Hacı Reşat ve diğerleri [13 Haziran 2000 Salı]
Hacı Reşat ve diğerleri Allahü teala (bu gazeteyi bugüne kadar bir gün bile okumuş olanlarla, yöneticisinden dağıtıcısına bu gazetede bir gün bile çalışmış olanlar olarak hepimizin) bugüne kadar kaybettiğimiz kimimiz varsa hepsine rahmet eylesin, bütün günahlarını affetsin ve mekanlarını Cennet eylesin, amin… {*} {*} {*} Yazıişleri müdürümüz Nuh Albayrak, her Pazartesi sabahı kendi köşesinde yayınlar […]
Bağdat’tan Ankara’ya… [12 Haziran 2000 Pazartesi]
“Bağdat”tan Ankara’ya… “ACI” BİR RİCA! Sevgili Muammer… Hatırlarsın mutlaka… Bende kaldığın gecelerin birinde… “Halid” de vardı.. Arabanın teki evin önündeki yolda serseri mayın gibi turladı, turladı… Ve sonunda (Halit’in eve dönerken ettiği telefonla öğrendik ki) Şaşkınbakkal’da bir elektrik direğine toslayıp durdu…. Ertesi sabah seninle o kaza yerine gidip bakmıştık!.. ….. İşte öyle bir araba, evelki […]
Yaşasın, ‘Memoli’siz günler başladı! [10 Haziran 2000 Cumartesi]
Yaşasın, ‘Memoli’siz günler başladı! Mahallenin bekçisi bile bir kahvehanenin kıyıcığına büzüşüp seyrediyormuş Memoli’yi; “Nasılsa bu film oynarken hırsızlar da televizyonun karşısında olur (!)” diye… ….. Ama bu mantık, eğer (hani şu bankamatikler gibi) “24×7 Memolimatik” uygulaması başlatılabildiği takdirde, ülke sınırlarında… Yok yok, hatta uydunun yayın sınırları dahilindeki bütün noktalarda “SIFIR SUÇ” beklentisini de beraberinde getirir, […]
Brillance [09 Haziran 2000 Cuma]
Nerden çıktı şimdi bu; “parlak, pırlanta” anlamına gelen Fransızca kelime?.. Dünyanın en büyük gipür dantel üreticisi olan Baydemirler Tekstil’in ayna adı taşıyan dört kitap sayfası boyunda, baştan sona renkli, kuşe karton, elliiki sayfalık dergisinin ilk sayısından çıktı. “İlk sayı koleksiyoncuları” için nadide bir parça. Baştan sona “biz” kokan bir sanat eseri… Ayyıldızlı dantel bir perde […]
Kelime kıl dikme… [08 Haziran 2000 Perşembe]
Bugün sizinle “çeşme başı pazarlığı” yapacağım; işinize gelirse!.. İsteseniz de istemeseniz de bıksanız da bıkmasanız da… “Çal çene” yani!.. Sıkın dişinizi. {*} {*} {*} Türkiye Gazetesi Stop Köşesi’nin okuyucuları olan “Sevgi Köşesi Ailesi”ne ait, oluşturmaya çalıştığımız Ormanımız için tahmin ettiğinizden fazla insanla görüşüyorum son zamanlarda. Her çeşit insan, her çeşit yorum, her çeşit düşünce ile […]
Bir daha düşünmek [07 Haziran 2000 Çarşamba]
Bir daha düşünmek Bazılarımız ciddi ciddi anne ve özellikle de babalarının hatalarına konsantre olmuş durumda. Onların kusurlarını aramak, onların açıklarını yakalamak ve eleştirilecek bir taraflarını bulup onları yerin dibine sokmak için kendilerini paralamakta… {*} {*} {*} Şimdi bir dakika düşünmekte yarar var… Onlar… Yani sizin anne ve babalarınız hiçbir şeyi doğru dürüst yapmamış, yapamamış olsalar […]
Bir Türk kolay yetişmez(!) [06 Haziran 2000 Salı]
Bir Türk kolay yetişmez(!) (Siz, bir Türk yetiştirmenin kolay olduğunu sanıyordunuz değil mi?) İşte… Herkes şahit… Aslında günün anısına pul bile bastırılmalıydı. ….. BU KONU AZ MİZAH AMA ÇOK HABER ASLINDA: Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1999-2000 eğitim yılı programına uygun olarak, ilkbahar etkinlikleri kapsamındaki Haziran ayı ilk denemesi 1 Haziran 2000 Perşembe günü Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinde […]
