1999
Turnike [13 Ağustos 1999 Cuma]
Turnike Bu sene güneş tutulmasıyla ilgili bol bol yazı okuyacağız artık değil mi?.. Güneşin tutulması makalelere konu olacak, hikayelere konu olacak… Belki şiirlere, hatta fıkralara konu olacak. Belki “uydurucunun biri” şöyle anlatacak: Kıskanç aşık Temel’e; “Bugün güneş tutulacak” demişler. “Uyy, demiş Temel… Öyleysa Fadime’ye haber cönderayum da, tişaru çikup kendinu cöstermasun!..” {*} Şansımız işte bu […]
Sana yazıyor olmak [12 Ağustos 1999 Perşembe]
Sana yazıyor olmak Günaydın! Varsın çevren karanlık olsun… Sen, bu karanlığın içinde bile yarın sana “sabahı” getirecek olan güneşe bakan yıldızları görebiliyorsun ya; Alkışla kendini… {*} Ne mümkün şimdi karanlık olsun içimde; doğdu güneş… Bir ilkbahar sabahı gibi yüreğime doğdu! Günaydın dediğin ve günaydın demeyi senden öğrenen her insan adına binlerce günaydın… Verdiğin her şey […]
İnsanların üstüne kaşınmak!.. [11 Ağustos 1999 Çarşamba]
İnsanların üstüne kaşınmak!.. “Ablam” bağlamış kendi bacağına bir “koca” taşı… Atmış kendini boyundan derin bir suya, yırtınıp durmada; “Kocam bana şöyle yaptı, böyle yaptı!..” {*} Amcam almış eline sazı… Toplamış milletin işsiz güçsüz olanlarını başına, kan ter içinde kendini paralamada; “Şu kazıktan kalktım, bu kazığa oturttular!..” {*} Cızırtılı radyolara benzeyen diz dövücüler de “suyun halkaları” […]
Süleyman’ın mektubu [10 Ağustos 1999 Salı]
Süleyman’ın mektubu Süleyman’ı beş yıldır tanıyorsunuz. O, köşemizin en eski okuyucularından ve devamlılarından… Ve de köşemizin bu dönemdeki askerlerinden biri. Güzel bir mektubu daha geldi ve yalnız okumak içime sinmedi… {*} Nasılsın ağaey?.. Bence iyisin! Stop’u takip ediyorum. Köşemiz genişleyeli beri gözlerinin içi bir kat daha güzel parlıyor ağabey… Sen çizmiyorsun ama, köşede kuşlar uçuyor […]
Meraklı sorulara cevaplar [09 Ağustos 1999 Pazartesi]
Meraklı sorulara cevaplar Bugün köşemiz özellikle mektup gönderenler için. Ama biliyorum ki bazı soruların cevabını hiç yazmamış olanlar da merak ediyor. Hadi bakalım, bugün de böyle olsun… {*}{*}{*} “Stoplayanlar” ne demek? Stoplayanlar; mektupla, faksla veya elektronik posta (e-mail) vs. ile bize ulaşmış olanlardır. Bu isimleri yayınlamamın sebebi ise gönderdiklerinizin elime geçmiş olduğunu anlamanız içindir. * […]
Gidene güle güle [07 Ağustos 1999 Cumartesi]
Gidene güle güle Elinde kalem olanın, gözleri “yüzünde” olmalı… {*} Şair geleceğe bakmalı, yarınlara… Gözlerini ensesinde unutanların “çoğu” şiir yazmıyor, yani yazdıkları şiir olmuyor! {*} Merak ediyorum; acaba kaçınız benim kadar ayrılık yaşadı? Yine merak ediyorum; neden bana gelen şiirlerin, her yüz tanesinin doksanı “dün giden” sevgili için yazılmış? Yine, yine merak ediyorum eğer o […]
Çirkin postacı [06 Ağustos 1999 Cuma]
Çirkin postacı Dünyanın bana zindan olduğu günlerdi. Sanıyorum, birkaç defasında da evden ağlayarak dışarı çıkmıştım… Hayatım kararmıştı da bir ışık bekliyordum sanki, ama yoktu. {*} İşte böyle düşündüğüm günlerde daire kapıma sıkıştırılmış bir mektup buldum. Hayretle baktım üzerinde göndericisi yazmayan zarfa. Sonra odama girip açtım… “Acıları paylaşmak insanların vazifesidir, diyordu. Senin geçtiğin sokakta ben de […]
