1999
İlk hırsızlık! [04 Eylül 1999 Cumartesi]
İlk hırsızlık! Topkapı Sarayı’ndan, tarihinde ilk defa bir “çalınma” olayı yaşandı… Öyle deniyor. Minyatür el sanatları bölümünden… El yazması bir Kur’an-ı Kerim… 25.5×34 cm. boyutlarında… Farsça meali… Elde mevcut bulunan 239 yaprak… 11’inci yüzyıl, Selçuklu döneminden kalma… 900 senelik… Topkapı Sarayı, İnönü Stadyumu kadar korunmuş olsaydı bu hırsızlık hadisesi vuku bulabilir miydi dersiniz? {*}{*}{*} Haber […]
Mahkûm trenler [03 Eylül 1999 Cuma]
Mahkûm trenler Günün belirli saatlerinde sesini duyuyorum… Kimi getiriyor, bilmiyorum. Veya kimi götürüyor. Uzaktan… Derinden… Ama “yürekten” bir haykırış gibi bu trenlerin sesi. Uzak, derin… Ama hep taze gelişleri ve taze gidişleri söylüyor bana. {*} Trenler ayrılışların hüznünü anlatıyor; Ve kavuşmaların çığlığını bağırıyor… Trenler vagon vagon duygu taşıyor; insan değil!.. Trenler hep aynı rayların üzerinde, […]
Hayat ciddi bir iştir! [02 Eylül 1999 Perşembe]
Hayat ciddi bir iştir! Nice problemlerimiz var “dev” gibi!.. Nice problemlerimiz var gözümüzün görebileceği her şeyi kapatan!.. Nice problemlerimiz var ki, ömrü; “burnumuzu yere dayamaktan vazgeçmeyi” akıl ettiğimiz vakte kadar uzayan!.. {*} Zamanımıza yazık!.. Millet; Uyanın!.. Boyluboyunca toprağa uzanıp, dalından düşmüş bir kurtlu fındığa gözümüzü dayadığımızda, başka hiçbir şeyi görmez oluyoruz!.. {*} Resmî rakamlara göre […]
İlle de kırık leblebim [01 Eylül 1999 Çarşamba]
İlle de kırık leblebim Ben, çeşitli renklerdeki işlerle uğraşıp, bir yandan da pembe hayaller kuran… Bu hayallerin en pembesi olarak da yazmayı gören ve böylece “takılıp giden” biriydim. Bir gün… Zannediyorum ki; doğru zamanda ve doğru yerdeydim… Adı Stop “konan” bir köşem oldu. Nur topu gibi, derler ya… Nur topu (veya Sevgi yumağı) gibi. {*} […]
Susmak, öğrenmek, öğretmek [31 Ağustos 1999 Salı]
Susmak, öğrenmek, öğretmek Susmayı öğrendiğimizde anlamayı ve anlatmayı öğrenmiş olacağımızı” dinlerken hoşuma gitmemişti aslında… {*} Ama günün birinde öğrendim ki; ne anlattığım değil, ne öğrettiğim mühim. Bu fikri ilk duyuşumda ben anlayamamışken, benden başkalarının da; “ne anlattığın değil, ne öğrettiğin mühim” mantığını ilk duyuşta idrak edebilmelerini elbette beklemiyorum… Fakat, sonuç alacak olanlar; “Burada bir şeyler […]
A Takımı, Halit Abay ve klibi çekilen yazı… [30 Ağustos 1999 Pazartesi]
A Takımı, Halit Abay ve klibi çekilen yazı… (Kamera, arkasını göstermiyor!.. Ama öyle durumlar oluyor ki; projektörler, kamera arkasındakilere de tutulmak durumunda kalıyor…) Halit Abay, gönlü güzel bir arkadaşımız. Halit Abay sizden biri… Onu dün gece Savaş Abi’nin A Takımı’nda bütün dünya tanıdı. (Ama ben biraz daha tanımanızı ve onun isminin elinizde yazılı olarak da […]
“Ben cumhuriyetleri” [28 Ağustos 1999 Cumartesi]
“Ben cumhuriyetleri” Kayıt-kuyut yok… Sanki deprem gibi afetler Osmanlı döneminin ortalarına kadar hiç olmamış gibi! {*} Sankisi bir yana Osmanlı’nın umurunda da değil zaten böyle “şey”ler! Çünkü Osmanlı’nın, elli altmış kilometrelik fay hattı, yahut depremden tesir alan kilometrekareler derdi değil. Şükür namazı mı kılınacak? Kılınsın… Küsuf namazına mı durulacak? Durulsun… Yola devam! {*} Osmanlı’nın düşünce […]