Bir ateş, bir şişe su ve bir koca şükür… [05 Haziran 2000 Pazartesi]
Bir ateş, bir şişe su ve bir koca şükür… İki elinle birden kavrarsın onu… Ağzına dayar, havaya kaldırır ve, “lakır, lakır, lakır, lakır” içersin… Bu suyu içerken, bu suyu içmekten başka birşey düşünmez, düşünemezsin genellikle… {*} {*} {*} İçinde bir yangın vardır… Derinlerinde bir nokta tutuşmuştur en azından, ve senin bir an evvel bu ateş […]
Sizinle ilgisi yok!.. [03 Haziran 2000 Cumartesi]
Sizinle ilgisi yok!.. Hani bazen; “…Şimdi birileri bu yazıyı okuyacak ve diyecek ki; – Bu yazı sanki falanca için yazılmış… Ah keşke filan kişi de okusaydı da görseydi gününü!.. İşte bu yazı, aslında o duymasını, okumasını istediğiniz falanca kişiler için değil de, “Bu yazıyı filan kişiler de okumalıydı” diye düşünenler için yazıldı…” Derim. ….. Hani […]
Üzülmek, sinirlenmek yok… [02 Haziran 2000 Cuma]
Üzülmek, sinirlenmek yok… Size bugün bir tavsiyede bulunmama izin verir misiniz?.. Her ay… Her ay olamıyorsa her mevsim herhangi bir hastaneye gidin… Hasta olmanıza lüzum yok, muayene olmanıza da… Hasta olduğunuz zaman sizi zaten başkaları getiriyor buralara. Siz kendi ayaklarınızın üzerinde, kendi iradenizle gidin ve bir anda şükredecek bin tane sebep bulun. {*} {*} {*} […]
Beklenen “nihayet” oldu(!) [01 Haziran 2000 Perşembe]
Beklenen “nihayet” oldu(!) Fatih Hoca’nın gittiğine şaşıran oldu mu aranızda? Şaşarım aklınıza… Benim tam beklediğim oldu… Daha da ilginç olanını söyleyeyim mi size? Sıkı durun öyleyse: Galatasaray yönetiminin de tam beklediği oldu!.. İnanmayanlar umurumda değil… {*} {*} {*} Kulüp yöneticileri; kazanılmış olan kupayı, Terim’i ve milletvekilleriyle parti liderlerini… Ve hatta inanılır gibi değil başbakanı kullanarak […]
Bir hatunun aşk hayatı [31 Mayıs 2000 Çarşamba]
Bir hatunun aşk hayatı ‘Biriyle tanıştım. Çok hoş. Galiba o da benden hoşlandı. Bakışlarından anladım. Hem hoşlanmasa neden telefonumu istesin? Acaba arayacak mı? Aslında ben de onu ararsam olur ama, çok hevesli olduğumu anlamasın. Aradı. Sesini duyunca çok heyecanlandım. Saçma sapan konuştum. Sanki beklemediğim bir telefondu. Ya aptal olduğumu düşünüp bir daha aramazsa. Her an […]
Türkiye’nin “geri” kalma sebebi… [30 Mayıs 2000 Salı]
Türkiye’nin “geri” kalma sebebi… Geçen Çarşamba ve Perşembe günleri yayınladığımız ve ciddi olarak “ülke çapında tartışmaya açılmasını” teklif ettiğimiz konu vardı ya… Hani şu, İngiltere Başbakanının yeni doğan dördüncü bebeğinin ardından yazılan… Hani, bizlere bir zamanlar öğretilmiş olan; ….. “…Kültürlü olmak eşittir az çocuk yapmaktır… Şehirli olmak eşittir az çocuk yapmaktır… Medenî olmak eşittir az […]
Sen İstanbul olsaydın [29 Mayıs 2000 Pazartesi]