Fıkra isteyenlere [05 Ağustos 1999 Perşembe]
Fıkra isteyenlere Tamam… Anlaştık; Sesinize kulak veriyorum işte. Şimdi de siz benim sesime kulak kabartın. {*} “Köşemizde fıkralara yer ver…” Bunu istiyor musunuz gerçekten?.. “Eveeet…. Olsa çok iyi olur… Eh, olsa da olmasa da farketmez…” Hangisi doğru? {*} Şimdi soruyorum size; önümüze çıkan herhangi bir fıkrayı yayınlayalım mı, yoksa köşemizde çıkan fıkralar “bize özel” mi […]
Şafak Vakti Kıbrıs’ta [04 Ağustos 1999 Çarşamba]
Şafak Vakti Kıbrıs’ta Masama bir kitap bırakılmış. “Yazılarımızın Kıbrıs’ta da zevkle okunduğunu” hatırlatan Mesut Günsev imzalı… 20 Temmuz-1974 ŞAFAK VAKTİ KIBRIS’TA… Okumayacağımı düşünerek açtım kitabı, yolda… Baktım, yarılamışım! {*} Adı Girne’deki bir sokağa verilmiş olan Mesut Günsev eski bir “Deniz Piyade” subayı. 20 Temmuz 1974 şafağında Kıbrıs’a ilk çıkan Amfibi Deniz Piyade Alayı’nın madalyalı bir […]
Son kulübe [03 Ağustos 1999 Salı]
Son kulübe İnanılmaz paralar harcandı… İnanılmaz tanıtımlar yapıldı dünyanın her yerinde… Basın ordaydı, ülkenin ve dost ülkelerin yetkilileri ordaydı ve halk ordaydı. Alkışlarla atıldı temel… Bu mimar alkışlanırdı. {*} Binlerce insan çalıştı bu projede. Geceler gündüzlere, kışlar yazlara, sıkıntılar sevinçlere katıldı. Dünyanın en yüksek binasını inşa eden mimarı medyada boy gösterdi. {*} Ard arda tanıtımlar […]
Şiirlerinizden alıntılar [02 Ağustos 1999 Pazartesi]
Şiirlerinizden alıntılar Bu memlekette “şiir” deyince akan sular durur. Gördünüz değil mi, ne kadar güzel şiirler okuduk burada… Sizler göndermeye ben yayınlamaya devam ederken bir konuda anlaşalım isterseniz… {*} Gönderdiğiniz şiirlerin bazılarını, bazı sebeplerden dolayı hiç yayınlayamıyorum… Bazıları okunamayacak kadar silik veya bozuk ulaşıyor bana çünkü… “Bazılarını” yayınlayabiliyorum ancak. Bazılarının da gördüğünüz gibi bir-iki mısraını […]
Hayalime ulaşmak [31 Temmuz 1999 Cumartesi]
Hayalime ulaşmak Aradığın bensem… Ve sen beni bulamıyorsan; Sebebi rüzgarlar, ve çaresi “yağmurlar” değil!.. {*} İstediğin bensem… Ve sen beni alamıyorsan; Sebebi uzakta, Ve çaresi “yakınmakta” değil!.. {*} Düşüncen “büyü” gibi; Sarmalar beni… Aynen düşüncemin seni sardığı gibi. Ama sen kendi yolunun engebeli noktasında çözüm üretmeyi seçmiyorsan; “şans” seni seçmeyecek!.. {*} Beni arıyorsan… Ve ben […]
Gerinmelisin içimde! [30 Temmuz 1999 Cuma]
Gerinmelisin içimde! Sarı saçlarını derin karanlığımın ortasında savuran bir mum gibi içimde yanışını, iki uzak kıta arasında çalkalanan turkuvaz rengi sular söndürür yine… Ve yine o sular söndürür ancak! {*} Çağırırsın; halbuki ben beklerim kayıp bir ada gibi yeşil sahillerimle seni. “Bul, derim… Bul beni!..” {*} Öyle bir fırtınadır ki umduğum; seni alıp bana veya […]
Hayatın hangi satırı? [29 Temmuz 1999 Perşembe]
