan bir devin derinlerden gelen soluğu önünde bir gidip bir gelen kuş tüyü gibidir İncirköy’ün dalgaları; derinlerin, serin serin kokan nefesiyle yuvarlanıp dururlar, ağlardan kopmuş mantarları kucaklayarak… Yosun koyusu iskelenin zeminine, henüz sarı bir tahta çakılmıştır; çocuklar düşmesin, ya da acemiler topuğunu kaçırmasınlar […]

3 mins read

Söylenemeyen… [06 Kasım 2002 Çarşamba]

Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır?..  {*} Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler; dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen!.. Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır?..  {*} Her zaman fazla oldu söyleyemediklerim, söyleyebildiklerimden!.. Her zaman; bir bilinmez lisandaki çözülmez şiirleri koklayıp, hissettirmeye çalıştım sana… Her zaman biraz daha zaman kolladım seslenmek için sana, ve her […]

1 min read

Büyük olmak!.. [3 Kasım 2002 Pazar]

Büyük olmak; Hangi dağın üzerinde olduğunu bilmektir!..  {*} Dağ ne kadar yüceyse; o kadar temizdir, başına sarılan kar… Ve o kadar beyazdır, ve o kadar faydalı, ve o kadar ömürlü, ve o kadar korunmuş, o kadar bozulmamış ve o kadar….. ….. Büyük olmak; En büyüğün üstüne tutunmaktır!..  {*} Büyük olmak; Hangi dağın üzerinde durduğunu bilmektir!.. […]

2 mins read

Anlamanın nasılı… [02 Kasım 2002 Cumartesi]

İnsanız… Öylesine açız ki önemsenmeye!.. Hatta bazen öyle geliyor ki bana; ne kadar önemsediğinizi hissettirerek çok şeyler yaptırabilirsiniz insanlara!.. Bunu başaranlar çok olmuş… Mikrofon ardındaki avcılar hoparlörlere dayanmış kulaklarından yakalamıyorlar mı çoğu zaman, yumuşak tüylü tavşanları!..  {*} İnsanız… Öylesine açız ki önemsenmeye!.. Önümüze konanın da çoğu zaman farkına varamıyoruz; bu yemeğin ne kadarı bizimdir?.. Etin […]

3 mins read

Ninni!.. [01 Kasım 2002 Cuma]

-1 Sevgimi, yüreğine yatırmışım; Uyusun da, büyüsün diye!..  {*} Boncuk taksam omzuna; nazar değmesin diye, "boncuklum" olmaz mısın?.. Sırma koysam saçına; tel tel örülsün diye, "sırmalım" olmaz mısın?.. ….. "Sevdalım" olmaz mısın; ayağımdan fırlayıp, seni ufku bilerek gönlüne saplansa yol?.. Ve kalbinin ritmini bir ninni belleyerek, mışıııl mışıl uyusa; bir gün büyümek için… Bir gün […]

1 min read

Şeref koltuğu [30 Ekim 2002 Çarşamba]

En az bilmem kaç yıllık tecrübesi olan kır bıyıklı şoförler kullanırdı bizim hattaki kırmızı Leyland’ları… Biz de (sınıflardaki karatahtanın üzerine asılmış hece fişlerinin küçüklerine benzeyen) otobüs duvarlarına vidalanmış metal plakalardaki yazıları hecelerdik. Zaman boldu nasılsa; Üsküdar ile İncirköy arası 50 dakika!.. “Serbest kart ve pasolarınızı istenmeden gösteriniz!” Yazardı arka kapıdan binince hemen sağda oturan biletçinin […]

3 mins read

Ali A.T.’a bak!.. [27 Ekim 2002 Pazar]

(Yazı bitti aslında… Yazı, sadece başlıktaydı, başladı ve bitti. Ama bu köşenin de yazı ile dolması lazım ki, maaşı hakedelim!.. E öyleyse sıkın dişinizi birazcık!..) ….. Son günlerde; “Herkes siyasi yazı yazıyor, sen hariç” diyenler çoğalınca şunu hatırladım: Bizim kapının önünde kavga olmuştu bir gün. Herkes neler olduğunu görmek için oraya, ben ise yukarıya koşmuştum!.. […]

3 mins read

Tek kare! [26 Ekim 2002 Cumartesi]

(Her ne zaman güneş doğmadan ayağa kalksam, dedemi hatırlarım. Ey koca Çavuş dede, Allah rahmet eylesin; senin ne yapmaya çalıştığını anlayabilmem bu kadar uzun mu sürecekti?) Karanlığın içinde tekrar dürtüklendim. Gözümü açamayıp arkamı döndüm, ama bu defa ablamı anlayabildim. Eğilmiş; "dedemin çağırdığını" fısıldıyordu. Herkesin çağırması bir yana, dedeminki diğer yanaydı. Göz kapaklarımın ağırlığına rağmen doğruldum!  […]

3 mins read

Susuyorum… (2) [25 Ekim 2002 Cuma]

Susuyorum… Susuyorum; Sana!  {*} Sen, susuyorum sanıyorsun… Bense susuyorum; Çöl gibi!..  {*} Göl gibi bakıyordum halbuki… Bana veda ederken, ve dökülürken yağmur gibi, yüzüme; Kelimelerin!..  {*} Ben,,, susmuyorum aslında… Güvercinlerin guu’lamasını dinliyorum penceremin pervazında… Geldiklerinde, her gün; ufaladığım ve önlerine koyduğum dün’ümün başında!.. Dünn… Her dün bir kırıntıdır artık; canımdan alıp, cam dibine koyduğum!..  {*} […]

1 min read

Yazı, top, resim filan… [23 Ekim 2002 Çarşamba]

Bazıları "yazar" der benim için, bazılarıysa; yazamaz… Derde bak!.. Bazıları "atar" der onun için, bazılarıysa; atamaz… Ama golcü, kendisine "atmalısın" diyenin sesini dinler!.. Çünkü kim tarafından ve nasıl kritik edildiği değil; onun, hocasından aldığı vazifeyi ne ölçüde yerine getirdiğidir önemli olan… Ve tribündekilerin dediğine bakılmaz sezon sonunda; onun, fileleri kaç defa havalandırdığı sayılır!.. Yani, günlük […]

3 mins read