Sen İstanbul olsaydın Sen İstanbul olsaydın; Ben, sende konacak bir dal bulamayan martı gibi çığlık çığlığa atardım kendimi denizlere! Sen İstanbul olsaydın… Sen İstanbul olsaydın, aşka doğru… Bürünüp sevda rengine, dursaydın gurubun önünde akşam vakitlerinde. Ve ben… Bense bir güneş gibi yakmaya gelirken seni; saplansaydım kirpiklerine, tam kalbimden… Düşseydim ufkuna, kan-revan içinde!.. {*} {*} {*} […]
İp parası makbuzu [27 Mayıs 2000 Cumartesi]
İp parası makbuzu Başbakanlık dönemiydi. Onu, halkın oylarıyla iktidardan indiremeyeceklerini anlamıştı birileri… Akabinde 27 Mayıs Devrimi ile Yassıada’ya götürülüp, hiç sebepsiz yere idam edildi Adnan Menderes. İdamın hemen ardından, hanımı Berin Menderes’e gitti birileri. Ellerinde bir “makbuz” vardı… Makbuzun üzerinde “Menderes’i asmak için kullandıkları ipin bedeli” yazıyordu… Ve bu adamlar, işte bu parayı tahsil edebilmek […]
İhtiyaç listesi (!) [26 Mayıs 2000 Cuma]
İhtiyaç listesi (!) Günlerden beri merak etmekteyim; Fatih Terim’in kafasından geçenleri… Biliyorum ki ciddi huzursuzluklar içinde hoca. Onun (kupayı aldıktan sonra) yaşadığı baskıyı ben kaldıramazdım ve kolay kolay hiçbiriniz kaldıramazdınız… {*} {*} {*} Eğer başarılı olunabilirse Galatasaray yönetiminin ve Süren’in en büyük başarısı; (Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ve hemen hemen bütün siyasi parti liderleriyle milletvekillerini […]
Medenî insan mukayeseleri [25 Mayıs 2000 Perşembe]
Medenî insan mukayeseleri Dünkü yazımızı (yani İngiltere Başbakanı Blair’in dördüncü bebeği Leo’nun doğumunun ardından yazmış olduklarımızı) okumuş olanlar için bugünkü yazımız biraz daha fazla şeyler söylemiş olacak… Okul yıllarımız boyunca ve yazılı-sözlü-görüntülü basın yoluyla bize yıllarca (gözümüzün içine bakıla bakıla) söylenenlerin doğruluğunun tartışılmaya açılmasından yanayım… Eğer bütün bir nesle yıllar yılı yalan söylemişse birileri… Ve […]
Leo Blair [24 Mayıs 2000 Çarşamba]
Leo Blair Hükümet politikası mıydı, yoksa (bazı iddialara göre) Batı dünyasının ülkemize bir yaptırımı mıydı bilmiyorum… Ama gözlemlerle, öğrenmelerle ve kıyaslamalarla geçen (on-onbeş arası) yaşlarımda öğrendiğim… Daha doğrusu o dönemde bizlere öğretilen şey; az çocuk yapmaktı… ….. Bunun lüzumuna inanmak veya inanmamaktan bahsetmiyorum şu anda. Doğru olduğunu veya doğru olmadığını da söylemiyorum. Söylediğim şu ki; […]
Renk körleri [23 Mayıs 2000 Salı]
Renk körleri Yenen bazı şeyler bazılarına gaz yapıyor, belli ki… Ve bazen ses, bazen de koku olarak duyuluyor çevrede!.. Garip olan; imrenilecek, gıpta edilecek başarıların bazılarındaki haset, fesat ve kıskançlık duygularını açığa çıkarıyor olması… Geçen gece bir kanaldaki bir Fenerbahçe eski yöneticisinin sarfettiği “hazin” laf, birazcık geriye çekilip bakıldığında; bu takımın neden bugünkü duruma düşmüş […]
Maksimum hedef (!) [22 Mayıs 2000 Pazartesi]
UEFA Kupası Türkiye’nin oluncaya kadar Galatasaray kaç maç oynadı belki bilen vardır aranızda, ama her maçı hatırlayan olduğunu sanmıyorum… Bir Türk takımı arada bir çıkıyordu dışarı, oynuyor ve geliyordu. Yarın gazetelerde iyi şeyler yazılıyordu oyuncular hakkında. Teknik direktör diyordu ki; “Biz finale diktik gözümüzü!..” Bir süre sonra bir başka maç daha oynanıyordu. Birileri geliyordu ülkemize, […]