Hayatın hangi satırı? Bir ay kadar önce gazetenin bir sayfası “boş” yayınlanmıştı. Ortasında iki satırlık reklam yazısıyla… O sayfa bir zarfın içinden çıktı; koskoca bir mektup olarak. Kıbrıs’tan geliyordu. Askerimden… Kardeşimden. Kardeşinizden. {*} Süleyman Eldeniz’i hepiniz tanırsınız, veya tanıyacaksınız… O, köşemiz henüz yok iken “aranızda” olanlardandı! {*} “Satırlarıma başlamadan önce Yüce Allah’ın selamının üzerinize olmasını […]
Onlar da çocuktu [27 Temmuz 1999 Salı]
Onlar da çocuktu Ayşe ana ve çocukları İşgal yıllarında Aydın yakınlarında karanlık bir sonbahar gecesi. Demirci Mehmet Efe, merak ve heyecan içindeydi. Düşman birliklerinin vadiden geçeceklerini öğrenmiş, kendi kuvvetlerinin hemen tamamını vadinin iki yanına yerleştirmişti. İşte, şimdi vakit gece yarısını geçtiği halde, ne tepelere yerleştirdiği zeybeklerinden dönen olmuş, ne de onlardan bir haber getiren… Demirci […]
Nasıl isen öyle gel! [26 Temmuz 1999 Pazartesi]
Nasıl isen öyle gel! Nasıl isen öyle gel; süslerinle oyalanma. Eğer örülü saçların çözüldüyse, eğer saçlarını ayıran çizgi düz değilse ve eğer yeleğinin ipek püsküllü kordelaları henüz bağlı değilse, aldırma. Nasıl isen öyle gel, süslerinle oyalanma. Çimenlerin üstünden, çabuk adımlarla gel. Eğer çiğden ayaklarının kınası giderse, ayak bileklerindeki çıngırak sesleri azalırsa ve eğer gerdanlığından inciler […]
Çocuk kalbi [24 Temmuz 1999 Cumartesi]
Çocuk kalbi Bu büyük şehre geleli, iki yıla yakın bir zaman geçmişti. Aldığım dördüncü sınıfları, bu öğretim yılının sonunda mezun ediyordum. Okul, evime bir hayli uzaktı. Her sabah binbir güçlükle minibüse binip, okula yetişmek beni bir hayli yoruyordu. Ayrıca kendi çocuklarımla da yeterince ilgilenemiyordum. Hazır beşinci sınıfları mezun edecekken, yeni bir sınıf almadan tayin istedim. […]
Korsanlar [23 Temmuz 1999 Cuma]
Korsanlar Televizyonda birkaç defadır rastlıyorum… İbrahim Tatlıses veryansın ediyor korsan kasetçilere;“Bunca sanatçının kaprisini ben çekeyim, teri ben dökeyim, vergiyi ben ödeyeyim, malı mülkü ben satayım… Sen kaseti al, çoğalt ve üçyüzbine sat. Bu, sahtekarlık… Devletin parasını çalmak… Seni soyuyorlar, ne zaman sıkı takip edilecek bunlar?.. Dünyanın hiçbir ülkesinde bulamazsın bir tek korsan kaset…” diye bağırıyor. […]
Ben bu yazarı okumam abi! [22 Temmuz 1999 Perşembe]
Ben bu yazarı okumam abi! Beni bugüne kadar en iyi anlatabilmiş olan resim, kitabın arka kapağındaki fotoğrafım… Emin olun bundan, samimiyim. {*} Keşke “tıpkısının aynısı”, fotoğrafı gibi dolaşabilen insanlardan olsaydım… Ama değilim işte, olmuyor. Şu son resmi çektiklerinde üzerimde bulunan kıyafeti henüz (yıkansın diye) çıkarmadan birileri diyordu ki; “Bu resimdeki sen değilsin, ne zaman çektirdin […]
Bilinmeyen Osmanlı [21 Temmuz 1999 Çarşamba]
Bilinmeyen Osmanlı Sayın Muammer Erkul Bilindiği gibi, 1999 yılı, 600 küsur sene Türk Devleti olarak üç kıtada hakimiyetini sürdüren Osmanlı Devleti’nin 700. kuruluş yıldönümüdür. Bu münasebetle, şu anda 35 küsur devletin eski mirası olan Osmanlı Devleti ile alakalı lehte ve aleyhte çeşitli etkinlikler düzenlendiğini görüyoruz. Amerikan bilim kuruluşları başta olmak üzere, dünya üniversitelerinin ilgili bölümleri […]