DepreMsyon! [27 Ağustos 1999 Cuma]
DepreMsyon! Yıkıldık!.. Hem de ciddi boyutlarda… Yıkıldık; boylu boyunca. {*} Fiziksel yıkılmalar.. Daha doğrusu fiziksel yıkılmaların ardından doğrulamamalar; “manevî yıkılmışlığımızın tezahürü” değil mi?.. {*} Depremler her binayı yıkabilir… Ama depremler bunca çok binayı yıkmaz. Öyle idi!.. {*} Şimdi, koca bir tokat gibi patladı deprem; boyumuzun ölçüsünü gördük toprakta. Aynen yaptığımız binalar gibiymişiz meğerse! Pek çoğumuz […]
600 bin haccın kabulü [26 Ağustos 1999 Perşembe]
600 bin haccın kabulü Sevgili Peygamberimizi görenlerin sohbetlerinde yetişen ve yüksek derecelere ulaşan (Türk asıllı) Abdullah bin Mübarek hazretleri pek çok defa da hacca gitmişti… Bir sene hac dönüşü rüyasında gökten inen iki melekten birinin, diğerine; “Bu sene kaç kişi hacca geldi?..” dediğini duydu. Öbür melek; “Altı yüz bin kişi” dedi. “Peki bunlardan kaçının haccı […]
Gün, bugün… [25 Ağustos 1999 Çarşamba]
Gün, bugün… İnsanların ve toplumun gücü; en zayıf, en çaresiz olduğu zamanki mukavemetine müsavi değil mi?.. {*}{*}{*} İnsanlar ve toplum, zor günlerde biribirlerine destek olmayacaksa, dişini sıkmayacaksa, bir diğerine göz-kulak-el-ayak ve moral olmayacaksa ne zaman olacak?.. {*}{*}{*} Gün, işte bugündür… Tek bacağı olan iki insan sırt sırta verdiğin de ayağa kalkabilir; Yüce Mevla’m başka afetler […]
Konuşmak için susmak [24 Ağustos 1999 Salı]
Konuşmak için susmak Ben de biliyorum, kimse merak etmesin…Biliyorum; fay hattının tam üzerinde şehirler ve dev tesisler kurulmaması gerektiğini… Biliyorum; bazı bölgelerde bir kaç oy uğruna bazılarının inşaat ruhsatlarında (düzenlemeler-oynamalar-ilaveler) yapılarak insanların canının peşkeş çekildiğini… Biliyorum; her yıl depremler yaşadığımız halde bir “köpeğimizin” bile olmadığını… Biliyorum; (bazı müteahhitler hırsız damgası yediği halde) bazı hırsızlara “müteahhit” […]
Konuşmak için susmak [23 Ağustos 1999 Pazartesi]
Konuşmak için susmak Ben de biliyorum, kimse merak etmesin…Biliyorum; fay hattının tam üzerinde şehirler ve dev tesisler kurulmaması gerektiğini… Biliyorum; bazı bölgelerde bir kaç oy uğruna bazılarının inşaat ruhsatlarında (düzenlemeler-oynamalar-ilaveler) yapılarak insanların canının peşkeş çekildiğini… Biliyorum; her yıl depremler yaşadığımız halde bir “köpeğimizin” bile olmadığını… Biliyorum; (bazı müteahhitler hırsız damgası yediği halde) bazı hırsızlara “müteahhit” […]
Sınav üstüne sınav [23 Ağustos 1999 Pazartesi]
Sınav üstüne sınav Herhalde kelimenin tam manasıyla başımıza gelen bu.Büyük olmanın bedeli kolay ödenmiyor.Kolayca “devlet” olunamdığı gibi, “büyük devlet” de kolayca olunmuyor! Sınav üstüne sınav… Başımıza gelen işte bu. {*}{*}{*} Şükürler olsun ki ne büyük imtihanlardan geçtik yüzümüzün akıyla. Ve karşımıza çıkanları da aşacağız inşaallah. Deneye deneye, öğrene öğrene, adım adım ilerleyeceğiz… Durmak yok; Bildiğimiz […]
Kurşun “onları” seçti [21 Ağustos 1999 Cumartesi]
Kurşun “onları” seçti Şu an yazabilenlerin tamamı, ölmeyenler. Şu an okuyanların da tamamı ölmemiş olanlar… Ölmemiş olanlar konuşuyor ve korkularını aktarmaya çabalıyor biribirlerine. Ölmemiş olanlar temine çalışıyor ihtiyaçlarını. {*}{*}{*} Bir ortak nokta var ki, o da şu: On milyonlarla ifade edilebilen bu “yaşayanların” tamamı, hep birden, ve aynı anda aynı şeyi hissetti; panik bundan!.. On […]
Başımız sağ olsun [20 Ağustos 1999 Cuma]
Başımız sağ olsun Şu an hiçbir yaşayanın emsalini görmemiş olduğu bir deprem yaşadık… Bolu, Düzce, Gölyaka, Hendek, Adapazarı, Eskişehir, Bursa, İstanbul, Yalova, Gölcük, Karamürsel ve daha pek çok ilçe ve köyde binalar yerle bir oldu, canlar kayboldu. Başınız sağolsun. Hepimizin haber almaya çalıştığı veya hâlâ bir haber almak için çırpınıp durduğu yakınları var “karanlık” bölgelerde. […]
Karanlığım ölmeden… [19 Ağustos 1999 Perşembe]
Karanlığım ölmeden… Bahtıkara bir gelin gibi düşersem içimdeki karanlığa… Işık, ne yukarda kalır!.. Vakumlanırken dibe doğru… Ve yutarken beni anaforlar; Bir ananın gözyaşı gibi akar içim, Akar içim, akar içim!.. {*}{*}{*} Bir çilehanedir karanlık yatak. Böğrümden böğrüme bir sarkaç vurur… Canımda; içine ot dolmuş çanlar, dili koparılmış horozu dinler! Istırap… Her yanımdan canıma girer. {*}{*}{*} […]
Nerdesin? [18 Ağustos 1999 Çarşamba]
Nerdesin? En çok naz yaptığım insan… En çok kırdığım kişi… En çok özlediğim yürek… En çok sohbetine hasret kaldığım… En çok göre gözlerini sevdiğim… En çok sevdiğim sevgi insanı… En çok yakın gördüğüm dostum… En çok… En çoğum!.. Nerdesin? Meçhulde kaybolan güneşim. Sesim, soluğum, nefesim… Nerde kahkahan, nerde o meltem sesin… Hadi dön, hadi gel… […]
Babalar düşman değil! [17 Ağustos 1999 Salı]
Babalar düşman değil! Bir bebek denize düşüyor… Şimdi bu çaresizin bir an evvel sudan çıkartılması mı mühim, yoksa nasıl birisi tarafından kurtarılacağı mı?.. {*} Zaman geçince diğer detaylar tartışılmaya başlanıyor. Diyoruz ki; “Benim babam iyi yüzücü değilmiş… Babam iyi bir yüzücü olsaydı kurbağalama stilinde de yüzerdi!.. Baksana, hızlı kulaç atamıyor!.. O iyi bir yüzücü olsaydı […]
Olur şey değil!.. [16 Ağustos 1999 Pazartesi]
Olur şey değil!.. Ben çocukken pet şişeler yoktu…Sular paketlenmiş, sandıklanmış halde getirildiği büfelerde, bakkallarda satılmıyordu. Hatta su satmak neredeyse ayıptı; susamış olana kana kana su ikram etmek bir onurdu, erdemdi, meziyetti. O zamanlar suyun satılacağını, “sudan para” kazanılacağını söylemiş olsalardı insanlar çok gülerdi… {*}{*}{*} Ben çocukken hemen hemen her sokağın çeşmesi vardı. Hem de şaldır […]
Ne tesadüf!.. [14 Ağustos 1999 Cumartesi]
Ne tesadüf!.. Şiir yazılacak kadar güzel bir gecede başınızı kaldırdığınızda beyaz bir “şerit” görürsünüz. Bir uçtan bir uca doğru uzar gider bu yıldızlar topluluğu. Bu, yabancıların “süt yolu” dediği Samanyolu’muzdur. {*} Samanyolu galaksisinde 200 milyardan fazla yıldız bulunur. Güneşimiz bu ikiyüz milyar yıldızdan sadece bir tanesidir. Samanyolu ise; kainatta şimdilik mevcudiyeti hesaplanan 100 milyar galaksiden […]
